22 Mayıs 2012 12:10:52
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumu
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumu  (Okunma Sayısı 242 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HuseyninDivaneleri
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 92
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7080


« : 26 Temmuz 2009 21:30:16 »

Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumu 
 
 
Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumunun yıl, ay ve günü hakkında Ehl-i Sünnet'ten olsun Şia'dan olsun, hadis ve tarih erb­abı arasında ihtilaf vardır. 

24-07-2009
 
 
 

Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumunun yıl, ay ve günü hakkında Ehl-i Sünnet'ten olsun Şia'dan olsun, hadis ve tarih erb­abı arasında ihtilaf vardır. Bazıları Hicretin 4. yılının Şaban ayının üçünde doğduğunu söylemişler; bazıları Şaban'ın beşinde ve bazıları da aynı yılın Cumadel Ula'sının beşinde, diğer bir grup da Hicri 3. yılın Rebiül Evvel ayının sonunda olduğunu söylemişlerdir. Bu görüşü Şeyh Ebu Cafer Tusî (r.a) "Tehzib" adlı eserinde ve Şeyh-i Şehid (Şehid-i Evvel) "Durus" adlı kitabında ve Şeyh Behaî "Tevzih-ul Makasid" adlı kitabında benimsemişlerdir. Bu görüş, Sikat-ul İslam Ku­leynî'nin (r.a) İmam Cafer Sadık'dan (a.s) Hz. Fatıma'nın (s.a) İmam Hasan'ı doğurmasıyla İmam Hüseyin'e hamile olması arasında on günlük ara olduğuna ve doğumları arasında ise altı ay on gün ara olduğuna dair naklettiği rivayetle de muvafıktır.(1)

  Hz. Hasan'ın (a.s) doğumu Bedr yılının, yani hicretin ikinci yılının Ramazan ayının on beşinde vuku bulmuştur. Yine rivayette vardır ki, Hasan ve Hüseyin (aleyhimesselam)ların arasında sadece bir tühr, yani on günlük bir ara vardı ve Hz. Fatıma'nın (s.a) Hz. Hüseyin'e (a.s) hamileliği altı ay idi.

  İbn-i Şehraşub "Menakıb"ında "Envar" kitabından nakletmiştir ki, Allah-u Tebareke ve Teâlâ, Hz. Fatıma'nın (s.a) Hz.Hüseyn'i hamli ve veladeti (doğumu) için Peygamber-i Ekrem'i (s.a.a) müjdeledi ve o Hazret'in katledi­leceğinden dolayı da onu taziyet etti. Hz. Fatıma bundan haberdar oldu ve ona bu durum ağır geldi. Bunun üzerine şu ayet-i kerime nazil oldu:

".Annesi onu istemeyerek kendi vücudunda taşıdı ve iste­meyerek doğurdu; onun gebelik dönemi ve (sütten) kesilmesi otuz ay sürdü."(2)
  Hanımların hamilelik dönemi genellikle dokuz ay olur; Hz. İsa ve Hz. Hüseyin (aleyhimesselam)lardan başka hiçbir çocuk altı aylık olarak dün­yaya gelmemiştir.

Müellif diyor ki:

  "Büyük bir ihtimalle rivayetin aslında "İsa" yerine "Yahya" imiş; çünkü Hz.Yahya (a.s) ve Hz.Hüseyin (a.s) bir çok şeylerde ve mesela analarının onlara hamileliği müddeti hususunda birbirlerine benzemekteydiler. Ama Hz.İsa'nın (a.s) annesi tarafından hamli birçok rivay­etlere göre her bir saat bir ayın bedeli olmak üzere dokuz saat (9 zaman dilimi) idi."

  Şeyh Saduk (r.a) kendi senediyle Abdulmuttallib'in (r.a) kızı Safiyye'den nakletmiştir ki, Hz.Hüseyin dünyaya geldiğinde ben annesinin bakıcısı idim. Hz. Peygamber (s.a.a) "Ey hala, evladımı bana getir." diye buyurdu. Dedim ki, "Ya Resu­lallah, henüz yıkamamışım." Buyurdu ki, "Ey hala, onu tem­izleyecek olan sen misin? Allah onu tertemiz kılmıştır."

  Diğer bir rivayette de nakle­dilmiştir ki: "Hüseyn'i Allah'ın Re­sulü'ne verdi ve Resulullah (s.a.a) kendi dilini onun ağzına bıraktı.

Yine Safiyye şöyle diyor:

 ".Resulullah (s.a.a) onun iki gözünün arasından öpüp bana verdi ama Resulullah (s.a.a) bu halde "Ey yavrucuğum, Allah seni katleden kavme lanet etsin!" di­yerek ağlıyordu.

 Bu sözü üç defa tekrarladı." Ben, "Babam ve anam sana feda olsun, onu kim öldüre­cek?" dedim. Buyurdu ki: "Beni Ümeyye (lanetullahi aleyhim)in soyundan olan bir zalim grup."


  Rivayet edildiğine göre Hz. Resulullah (s.a.a) Hz. Hüseyin'in sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okudu. Yine Hz. Zeyn­-ül Abidin Ali ibn-il Hüseyin'den (a.s) nakledilmiştir ki, "Allah'ın Resulü (s.a.a) Hz.Hüseyin doğduğu gün onun kulağına ezan okudu."Başka bir rivayette de şöyle nakledilmiştir; "Resulullah, Hz. Hüseyin'in doğumunun 7. günü akike (3) olarak iki koyun kesti. Onun bir budunu bir dinar ile birlikte ebesine verdi. Sonra Hz.Hüseyin'in başını tıraş ederek başının tüyünün ağırlığınca gümüş sadaka verdi ve Hz. Hüseyin'in başına bir çeşit güzel koku olan "haluk" sürdü.

  Merhum Saduk (r.a) Hz. İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyur­duğunu nakletmiştir: " Hz. Hüseyin ibn-i Ali (a.s) dünyaya geldiğinde Allah-u Teâlâ Cebrâil'i bin melek ile Resululah'ı (s.a.a) tebrik etmek için onun huzuruna inmek üzere görevlendirdi. Cebrâil inerken bir denizde bulunan bir adaya uğradı. Orada Arş'ı taşıyan meleklerden biri olan "Futrus" isimli melek bulunuyordu. Bu melek, Allah'ın emrettiği bir işi yapmakta ağır davrandığı için (cezalandırılarak) kanatları Allah tarafından kırılmış ve o adaya atılmıştı. Hz.Hüseyin dünyaya geldiğinde, o melek yediyüz seneden beri o adada ibadetle meşgul idi. O, Cebrâil'e "Nereye gidiyorsun?" diye sordu. Cebrâil de "Allah Hz. Mu­hammed'e (s.a.a) bir nimet ver­miştir; ben, Allah Teâla ve kendimden taraf onu tebrik etmek için gönderildim." dedi. O melek "Ey Cebrâil, beni de kendinle birlikte götür; belki Muhammed (s.a.a) bana dua eder." dedi. Ce­b-râil onu da götürdü. Cebrâil (a.s) Peygamber'in (s.a.a) yanına varın­ca ilk önce Allah Teâlâ ve kendisi tarafından o Hazret'i tebrik etti ve sonra Futrus'un durumunu anlattı. Peygamber (s.a.a) buyurdu ki: "Ona söyle ki, kendisini bu yeni bebeğe sürsün ve kendi yerine (Arş'a) dönsün." Futrus kendisini Hüseyin ibn-i Ali'ye (a.s) sürdük­ten sonra (uçup) yücelirken şöyle dedi:

"Ey Resulallah, bil ki senin ümmetin onu öldürecektir ama ben onun yaptığı iyiliği karşılıksız bırakmayacağım, onun (mezarının) ziyaretine gelen her zâirin haberini,  ve ona selam veren her müslümanın selamını mutlaka ona ulaştıracağım. Ona salat gönderen herkesin salatını ona ileteceğim."
Bir başka rivayette de nakle­dilmiştir ki: "Futrus kendi yerine çıkarken şöyle dedi: "Kim benim gibi olabilir!? Ben Ali ve Fatıma oğlu Hüseyin'in ve ceddi Ahmed-ul Haşir'in(4) serbest bıraktığı kim­seyim. Salavatullah-i aleyhim acmein."

  Şeyh Tusî (r.a) "Misbah" adlı kitabında şöyle rivayet etmiştir: "İmam Hasan Askerî'nin (a.s) vekili olan Kasım ibn-i Al­â el- Hamdanî'ye o Hazret'ten taraf gelen cevapta yazılmıştı ki: "Mevlamız Hüseyin ibn-i Ali (a.s) Şaban ayının yirmi üçünde perşembe günü dünyaya gelmiştir. O günü oruç tut ve şu duayı oku: "Ellahumme, es'elüke bihakki haze'l yevm." Bu duada şu cümle yer almıştır ki: "Futrus onun beşiğine sığındı; biz ise on­dan sonra onun kabrine sığınan­lardanız."

  Seyyid ibn-i Tavus "Melhuf" adlı kitabında nakletmiştir ki: "Göklerde Hz. Peygamber'in (s.a.a) yanına inip ona selam ver­meyen ve ona Hz.Hüseyin (a.s) hakkında taziyetini iletmeyen, ona ve türbesine verilen sevabı Pey­gember'e (s.a.a) haber vermeyen hiçbir melek kalmadı. Peygamber (s.a.a) de "Ey Allah'ım, onu yalnız bırakanı sen de yalnız bırak; onu katledeni öldür ve onu kendi mu­rad ve isteğine ulaştırma!" diye dua ediyordu."

  İbn-i Şehr-i Aşub "Menakıb" adlı kitabında şöyle yazıyor: "Hadisde vardır ki: "Cebrâil (a.s) bir gün gökten yere indi ve Hz. Zehra'nın (a.s) uyuduğunu ve Hz. Hüseyin'in de çocukluk adeti üzere üzüntü içinde olduğunu gördü. Bunu gören Cebrâil otu­rup annesi uyanıncaya kadar Hz. Hüseyin'i meşgul etti. Resulullah (s.a.a) Hz. Fatıma'yı bu durumdan haberdar eyledi."                         

  Seyyid Behranî "Medinet-ul Meâciz" adlı kitabında Şercebil ibn-i Ebi Avf'dan şöyle dediğini naklet­miştir: " Hz. Hüseyin (a.s) dün­yaya geldiğinde Firdevs-i A'la meleklerinden bir melek Bahr-i A'zam'a inerek göklerle yerin arasında "Ey Al­lah'ın kulları, hüzün elbiselerini giyinin; üzüntü ve gama bürünün ki Muhammed'in evladı doğranacaktır, zulüm ve kahre uğrayacaktır!" diye feryad etti.


Hz. Hüseyin'in (a.s) Faziletlerinden Örnekler

Burada Hz.İmam Hüseyin'in (a.s) faziletleri ve siretinin sadece az bir bölümüne değinmekle yetineceğiz:

Mevlamız Hz. Hüseyin'in (a.s) faziletleri gün gibi ortadadır. Şerefinin yüceliği güneşi andırır. Her üstünlüğün zirvesi ona aittir; onun büyüklük, fazilet ve yüce mevkisini Şia ve Ehl-i sünnet'ten hiç kimse inkar et­memiştir.

"Aref-el alimune fazleke bi'l ilmi

 Ve kâle'l-cühhal-ü bit-taklidi"   

"Alimler senin üstünlüğünü ilimle öğrenmişler

Cahiller ise taklit üzere itiraf etmişlerdir."

  Şeref ve üstünlük her taraftan onu çevrelemiştir! Güzellik ve büyüklük nişaneleri ondan yağmaktadır. Bu sözümü söylerken hiçbir müslümanın onun hilafını söylemesinden korkmuyorum. Çünkü onun ceddi Muhammed-i Mustafa, babası Ali el Murtaza, ceddesi Haticet-ul Kubra, annesi Fatımat-uz Zehra'dır. Kardeşi Hasan-ül Mücteba, amcası Cafer-ut Tayyar, çocukları pak imamlar, soyu soy­ların seçkini olan Haşimî soyudur. Bütün bu özelliklere sahip olan kimse nasıl böyle olmayabilir?!

"Lekad zaharte felâ tehfa ala ehedin

İlla ala ekmehe lâ yübsir-ul kameren"

"Aşikarsın; kimseye gizli değilsin, ay gibi

Anadan doğma körlerdir göremeyen seni."

  Mevlamız ve imamımız Hz. Mehdi (a.s), Nahiye-yi Mukad­dese'sinden nakledilen ziyaret­namede şöyle tavsif eylemiştir o Hazreti:

"O (Hz. Hüseyin aleyhisselam), ahidlerine vefa edendi, huyları beğenilmiş, keremi apaçık, gece karanlıklarda teheccüd ehli (ibadet için uykudan kalkan), davranışları sağlam ve doğru, ah­lakı üstün, geçmişi azametli, nesep ve soyu yüce, mertebesi yüksek, övgüleri çok, yüz hatları beğenilen, bağışları bol, hilimli, olgun, Allah'a yönelen, cömert, çok bilgin, güçlü, şehit, imam, çok şefkatli ve (münib).
  Sevilen ve düşmanların kalbine korku salan birisi idi. O Resulul­lah (s.a.a) için bir torun ve Kur'an için bir dayanak ve ümmet için destek idi. Allah'a itaat eylemekte pek çaba gösterici, ahd ve misakını koruyan, fasıkların yol­larına sırt çeviren idi. Çabası uğrunda herşeyini feda eyleyen, rükuları ve secdeleri uzun idi; dünyadan ayrılıp gitmek halinde olan birisinin dünyaya meyilsiz olduğu gibi o da dünyaya öyle meyilsiz idi. Dünyadan ürkenlerin gözüyle dünyaya bakardı."(5)

"Kitab-i fezl-i tora ab-i behr kafi nist

Ki ter koni ser-i enguşt-o sefhe beşumari"

"Senin faziletlerinin kitabını sayfalamak için denizin suları yetmez ki,

Parmakların ucunu ıslatıp say­faları sayasın."   

Şeyh Abbas KUMMİ

Kaynaklar:

1- El Kafî, c.1, s.464, et Tehzib, c.6, s.41, ed Durus, el Mezar, s.2, Tevzih-ul Mekasıd, s.6.   

2- Ahkaf/15.

3- Akike: Yeni doğan çocuk için koyun vb. kesip fakirlere dağıtmak. Bu iş şer'an müstehaptır.

4- Haşir, Resulullah'ın (s.a.a) isimlerindendir ve Resulullah'ın (s.a.a) dininde olanların onun peşi sıra haşrolacağı anlamına gelir. 

5- Tuhfet-üz Zâir, s.349


Tebyan
 
 
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
zahra
Tecrübeli
***

Üyeyi Alkışla 26
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 112


LA FETA İLLA ALİ LA SEYFE İLLA ZULFİKAR


Site
« Yanıtla #1 : 30 Kasım 2009 17:27:12 »

allah  sevabına  yazsın
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
fatımanın gül balası
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 105
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 842



« Yanıtla #2 : 01 Aralık 2009 23:38:53 »

allah  sevabına  yazsın
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

Ey Fatima! Beni peygamberlige seçen Allah’a and olsun ki,

Ben cennete girmedikçe diger kimselerin cennete girmesi haramdir
 
Sen benden sonra cennete girecek olan ilk sahissin...

               HZ.PEYGAMBER(S.A.V)
 
HUSEYNİ SEVDA!..
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1706
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7218



« Yanıtla #3 : 17 Aralık 2009 12:15:00 »

sana canlar feda ya huseyn
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

HÜSEYNİ SEVDA!..
Ateşlere atılırken, İbrahim gibi “Hasbunallahu we ni’mel wekil” zikriyle, Allah’tan başka kimseden yardım istememenin adıdır,
Hüseyni Sevda.
Karanlık denizlerde Hut’un karnında, Yunus gibi sadece Allah’a el açmanın halidir,
Hüseyni Sevda.
Nefsine aldanıp ilah olduğunu savunan Firavun ve ordusunu, denize batıran Musa’nın elindeki asa’dır,
Hüseyni Sevda.
Peygamberlerin hatemi, kainatın efendisi,Allah ’ın habibi
Hz. Muhammed (s.a.v)’ın “Ümmeti! Ümmeti” derken, Mübarek gözlerinden dökülen gözyaşlarından bir damladır,
Hüseyni Sevda.
Kerbela çölünde yalnız… Kerbela çölünde yardımsız…
Kerbela çölünde bikes bırakılan İmam Hüseyin’in; “Heyhat mine zillet!.. İslam için öleceksem, ey kılıçlar alın canımı! feryadıdır.
Dünya hayatına önem vermeyip, kendini kardeşlerine feda etmenin…
İzzet ve şeref ile şehadete kucak açıp,
''Kulli yevmin Aşura kulli erzin kerbela'' diyebilmenin adıdır
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumu Etiketleri
Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumu
Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumu Resimleri
Ebu Abdillahil Hüseyn'in (a.s) doğumu Videoları
Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: