22 Mayıs 2012 11:42:11
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
ÇOK ÖNEMLİ
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: ÇOK ÖNEMLİ  (Okunma Sayısı 149 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
mazlum huseyn
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 40
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 633


« : 13 Kasım 2009 22:22:14 »

Çalışmaları ile dikkatimi çeken değerli bir arkadaşım vardı. Her zaman etrafına neşe saçar, problemleri dert etmez, onları büyüt-mezdi. Dünyaya bakış açısı yapıcı ve çok olumluydu. Etrafına bak¬tığında üzülecek konuları değil, ibret alınacak ve dersler çıkarılacak noktaları yakalardı.
Bu kıymetli dostumun bu güzel davranışlarının nasıl oluştuğu¬nu, içindeki bu huzurun ve bu mutluluğun nasıl yeşerdiğini merak ederdim. Çünkü okuduğu kitaplar, çalıştığı yer belliydi. Öylesine lüks bir imkânı yoktu. Hatta evi kirada idi, arabası da yoktu. Çocukları okuyor, zaman zaman da para yetiştiremiyor, sıkıntı çeki¬yordu. Daha da önemlisi yaşlı ve hasta bir annesi vardı. O da gün¬lük bakım istiyordu.
Bunca problemlere rağmen etrafına huzur saçan bir insandı. Ama her şeyin sırrını evini ziyaret edince anlamıştım.
iki çocuk, bir hanım, yaşlı bir anne âdeta o evde bir sevgi yuma¬ğı oluşturmuşlardı.
Akşam eve dönen evin beyi, annesine, eşine ve çocuklarına iltifat¬lar yağdırıyor, onların gönüllerini alıyor, problemlerini dinliyordu.
Eşine: "İçimizde en fedakâr sensin, seninle gurur duyuyorum. Akşama kadar sağa sola koşturuyorsun, hasta anneme bakıyorsun. İki çocuk yetiştiriyorsun. Bütün bunlara rağmen yine en güzel yemekleri yapıyorsun, bize sunuyorsun. Sen olmasan ben ne yapar¬dım?" diyordu.
Annesine ise; "Hastalığın Allah'ın bir lütfu olduğunu, günahları affettirmek için verildiğini, karşılığında ebedi bir gençlik ve ebedi bir cennet alacağını" anlatıyor, ondan dualar istiyordu.
Çocuklarına da iltifatlar edip, onların başarılarını büyütüyor, "Sizi bugün daha iyi buldum. Bu gidişle, okuldaki arkadaşlarınızı geride bırakırsınız." diyordu.
Evin bu huzurunu ise, kıymetli dostum şöyle özetliyordu:
"Allah'ın verdiği o kadar güzel nimetler varken nasıl şikâyet ede¬yim? Bu kadar nimetlerden sonra Allah'tan bir şey istemeye utanı¬rım. Haya ederim.
Bizlere paha biçilmez vücut nimetini verdi. Bizleri insan yaptı. En pahalı organlarla donattı. Kâinatı bize hizmetkâr kıldı. Bütün nimetleri önümüze serdi. Ev, eş, çocuk, anne ve baba nasip etti. Al¬lah'a şükür maaşım var, ay sonunu çıkarıyorum. Daha Allah'tan ne isteyeyim? Bunlar yetmez mi?"
Evde sevgi atmosferinin nasıl oluştuğunu çok iyi anlamıştım.
Unutmayalım ki; Saygısızca konuşmak, aşağılamak ya da kaba davranışlar için¬de olmak...
* Asla "özür dilerim" dememek ya da bunu içten söylememek...
* Onlar orada bulunmadıklarında haklarında olumsuz konuş¬mak, onları eleştirmek ya da şikâyet etmek...
* Söz vermek ama tutmamak...
* Geçmişle yaşamak...
* Hep karamsar bir tablo çizmek...
* Eşlere güvenmemek...
* Başkası tarafından yönlendirilmek...
Aile huzuruna çok zarar verir.
Unutmayalım ki;
* Kabullenmek,
* Anlamak,
* Yakın olmak,
* Sadık olmak,
* Özür dilemek,
* Verdiği sözü tutmak,
* Bağışlamak,
Ailenin huzur kaynağıdır

alıntı
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
HUSEYNİ SEVDA!..
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1706
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7218



« Yanıtla #1 : 14 Kasım 2009 21:53:50 »

Allah razı olsun
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

HÜSEYNİ SEVDA!..
Ateşlere atılırken, İbrahim gibi “Hasbunallahu we ni’mel wekil” zikriyle, Allah’tan başka kimseden yardım istememenin adıdır,
Hüseyni Sevda.
Karanlık denizlerde Hut’un karnında, Yunus gibi sadece Allah’a el açmanın halidir,
Hüseyni Sevda.
Nefsine aldanıp ilah olduğunu savunan Firavun ve ordusunu, denize batıran Musa’nın elindeki asa’dır,
Hüseyni Sevda.
Peygamberlerin hatemi, kainatın efendisi,Allah ’ın habibi
Hz. Muhammed (s.a.v)’ın “Ümmeti! Ümmeti” derken, Mübarek gözlerinden dökülen gözyaşlarından bir damladır,
Hüseyni Sevda.
Kerbela çölünde yalnız… Kerbela çölünde yardımsız…
Kerbela çölünde bikes bırakılan İmam Hüseyin’in; “Heyhat mine zillet!.. İslam için öleceksem, ey kılıçlar alın canımı! feryadıdır.
Dünya hayatına önem vermeyip, kendini kardeşlerine feda etmenin…
İzzet ve şeref ile şehadete kucak açıp,
''Kulli yevmin Aşura kulli erzin kerbela'' diyebilmenin adıdır
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

ÇOK ÖNEMLİ Etiketleri
ÇOK ÖNEMLİ
ÇOK ÖNEMLİ Resimleri
ÇOK ÖNEMLİ Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: