İsmail Aras
Administrator
Üyeyi Alkışla 1954
Çevrimdışı
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 46081
|
 |
« : 18 Ocak 2009 16:11:14 » |
|
51- SÖZLERİNE SADIKTIRLAR :
23- Mü'minlerden öyle erkekler var ki, Allah'a verdikleri sözde durdular. Onlardan kimi adağını yerine getirdi, (şehid oluncaya kadar çarpışacaklarını adamışlardı, çarpıştılar veşehid düstüler), kimi de (şehidlik) beklemektedir; sözlerini asla değiştirmemişlerdir. [33 Ahzab 23]
76- Hayır, kim sözünü yerine getirir ve (günâhtan) korunursa, şüphesiz Allâh da korunanları sever. [3 Al-i İmran 76]
1- Ey inananlar, akitleri(zi) yerine getirin. Size oku(nup açıkla)nacak olanların dışında kalan hayvanlar sizin için helâl kılındı. Yalnız ihrâmda iken avı helâl saymamak şartiyle. Allâh, istediği hükmü verir. [5 Maide 1 ]
20- Onlar, Allâh'ın ahdini yerine getirirler ve andlaşmayı bozmazlar. [13 Ra'd 20]
34 -Yetimin malına yaklaşmayın, ancak erginlik çağına erişinceye kadar en güzel bir tarzda (onun malını kullanıp geliştirebilirsiniz). Ahdi de yerine getirin, çünkü ahd'den sorulacaktır. [17 İsra 34]
8 -Ve o(mü'min)ler emânetlerine ve ahidlerine özen gösterirler. [23 Mu'minun 8]
7 -Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar. [76 İnsan 7]
91- Andlaşma yaptığınız zaman Allâh'ın ahdini tam yerine getirin (verdiğiniz sözü tutun), pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Çünkü Allâh'ı üzerinize kefil (şâhid) yaptınız. Allâh yaptıklarınızı bilir. [16 Nahl 91]
177 -Yüzlerinizi dogu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o(kimsenin iyiliği)dir ki, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inandı; sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan(köle ve esir)lere verdi; namazı kıldı, zekâtı verdi. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmalarını yerine getirenler; sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, iste doğru olanlar onlardır, (Allâh'ın azâbından) korunanlar da onlardır. [2 Bakara 177]
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Seni ârife sordum; dedi: "İrfân Ali'dir"
Seni mümine sordum; dedi: "İmân Ali'dir"
Aklıma sordum seni; dedi: "Şaşkınım, şaşkın"
Aklı divâne eden, senin aşkındır, aşkın
|