|
mazlum huseyn
|
 |
« : 13 Kasım 2009 22:22:14 » |
|
Çalışmaları ile dikkatimi çeken değerli bir arkadaşım vardı. Her zaman etrafına neşe saçar, problemleri dert etmez, onları büyüt-mezdi. Dünyaya bakış açısı yapıcı ve çok olumluydu. Etrafına bak¬tığında üzülecek konuları değil, ibret alınacak ve dersler çıkarılacak noktaları yakalardı. Bu kıymetli dostumun bu güzel davranışlarının nasıl oluştuğu¬nu, içindeki bu huzurun ve bu mutluluğun nasıl yeşerdiğini merak ederdim. Çünkü okuduğu kitaplar, çalıştığı yer belliydi. Öylesine lüks bir imkânı yoktu. Hatta evi kirada idi, arabası da yoktu. Çocukları okuyor, zaman zaman da para yetiştiremiyor, sıkıntı çeki¬yordu. Daha da önemlisi yaşlı ve hasta bir annesi vardı. O da gün¬lük bakım istiyordu. Bunca problemlere rağmen etrafına huzur saçan bir insandı. Ama her şeyin sırrını evini ziyaret edince anlamıştım. iki çocuk, bir hanım, yaşlı bir anne âdeta o evde bir sevgi yuma¬ğı oluşturmuşlardı. Akşam eve dönen evin beyi, annesine, eşine ve çocuklarına iltifat¬lar yağdırıyor, onların gönüllerini alıyor, problemlerini dinliyordu. Eşine: "İçimizde en fedakâr sensin, seninle gurur duyuyorum. Akşama kadar sağa sola koşturuyorsun, hasta anneme bakıyorsun. İki çocuk yetiştiriyorsun. Bütün bunlara rağmen yine en güzel yemekleri yapıyorsun, bize sunuyorsun. Sen olmasan ben ne yapar¬dım?" diyordu. Annesine ise; "Hastalığın Allah'ın bir lütfu olduğunu, günahları affettirmek için verildiğini, karşılığında ebedi bir gençlik ve ebedi bir cennet alacağını" anlatıyor, ondan dualar istiyordu. Çocuklarına da iltifatlar edip, onların başarılarını büyütüyor, "Sizi bugün daha iyi buldum. Bu gidişle, okuldaki arkadaşlarınızı geride bırakırsınız." diyordu. Evin bu huzurunu ise, kıymetli dostum şöyle özetliyordu: "Allah'ın verdiği o kadar güzel nimetler varken nasıl şikâyet ede¬yim? Bu kadar nimetlerden sonra Allah'tan bir şey istemeye utanı¬rım. Haya ederim. Bizlere paha biçilmez vücut nimetini verdi. Bizleri insan yaptı. En pahalı organlarla donattı. Kâinatı bize hizmetkâr kıldı. Bütün nimetleri önümüze serdi. Ev, eş, çocuk, anne ve baba nasip etti. Al¬lah'a şükür maaşım var, ay sonunu çıkarıyorum. Daha Allah'tan ne isteyeyim? Bunlar yetmez mi?" Evde sevgi atmosferinin nasıl oluştuğunu çok iyi anlamıştım. Unutmayalım ki; Saygısızca konuşmak, aşağılamak ya da kaba davranışlar için¬de olmak... * Asla "özür dilerim" dememek ya da bunu içten söylememek... * Onlar orada bulunmadıklarında haklarında olumsuz konuş¬mak, onları eleştirmek ya da şikâyet etmek... * Söz vermek ama tutmamak... * Geçmişle yaşamak... * Hep karamsar bir tablo çizmek... * Eşlere güvenmemek... * Başkası tarafından yönlendirilmek... Aile huzuruna çok zarar verir. Unutmayalım ki; * Kabullenmek, * Anlamak, * Yakın olmak, * Sadık olmak, * Özür dilemek, * Verdiği sözü tutmak, * Bağışlamak, Ailenin huzur kaynağıdır alıntı
|