23 Mayıs 2012 18:54:30
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Hz. peygamber’in oniki halifesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Hz. peygamber’in oniki halifesi  (Okunma Sayısı 269 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İsmail Aras
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1954
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 46081



« : 29 Mayıs 2010 22:59:22 »

Hz. peygamber’in oniki halifesi
Hz.Peygamber (s.a.a)'in Hadislerinde İmamların  Sayısı:

Ehl-i Sünnet alimleri, Müsned ve Sahihlerinde imamların oniki kişi olduğuna dair Hz. Peygamber (s.a.a)’den bir çok hadis kaydetmişlerdir. Biz bu konuyla ilgili Sihah-i Sitte, Müsnedler ve Ehl-i Sünnet’in diğer muteber kitaplarında incelemeye çalışacağız:

1- Müslim Sahih’inde, Cabir ibn-i Semure’den şöyle nakletmiştir: Babam Semure bana Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletti: “İslam dini kıyamete kadar devamedecek ve benden sonra Kureyş’ten 12 halife sizin üzerinize veli olacaktır.”

Aynı kitapta diğer bir rivayette de Resulullah'ın (s.a.a) sözüne “İnsanların durumu böyle devam edecek...” diye başlamadığı nakledilmiştir. Bir başka hadiste ise “On iki halifeye kadar...” tabiri geçmektedir.

Ebu Davud’un Sünen’inde ise şöyle geçmiştir: “Sizlere on iki kişi hilafet ettiği sürece...”1

Sahih-i Buhari'’de, Cabir’in Resulullah (s.a.a)tan şöyle duyduğu nakledilir: “Onlar on iki emir ve hükmedenlerdir” Resulullah’ın (s.a.a) daha sonra ne buyurduğunu anlayamadım. Babamdan Resulullah’ın (s.a.a) ne buyurduğunu sorduğumda “Onların hepsi Kureyş’tendir” diye buyurdu dedi.

Buhari aynı konuyu başka bir rivayette şöyle nakletmektedir: “Resulullah’ın (s.a.a) buyurduğu öteki cümleyi duyamadım, dolayısıyla babamdan Resullah’ın (s.a.a) ne buyurduğunu sordum, babam da “onların hepsi Kureyş’tendir” buyurdu” diye cevap verdi.2

Buhari başka bir hadiste bu hadise ek olarak Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu naklediyor: “Düşmanların kini onlara zarar vermez.3

2- Buhari Resulullah’tan (s.a.a) şöyle naklediyor: “Kureyş’ten olan on iki kişi bu ümmetin halifesi olduğu sürece ümmetin durumu güçlü üzere ve iyilik olur, düşmanlarına galip gelir. Bu halifelerden sonra ümmet kargaşa ve fitnelere düşer.”4

3- Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Bu ümmetin Kureyş’ten olan on iki önderi vardır. Ylnız bırakıp, yardım etmemek onlara zarar vermez.”5

4- Bir başka hadiste bu konu şu şekilde nakledilmiştir: “Bu ümmetin üzerine on iki kişinin velayeti olduğu sürece durumları böylece ilerler.”6

5- Enes Resulullah’tan (s.a.a) şöyle rivayet ediyor: “Kureyş’ten olan on iki kişinin bu ümmete velayeti devam ettiği sürece İslam dini sabit kalır. Bunlardan sonra dünya ve insanların hali perişan ve altüst olur.”7

6- Yukarıdaki hadis farklı bir senetle şöyle nakledilmiştir: “Kureyş’ten olan 12 halifenin velayeti olduğu sürece bu ümmetin durumu aydınlık olur, şan ve şöhreti de dünyaya yayılır.”8

7- Ehl-i Sünnet alimlerinden olan olan Ahmed b. Hanbel, Hakim ve diğer bazıları Mesruk’tan şöyle naklediyorlar: “Bir akşam Abdullah b. Mes’ud’un yanında oturmuş Kur’an öğreniyorduk. O sırada biri şu soruyu sordu: Ey Ebu Abdurrahman! Resulullah’tan (s.a.a) bu ümmetin halifelerinin kaç kişi olacağını sordunuz mu?

İbn-i Mes’ud şöyle dedi: Irak’a geldiğimden beri hiç kimse bana böyle bir soru sormamıştı! Evet bu konuyu Resulullah’tan (s.a.a) sordum, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Onlar Ben-i İsrail’in emin kişileri kadardırlar.” Yani on iki kişidirler.9 

8- Diğer bir hadiste İbn-i Mes’ud Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu naklediyor: “Benim halifelerim Musa’nın (a.s) ashabının sayısı kadardır.”10

İbn-i Kesir bu hadisin devamında şöyle yazıyor: “Bu hadis aynen Abdullah b. Ömer, Huzeyfe ve İbn-i Abbas kanalıyla da nakledilmiştir.”*

Yukarıda geçen hadislerden, İslam ümmetinin imamlarının oniki kişi ve hepsinin de Kureyş’ten olduğu anlaşılmaktadır.

Hz. Emir-ul Muminin Ali (a.s) bu imamların Kureyş’in hangi boyundan olduğu hususla ilgili olarak buyurmuştur.

“İmamların Kureyş’ten olmalarından maksat Kureyşin Haşimoğulları boyundan olmalarıdır. Çünkü diğer boyların imam olmaya liyakatları yoktur.”11

Yine İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Evet! İslam dininin saptırılmaması, Allah’ın delil ve burhanlarının unutulmaması için yeryüzü Allah’ın hücceti ve Allah’ın hükümlerini ayakta tutanlardan boş kalmaz. İster Kaim ve Allah’ın hücceti insanlar arasında olsun ister düşmanların şerrinden korunmak için gözlerden uzak olsun.”12

İbn-i Kesir, Ehl-i Kitab’ın elinde bulunan Tevrat’ta şöyle yazıldığını belirtir:13

“Allah Teala Hz. İbrahim’i (a.s) Hz. İsmail ile müjdeledi. Allah Teala İsmail’e bereket vereceği, onun soyunu çoğaltacağı ve torunlarından on ikisine büyüklük ve azemet bağışlayacağı haberiyle Hz. İbrahim’i (a.s) sevindirdi.”

Daha sonra İbn-i Kesir bu konuya ilişkin İbn-i Teymiyye’nin şu sözlerini ekliyor: “Hz. İbrahim’e müjdesi verilenler Cabir ibn-i Semure’nin hadisinde sözkonusu edilen kimselerdir. Allah Teala kıyamet günü gelmeden önce onların geleceğini ve İslam ümmetin’den olacaklarını takdir etmiştir.”

Hadislerin Özeti

Sözkonusu hadislerden özet olarak şu sonuçlara varırız:

1- Sayısı oniki olan İmamlar birbiriardınca imamet makamına ulaşacaklardır.

2- Oniki imamdan sonra dünya son bulacak ve kıyamet kopacaktır.

Birinci hadis (İslam dini kıyamete kadar sürecek... ) İslam dininin kiyamete kadar süreceğini ve imamların sayısının da oniki olacağını açıkça bildirmektedir.

Beşinci hadiste (Kureyş’ten olan on iki kişinin bu ümmete velayeti devam ettiği sürece İslam dini sabit kalır...) dünyanın ömrü ile oniki imamın hilafeti arasında bir bağlantının olduğu vurgulanmaktadır. Çünkü onların vefatıyla dünya ve dünyadakilerin hayatı sona erecektir.

Sekizinci hadisten onların sayısının Hz. Musa’nın (a.s) ashabının sayısı kadar olduğu anlaşılmaktadır. Bu hadis net bir şekilde Resulullah’ın (s.a.a) oniki imam dışında halifesinin olmadığını açıklamaktadır.

Bu hadisler Resulullah’ın (s.a.a) halifelerinin oniki kişi olduğunu, onlardan sonra ise dünya hayatının son bulacağını belirtiyor, ayrıca iceriği bu derecede belirgin olmayan hadisleri de açığa kavuşturur niteliktedir. Buna göre bu imamlardan birinin ömrünün diğer insanlardan çok daha uzun olması gerekmektedir. Bu ise Resulullahın (s.a.a) 12. halifesi Hz. Mehdi’de (a.s) gerçekleşmiştir.

Oniki Halife Kimlerdir?!

Bazı Ehl-i Sünnet alimleri Resulullah’ın (s.a.a) oniki halifesini belirlemede büyük bir hayret ve şaşkınlığa düşerek onları mekteblerinin onayladığı şekilde kendi liderlerine tatbik etmeye çalışmışlardır. Ama hiçbirinin delili Resulullah’ın (s.a.a) hadisiyle bağdaşmadığı gibi sonradan gelenlerin de kendi görüşlerini ispatlayabilmek için öncekilerin delillerini reddetmeye çalıştıklarını görmekteyiz. Şimdi onların sözlerine bakalım: İbn-i Arabî, Sahih-i Tirmizi’nin şerhinde şöyle yazıyor: “Biz Resulullah’tan (s.a.a) sonra hilafeti üstlenen kimselerden aşağıda isimleri zikredilen oniki kişiyi saymaktayız:

Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Muaviye, Yezid, Muaviye b. Yezid, Mervan, Abdulmelik b. Mervan, Velid, Süleyman, Ömer b. Abdulaziz, Yezid b. Abdulmelik, Mervan b. Muhammed ve Seffah...”

İbn-i Arabi kendi zamanına kadar gelen yirmiyedi Abbasi halifesini saydıktan sonra birbiri ardınca gelen Onikisi’nin Resulullah’ın (s.a.a)  belirlediği halifeler olarak kabul edersek sonuncusu Süleyman Emevidir. Ama Resulullah’ın (s.a.a) gerçek hilafetinin ölçülerini sadece 5 kişi taşımıştır. Onlar da ilk dört halife ve Ömer b. Abdulazizdir” diyor ve şöyle devam ediyor: “Ben bu hadisin anlamını çıkaramadım”14

Ehl-i Sünnet alimlerinden olan Kadı Ayaz, hilafete ulaşanlar “Resulullah’ın (s.a.a) hadisinde belirlenen sayıdan fazladır diyenlere şöyle cevap veriyor: “Bu yanlış bir görüştür, çünkü Resulullah (s.a.a) 12 kişiden başkası hilafete ulaşmaz diye bir şey buyurmamıştır, öyleyse diğerlerinin de halife olmasının hiç bir sakıncası yoktur.”15

Bu hadisle ilgili olarak Ehl-i Sünnet’in büyük alimlerinden olan Suyuti şöyle diyor: “Resulullah’ın (s.a.a) amacı, oniki halifenin birbiri ardınca olmasada İslam var olduğu sürece yani kıyamete kadar gelecekleri ve doğru yola hidayet edeceklerini bildirmektir.16

Feth-ul Bâri’de şöyle geçiyor: “Bunlardan ilk dört halife, hilafete ulaşmışlardır. Diğerleriyse kıyamet kopmadan önce bu makama ulaşacakdır.”17

İbn-i Cevzi şöyle yazıyor: “Resulullah’ın (s.a.a) hadisinde sözkonus edilen Oniki halifeden sonra gercekleşecek fitne ve kargaşadan amaç kıyamet alemetleri sayılan Deccal fitnesi ve sonraki fitnelerdir.18

Suyuti Resulullah’ın (s.a.a) hadisini şöyle açıklıyor: “Resulullah’ın (s.a.a) Oniki halifesinden şimdiye kadar şu sekizi gelmiştir: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Muaviye, Abdullah b. Zübeyr ve Ömer b. Abdulaziz. Bunlara Abbasi halifelerinden Mehdi’yi ekleyebilirz. Zira o da Emevi halifelerinden Ömer b. Abdulaziz gibiydi. Onuncu olarak adaletiyle tanınan Tahir-i Abbasiyi sayabiliriz. Geriye kalan ve gelmesi beklenilen son ikisi*  Ehl-i Beyt’ten olan Mehdi’dir.19

Nevevi, Sahih-i Müslim’e yazdığı acıklamada c.12, s.202 ve 203, İbn-i Hacer Feth-ul Bari’de, c.16, s.338 ve 341, Suyutiyse Tarih-ul Hulefa’da, (s.10) alimlerin bu hadisle ilgili görüşlerini şöyle kaydetmişlerdir: “Oniki halifeden maksat, hükümetleri döneminde İslam’ın saygın, hilafet makamının güçlü olduğu ve hilafetleri bütün halk tarafından desteklenen kimselerdir.”

Beyhaki şöyle yazıyor: “Abdulmelik b. Mervanın torunu olan, Velid b. Yezid’in zamanına kadar gelen halifeler sayı ve özellik yönünden Resulullah’ın (s.a.a) hadisine tatbik edilir, niteliktedirler. yani uygundurlar. Velid’den sonra şiddetli karışıklar ve kargaşalar ortaya çıktı. Daha sonra Abbasiler hükümeti ele geçirdiler. Resulullah’ın (s.a.a) hadisinde geçen özellikler dikkate alınmaz veya sözkonusu fitne ve kargaşalardan sonra halife olanlar da sayılırsa o zaman onların sayısı on iki kişiden fazla olacaktır.20

Bazıları şöyle yazıyorlar: “Ümmet tarafından hepsinin kabul gören halifeler şunlardır: İlk üç halife, Sıffın savaşında hakemiyyet olayı öncesine kadar Hz. Ali (a.s) bu olaydan sonra ise Muaviye kendisini halife olarak ilan etti. İmam Hasan (a.s)ın Muaviye ile yapmış olduğu sulhdan sonra ümmet Muaviye’nin hilafetinde icma etmişlerdir. Muaviye’den sonra da Yezid’in hilafetinde ümmet biraraya gelmiştir. İmam Hüseyn (a.s) ise hilafetinde icma gercekleşmeden önce şehid edilmiştir. Yezid’den sonra hilafet konusunda ihtilaf çıktı. Bu ihtilaflar sonucu Abdullah b. Zübeyr öldürüldükten sonra ümmet Abdulmelik b. Mervan’ın hilafetinde ittifak ettiler. Abdulmelik’ten sonra biri diğerinin peşinden dört oğlu Velid, Süleyman, Yezid ve Hişam hilafete ulaştılar ve ümmet bunlarda icma etti. Süleyman ile Yezid’in arasında Ömer b. Abdulaziz hilafete ulaştı. Bunların Onikincisi hilafet dört yıl süren Abdulmelik’in torunu Velid b. Yezid’dir. Bunda da ümmetin icması vardır.21

İbn-i Hacer bu görüşü en iyi yorum olarak nitelemektedir. İbn-i Kesir ise şöyle yazıyor: “Bence Beyhaki ve alimlerden bazılarının öne sürdüğü görüş (Oniki halife, Abdulmelik’in fasık torunu Velid b. Yezid’in zamanına kadar birbirinin ardından gelen halifelerdir) doğru değildir. Çünkü Velid b. Yezid’in hükümetine kadar gelen halifeler her durumda on iki kişiden fazladırlar. Çünkü dört halife Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali konusunda hiç bir şüphe yoktur... Ali’den sonra oğlu Hasan, İmamın sözüyle hilafete geçti. Irak milleti de ona biat etti... Daha sonra Muaviye ile uzlaştı ve Muaviye halife oldu. Muaviye’den sonra oğlu Yezid b. Muaviye, Muaviye b. Yezid, Mervan b. Hakem, Abdulmelik b. Mervan, Velid b. Abdulmelik, Süleyman b. Abdulmelik, Ömer b. Abdulaziz, Yezid b. Abdulmelik ve Hişam b. Abdulmelik hilafete geçtiler. Buraya kadar halifelerin sayısı onbeşe varıyor. Hişam’dan sonra Velid b. Yezid b. Abdulmelik halife oldu. Abdulmelik’ten önce hilafete ulaşan Zübeyr’in oğlunu da sayarsak onaltı kişi olurlar. Her halukârda Ömer b. Abdulaziz’e kadar hilafete geçenlerin sayısı onikidir. Dolayısıyla Yezid b. Muaviye Resulullah’ın (s.a.a) oniki halifesinden sayılırken Ömer b. Abdulazizi, bütün alimlerin onu övmesi ve Hulefa-i Raşidin’den bir derecede addetmesi ve halkın hepsinin onu adil bilmesine rağmen bu zümreden çıkarmamız gerekiyor!

İbn-i Kesir sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Eğer Beyhaki’nin görüşüne göre Resulullah’ın (s.a.a) hadisinin kapsamına girmenin ölçüsü müslümanların hilafetlerinde icma ve ittifak etmeleri ise, bu durumda Ali b. Ebi Talib ve oğlu Hasan’ı bu zümreden çıkarmak gerekecektir. Çünkü Şamlılar, onlara biat etmediler.”

İbn-i Kesir şöyle devam ediyor: “Alimlerin bazıları Muaviye, Yezid ve Yezid’in oğlu Muaviye b. Yezid’i bu zümreden saymışlardır, ama Mervan ve Zübeyr’in oğlu hususunda icma olmadığı için bu zümreden saymamışlardır. Buna göre sadece aşağıda adı geçen halifeler bu zümrede yer almış olurlar: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Muaviye, Yezid, Abdulmelik b. Mervan, Velid b. Süleyman, Ömer b. Abdulaziz, Yezid, ve Hişam. Bunların sayılarının tamamı On’dur. Bunlardan sonra Abdulmelik’in torunu Velid b. Yezid’dir. Bu yoruma göre Ehl-i sünnet ve Şia alimlerinin görüşlerine karşı çıkılarak Ali ve oğlu Hasan’ı bu zümreden saymamak gerekiyor.22

İbn-i Cevzi, Keşf-ul Müşkil adlı kitabında Resulullah’ın (s.a.a) hadisiyle ilgili olarak iki tahlil nakletmiştir:

1- “Resulullah (s.a.a), sahabesinden sonra gelecek olan halifeleri belirlemek için bu hadisi buyurmuştur. Çünkü sahabenin hükümeti Resulullah’ın (s.a.a) hükümetinin devamıdır. Bundan dolayı bu hadis sahabenin hilafet döneminden sonra gelen halifelere yani Beni Ümeyye halifelerine işaret etmektedir.

Beni Ümeyye halifeleri Yezid b. Muaviye’den başlayıp Mervan b. Himar’da son bulmuştur. Toplam sayıları onüçtür. Osman, Muaviye ve Abdullah b. Zübeyr sahabeden oldukları için bunların arasında yer almamışlardır. Mervan b. Hakem’in sahabe olup olmadığı şüphelidir. Ayrıca Mervan, ümmet Abdullah b. Zübeyr’de icma ettikten sonra zorla hilafeti ele geçirdi. Onu bu Onüç halifenin arasından çıkardığımızda Resulullah’ın hadisinde geçtiği gibi geriye oniki halife kalmaktadır.23

2- İbn-i Cevzi bu hadisi açıklamak için ikinci yolu Eb-ul Hasan el Munadi’nin Mehdi-i Mev’ud hakkında yazdığı kitabın 2. cildinde nakletmiştir: “Söz konusu hadiste Mehdi’den (a.s) sonra ahir-uz zamanda hükümete gelecek olan halifelere değinmiş olabilir. Çünkü ben Danyal nebi’nin kitabında bu konuyla ilgili olarak şunları okudum: “Mehdi’den (a.s) sonra Sıbt-i Ekber’in (İmam Hasan a.s) ve Sıbt-i Esğer’in (İmam Hüseyin a.s) her birinin soyundan beş kişi hilafete ulaşacaklardır. Sıbt-i Esğer’in son torunu, hilafeti Sibt-i Ekber’in torunlarından birine bırakacak, ondan sonra da onun oğlu hilafete geçecektir. Böylece onlardan tam oniki kişi halife olacak ve hepsi Mehdi olarak tanınacaklardır.” İbn-i Munadi sözlerine şöyle devam ediyor: “Başka bir rivayette ise Mehdi’den (a.s) sonra oniki tane daha halife olacaktır. Bunlardan altısı İmam Hasan’ın (a.s) beşi ise İmam Hüseyn’in (a.s) soyundandır. Onikincinin ise diğerleriyle hiç bir yakınlığı yoktur. Ondan sonra dünya bozulacaktır.24

İbn-i Hacer-i Heysemi Savaik adlı eserinde bu hadisi şöyle tenkid ediyor: “Bu rivayet zayıf ve itibarsızdır.25

Ehl-i Sünnet alimlerinden bir grup da şöyle diyor: “Resulullah’ın (s.a.a) bu hadiste kendisinden sonra şaşırtıcı olaylardan haber vermekte olduğunu sanıyoruz. Bu olaylar sonucunda halk kendi birliğini kaybedecek ve her grup aynı zamanda yaşayan oniki halifenin bayrağının altında toplanacaktır. Oniki halife hadisini dikkatlice incelediğimizde Resulullah’ın (s.a.a) yapılacak hiç bir önemli işten bahsetmediğini görürürüz. Eğer bunlar ayrı zamanlarda gelecek olsalardı yapacakları işler sözkonusu edilirdi, ama görüyoruz ki bunlara değinilmemektedir. Biz bu husustan oniki halifenin aynı zamanda hilafete ulaşacakları ve herbirinin belirli bölgede hükümdarlık yapacağı sonucuna varıyoruz...”26

Yine diyorlar ki: “Bu halifeler hicri beşinci asırda bir araya toplanmışlardır. Çünkü sadece Endülüs civarında altı kişi hilafet iddiasında bulunmuştur. Ayrıca Mısır hükümdarı, Bağdad halifesi, Ali (a.s) torunları ve haricilerden bazıları aynı dönemde hilafet iddiasında bulunmuşlardır.”27

İbn-i Hacer bu görüşe karşılık, “Bu sözü söyleyen kimsenin Buhari’nin özet hadisi dışında bu hadisin farklı tabirlerini görmediği ortaya çıkmaktadır”28  diyerek reddetmektedir.

Müslümanların Veliyy-i Emrini Resulullah (s.a.a) Tayin ediyor.

Yukarıda geçen ve yine sözkonusu etmediğimiz bir çok hadiste Ehl-i Beyt’ten oniki kişinin İslam ümmetine İmam olacakları açıkça belirtilmiştir.

Bazı hadislerde ise Resulullah (s.a.a) halifelerinin isimlerini birer birer açıklamıştır. Bu hadislerden bir kısmını kaydetmeye çalışacağız.
Şekva (şikayet) Hadisi
Birinci Şikayet

Müsned-i Ahmed, Hasais-i Nesai, Müstedrek-i Hakim ve diğer kitaplarda sahabeden olan Bureyde’den şöyle bir hadis naklolunmaktadır: “Resulullah (s.a.a) Yemen’e bir görev için iki grup gönderdi. Ali’yi (a.s) birinin ve Halid b. Velid’i ise diğer grubun komutanılığına seçerek şöyle buyurdu: “Gruplar birleştiğinde Ali (a.s) hepinizin komutanıdır. Ayrıldığı zaman ise herkes kendi grupunun komutanıdır.” Biz yolumuzda Yemen ehlinden olan Ben-i Zeydi’yle karşılaştık, onlarla savaştık. Müslümanlar zafere ulaşarak kadın ve çocukları da esir aldılar. Ali (a.s) esirlerden birini kendine aldı. Halid b. Velid bu olayı benim vasıtamla Resulullah’a (s.a.a) ulaştırmak istedi. Halid’in mektubunu Resulullah’a takim ettim. Mektup Resulullah’a (s.a.a) okunduğunda öfkelendiği açıkça yüzünden belliydi. Ben şöyle dedim: Resulullah’ın (s.a.a) gazabından Allah’a (c.c) sığınırım. Siz bize bu adamın emrinden çıkmamamızı emretmiştiniz. Ben de sizin emrinize itaat ettim. Bunun üzerine Resulullah: “Ali’yi kötülemeyin o bendendir ben de ondamın . O benden sonra sizin Veliyy-i Emrinizdir.” buyurdu.29

Diğer bir rivayette bu hadisin devamı şöyle naklolunmuştur: “Resulullah’ın (s.a.a) sözlerini duyduktan sonra şöyle dedim: “Ya Resulellah eski muaşeretimiz hürmetine verin elinizi, size ve İslam’a yeniden biat edeyim. Bir çok ısrardan sonra yeniden Resulullah’a (s.a.a) İslam üzerine biat ettim.”30

Aynı olay Sahih-i Tirmizi, Müsned-i Ahmed, Müsned-i Tayalisi ve diğer kaynaklarda İmran b. Hasin’den şöyle naklolunmaktadır: “Yemen savaşında Resulullah’ın (s.a.a) ashabından dördü, Resulullah’ı (s.a.a) gördüklerinde Ali’yi (a.s) şikayet edeceklerine dair karar aldılar. Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna vardılar, onlardan biri ayağa kalkarak Resulullah’a hitaben şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resulu (s.a.a), Ali b. Ebu Talib şöyle yapmıştır!

Resulullah (s.a.a) bu sözü duyduğunda ondan yüz çevirdi, ikinci, üçüncü ve dördüncü adam da ayağa kalkıp aynı sözleri tekrar ettiler. Resulullah ise (s.a.a) her defasında onlardan yüz çeviriyordu. Daha sonra öfkesi yüzünden okunduğu halde onlara döndü ve şöyle dedi: “Ali’den ne istiyorsunuz?! Ali’den ne istiyorsunuz?! Ali’den ne istiyorsunuz?! Ali bendendir, ben de ondanım, Ali bendendir, ben de ondanım ve O benden sonra müminlerin velisidir.”31
İkinci Şikayet

Üsd-ul Gabe, Mecma-uz Zavaid ve diğer kaynaklarda Veheb b. Hamza’dan şöyle nakledilmiştir: “Bir kez Ali’yle (a.s) birlikte Medine’den Mekke’ye gittik. Bu seferde Ali’nin bazı davranışları hoşuma gitmedi. Dolayısıyla Medine’ye döndüğümüzde kendisini Resulullah’a (s.a.a) şikayet edeceğime dair uyardım. Medine’ye döndüğümüzde Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna varıp gördüklerimi bir bir anlattım. Resulullah (s.a.a) buyurdu ki: “Onun hakkında öyle konuşmayın benden sonra sizin velinizdir.”32

Şikayetler ne zaman yapılmıştır?

Tarihçiler ve Resulullah (s.a.a) siresini yazanlar, İmam Ali’nin (a.s) iki defa Yemen’e gittiğini kaydetmişlerdir. Ama ben İmam Ali’nin (a.s) üç kez gittiği kanısındayım. Bunu ictihad ve İslam hükümlerin kaynaklarıyla ilgili bahsimizde açıklayacağız. Her halukârda İmam Ali’nin (a.s) Yemen’e son yolculuğu hicretin onuncu yılında (Veda haccı yılında) gerçekleşmiştir. Ali (a.s) Terviye gününden önce Mekke’de Resulullah’a ulaştı. Eğer İmam Ali (a.s) hakkında iki kez Resulullah’a (s.a.a) şikayet edilmişse biri Hicretin onuncu yılından önce Medine’de ve diğeri ise Hicretin onuncu yılında terviye gününden önce Mekke’de olması gerekiyor.

Gadir-i Hum olayı ve İmam Ali’nin (a.s) Mekke’de Resulullah’a (s.a.a) şikayet edilmesinin aynı yıla rastlamasından dolayı Ehl-i Sünnet alimlerinden bazılarının Gadir-i Hum olayının şikayetler sonucunda ortaya çıktığı sonucuna varmasına neden olmuştur. Bu görüş doğru değildir ve bu iki olay arasında hiç bir bağlantı yoktur. Çünkü Gadir-i Hum olayı binlerce müslümanların hacdan memleketlerine dönerken Cühfe’de gerçekleşmiştir. O büyük törende bu şikayetlerden hiç söz edilmemiştir. Ama şikayet olayı Mekke’de sınırlı bir kaç kişinin huzurunda vuku bulmuş ve Resulullah (s.a.a) hemen o anda şikayetlerin cevabını vermiştir.
“Diğer Rivayetler”

Konuyla ilgili zamanı belli olmayan başka rivayetler de vardır, örnek olarak İbn-i Abbas Resulullah’ın (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurduğunu naklediyor: “Sen ben’den sonra her müminin velisisin.”33

İmam Ali’nin (a.s) rivayet ettiği hadis ise şöyledir: “Resulullah (s.a.a) bana şöyle buyurdu: “Sen benden sonra müminlerin velisisin.”34

Haskani, İbn-i Abbas ve Cabir’den şöyle naklediyor: “Allah Teala Resulullah’a (s.a.a) Ali’yi (a.s) kendi halifesi olarak tanıtmasını emretti. Resulullah (s.a.a) halkın dedi kodu ederek; “Bak amcasının oğlunu sevdiği için onu seçti” demesinden korkuyordu. Onun için Allah Teala bu vahyi indirdi: “Ey Peygamber! Bildir sana Rabbinden indirilen emri ve eğer bu tebliği ifa etmezsen onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah seni insanlardan korur. Şüphe yok ki Allah kafir olan kavmi hidayet etmez”.

Bu vahiy’den sonra Resulullah (s.a.a) Gadir’i Hum gününde Ali’nin (a.s) halifeliğini ilan etti.35

Haskani, Mirac hadisinde İbn-i Abbas’tan şöyle naklediyor: “Allah Teala Mirac gecesinde Resulullah’a (s.a.a) şöyle buyurdu: “Gönderdiğim peygamberlerin içinde hiç biri vezirsiz değildir.” Şimdi de sen benim peygamberim, Ali de senin vezirindir.”

İbn-i Abbas bu hadisin devamında şöyle diyor: Halk cahiliyye döneminden yeni ayrıldığı ve hala o dönemin etkisinde oldukları için, Resulullah (s.a.a) böylesine önemli bir konuyu bu insanlara nasıl ileteceğini düşünüyordu. Bu durum Zilhicce ayının onsekizine kadar devam etti. O gün Allah Teala Resulüne şöyle buyurdu: “Ey Peygamber! Allah’tan sana indirileni tebliğ et...” Bu yüzden Resulullah (s.a.a) o gün şöyle konuştu: “Ey millet! Allah Teala bir konuyu tebliğ etmemi bana emretmiştir. Ama sizin beni yalanlamanızdan endişe edip onun tebliğini geciktiriyordum. Sonunda Allah Teala bir ayetle beni, verilen emri yerine getirmeye mecbur etti.”36

Diğer bir hadiste Haskani Abdullah b. Evfa’dan şöyle rivayet ediyor: Gadir-i Hum gününde Resulullah’ın (s.a.a) tebliğ ayetini okuduğunu duydum. Bu ayeti okuduktan sonra Ali’nin iki elini ta koltuk altlarının beyazı görünür bir halde kaldırarak şöyle buyurdu: “Ey halk, bilin ki ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır...”37

Vahidî, Suyuti ve diğerleri Ebu Said-i Hudri’den Tebliğ ayetinin Hz. Ali’nin (a.s) hakkında nazil olduğunu nakletmişlerdir.38

Suyuti’nin tefsirinde İbn-i Mes’ud’dan şöyle naklolunmuştur: “Biz Resulullah’ın (s.a.a) zamanında bu ayeti şu şekil okuyorduk: “Ey peygamber! Allah tarafından sana indirilen emri -ki Ali müminlerin mevlasıdır- tebliğ et. Eğer tebliğ etmezsen risalet görevini yerine getirmemiş olursun.”39

İbn-i Mesud’un amacı şudur: “Onlar Resulullah (s.a.a) zamanında ayetin nuzul sebebi ve anlamı açığa kavuşsun diye böyle okuyorlardı.

Dipnotlar:

1- Sahih-i Müslim, c.6, s.3 ve 4, Bab-u En-nasu Tebeun li Kureyş. Sahih-i Buhari, c.4, s.165 kitab-ul ahkam. Sünen-ut Tirmizi, Bab-u Ma Câe fil Hulefa Min Ebvab-il Fiten. Sünen-i Ebu Davud, c.6, s.106, Kitab-ul Mehdi. Müsned-ut Tayalisi, h.s.767 ve 1278. Müsned-i Ahmed, c.5, s.86,90,92,101,106,108. Kenz-ul Ummal, c.13, s.26 ve 27. Hilyet-ul Ebu Nuaym Evliya, c.4, s.333.
2- Feth-ul Bari, c.16, s.338. Müstedrek-us Sahihayn, c.3, s.617.
3- Feth-ul Bari, c.16, s.338.
4- Müntehab-ul Kenz, c.5, s.321. Tarih-u İbn-i Kesir, c.6, s.249.
5- Kenz-ul Ummal, c.13, s.27 ve Müntehab-ul Kenz, c.5, s.312.
6- Sahih-i Müslim, Nevevi Şerhiyle beraber, c.12, s.202. es Savaik-ul Muhrika, s.18. Tarih-ul Hulefa, s.10.
7- Kenz-ul Ummal, c.13, s.27.
8- Kenz-ul Ummal, c.13, s.27, İbn-i Neccar’dan.
9- Müsned-i Ahmed, c.1, s.398 ve 406. Zehebi’nin telhis ettiği Müstedrek-ul Hakim, c.4, s.501. Feth-ul Bari, -özet olarak-, c.16, s.339. Mecma-uz Zevaid, c.5, s.190. es Savaik-ul Muhrika, s.12. Tarih-ul Hulefa, s.10. el- Cami-us Sağir lis Suyuti, c.1, s.75. Kenz-ul Ummal, c.13, s.27. Şu iki hadisi İbn-i Kesir, Tarih’inde, Bab-u Zikr-il Eimmet-il İsna aşer ellezine Kulluhum Min Kureyş, c.6, s.248 ve 250,de nakletmiştir.
*“İsariloğulların’dan 12 emin kişi göndermiştik” (Maide/12)
10- İbn-i Kesir, c.6, s.248. Kenz-ul Ummal, c.13, s.27. Şevahid-ut Tenzil, c.1, s.4551, hadis: 626.
* İbn-i Kesir’in, İbn-i Abbas kanalıyla nakledilen hadisten maksadı, Hakim-i Haskani’nin İbn-i Abbas’tan naklettiği hadis olabilir.
11- Nehc-ul Belağa, Hutbe. No: 242.
12- Yenabi-ul Mevedde, fi Bab-il Mia, s.323. İhya-u Ulum-ud Din lil Gazali, c.1, s.54, Hilyet-ul Evliya, c.1, s.80, özet olarak.
13- Bu müjde Tekvin sıfrı, sayı/17 (18-20) de mevcuttur.
14- İbn-i Arabi’nin Sünen-i Tirmizi’ye yazdığı açıklama, c.9, s.88 ve 69.
15- Şerh-un Nevevi ala Müslim, c.12, s.201 ve 202. Feth-ul Bari, c.16, s.339.
16- Tarih-ul Hulefâ, s.12.
17- Feth-ul Bari, c.16, s.321. Tarih-ul Hulefâ, s.12.
18- Feth-ul Bari, c.16, s.321. Tarih-ul Hulefâ, s.12.
Binaen aleyh, Ehl-i Sünnet’e göre gelmesi beklenen iki halife olması gerekir, ki bu ikisinden biri Mehdi’dir. Oysaki Ehl-i Beyt mektebine göre sadece beklenen bir halife vardır ve o da İmam Mehdi’dir.
19- Tarih-ul Hulefa, s.12.
20- Bunları İbn-i Kesir Tarih’inde c.6, s.249 da Beyhaki’den naklediyor.
21- Tarih-ul Hulefa s.11, Savaik s.19 ve Feth-ul Bari c.16, s.341.
22- İbn-i Kesir’in Tarih-i c.6, s.249 ve 250.
23- Feth-ul Bari c.16, s.340 de İbn-i Cevzi’nin Keşf-ul Müşkil adlı kitabından nakletmiştir.
24- Feth-ul Bari c.16, s.341.
25- es Sevaik-ul Muhrika s.19
26- Feth-ul Bari c.16, s.338.
27- Feth-ul Bari c.16, s.339 ve Şerh-un Nevevi, c.12, s.202.
28- Feth-ul Bari, c.16, s.338.
29- Müsned-i Ahmed c.5, s.356, Hasais-un Nesai, s.24, Müstedrek-us Sahihayn, c.3, s.110, Kenz-ul Ummal, c.12, s.207.
30- Müsned-i Ahmed, c.5, s.350 ve 361.
31 - Sünen-i Tirmizi, c.13, s.165. Bab-u Menakib-i Ali b. Eb-i Talib, Müsned-i Ahmed, c.4, s.437, Müstedrek-ul Hakim, c.3, s.110.
32- Üsd-ul Gabe, c.5, s.94 ve Mecma-uz Zevaid, c.9, s.109.
33- Müsned-ut Tayalisi, c.11, s.360, H. No: 2752 ve Er Riyaz-un Nezire, c.2, s.203.
34- Kenz-ul Ummal, c.15, s.114 ve c.12, s.22. Tarih-u Bağdad lil Hatib, c.4, s.239.
35- Şevahid-ut Tenzil, c.1, s.192, H. No: 249.
36- Şevahid-ut Tenzil, c.1, s.192 ve 193.
37- Haskani, c.1, s.190.
38- Esbab-un Nuzul, s.135 ve ed Durr-ul Mensur, c.2, s.298.
39- Ed Durr-ul Mensur, c.2, s.298.
ehlibeytmektebi.com
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

Seni ârife sordum; dedi: "İrfân Ali'dir"

Seni mümine sordum; dedi: "İmân Ali'dir"

Aklıma sordum seni; dedi: "Şaşkınım, şaşkın"

Aklı divâne eden, senin aşkındır, aşkın
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

Hz. peygamber’in oniki halifesi Etiketleri
Hz. peygamber’in oniki halifesi
Hz. peygamber’in oniki halifesi Resimleri
Hz. peygamber’in oniki halifesi Videoları
Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: