23 Mayıs 2012 06:09:59
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Hüseyni Kültürde Manevi ve ahlaki faziletler
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Hüseyni Kültürde Manevi ve ahlaki faziletler  (Okunma Sayısı 481 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HuseyninDivaneleri
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 92
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7080


« : 19 Mayıs 2010 20:04:03 »

Zaman kervanı hızla akıp geçiyor. Olaylar yaşanıyor ve bazılar zamanın tozları altında gömülüp gidiyor. Ancak bu olaylardan bazıları zaman sürecinde tarih sayfalarında parlayarak tüm düşünce ve görüşleri fethediyor. Tarih yazan hadiseler geçen her gün, insani düşünce sahasında yeni boyutlar kazanıyor ve tüm sosyal, siyasi ve tarihi gelişmeleri etkisi altına alıyor.
Hicri kameri 61. yılı muharrem ayının onuncu günde yaşanan hadise, bunlardan biridir. Kerbela çölünde imam Hüseyin (sa) ve 72 sahabesinin sergilediği hamaset sadece tarihin belli bir kesitinde yaşanan tarihi bir savaş değildi. Bu büyük hamasetin boyutları öylesine büyüktü ki tüm zaman ve mekan sınırlarını aştı.
İmam Hüseyin'in (sa) hareketini bu şekilde etkili yapan şey, hareketin taşdığı amaçlar, saikler ve en önemlisi içinde tecelli bulan manevi ve ahlaki değerlerdi. Zalimlerle yüz yüze gelme sebeplerini anlatırken imam Hüseyin (sa) üzerinde durulması gereken bir noktaya temas ederek şöyle diyor: Ben iyiliklere ve güzelliklere emretmek ve kötülüklerden ve çirkinliklerden men etmek için kıyam ettim.
Bu açıdan bakıldığında imam Hüseyin (sa) kıyamını ahlaki ve insani değerleri korumak için gerçekleşen bir kıyam şeklinde değerlendirmek mümkün. Bu tespit, o hazreti başlattığı kıyamda yalnız bırakmayanların davranışlarında tek tek göze çarpıyordu. Bu harekette cesaret ve kahramanlıklarla, maneviyat ve ahlakla bütünleşinde hamaset ve irfandan en güzel tabloyu oluşturdu.
Şimdi gelin hep birlikte Kerbela hamasetini yazanların manevi ve ahlaki değerlerinin tecellisini şöyle bir gözden geçirelim.
Gerçekte imam Hüseyin (sa) ve sahabesinin Kerbela kıyamı sırasında sergilediği psikoloji ve izlediği yol, bireysel ve sosyal yaşamda örnek alınması gereken değerli kaynaklardır. Sabır, fedakarlık, yiğitlik, cesaret, Allah rızasını gözetlemek ve O'na tevekkül etmek, imam Hüseyin (sa) hareketinin en güzel mesajlarıdır.
İnsani erdeme ulaşmak için insanların yüce psikolojiye ve iyi özelliklere sahip olması şarttır ve kendini dünya malına satmak gerçekte insani ve manevi değer ve sermayeyi kaybetmektir. Yaşamın engebeli yolunda bazen öyle sahneler yaşanır ki insanlar sadece fani dünya için ve ellerinde bulundurduklarını kaybetmemek uğruna her türlü hakaret ve esarete boyun eğmektedir. Fakat ne var ki hür insanlar asla zillete boyun eğmez.
İmam Hüseyin (sa) bu bağlamda çok güzel bir ifade beyan etmiştir: İzzetle ölmek, zilletle yaşamaktan çok daha onurludur.
Bu anlayış, gerçekte yaşamdan derin ve yüce bir algılamaya sahip olan hür insanlara özgüdür. İmam Hüseyin (sa) ve sahabesi Allah'a itaat etme sayesinde hürriyet ruhuna kavuşmuştu. Hürriyetin tadına ancak Allah'a kulluk duygusunu tüm varlıkları ile hissedebilen insanlar varabilir. Allah'a tevekkül etmek ve O'nu anmak, imam Hüseyin (sa) sahabeleri arasında dalgalanıyordu. Yaşamın zorlukları ve sıkıntılarında sağlam bir dayanağın var olması, insanları azimli ve kararlı kılmakta yardımcı olur. İmam Hüseyin (sa) ve sahabesi o zor ve hiddetli anlarda Allah'ı anmakla huzur buluyordu. Nitekim rivayetlere göre o hazret sık sık Lahavli vela kuvveti illa billah zikrini tekrarlıyordu. Arapça olan bu zikrin anlamı, dünyada yegane yaratandan başka hiç bir gücün etkili olmayacağıdır. Kerbela hamasetini yazanlar sayıları az olmasına karşın varlık kaynağı ile bütünleşmiş olmaları hasebiyle dişine kadar silahla donanmış 30 bin kişilik düşman ordusuna karşı izzet ve onur dolu bir direniş sergilemeyi başardı.
Aşura sabahıydı. Düşman amansız bir taarruz başlatmıştı. İmam Hüseyin (sa) yüce Allah'a olan güvenini şu şekilde ifade etti: Ey yüce Rabbim, sen her türlü zorlukta benim ümidimsin. Gerçekten de benim velim, kitabı nazil eden Allah'tır ve O, tüm salih ve seçkin insanların velisidir.
Aşura günü öğle vakti, sahabelerden biri imama öğle namazı vaktini hatırlatınca imam Hüseyin (sa) göklere baktı ve şöyle buyurdu: Sen bana namaz vaktini hatırlattın, Allah seni namaz kılanlardan ve zikredenlerden kılsın. İmam şöyle devam etti: Düşmandan bir kaç dakikalığına savaştan el çekmelerini isteyin ki namazımızı kılalım.
Allah'ı anmak, Aşura hamasetini yazanların tavır ve düşüncelerinde büyük etkisi vardı. Allah'ı anmanın bir cilvesi, sabırdı. Aşura günü bu muazzam ruhi ve manevi cilve en güzel biçimi ile belirgindi. Gerçekten de imam Hüseyin (sa) ve sahabesinin zamanın en korkunç hadisesine karşı cesur direnişi insanları hayrete düşürüyor. İmam Hüseyin (sa) her fırsatta sahabesini ve hanedan fertlerini sabırlı olmaya davet ediyor ve kendisi ile birlikte olmalarının şartının sabır olduğunu vurguluyordu. O hazret bu hadisede beşikteki evladından tutun ta genç oğlu ve kardeşleri ve en iyi sahabelerini kaybetti, ama diz çökmedi ve her an daha da kararlı bir şekilde emelinin takipçisi oldu.
İmam Hüseyin (sa) ve sahabesi Aşura hamasetinde yiğitlik ve cesaretin en güzel örneğini sundu. Yiğitlik, insanları ahlaki ilkelere, şerefe ve mağdur ve mazlum insanların hakkını korumaya yönlendiren değerli bir özelliktir. Hakka sadık olan kimse, ihanet ve hileden sakınır ve zulüm ve aşağılanmaya boyun eğmez. Kendisi yiğitlik abidesi olan iman Hüseyin (sa), şehit sahabelerinden yiğit olarak söz ediyor.
İmam Hüseyin (sa) hareketinin tarihinde şöyle okumaktayız: İmam Hüseyin (sa) kervanı Küfe yolunda Hür ordusu ile karşılaştı. Hür ordusu imam ve beraberindekilerin yolunu kesti. İmamın sahabelerinden biri, Hür ordusunun sayısının çok az olduğunu ve onları yenmenin mümkün olduğunu söyledi. Lakin imam şöyle karşılık verdi: Ben savaşı başlatan taraf olmayacağım. O hazret bu sözün ardından Hür ordusuna su verilmesini ve atlarının da doyurulmasını emretti.
Bu tarz bir yaklaşım yüce bir mektepte yetişen ve insanların liderliğini üstlenmiş olan büyük bir şahsiyetin kerametini yansıtıyor.
Bu yiğitlik ve mertlik özelliklerinin yanı sıra imam Hüseyin (sa) ve sahabesinin cesareti de Aşura hamasetine ayrı bir manevi güzellik kazandırmıştı. Cesaret demek, insanın zorluklara karşı korkmaması ve güçlü bir yürek taşıması demektir. İmam Hüseyin (sa) ve sahabesinin sergilediği cesaret, tarihin en kalıcı hamasetinin ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Bu insanlar savaş arenasında büyük bir cesaretle adım atarak ölmeyi ve şehadeti kucakladılar. Bu insanlardan her biri düşman ordusundan çok sayıda askeri helak ettikten sonra şehit düştüler.
Düşman ordusundan bir asker imam Hüseyin (sa) sahabesinin cesaretini şöyle anlatıyor:
Onlar kılıca sarıldıkları vakit, adeta birer kükreyen arslan misali, bizim ordumuzu darmadağın ediyordu. eğer onları kendi haline bıraksaydık, bizlerden bir çoğumuzu yok edecekti. Onlar amansız saldırıyor ve adeta ölüme meydan okuyordu.
Vefakarlık, imam Hüseyin (sa) kıyamında en yüce şekli ile tecelli bulan bir başka ahlakli ve insanı değerdi. İmam mübarek yaşamının son gecesinde sahabesini topladı ve onlara kim gitmek istiyorsa gidebileceğini ve ölmekten kurtulabileceğini buyurdu. Ancak imamın hamaset yazan sahabeleri imama sadık kalacaklarını ifade ettiler.
İmamın yakın sahabelerinden Müslüm Bin Avsece, imam Hüseyin'e (sa) vefasını şu şekilde ifade etti: Allah'a andolsun ki seni yalnız bırakmayacağız, ta ki Allah da, Allah Resulü'nün (sav) yokluğunda onun hürmetini senin hakkında riayet ettiğimizi bilsin. Ben eğer bilsem ki öldürüleceğim, daha sonra diriltilip ardından beni yakacaklar ve külümü savuracaklar ve işi 70 kez takrarlayacaklar, yine de asla senden ayrılmam ki, senin hizmetinde ölümü karşılamış olayım. Neden böyle yapmayayım, çünkü ölüm bir keredir ve ardından sonsuz keramet ve sevap beni beklemektedir.
Bu tarz bir muhteşem ahlaki ve manevi sahneler, imam Hüseyin (sa) kıyamının insanları yüceltmekten başka amacı olmadığını gösteriyor. Bu yol, hak yolunda ve Allah'a marifet duygusu ile izlenmesi gereken yoldur.
İmam Hüseyin (sa) düşman ordusunun karşısına geçtiğinde, vaazlarında ve savaş arenasında hiç bir zaman ahlaki ilke ve değerlerinden taviz vermedi. Nitekim düşman ordusunun susuzluğunu görünce hepsini son askere kadar sudan doyurdu ve yine bir başka yerde büyük bir cesaretle yaşamının son anına kadar savaşa devam etti. İmamın bu esnekliği ve yine kesin kararlılığı, o hazretin yüce bir hedefi düşündüğünü ve derin bir basirete sahip olduğunu gösteriyor.
Gerçekten de Hüseyin Bin Ali'nin (sa) yolunda canını feda ettiği şey, insanlığı kurtarmak ve dini değerleri ihya etmekti. İşte bu yüzden Kerbela hamaseti imam Hüseyin (sa) ve sahabesinin şehadeti ile son bulmadı, bilakis adalet ve hakikat peşinde olan beşeriyetin tüm kuşaklarını kucakladı.
Biz de yüce Allah'tan Hüseyni hamasetin tüm ahlaki ve manevi mesajlarını idrak etmemize yardımcı olmasını niyaz ediyoruz
irib
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
kerbela şahidi
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 1129
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7232


SELAM OLSUN SANA YA HÜSEYİN


« Yanıtla #1 : 15 Ağustos 2010 20:10:14 »

Allah razı olsun
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

Hüseyni Kültürde Manevi ve ahlaki faziletler Etiketleri
Hüseyni Kültürde Manevi ve ahlaki faziletler
Hüseyni Kültürde Manevi ve ahlaki faziletler Resimleri
Hüseyni Kültürde Manevi ve ahlaki faziletler Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: