İsmail Aras
Administrator
Üyeyi Alkışla 1954
Çevrimdışı
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 46081
|
 |
« : 18 Mayıs 2010 06:22:51 » |
|
Tarih boyunca çeşitli hükümetler bir takım muhalefetler ve eleştirilerle karşı karşıya kaldığı bilinmektedir. Kuşkusuz muhalefetlerin mahiyeti ve muhaliflerin yaklaşım tarzı her zaman aynı olmamıştır. Bu arada imam Ali'nin (sa) örnek İslami hükümet olarak bir kaç yıllık iktidarını ve kendisinin muhaliflere karşı tutumunu incelemek bu konuya ışık tutacağı kesindir. Ancak bu irdelemeyi yaparken imam Ali (sa) dönemindeki toplumun ve insanların durumunun günümüz toplumuna göre çok daha farklı olduğu unutulmamalıdır. Buna karşın imam Ali'nin (sa) muhalif ve saldırgan kesimlere karşı davranış ilkeleri tüm hükümetler için öğrenmeleri gereken ilginç dersler içermektedir. Hükümetlere muhalefet eden bir kesim vardır ki sadece eleştiri ile yetinir ve şiddet baş vurmaz. Ancak öyle bir kesim de vardır ki eleştiri sınırını aşarak hakimiyete karşı düşmanlık gütmeye ve silahlı mücadeleye yönelir ve hükümeti devirmek ister. İmam Ali (sa) muhaliflerin özelliklerini sürekli gözetliyor ve eleştiri yapan kesimlere karşı uygun davranıyordu. O hazret eleştiri yapanları karşılıklı tartışmalarla ikna edmeye ve hak yoluna hidayete etmeye çalışıyordu. Fakat bir kesim de vardı ki imam Ali (sa) ile muhalefet yolunda kılıca sırıldı ve imamın hükümetine karşı ayaklandı ve bu yüzden onların savaş yanlısı tutumu imam Ali'yi (sa) de onlara karşı sert davranmaya zorladı. Genelde ilahi evliyalar ve liderler savaşa, saldırgan düşmana karşı son seçenek olarak baş vurur. Hani bazı insanlar hakkı kabul etmeye karşı isyan eden veya hak hükümetini devirmek için silaha sarılır, işte o zaman onlara karşı savaşmaktan başka çare kalmaz ve bu da gerçekte toplum bireylerinin hak ve can ve malını korumak için yapılır. İmam Ali (sa) hükümeti ile muhalefetler, o hazret adalet yaymak ve ayrımcılıkla mücadeleyi hükümetinin ana gündemi ve Allah resulünün (sav) sünneti olarak kabul ettiği andan itibaren başladı. İmam Ali (sa) adalettalep bir liderdi ve güç ve iktidarın başına geçmeye gönüllü değildi. Ancak hükümeti kabul etmesi için halk tarafından baskı altına alınınca o hazret halk için bu sorumluluğu üstlenmek zorunda kaldı. İmam iktidarın başına geçince bu sorumluluğu kabul etmenin sebebini zayıfların hakkını güçlülerden geri almak ve adaleti sağlamak olduğunu açıkladı. Gerçekte adaleti tam yerine getirmek ve zalimlerle mücadele etmek, imam Ali'ye (sa) karşı bir çok muhalefetin ana sebebiydi, nitekim geçmişte haksız yere bir takım sosyal ve ekonomik imtiyazlara kavuşan Allah resulünün bazı sahabeleri bile imam Ali'nin (sa) hükümet yöntemini kendi çıkarlarına aykırı buldular. Bu arada Talhe ve Zubeyr, geçmiş halifelerin döneminde beytulmaldan haksız kazanç sağlayarak büyük servetler biriktiren ve önemli mevkilere atanmayı bekleyen zümredendi. Ancak imam Ali (sa) açısından servet hiç bir şekilde bir imtiyaz veya üstünlük sayılmıyordu. Bu yüzden onlar imam Ali'nin (sa) adaletini görünce muhalefet etmeye başladılar. Gerçi bu ikili imam Ali (sa) ile biat etmişti, lakin daha sonra imam aleyhinde bir ordu kurdular. Bunlar tarihte misakı kıranlar anlamına gelen Nekesin olarak ün yapmıştır. Bu zümre imam Ali (sa) taraftarlarından bazılarını şehit ettiler. Buna karşın imam bir takım elçiler ve mektup ve nasihat içerikli sözlerle onları hidayete erdirmeye ve savaşın çıkmasını önlemeye çalıştı. Hatta onlar imam Ali (sa) ordusunun karşısında yer alıp imamın askerlerine doğru ok fırlatmaya başlayınca bile imam savaşın başlamasına emir vermedi. Ancak imamın isteğinin dışında düşman ordusu saldırıya geçince imam da zorunlu olarak savaşa izin verdi. Bu savaşta Cemel ordusu ağır hezimete uğradı. İmam Ali (sa) Cemel savaşından sağ kurtulanları affetti ve onlara iyi davrandı. Muhalefetin liderlerinden Mervan Bin Hekem savaştan sonra arkadaşlarına şöyle konuştu: Biz Ali'ye boşuna zulmettik ve boşuna onunla biatimizi kırdık. Ama o biza galip gelince Allah resulünden sonra hiç kimseyi ondan daha büyük ve daha cömert göremedim. İmam Ali'nin (sa) bir başka güçlü düşmanı Ebu Sufyan'ın oğlu Muaviye idi. Muaviye yıllarca Şam valiliğini yaptı ve bu topraklarda zulüm ve adaletsizlikle hükmetti. Hükümeti adalet ve eşitlik ilkesine dayanan imam Ali (sa) Muaviye gibi birinin imamın adına Şam'da iktidar olmasını kabul edemezdi. Bu yüzden imam Muaviye'den görevinden çekilmesini istedi. Ancak Muaviye de kendini İslam topraklarına hükmetmeye layık görüyordu ve bu yüzden türlü mazeretler uydurarak Şam yönetiminden çekilmedi. İmam Ali'nin (sa) sözleri ve elçileri Muaviye'yi etkileyemedi ve sonunda iş savaşa kadar uzandı. Sıffeyn savaşı başlamadan imam Ali (sa) hala meselenin savaşsız ve kansız halledilmesi için çaba harcıyordu, ancak Muaviye savaştan kesin galip ayrılacağını ve müslümanların başına geçeceğini düşündüğü için savaşın başlamasını istedi. Sonunda Sıffeyn savaşı başladı ve Muaviye ordusu yenilginin eşiğine geldi. ancak Muaviye'nin veziri ve danışmanı Amro Bin As bir hile düşünerek imam Ali (sa) ordusundan bazılarını kandırmayı başardı ve meselenin çözümü iki tarafın belirleyeceği temsilcilere bırakıldı. Hekemiyet olarak adlandırılan bu haraket, yine Amro Bin As'ın hilesi ile Muaviye'nin lehine tamamlandı. Ancak adaletsizlik ve hilelere boyun eğmeyen imam Ali (sa) Muaviye ordusunun yenilmesi ve onu iktidardan uzaklaştırmak için çabalarını sürdürdü. Havaric, imam Ali (sa) düşmanlarından bir başka gruptur ve bundan önce anlatılan iki gruptan farklıdır. Havaric, imam Ali (sa) ordusunda savaşan ancak kandırılan bir grup saf insandı. Bunlar imam Ali'ye (sa) Sıffeyn savaşında hekemiyeti kabul etmesi için baskı uyguladılar, fakat hekemiyetin sonucu açıklanınca yaptıklarından pişman olup tevbe ettiler. Havaric büyük bir küstahlık sergileyerek imam Ali'den (sa) da tevbe etmesini istediler, lakin o hazret kendisini haklı bildiği ve her hangi bir günah işlemediğinden emin olduğu için havaric'in bu isteğini kabul etmedi ve bu yüzden ordusunda bulunan 12 bin kişi o hazretin muhalifi oldu ve tarihte havaric olarak ün yaptı.
Havaric'in çok bağnaz inançları vardı. Onlar insanları bir tek günah işlemekle kafir olacağına inanırdı. Havaric imam Ali'ye karşı muhalefette de çok küstahtı ve o hazrete ihanet ediyor veya cemaat namazını veya konuşmalarını aksatarak ihlal ediyordu. Bu yüzden imam Ali'nin (sa) yakınları çok kez havaric ile savaşmayı talep etti, ancak imam bu işten kaçınıyordu. İmamın bu cahil kesime karşı tedbiri onları aydınlatmak ve hidayete erdirmekti. İmam Ali (sa) havaric'e şöyle buyurmuştu: Şunu bilin ki bizlerle birlikte olduğunuz sürece sizi üç şeyden mahrum bırakmam: Birincisi Allah'ı anmak için camiye gelmezini engellemem, İkincisi beytulmaldan maaşınızı kesmen ve üçüncüsü silaha sarılmadığınız müddetçe sizinle savaşmam. Havaric'in tüm bağnazlıkları ve aşırı davranışlarına karşın imam Ali (sa) çok kez onlarla oturum düzenleyip tartıştı veya bir çok kişiyi onlarla artışmak için gönderdi ve sonunda bu akımdan 8 bin kişi müzakerelerin ardından hakikat yolunu buldu ve imam Ali (sa) safına geri döndü. Havaricin geri kalan kısmı ise sonunda silahlı eyleme kalkınşıt. İmam Ali (sa) de halkın canını korumak için bu kesimle savaşmak zorunda kaldı ve sonuçta bu cahil insanları ağır bir hezimete uğrattı. Evet imam Ali (sa) yönteminde savaş her zaman son seçenekti ve ancak karşı taraf başlatınca imam tarafından başlama emri veriliyordu. İmam hatta savaşlarda ordusuna ahlaki ve insani kuralları unutmamalarını ve yaralıları öldürmek, sivilleri saldırmak, düşmana karşı suyu kapatmak, evlere zarar vermek gibi konulardan sakınmalarını emrederdi. Gerçi imam Ali (sa) sonunda havaric'den birinin eli ile şehit edildi, ancak o hazretin düşmanlara karşı tutumu, hükümetinde izlediği diğer tedbirler gibi tüm hükümetlere örnek olmuştur
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Seni ârife sordum; dedi: "İrfân Ali'dir"
Seni mümine sordum; dedi: "İmân Ali'dir"
Aklıma sordum seni; dedi: "Şaşkınım, şaşkın"
Aklı divâne eden, senin aşkındır, aşkın
|