Allahın Askeri
Tecrübeli
 
Üyeyi Alkışla 65
Çevrimdışı
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 156
|
 |
« : 13 Eylül 2008 20:47:09 » |
|
Muaviye, savaş öncesi İmam Hasan (a.s)’a sunduğu antlaşma ile İmamı gafil avlamayı düşündüğünü belirtmiştik. Ne var ki, İmam kendisine sunulan bu antlaşmayı kabul ederek, aksine Muaviye’yi gafil avlamış ve onun tüm plânlarını alt üst etmiştir. Dikkat ederseniz; gerek Irak, gerekse Hicaz toplumu içerisinde Muaviye’nin sinsi plânları ve şeytanî düşünceleri iyi anlaşılamamış ve o gereği gibi tanınmamıştı. Peygamber ve Ehl-i Beyt’in, onun hakkında söyledikleri yerici sözlere rağmen, günümüzde olduğu gibi, o yine de o toplumda bazen hata yapabilen bir sahabî olarak görülüyordu. Çünkü o da namaz kılıyor, Kur’an okuyor ve diğer farz amelleri yerine getiriyordu. Hatta onun faziletleri hakkında rivayetler naklediliyor, ortalıkta söylenen sözler onun iyi bir sahebî olduğuna delâlet ediyordu. Onu hakkıyla ve gerçek simasıyla tanıyanlar ise sadece Ehl-i Beyt’in has yaranlarıyla sınırlıydı.
Oysa İmam Hasan (a.s) ile Muaviye arasında gerçekleşen sulhun hemen arkasından, gerçekler yavaş yavaş zahir olmakta ve büyük bir sır perdesi aralanmaktaydı. Muaviye, antlaşmanın kabul edilmesiyle birlikte hemen “Nuhayle” ve “Kufe”de gerçek yüzünü göstermiş ve antlaşmayı ayaklarının altına aldığını yöre halkına duyurmuştur. Ehl-i Beyt’e, özellikle Hz. Ali (a.s)’a kötü söz söylenmeyeceği ve kötü şekilde anılmayacağına dair antlaşmada şartlar koşulmasına rağmen, o, hilâfete geçtiği ilk günde bu hükmü hiçe sayarak, yine bildiğini yapmış ve meydan okumuştur.[7]
O, kendisinden sonra halife seçme hakkı olmamasına rağmen fasıklığında şüphe olmayan oğlu “Yezid”in kendisinden sonra halife olabilmesi için biat almış ve resmen zamanının halifesi olarak ilân etmiştir. Ehl-i Beyt’e ve yaranlarına hiçbir ekonomik, toplumsal ve siyasî zarar vermeyeceğini taahhüt eden Muaviye, bu zümreden binlerce kişinin kanına girmiştir.
Değerli okuyucular; Muaviye, bütün bu zulümlerine rağmen İslam âlemi içerisinde hâlâ bazıları tarafından sevilip korunuyorsa, bir de onun bu zulümleri yapmaya imkân ve fırsat bulamadan anıldığını düşünün… Şüphesiz, böylesi şeytanî düşünceye sahip olan o, bu takdirde Ehl-i Beyt’in sahip olduğu kutsallığa kadar yüceltilebilecek ve kesinlikle hiçbir kimse onun hakkında yorum yapma hakkına sahip olmayacaktı. İşte İmam Hasan (a.s)’ın sulh yapması ile, onun gerçek yüzü ortaya çıktı ve İslam dinini ortadan kaldırmak için yaptığı tüm plânları suya düşmüş oldu.
|