24 Mayıs 2012 06:06:31
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Kur’an’ın Hakikatine Ulaşmak
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Kur’an’ın Hakikatine Ulaşmak  (Okunma Sayısı 129 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HuseyninDivaneleri
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 92
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7080


« : 24 Mayıs 2010 21:11:06 »

Kur’an’ın Hakikatine Ulaşmak

   Kur’an hakkında önemli olan sorulardan biri, Kur’an-ı Kerim’in herkestarafından anlaşılabilir olup olmadığıdır. Acaba herkes Kur’an’ınhakikatine ulaşabilir mi?
   Kur’an-ı Kerim de aynen “yakin”gibi zatî anlamda hüccet midir, yoksa onun hüccet oluşu başka birşeyden mi kaynaklanmaktadır?
   Kur’an-ı Kerim, içerdiği bazıayetlerde “nur” olarak nitelendirilmiştir. Nurun varlığında hiç birmuğlaklık yoktur ve görünürlüğü de zatî olduğu için bu bağlamda başkabir şeye ihtiyaç duymaz. İşte Kur’an-ı Kerim de böyledir.
Konuyla ilintili olarak Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:
“Ey insanlar, size Rabbinizden reddi mümkün olmayan bir delil gelmiştir ve size apaçık bir nur indirmişizdir.” [1]

    Hemen belirtmem gerekir ki Kur’an’ın mübhem ve muğlak olmaması, tamanlamıyla aşikar ve ortada olduğu anlamına gelmez. Kur’an-ı Kerimmübhem ve muğlak değildir ve aynı zamanda tam anlamıyla aşikar dadeğildir.
    Kur’an’ın bazı mertebe ve aşamaları vardır.Kur’anî hakikatlerin farklı aşamaları vardır ve bu aşamalar,birbirlerine paralel değil ve bilakis birbirlerinin uzantısındadır.Kur’an’ın sahip olduğu aşamalar, birbirleriyle çelişki ve tezat halindede değildir.
İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“YüceAllah’ın kitabı dört şey üzeredir: İbaret, işaret, ince vurgular vehakikatler. İbaret, avam halk içindir; işaret, özel insanlar içindir;ince vurgular, veliler içindir; hakikatler, peygamberler içindir.” [2]

   İşte bundan ötürüdür ki masum imam, bir ayeti, birbirlerininuzantısında bir kaç şekilde yorumlayabilmekte ve herkese de durum vekapasitesine uygun olarak Kur’an’dan cevap verebilmektedir.
   Züreyh Muharibî, İmam Cafer-i Sadık’a (a.s) şu ayet hakkında sorar:
   Sonra temizliklerini yapsınlar, adaklarını yerine getirsinler ve tavâf etsinler Beyt-al-atıyk'ı.” [3]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurur:
   “Ayette geçen ‘temizliklerini yapsınlar’ imam ile mülakat etmektir.Yani insan, hac amellerini yerine getirdikten sonra imamın huzurunavarmalıdır.”
İmam (a.s) şöyle devam eder:
   “Ayetteki ‘adaklarını yerine getirsinler’ cümlesiyle de hac amelleri kastedilmiştir.”
       Züreyh’in bu rivayetini işiten Abdullah b. Senan, İmam Cafer-i Sadık’ın(a.s) huzuruna vardı ve bu ayeti kendisi için yorumlamasını istedi.
İmam (a.s) buyurdu:
“Bu ayet, bıyık ve tırnağın kesilmesine dönüktür.”
Abdullah b. Senan, “Ama Züreyh, bu ayeti sizden taraf farklı şekilde yorumlamaktadır.” dedi.
İmam (a.s) buyurdu:
“Züreyhdoğru sözlüdür ve senin (ondan naklettiğin) rivayet de doğrudur. ÇünküKur’an’ın bir zahiri ve bir de batını vardır; Züreyh’in taşıdığıkadarını kim taşıyabilir?” [4]
Cabir, İmam Muhammed-iBakır’ın (a.s) huzuruna gelip bir ayetin tefsirini sordu ve İmam (a.s)da cevapladı. Cabir bir başka defa yine aynı ayetin tefsiri hakkındasordu ve İmam Cafer-i Sadık (a.s) da farklı bir cevap verdi. Cabir,“Ama bir önceki defa farklı bir cevap vermiştiniz!” dedi.
İmam (a.s) buyurdu:
“Cabir!Kur’an’ın bir batını vardır ki batının da batını vardır ve bir dezahiri vardır ki zahirin de zahiri vardır. Ey Cabir! İnsanlarınakıllarına, Kur’an tefsirinden daha uzak olan bir şey yoktur. Çünküayetin ilk kısmı bir şeyin hakkındayken, son kısmı başka bir şeyinhakkındadır. Kur’an, birbirine bağlı bir kelamdır ki farklı yönlerdeyorumlanabilir.” [5]
Müminler Emiri Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Bu Kur’an’ı konuşturun; oysa ki o, sizinle asla konuşmayacaktır. Ben ondan size haber vereceğim.” [6]

İmam Ali’nin (a.s) tabiriyle, Kur’an-ı Kerim’in güzel bir zahiri ve derin bir batını vardır.
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Kuşkusuz ki Kur’an’ın zahiri güzel ve batını ise derindir.”
Bununlabirlikte Kur’an’ın bazı aşamaları, herkes için anlaşılabilir türdendir.Kur’an-ı Kerim’in herkes tarafından anlaşılabilir bir kitab olduğuaçıktır ve bunun nedeni şöyle özetlenebilir:
1-Kur’an-ı Kerim herkesin kitabı ve fıtratın dilidir;
fıtratın dili de herkes için algılanabilecek türdendir. Çünkü fıtrat veöz yaratılış dili, tarihin her diliminde ve her toprak parçasındayaşayan bütün insanların dilidir.
Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:
“Vebiz, cehennem memûrlarını, meleklerden tâyin ettik ve kendilerine kitapverilenlerin iyiden-iyiye anlayıp inanmaları için ve inananlarıninancını arttırsın ve kendilerine kitap verilenlerle inananlar, şüpheyedüşmesinler ve gönüllerinde hastalık olanlar ve kâfirlerse, Allahbununla, bu örnekle neyi kastediyor ki desinler diye sayılarını ondokuz olarak taktîr ettik. İşte böylece Allah, bildiğini saptırır vedilediğini doğru yola sokar ve Rabbinin ordusu ne kadardır, ancak Allahbilir ve bu, insanlara bir öğüttür ancak.” [7]
Yine Kur’an şöyle buyurmaktadır:
“Halbuki o, ancak âlemlere bir öğüttür.” [8]
Bu bağlamdaki bir diğer ayet de şöyledir:
“Ve biz, seni bütün insanlara, ancak müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik ve fakat insanların çoğu bilmez.” [9]
2-Her şeyi açıklayan Kur’an-ı Kerim, kendini açıklamamış olamaz.

Kur’an-ı Kerim bu bağlamda kendini, her şeyin açıklayıcısı olarak tanıtmakta ve şöyle buyurmaktadır:
“Herümmete, kendi cinsinden bir tanık getireceğiz ve seni de bunlara tanıktutacağız ve biz, sana her şeyi açıklayıp anlatan ve Müslümanlarahidâyet, rahmet ve müjde olan kitabı indirdik.” [10]
Bunu doğrulayan şahitler de vardır ki şöyle özetlenebilir:

a-
Sakaleyn hadisi
“Kuşkusuzsizin aranızda iki ağır emanet bırakıyorum; Allah’ın kitabı ve ıtretimolan Ehl-i beytim. Onlara tutunduğunuz sürece asla dalaletedüşmezsiniz.”

b-
Kur’an’ı “nur” olarak niteleyen ve herkesi de onda düşünmeye sevkeden ayetler.

c-
Hadislerinbirbirleriyle çelişmesi durumunda onların Kur’an’a götürülmesini,Kur’an’la uyumlu olanının kabul edilmesini ve çelişeninin isereddedilmesini buyuran hadisler.

d-
Masumimamlar (Allah’ın selat ve selamı onlara olsun), öğrencilerinin hukukî,içtimaî, fıkhî, itikadî alanlarda... Kur’an’a müracaat etmelerinibuyurmuşlardır.

e-
Kur’an’da düşünmenin emredilişi de, Kur’an’ın bazı aşamalarının herkes tarafından anlaşılabilir olduğunu göstermektedir.
İmam Zeyn’el Abidin (a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Kur’an ayetleri, ilim hazineleridir; öyleyse bir hazine açıldığında ona bakılması daha uygun olur.” [11]
İnsanlarınKur’an’dan faydalanması farklı düzeylerdedir. Kur’an’ın fıtrat diliolması ve herkes için anlaşılır olması, herkesin aynı düzeydeKur’an’dan yararlanabileceğini göstermez. Tam anlamıyla Kur’an’a vakıfolabilmek ve anlayabilmek masum imamlara aittir; herkes bu makamaulaşamaz.
Bu bağlamda rivayet edilen bir hadis şöyledir:
“Kur’an’ı ancak, onunla muhatap kılınan anlar.” [12]
Müminler Emiri Ali (a.s) de bu hususta şöyle buyurmaktadır:
“AndolsunAllah’a, eğer oturacağım bir kürsü olsaydı ona oturur ve Tevrat ehliiçin Tevrat’la..., İncil ehli için İncil’le... ve Kur’an ehli için deKur’an’la... fetva verirdim.” [13]

Kur’an’ın derinliğine elbette ki herkes ulaşamaz.
“Kur’an bir alacaklıdır ki, alacağı ödenemez ve bir gariptir ki hakkı eda edilemez.”
İmam Muhammed-i Bakır (a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Seçilmiş kullar dışında kimse Kur’an’ın zahir ve batınını bir arada topladığını (anladığını) iddia edemez.” [14]
İmam Muhammed-i Bakır (a.s) bir diğer hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Bu ümmet içinde, seçkin kullar dışında Kur’an’ın tümünü algılayabileni görmedim.” [15]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) da bu hususta şöyle buyurmaktadır:
“Biz Ehl-i beyt arasında Kur’an’ı başından sonuna kadar bilen biri her zaman olmuştur.” [16]
Bu bağlamda İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) rivayet edilen bir diğer hadis şöyledir:
“AndolsunAllah’a ki, Allah’ın kitabını başından sonuna, adeta elimin içindeymişgibi biliyorum. Gökyüzünün haberi, yeryüzünün haberi, olacağın haberive olmuşun haberi ondadır. Yüce Allah, ‘Her şeyin açıklaması ondadır.’buyurmuştur.” [17]
Kur’an’ın hüccet ve açıklığı, aynenyakininki gibi zatîdir ve kendinin dışında bir açıklayıcıya ihtiyacıyoktur. Bir bütün olarak Kur’an, her şeyin açıklayıcısı olduğu gibi,kendini de açıklamaktadır.
Masum imamların (Allah’ın selat veselamı onlara olsun), bir ayeti bir diğer ayete eklemekle çıkarsamadabulunmuş oldukları ve bu yöntemle Kur’an’ı tefsir etmiş olduklarıortadadır.
Kur’an-ı Kerim, ana hatları açıklamada mustakil vebağımsızdır; ayrıntıların beyanı ise yüce Peygamberimizin (s.a.a)uhdesine bırakılmıştır. Kur’an-ı Kerim, detay konumdaki hükümlerindeyüce Peygamberimizin (s.a.a) açıklamasına ihtiyaç duymaktadır.
Kur’an-ı Kerim, konuyla ilintili olarak şöyle buyurmaktadır:
“Allah'ın,fethedilen köylerin mallarından Peygamberine verdiği ganîmetler artıkAllah'ındır ve Peygamberin ve yakınların ve yetimlerin ve yoksullarınve yolda kalmışların; bu da, o malın, sizin içinizdeki zenginlerinellerinde devreden bir mal, bir sermâye olmaması içindir ve Peygamber,size ne verirse alın onu ve neden vazgeçmenizi emrederse vazgeçin ondanve çekinin Allah'tan; şüphe yok ki Allah'ın azâbı çetindir.” [18]

Bunu, Kur’an-ı Kerim’in namazı farz kıldığı ayetlerden biriyle şöyle örneklendirebiliriz:
«“Namaz kılın, zekât verin, rükû edin rükû edenlerle (ve namazı cemaatle kılın).” [19]
Başta yüce Peygamberimiz (s.a.a) olmak üzere Ehl-i beyti, bu genel hükmün ayrıntılarını beyan etmiş ve şöyle buyurmuşlardır:
“AllahResulü (s.a.a) miraca çıkıp namazı öğrendikten sonra ümmetine, ‘Benimnamaz kılışımı gördüğünüz gibi namaz kılın!’ buyurmuştur.” [20]
Bu gerçeğin bir diğer örneği hac konusudur. Kur’an-ı Kerim hac ibadeti hakkında şöyle buyurmuştur:
“Oradadırapaçık deliller ve İbrahîm'in durağı ve kim oraya girerse emin olur.İnsanlardan, oraya gitmeye gücü yetene, Allah için gidip o evi ziyaretederek haccetmesi farzdır. İnkâr eden eder, Allah şüphe yok ki bütünâlemlerden müstağnîdir.” [21]
Allah Resulünün (s.a.a) bu husustaki buyruğu da şöyledir:
“Hac amellerini benden öğrenin!” [22]
Bununbir diğer örneği de zekat konusudur. Kur’an-ı Kerim, zekatın farzolduğunu buyurmuş ve ayrıntılarını ise yüce Peygamberimiz (s.a.a) veEhl-i beyti beyan etmişlerdir.
Kur’an-ı Kerim, zekatın farz oluşunu şöyle buyurmaktadır:
“Eyinananlar, Allah'a, peygambere ve içinizden emredecek kudret veliyakata sahip olanlara itaat edin. Allah'a ve âhiret gününeinanıyorsanız bir şeyde ihtilâfa düştünüz mü o hususta Allah'a vePeygambere mürâcaat edin; bu hareket, hem hayırlıdır, hem de sonu pekgüzeldir.” [23]
İtaat edilmesi Kur’an’ca farz kılınan“ul’ul emrin=emir sahiplerinin” ölçüt ve örnekleri Peygamberimiz(s.a.a) tarafından beyan edilmiştir.
    Kur’an’ın Ehl-i beyttenöğrenilmesi gerektiğini buyuran hadisler, Kur’an’ın zahirine değil,batınına yöneliktir. Yani Kur’an’ın batınının Ehl-i beytten öğrenilmesigerektiğine dikkat çekmektedir. Çünkü eğer Kur’an’ın zahirinin hüccetoluşu hadislere bağlı olsa, bu durumda çıkmaza düşülecektir.
YücePeygamberimizin (s.a.a) Kur’an’ı açıklaması, Kur’an’ın açıklamasıdışında değildir; Kur’an sınırları içinde bir açıklama türündendir.
    Müminler Emiri Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Ve Allah’ın kitabı karşınızda durmaktadır; dili asla yorulmaz bir konuşmacıdır.” [24]
Bubağlamda şu konuya dikkat çekmek ve şu noktanın altını çizmek gerekir:Kur’an-ı Kerim, her zaman konuşan ve her zaman için de zamana uygunsözü olan bir kitabtır.
Yüce Peygamberimizin (s.a.a) Kur’an’ıaçıklaması, insanların kalplerindeki perdelerin Peygamberimiztarafından kaldırılması ve böylece Kur’an’ı anlamalarını sağlamasıanlamınadır.
Masum imamların (Allah’ın selat ve selamı onlaraolsun) sözlerini delil kabul etmemiz, yüce Peygamberimizin (s.a.a)onların sözlerini hüccet olarak tanıtmasından dolayıdır;Peygamberimizin (s.a.a) sözünü delil ve kanıt kabul etmemiz ise, yüceAllah’ın onun sözünü delil kılmasından dolayıdır. Şanı yüce Allah bugerçeğe şöyle vurgu yapmaktadır:
“Allah'ın, fethedilenköylerin mallarından Peygamberine verdiği ganîmetler artık Allah'ındırve Peygamberin ve yakınların ve yetimlerin ve yoksulların ve yoldakalmışların; bu da, o malın, sizin içinizdeki zenginlerin ellerindedevreden bir mal, bir sermâye olmaması içindir ve Peygamber, size neverirse alın onu ve neden vazgeçmenizi emrederse vazgeçin ondan veçekinin Allah'tan; şüphe yok ki Allah'ın azâbı çetindir.” [25]
Bu husustaki bir diğer ayet ise şöyle buyurmaktadır:
“Eyinananlar, Allah'a, peygambere ve içinizden emredecek kudret veliyakata sahip olanlara itaat edin. Allah'a ve âhiret gününeinanıyorsanız bir şeyde ihtilâfa düştünüz mü o hususta Allah'a vePeygambere mürâcaat edin; bu hareket, hem hayırlıdır, hem de sonu pekgüzeldir.” [26]
Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmasına engelolan etkenler vardır; bu gerçek şöyle örneklendirilebilir: Bilgisizlik,böbürlenme, günah işleme...
Kur’an-ı Kerim buna şöyle vurgu yapmaktadır:
“Ne diye Kur'ân'ı, bir iyice düşünüp taşınmazlar, yoksa gönüllerinde kilitler mi var?” [27]

Kur’anîhakikat ve öğretilere ulaşabilmek için gönül temizliği gerekir; gönlünüarındıran temiz insanların dışında kimse Kur’anî sırlara vakıf olamaz.
Kur’an-ı Kerim bu noktaya şöyle dikkat çekmektedir:
“Şüphe yok ki bu, yüce Kur’ân'dır. Saklanmış bir kitapta. Ona, temiz olanlardan başkaları dokunamaz.” [28]
Bir diğer ayet şöyledir:
“Eyinananlar, Allah'tan çekinirseniz hayırla şerri ayırt etme kabiliyetiniverir size ve suçlarınızı örter, yarlıgar sizi ve Allah, pek büyük birlütuf ve ihsân sâhibidir.” [29]

Yine konuyla ilintili bir diğer ayet şöyle buyurmaktadır:
“Yeryüzündehaksız yere ululuk satanlara âyetlerimizi idrâk ettirmeyeceğiz, zâtenonlar, hangi delili görseler inanmazlar, doğru yolu görseler o yolagitmezler, fakat azgınlık yolunu gördüler mi hemen o yola gitmeyekoyulurlar; bu da âyetlerimizi yalan saymalarından ve onlardan gafletetmelerinden ileri gelir.” [30]
Bir başka ayet şöyledir:
“Ve kâfir olanlar, dediler ki: Şu Kur'ân'ı dinlemeyin ve okunurken gürültü edin, bağırıp çağırın da onun sesini bastırın.” [31]
Yine bir diğer ayet şöyledir:
“Vegerçekten de ben, onları, sen yarlıgayasın, suçlarını örtesin diye nevakit çağırdıysam parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar ve elbiselerinebüründüler ve ısrâr ettiler ve ululandıkça ululanmaya kalkıştılar.” [32]
Konuya temas eden bir başka ayet de şöyle buyurmaktadır:
“Kur'ân okuduğun zaman seninle âhirete inanmayanların arasına gizli bir perde gereriz biz.” [33]
 
Dr.İbrahimiyan
Tercüme.C.BAYAR
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Nisâ, 174
 [2] Bihar’ül Envar, c: 75, s: 278
 [3] Hac, 29
 [4] Bihar’ül Envar, c:89, s: 84
 [5] Bihar’ül Envar, c: 89, s: 91
[6] Usul-u Kafi, c: 1, s: 60
 [7] Müddessir, 31
 [8] Kalem, 52
 [9] Sebe, 28
 [10] Nahl, 89
 [11] Bihar’ül Envar, c: 89, s: 216
 [12] Vesâil’uş Şia, c: 18, s: 136
 [13] Bihar’ül Envar, c: 89, s: 78
[14] Bihar’ül Envar, c: 89, s: 88
 [15] Bihar’ül Envar, c: 89, s: 88
 [16] Bihar’ül Envar, c: 89, s: 88
 [17] Bihar’ül Envar, c: 89, s: 89
 [18] Haşr, 7
 [19] Bakara, 43
 [20] Bihar’ül Envar, c: 85, s: 279
 [21] Âl-i İmran, 97
 [22] Bihar’ül Envar, c: 82, s: 279
[23] Nisâ, 59
 [24] Nehc’ül Belağa, 133. hutbe
 [25] Haşr, 7
 [26] Nisâ, 59
 [27] Muhammed (s.a.a), 24
 [28] Vakıa, 77-79
 [29] Enfal, 29
[30] A’raf, 146
 [31] Fussilet, 26
 [32] Nuh, 7
 [33] İsra, 45
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

Kur’an’ın Hakikatine Ulaşmak Etiketleri
Kur’an’ın Hakikatine Ulaşmak
Kur’an’ın Hakikatine Ulaşmak Resimleri
Kur’an’ın Hakikatine Ulaşmak Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: