zahra
Tecrübeli
 
Üyeyi Alkışla 26
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 112
LA FETA İLLA ALİ LA SEYFE İLLA ZULFİKAR
|
 |
« : 23 Kasım 2009 09:30:00 » |
|
_____________________________________________________
Allahu Taala, "De ki: Sizden ecir olarak ancak yakınlara sevgi istemekteyim"39 buyurmuştur. Bu sevgi, inancımızca, Ehl-i Beyte temessükten ileri bir vücubdur; çünkü Allahü Taala, Ehl-i Beyti sevmeyi emir buyurmakta, insanlan bu emir dolayısiyle, bu sevgiden sorumlu tutmaktadır. Hazret-i Peygamberden de (s.a.v.), onları sevmenin iman alameti, onlara buğzetmenin nifak nişanesi bulunduğu, onlan sevenin, Allah ve Rasulünü seveceği, onlara buğzedenin, Allah ve Rasulüne buğzetmiş olacağı hakkında mütevatir hadisler tahric edilmiştir. Onları sevmek farzdır, İslam dininin zaruri şiarındandır; bu hususta şüpheye, tartışmaya imkan yoktur. Bütün müslümanlar, mezheplerinde, re'ylerinde ayrılık bulunsa bile, bunda ittifak etmişlerdir; ancak azınlık bir fırka, bu hususta öbür müslümanlardan aynlmıştır ve bunlar, Al-i Muhammed'e (s.a.v.) düşman olmuşlar, Ehl-i Beyt düşmanlığı diktikleri cihetle de "Navasıb - düşmanlığı dikenler" diye anılmışlardır; bu yüzden de kesin bir gerçeği inkar etmişlerdir ki namazı, zekatı, şehadet getirseler bile risaleti inkar etmiş sayılırlar ve nifak alametiyle tanınırlar; çünkü arzettiğimiz gibi Ehl-i Beyti sevmek, iman alametidir; onlara buğzetmek ise nifak alameti. Hiç şüphe yok ki, Allah-u Taala, Ehl-i Beyti sevmeyi, sevilmeye layık olduklarından, noksan sıfatlardan 39- Şura, 23. İlahiyyat............................................................. 73 münezzeh bulunan Allahü Taala'ya manevi yakınlıklarından, şirkden, isyanlardan, Allah'in lutfundan, kereminden, razılığından uzak düşmekten, her çeşit kötülükten tamamiyle arınmış bulunduklanndan dolayı kullanna emir buyurmuştur. Yoksa Allahii Taala, isyani mucib olan şeyleri irtikab edeni, yahud O'na, gereği gibi itaat etmeyeni sevmeyi emretmez; bu, tasavvur bile edilemez; çünkü yaratıkların hepsi de, zatina nisbetle kuldur ve ayni kulluk derecesindedir; O, ancak zatindan en ziyade çekinenleri, kendi katında yüceltmiştir; insanlara, sevmelerini emir buyurduğu kişiler, hiç şüphe yok ki insanların, kendisinden en fazla çekinenleridir, katında en üstün derecede bulunanlarıdır, bunlarda bu vasıflar bulunmasaydı, bunlardan başkaları o sevgiye mazhar olmakta daha ileri olsalardı, bunları sevmeyi emir buyurması, abes olurdu. 28- İMAMLAR HAKKINDAKİ İNANCIMIZ _____________________________________________________
İmamlar hakkında aşırı inanç besleyenlerin, yahud hulule inananların inançlarını beslemeyiz; "O söz, onların ağızlarından çıkan ne de büyük bir söz"40; ne de büyük bir küfür. Bizim inancımız şudur: Onlar da bizim gibi insandır; bize emredilenler, onlara da emredilmiştir; bizim nehyedildiğimiz şeylerden, onlar da nehyedilmiştir. Bize olan tebşirde, tenzirde onlar da dahildir Ancak onlar, Allahü Taala'nın yüceltmesiyle, vilayetine mazhar kılmasıyla yüceltilen, lutfa nail olan kullardır. Onlar, bilgi, ------------------------- 40-Kehf, 5. îlahiyyat............................................................. 74 takva, yiğitlik, kerem, temizlik ve bütün üstün huylar, güzel ve övülmesi gereken sıfatlar bakımından, insanlığın en yüce derecelerine ulaşmışlar, bu yüzden de İmamet makaamına yüceltilmişlerdir; hükmetmek, hakim olmak bakımından, Peygamberden (s.a.v.) sonra din ve dünya işlerinde insanların baş vuracakları kişiler olmuşlardır; Kur'an-ı Kerim'in tenzilini, te'vilini, tefsirini, hakkıyla onlar bilirler. Nitekim İmamımız Cafer Sadık (aleyhisselam), "Bizim hakkımızda yaratıklara caiz olan şeyler, bizden size bildirilir de onları anlayamazsanız, onlar hakkında ayak diremeyin, onları inkar etmeyin, bu hususta bize müracaat edin; fakat hakkımızda, yaratıklarda olmasına imkan bulunmayan şeyler nakledilirse reddedin, onlar hakkında bize baş vurmayın" buyurmuşlardır. zahra
|