06 Şubat 2012 15:49:35
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Karanlıktan Aydınlığa Doğru Yolculuk
Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Karanlıktan Aydınlığa Doğru Yolculuk  (Okunma Sayısı 1874 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Fatima-Masume
Bölüm Moderatorü
*****

Üyeyi Alkışla 21
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 95



« : 27 Ocak 2009 17:36:20 »

Karanlıktan Aydınlığa Doğru Yolculuk



    Yanlışların doğru; doğruların ise yanlış bilindiği bir zamanda bir genç yaşardı. Bu delikanlı diğer gençlerden farklıydı. Onu farklı kılan şey isminin Hadi oluşu ve gözlerine sakladığı derin hasretti. Hasta annesi ile birlikte yıkık bir harabede yaşarlardı. Hadi içine kapanık biriydi. Çok az konuşuyordu. Tek dayanağı hasta annesi idi. Çünkü sahip olduğu bu imanı ona borçluydu. Ve ne yazık ki son günlerde annesinin durumu giderek ağırlaşmaktaydı. Sonunda dünya hayatına gözlerini kapattı. Mescidin yakınlarında ki mezarlıkta onu defnetti.
    Hadi eve her girdiğinde annesinin yokluğunu derin bir şekilde hissediyordu. Kendi kendine yakınıyordu. Çünkü ona layık bir evlat olamadığını düşünüyordu... Oysa ki durum tam tersi idi. O annesine layık bir evlattı. Bu onun iyi niyetli ve Rabbine sadık biri olduğunu ispatlıyordu...
    Bu iyi niyeti annesinden ona kalan bir mirasdı aslında. Zira annesi ona çok güzel bir ahlak verdi. Ona sevmeyi, acılara karşı göğüs germeyi, gülmeyi öğretti. Ve takvaya sarılarak, huzur ile kıldığı namaz sayesinde temiz bir yüreğe sahip oldu. İlahi huzurun olduğu tek yerin namaz olduğunu keşvetti sonunda...
    Annesinin yokluğu ile birlikte Hadi’nin hayatında derin bir boşluk oluştu. Aslında bir boşluğun olmadığını oda biliyordu. Ancak onu dinleyen, yüreği acı çektiğinde başını dizleri üstüne koyup dertleşebileceğı bir “Annesi” yoktu artık...
    Bundan sonra tek gayesi Şem’e ulaşabilmekti. Yani zulmeti aşıp ışığa ulaşmaktı.
Hadi artık pervane gibi üzgün bir yolcuydu. Ölümü her zamankinden daha çok arzular olmuştu. Bu onun için ölüm değil vuslattı adeta.
   Günlerden yine Cuma idi, her Cuma olduğu gibi bu Cumada içinde bir elem hissediyordu Hadi. Namazdan sonra mescidden çıkıp mezarlığa doğru ilerledi. Elinde kırmızı bir gül vardı. Annesinin mezarı başında durmaktaydı. Elinde ki kırmızı gülü annesinin mezarına koydu. “Sen kırmızı gülleri çok seversin” . Ve şöyle devam etti; “Anne, hayat sensiz çok zor. Eskiden başımı dizlerinin üstüne koyabileceğim biri vardı. Şimdi başımı dizilerinin üstüne koyabileceğim biri yok. Mezarını gözyaşımla süslüyeceğim yine. Sen üzülme olur mu? Sen hep demezmiydin ağlamak bir nimettir. Eğer ağlıyabiliyorsan, kalbin katılaşmamıştır diye...” 
    Mezarlıktan ayrıldıktan sonra sokakta uzun uzun yürüdü. Hava kararmaya başladı. Sokak lambaları teker teker yanıp, karanlığa birer mum yakıyordu. Hadi’nin yavaşlayan adımları giderek hızlanıyordu. Soluğu mescidin girişinde aldı. Girişte masum bakışlı bir kızla karşılaştı. Karanlıkta tek başına oturan kızın yanına gitti ve “Neden ağlıyorsun?” dedi. Minik kız yaşlı gözlerle bakmakla yetindi sadece. Korkmuşmuydu acaba? Yoksa konuşmasını mı bilmiyordu? Hadi o kızın gözlerinde kendi çocukluğunu gördü adeta. Çünkü Hadi içine kapanık biriydi ve sadece geceleri dua yakarışlarında duyulurdu sesi... Çok geçmeden minik kızın annesi geldi. Annesinin korkmuş olduğu her halinden belliydi. Elinden tutup minik kızı götürürken annesi, minik kız gözleriyle Hadiye birşey fısıldadı. Sanki Hadi’nin yüreğinden geçenleri biliyormuşcasına. “O’na ulaşmanın yolu takva ve namazdan geçer.” dedi..  Hadi düşünceli bir halde eve gitti. Abdestini aldıktan sonra seccadesini sererek namaza başladı. Namazın ardından uzun uzun dua etti. “Allah’ım verdiğin tüm nimetlere şükürler olsun. Karşıma çıkardığın bela ve musibetlerin beni sınamak için olduğunu biliyorum ve senin rızan ve sabrımla bununda üstesinden geleceğim... Rabbim beni kalbimle sınama. Korkarım nefsime yenik düşmekten. Senin memnun olmayacağın bir işi yapmaktan. Rabbim sana çok muhtaçım. Aşk seninle anlam kazanıyor. Sensiz hiç birşeyin güzelliği önemi yoktur. Sen kullarını çok seversin. Bağışlayıcısın, o halde bu aciz kullunu affet...” Gözyaşları yanaklarından süzüyordu. O kadar çok ağlamıştı ki gözleri şişmişti ağlamaktan. Fakat o hala ağlamaya devam ediyordu. Göz pınarları kuruyuncaya dek ağlayacağına yemin etmişti sanki... Yakarışının ardından ayağa kalktı. Ve seccadesini vazoda kuruyan kır çiçeklerinin yanına koydu.  Hadi’nin kır çiçekleri solalı çok oluyordu. Ancak onları masa’nın üzerinden kaldırmıyordu. Yüreğide o kır çiçekleri gibi solmuştu. Bir onlara baktı, birde kendine. Ve başını eğdi yere derin bir ah çekerek.
    Siyah gözlerinin gülme vakti gelmemışmiydi hâlâ? Artık yeşermeliydi solgun yüreği... Bir avuç umudu vardı. Oda gözyaşlarıyla süslediği dualarıydı. Daha sonra yine mezarlığa gitmek için çıktı dışarıya. Annesinin mezarına vardığında, merzarın başında biri vardı. Hadiye şöyle seslendi “Annen şanslı biri. Senin gibi bir evladı olduğu için. Sen karanlıkta aydınlığa çıkmayı başardın. Kalbin tamamen arındı. Onu hep böyle temiz tut. Ve şeytanın tuzaklarını sakın kanma. O seni ye’se düşürmek için fırsat kolamaktadır. Allah bizi şeytanın şerrinden korusun...”
    Birden içi ferahladı. Huzurla dolmuştu yüreği. Yüzünü kıble’ye dönerek şükretti Allah’a. Karanlık hayatı aydınlanmıştı artık. Yüreğinde yanan meşale’nin hiç sönmemesini umud ediyordu. Zira aşkın zirvesini temsil ediyordu bu meşale. Nice gönüllere ışık tutmak için...
    Artık herşey çok farklı olucaktı. Gerçek aşkı ve huzuru namazda keşvetmişti. Bunu onun siyah gözlerinden okumak münkündü...
« Son Düzenleme: 05 Aralık 2009 22:16:04 Gönderen: Fatima-Masume » Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |


..::İki emanetten biri Kur'an O'nu da indirmediler mızrak ucundan::..
REHBER
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 310
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1825


ELİ DAREM ÇİGEM DAREM


« Yanıtla #1 : 27 Ocak 2009 19:56:05 »

yüreyinize sağlık.çok güzel bir yazi.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |



ALEM GÜLİSTANDIR,ALİ GÜLÜDÜR
ALİSİZ YAŞAYAN ALEM ÖLÜDÜR,
AŞIK GÖNLÜMÜZE CANAN ALİDİR
RUHUMUZDAN KOPAN TUFAN ALİDİR.
İsmail Aras
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1950
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 46081



« Yanıtla #2 : 27 Ocak 2009 20:25:30 »

yüreyinize sağlık.çok güzel bir yazi.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

Seni ârife sordum; dedi: "İrfân Ali'dir"

Seni mümine sordum; dedi: "İmân Ali'dir"

Aklıma sordum seni; dedi: "Şaşkınım, şaşkın"

Aklı divâne eden, senin aşkındır, aşkın
UKAB
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 1522
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7575


Site
« Yanıtla #3 : 29 Ocak 2009 17:23:57 »

YÜREĞİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLUPTU

....
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

İLAHİ AŞK
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 54
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 725


« Yanıtla #4 : 30 Ocak 2009 18:12:50 »

yüreyinize sağlık.çok güzel bir yazi.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
ZEYNEP.76
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 159
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2448



« Yanıtla #5 : 31 Ocak 2009 21:26:17 »

YÜREĞİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLUPTU

....
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

İmam Seccad, Hz. Zeynep ile ilgili olarak şöyle buyuruyor:

O büyük ve yüceydi. Zira dünyayı kendisi için büyük görmedi
yusufu_zehra
Tecrübeli
***

Üyeyi Alkışla 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 175


« Yanıtla #6 : 01 Şubat 2009 00:55:41 »

çok güzel bir yazi.yazilarinin devamini bekleriz.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
masume
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 263
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1335



« Yanıtla #7 : 01 Şubat 2009 11:43:41 »

yüreyinize sağlık.çok güzel bir yazi.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
yaslı çöl
Yeni Üye
*

Üyeyi Alkışla 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8


« Yanıtla #8 : 10 Şubat 2009 21:02:05 »

yüreyinize sağlık.çok güzel bir yazi.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
HUSEYNİ SEVDA!..
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1706
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7218



« Yanıtla #9 : 11 Şubat 2009 13:01:02 »

çok güzel bir yazi.yazilarinin devamini bekleriz.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

HÜSEYNİ SEVDA!..
Ateşlere atılırken, İbrahim gibi “Hasbunallahu we ni’mel wekil” zikriyle, Allah’tan başka kimseden yardım istememenin adıdır,
Hüseyni Sevda.
Karanlık denizlerde Hut’un karnında, Yunus gibi sadece Allah’a el açmanın halidir,
Hüseyni Sevda.
Nefsine aldanıp ilah olduğunu savunan Firavun ve ordusunu, denize batıran Musa’nın elindeki asa’dır,
Hüseyni Sevda.
Peygamberlerin hatemi, kainatın efendisi,Allah ’ın habibi
Hz. Muhammed (s.a.v)’ın “Ümmeti! Ümmeti” derken, Mübarek gözlerinden dökülen gözyaşlarından bir damladır,
Hüseyni Sevda.
Kerbela çölünde yalnız… Kerbela çölünde yardımsız…
Kerbela çölünde bikes bırakılan İmam Hüseyin’in; “Heyhat mine zillet!.. İslam için öleceksem, ey kılıçlar alın canımı! feryadıdır.
Dünya hayatına önem vermeyip, kendini kardeşlerine feda etmenin…
İzzet ve şeref ile şehadete kucak açıp,
''Kulli yevmin Aşura kulli erzin kerbela'' diyebilmenin adıdır
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
Yazdır

Karanlıktan Aydınlığa Doğru Yolculuk Etiketleri
Karanlıktan Aydınlığa Doğru Yolculuk
Karanlıktan Aydınlığa Doğru Yolculuk Resimleri
Karanlıktan Aydınlığa Doğru Yolculuk Videoları
Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: