24 Mayıs 2012 03:50:25
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
İnsanlığın yüce sembolü Hz. Fatıma sa
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: İnsanlığın yüce sembolü Hz. Fatıma sa  (Okunma Sayısı 153 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HuseyninDivaneleri
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 92
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7080


« : 19 Mayıs 2010 20:34:38 »

Bu yazımızda peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav)‘in sevgili kızı, Allah Resulünün ümmü'l Ebiha'sı Fatıma (sa)'ın yüce kişiliğini ve insanlara örnek olacak özelliklerini değerlendirmeye çalışacağız.
İnsan fert ve toplum olarak mutlu, müreffeh, adaletli ve hür yaşamak için kendi bilincinde olmalı ve evren'in şartlarını yani sünnetullah'ı iyi okumalıdır.
Yani iç yönetmen olan akıl ve vicdanıyla dış yönetmen olan vahy kitabının öğretilerini benimsemelidir.
Allah'ın kâmil insan olarak tanımladığı insanlar, ilahi peygamberlerdir. Özellikle Hatem'ul-Enbiya Hz. Muhammed (sav.) ve Ehlibeyt'i mükerremesi kamil insanlar olarak beşeri topluma nur ve aydınlık saçmaktadırlar. Kuranı kerim açısında peygamber efendimiz ve ehli beyti bu özelliklere sahiptirler.
Kamil insan'ın anlamı, bütün zati ve öz güç ve potansiyellerini fiili duruma geçirmiş olması ve somutlaştırmış olması, akli ve vahy öğretilerini kullanarak Allah'a yakınlaşma doğrultusunda ilerlemesi, ilahi ve taali mertebeye ulaşmış olması, Esmaullah'ın tam bir abidesine dönüşmüş olması ve Hilafetullah hakkını kazanmış olmasıdır. Böyle özelliklere sahip insan yaradılış hedefi ve felsefesinin bilincine vardığı ve ilahi kemal yolunu tam olarak kat ettiği için bütün insanlığa ve beşeri topluma en iyi ideal örnek olabilir.
İslam'ın irfani maarifinde kadın ve erkek olsun insanlar için dört manevi sefer ve seyru-süluk belirlenmiştir. Bunlar; halk'tan hakka sefer, haktan hakka doğru sefer, haktan halka ve sonra halktan hakka sefer olarak tanımlanmıştır.
İlk seyri- süluk ve sefer "halk'tan hakka" seferdir. Bu sefer "enfüsi" ve "afaki" ayetlerin bilincinde yapılır. Bu uzun seferin başlangıcı olduğu için hak kaynağından doğrudan bir yardım ve kılavuzluk ulaştırılmaz. Bu yüzden hak ile batıl unsurları bir birine karıştırılabilir. İnsan da şüphe ve tereddütlere tutsak olabilir. İnsan ilk merhaledeki seferinde enfüsi ve afaki ayetler ve işaretlerin yardımıyla hak yolunda ilerlemeye başlar.
İkinci merhaledeki "Hak'tan hakka doğru sefer" gibi sefer ve yolculukta, insan daima hakla yoldaş olma imkânını kazanır. Bu sefer sırasında Allah'ın öz varlığı kavranıp idrak edilir. Hak tâala'nın yardımıyla Allah'ın sıfatları tespit edilip özümsenir. İnsan'ın hak Tâala hakkında edindiği bilgiler ve tanımlar bizzat kendisinin yardımıyla elde edilir.
İnsan'ın manevi seferinin 3. merhalesinde yani "haktan halka ve sonra hakka sefer" de, insan ilahi kemallerle bütünleştiği, müteal ve yücelik mertebesine ulaştığı için genel bir görev ve yükümlülük olarak halka geri döner ve insanların hakkı tanıma ve ona bağlanma kılavuzu olur.
İnsan'ın 4.merhalesindeki sefer, yani "Halktan hakka sefer" de söz konusu kâmil insan hakkın yardımıyla halkı hakka çağırır ve onların ilerleyip yükselişe geçmelerini sağlamaya çalışır. Bu yüzden böyle bir insana mükemmel ve kâmil insan denir. Çünkü hem kendisi kemale ermiş olup hem de başkalarını kemale doğu hidayet etmeye çalışıyor. Elbette 4. merhalede hidayet ve kılavuzluk, yol gösterme olarak değil yardım etme ve irtibat sağlama biçiminde olur.
Kuranı Kerim açısından kâmil insan, Masum insan olarak da anılır. Çünkü masum insan özünü hakla bütünleştirmiş ve ilimle amel açısından asla batıla yol vermeyen kimseye dönüşmüştür. Bu yüzden her türlü hata ve günah, yanlıştan uzak biri olup sadece hakkı görür ve hakka yönelir. Böylece çeşitli derecelerdeki ismet ve algılama gücünü kazanıp ilahi mesajın vahyine ve tebliğine mahzar olur. Masum ve ismet sahibi insan böyle bir nefsi siyanet ve paklık üzerine en mükemmel Usveyi Hasane ve en gözde örnek insan'a dönüşür. Böyle bir insan'ın sözleri, davranış biçimi adalet, hakkaniyet ve kemal ile bütünleştiği için halkın kendi düşünce, davranış biçimi, söz ve yönelişlerini belirlemede hüccet ve en iyi kıstas sayılır.
Hz. Fatıma (sa), Kuranı Kerim'in belirlediği kamil ve masum insandır. Nitekim Allah Taala Ahzap suresinin 33. ayetinde" Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister" diye buyuruyor. Bu nedenle masumiyeti ve ismeti uyarınca Hz. Fatıma sa. Allah tarafından insanlara usvey-e hasane olarak tanıtılıyor. Bu yüzden Müslüman ve mümin insanlar hz. Fatıma sa'in söz ve davranışlarını ve siyerini kendilerine örnek seçmeli ve mutlu hayat yaşamaları için o yüce zatı bir hüccet olarak kabul etmeleridir.
Fatıma... Fatma'dır. Çünkü nesiller boyu kadınlar arasında tek ve en yüce bir örnektir. Fatıma sa'in, eşi ve benzeri yoktur. Hz Fatma'nın şeref ve yüce değeri peygamber efendimizin şeref ve değerini çağrıştırıyor. Hz. Fatıma'yla kimse kıyaslanamaz. Çünkü onun yüce makamına kimse ulaşamaz. Hz. Fatıma'nın bütün siyeri, söz ve davranışlarıyla huy ve ahlakı en mükemmel özellikleri yansıtır. Peygamber efendimiz hz. Muhammed de eşrefi mahlukat ve en ulvi ve yüce zattır. Onun eşi ve benzeri yoktur. Elbette peygamber efendimiz ile yüce Ehli Beyt'i can ve nefs açısından bir bütündür ve nuru Muhammedi'nin yansımalarıdır. Nitekim Allah Kuran'ı Kerimin Mubahele ayetinde bu gerçeği açıkça beyan buyurmuştur.
Hz Fatıma sa Resulullah sav'nin ciğer paresi ve sevgili kızı, İmam Ali bin Ebu Talib'ın eşi ve yoldaşı, Hz. Muhammed (sav.) nezdinde en değerli insandı. Nitekim peygamber efendimiz buyuruyor ki; kızım Fatıma'yı hoşnut eden Allah'ı hoşnut eder ve Fatıma'yı öfkelendiren Allah'ı öfkelendirmiş olur.
Bir çok müfessir, hadis alimleri ve raviler bir çok ayeti şerifin Hz. Fatıma hakkında indirildiğini belirtmektedirler. Bunlardan biri Allah'ın "Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma" diye buyurduğu İsra suresinin 26. ayeti şerifidir. Bu ayetin indirilmesinin ardından Resulullah Hz. Muhammed sav. kızı Fatıma'yı çağırıp Fedek'i ona hediye etti.
Müfessirlere göre, Allah'ın Mubahele ayeti olan Ali-İmran suresinin 61. ayeti de Hz. Fatıma hakkında indirilmiştir. Bu ayeti şerifte Allah şöyle buyuruyor:
" Artık sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakkında seninle 'çekişip-tartışmalara girişirlerse' de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah'ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım."
İşte bu ilahi vahiy üzerine peygamber efendimiz Hz. Fatıma sa'i Necran Nasranîleriyle Mübahele yapmak için refakatine alıp götürdü.
Hz Fatıma sa'in özel ve üstün şahsiyetini ispatlayan ayeti şerife ise Ahzab suresinin 33. ayetidir. Allah bu ayeti şerifte Ehl-i Beyit'i Resulullah'ı ismet sahibi olarak nitelendiriyor: nitekim Allah bu ayeti şerife de şöyle buyuruyor; " Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister."
Müfessirler ve hadis ilmine sahip âlimlere göre, İbrahim suresinin 24. ayeti " Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir." ..... ve ..... Rahman suresinin 19. ayeti " Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi."....ve....İnsan suresinin 5 ila 22. ayetleri " Ehl-i Beyti resulullah ve özellikle hz. Fatıma hakkında indirilmiştir.
Allah Enfal suresinin 41. Ayetinde "Bilin ki, 'ganimet olarak ele geçirdiğiniz' şeylerin beşte biri, muhakkak Allah'ın, Resûlün, yakınların, yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur..." .....ve....İsra suresinin 26. ayeti " Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp- savurma." .....ve Rum suresinin 38. ayeti "Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır."...... Ayetleri hz. Fatma'nın halkın mal ve mülkü üzerinde hak sahibi kılındığını yansıtıyor. Bu yüzden hz. Fatma'nın salahiyeti peygamber efendimizinki gibidir. Allah peygamberi sav'yi halkın mal ve canına Veli ve vasi kılmıştır. İşte Hz. Muhammed sav'in halkın malı ve canı üzerindeki tasarruf hakkından dolayı, Allah'ın emri üzerine peygamber sav, Fedek bağını kızı Hz. Fatma'nın tapulu mülkiyetine devretti.
Hz. Fatıma sa'yı kendimize bir hidayet ve kılavuz olarak seçebilmek için, o yüce zat'ın faziletleri ve kerametlerine vakıf olmalıyız. Çünkü bazı faziletler ve kerametler kazanılabilen faziletlerdir. Bizler de çaba harcayarak bu faziletleri elde edebiliriz. Fakat bazı faziletler hz. Fatıma'nın öz varlığıyla bütünleşmiş ve kendine özgü faziletlerdir ve bizler asla onlara ulaşamayız.
Hz Fatıma sa'in İhlas'ı bizlerin de elde edebileceğimiz kazanımlardan biridir. Allah cc. insan suresinin 8. ve 9. ayetlerinde "Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler..."Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür" diye Hz. Fatıma sa'i ihlasından dolayı övüp takdir ediyor.
İlahi faziletlere ulaşmanın temel faktörlerinden biri de ihlaslı olmaktır. Bu yüzden Allah Kuran'ı kerimde amel de ihlaslı olmayı çok önemli bir davranış biçimi kılmıştır.
S
İnsan'ın rabbinden korkması " Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler."..."Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz." /İnsan 8. ve 10. ayeti/ , kıyamet günü ve acıklı ilahi azaptan korkma "Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar...."Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz." /insan suresinin 7. ve 10. ayetleri/ , Allah'a ubudiyetin simgesi olmak "Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar." /insan suresi -6. ayeti/ , adak yapma ahdine vefa etme "Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar."..."Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür." /İnsan suresi- 7. ve 9. ayetleri/ , Allah'a dostluk ve sevgi besleme "Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler." /İnsan- 8. ayeti/ , Allah'ı zikir ehli olma " Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun." /Nahl suresi- 43. ayeti/ hayır işler yapanlar ve Ebrarlar safında olanlar "Şüphesiz ki iyiler-Ebrar-, karışımı kafur olan bir kadehten içerler."..."Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler." /5. ve 8. ayetleri/ , ihtiyaç sahipleri ve yoksulları doyurma uğuruna bizzat aç kalma "Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler." / İnsan-8. ayeti/ , Allah'ın Kuran'ı kerimde Hz. Fatıma için öngördüğü faziletler ve kerametlerdir. İşte bütün insanlar ve Müslümanlar hz. Fatıma sa'e uyarak bu faziletleri kazanabilirler.
Hz. Fatıma sa'in Ehl-i Beyt'ten olması, hz. Muhammed sav'ın yakını ve kızı olması, pak muvahhit bir neslden gelmesi "Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir."/ İbrahim suresi-24. ayeti/ Mübahele ehli olması, masum ve ismet sahibi olması/ hz. Fatıma sa'in iradesi dışında ve İradetullah'a ait özelliklerdir. Bu üstün faziletler başka insanlar tarafından kazanılamaz. Fakat her kes hz. Fatıma sa'ya uyarak bakara suresinin 3. ayetinde vurgulandığı gibi "Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler." Temelinde Allah'a yakınlaşma ve ulvileşme- Evliyaullah olma- sürecini tamamlayıp genel masumiyet ve ismet makamına ulaşabilir ve kâmil insan olma yolunda ilerleyebilirler.
Kuran'ı kerimin bakara suresinin 37. ayeti uyarınca Hz. Adem as hz. Fatıma sa. dahil Nuru Muhammedi'nin şefaatine sığınarak tövbe etti ve tövbesi kabul edildi. Nitekim Allah bu konuda şöyle buyuruyor: "Derken Adem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun üzerine (Allah da) tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri kabul edendir, esirgeyendir."
Bu nedenle biz Müslümanlar da Hz. Fatıma'nın şefaatine sığınarak Allah'ın hoşnutluğunu ve mağfiretini kazanabiliriz.
Hz. Fatıma sa. ilahi emirlere mutlak bir şekilde uyarak eşsiz faziletler kazandı. Bütün inanmış insanlarda Allah'ın Emir ve Nahy'lerine itaat ederek benzer faziletler ve kerametleri elde edebilirler. Hz. Fatıma eşsiz ilahi makam ve mevkiye sahiptir. Fakat onun bir çok özelliklerini özümsememiz ve uygulamaya çalışmamız mümkündür.
Hz Fatıma sa'in en önemli özelliklerinden biri; Tevhidi mücadelede sevgili babası Hz. Muhammed sav'ye yoldaş ve yar olması, sevgili eşi İmam Ali as'ın hak mücadelesinde ona destek olması, İmam Hasan as., İmam Hüseyin as., Hz. Zeyneb (sa.) gibi her türlü zulme, tüm zalimlere, fesat ve nifak'a karşı açık ve kararlı bir mücadele veren evlatlar yetiştirmesiydi. Hz Fatıma sa asla haksızlığa boyun eğmedi ve hakkı asla batıl'a feda etmedi. Nitekim Hz. Fatıma sa'in 7 temel eksenden oluşan meşhur hutbesi, bu ilahi ve yüce kadının özel ve gözde kişiliğini ortaya koyuyor.
İffet ve takva abidesi hz. Fatıma sa. başörtüsünü başına örtüp cilbab'ını takarak kalabalığın hazır bulunduğu camiye girer. İlkin Tevhid nidasını haykırıp; "Şehadet ederim ki, Allah'tan başka bir ilah yoktur; tektir; ortağı yoktur; o Allah ki, Tevhit kelimesinin te'vilini (esas ve özünü) İhlas kılmıştır ve kalplere ona bağlılığı yerleştirmiştir ve aklın kavrayabilmesi için tevhid düşüncesini aşikâr etmiştir. O Allah ki, gözlerin onu görmesi ve dillerin onun sıfatlarını beyan etmesi ve kavrayışların onun keyfiyetini anlaması imkansızdır...." diye buyurdu.
Hz. Fatıma sonra peygamberlik nimetine değinip; "Ve şahadet ederim ki, babam Muhammed, O'nun kulu ve resulüdür. Allah, onu peygamber olarak göndermeden önce beğenmiş ve yaratma-dan önce seçmiştir ve meb'us kılmadan önce -hatta mahluklar gayb aleminde korkunç perdeler altında saklıyken ve yokluk sınırının eşiğinde bulunurken- onu Ahmed (yani beğenilmiş) olarak isimlendirmiştir. Çünkü Allah, işlerin nihayetini ve hadiselerin akışını bilir ve takdir ettiği şeylerin yerlerine vakıftır. Allah emrini tamamlamak ve kendi hükmünü geçerli ve kesin kılmak, kesin kıldığı kaderlerini icra etmek için onu peygamber olarak gönderdi. (Resulullah (s.a.v) meb'us olduğunda), İnsanlar çeşitli dinlere bölünmüş, her grup kendi ateşinin çevresinde toplanmış bulunuyorlardı, putlara tapıyor, ama Allah'ı tanımalarına rağmen (bilerek-ten) onu inkâr ediyorlardı. (Böyle bir dönemde) Allah Teala, Muhammed'in (s.a.v) nuruyla onların, üzerine çökmüş karanlıkları aydınlığa çevirdi. Kalplerdeki (küfrün) düğümlerini çözdü; gözlerden şaşkınlık perdelerini giderdi. Böylece Peygamber (s.a.v), insanlar arasında hidayet işini üstlendi ve sonunda onları sapıklıklardan kurtardı ve kör olan gözleri açtı. Sağlam dine doğru onları hidayet eyledi ve doğru yola onları davet etti..."
Hz. Fatıma ayrıca Kuran'ı kerimin hidayet nuru olduğunu vurgulayıp;" Allah tarafından hak bir önder (olan Kur'an) sizin aranızdadır. O, Allah'ın size sunmuş olduğu bir ahittir ve halef olarak bıraktığı bir emanettir. O, Allah'ın nâtık kitabı, sâdık Kur'ân'ı, yüce nuru, parlak ışığıdır. Basiretleri (hidayetleri) aşikârdır. Sırları münkeşef, açıktır. Zahirleri aydındır. Ona uyanlara gıbta olunur. Kur'an kendisine uyanı, Allah'ın rızasına götürür, ona kulak vereni kurtuluşa erdirir.
O Kur'an vasıtasıyla Allah'ın aydın hüccetleri, açıklanmış farzlarına, sakındırılmış haramlarına, belli nişanlerine, yeterli burhanlarına, yapılması istenmiş faziletlerine ve kullara hibe edilen ruhsatlarına ve yazılı şeriatlarına ulaşılır." diye buyurdu.
Hz. Fatıma tevhid ve şeriat tebliğcisi olarak halkı hakka ve adalete davet ederek "Allah, imanı sizler için şirkten temizlenme vesilesi kıldı. Ve namazı, kibirden uzaklaşmanız ve zekâtı, nefsin yücelmesi ve rızkın çoğalması ve orucu, ihlası sabitleştirmek ve haccı,dinin temellerini sağlamlaştırmak ve adaleti, kalpleri birleştirmek ve bize itaati, dinin düzelmesi ve nizamı için farz kıldı. Ve imametimizi tefrikadan kurtulmak, cihadı İslam'a izzet kazandırmak, sabrı, mükâfatı hakketmek, emr-i bil mârufu tüm halkın maslahatını korumak ve vâlideyne (baba ve anneye) iyiliği, Allah'ın gazabından kurtulmak için farz kıldı. Ve sıla-ı rahim yapmayı (akrabalarla iyi ilişkide bulunmayı) sayıların çoğalmasına vesile eyledi. Ve kısası kanların dökülmesini önlemek, nezre (adağa) vefa etmeyi, Allah'ın bağışına ehil olmak ve tartı ve ölçüleri eksiltmeyip hakkınca tutmayı, malların değerinin korunması için farz kıldı. Ve şarap içmeyi, (kullarını) pisliklerden temizlemek için nehyetti ve başkalarına zina nisbetini(iftira ve töhmetini) vermekten kaçınmayı, lanetten korunmak ve hırsızlıktan uzak durmayı iffet kazanmak için emretti. Ve şirki, onun Rabblığına olan inancın halis olması için haram kıldı." diye haykırdı.
Hz. Fatıma halkı dinden çıkmama konusunda uyarıp;" Heyhat! Size ne olmuştur? Ve (haktan dönüp), Allah'ın kitabını bırakıp neye yönelmişsiniz? Oysaki onda olan hakikatler zahir, ahkamı nurlu, nişaneleri belirgindir, sakındırdığı şeyler ortadadır, emirleri açıktır. Ama sizler onu arkanıza atmışsınız. Acaba Kur'an'ı bırakmayı ve ona sırt çevirmeyi mi istiyorsunuz; yoksa başka bir kitapla mı hüküm veriyorsunuz? "Ne kötüdür zalimlerin (Kur'an'ın yerine) şeçtikleri bedel" (Kehf/50. ayet). "Kim ki, İslam'dan başka bir din arasa o (din) asla ondan kabul edilmez ve o ahirette ziyankârlardan olur." (Al-i İmran/85. ayet) diye sözlerini sürdürdü.
Hz. Fatıma İslam ümmetinin hak ve hidayetine özel bir önem verdiği gibi kendi özel haklarını da savunmaktan geri kalmadı. Nitekim elinden alınan "Fedek bağı" hakkında; "beytul malı gizlice istediğiniz şekilde harcıyorsunuz, bunun yanı sıra açıktan ve gizlice Peygamber'in Ehl-i Beyt'ine ve evladına haksızlık ediyorsunuz...Siz şimdi de benim, babamdan miras alma hakkımın olmadığını iddia ediyorsunuz. Yoksa cahiliye hükmünü mü arıyor ve uygulamak istiyorsunuz.? Halbuki, yâkin eden bir toplum için hükmü Allah'tan daha güzel olan kim olabilir?"(Maide/50. ayetin) hükmünü acaba sizler bilmiyor musunuz? Oysa, sizlere güneş gibi aşikâr olmuştur ki, ben Muhammed sav'nin kızıyım. Ey Müslümanlar, acaba benim mirasım zorla benim elimden nasıl alınabilir ve (ve siz buna nasıl seyirci kalabilirsiniz" diye kamu oyuna şikayette bulunup İslam ümmetinin bir bütün olarak hakkı ihya gereğini vurgulayıp, kuranı kerimin "Ve zalimler yakında nasıl bir akibete (azaba) yakalanacaklarını bilecekler" ayetini haykırarak uyarıda bulundu
irib
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

İnsanlığın yüce sembolü Hz. Fatıma sa Etiketleri
İnsanlığın yüce sembolü Hz. Fatıma sa
İnsanlığın yüce sembolü Hz. Fatıma sa Resimleri
İnsanlığın yüce sembolü Hz. Fatıma sa Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: