|
Heyderiyem
|
 |
« : 07 Mart 2010 13:35:22 » |
|
Bismillahirrahmânirrahîm
Günümüz gelişmiş ve sanayileşmiş dünyasında üretilen her araç için yapımcısı tarafından bir kılavuz alıcıya sunulur. Bu kılavuzun içinde aracın teknik özellikleri, doğru kullanma yöntemi ve araca zararlı veya yararlı olan şeyler ifade edilirken alıcı kılavuzu okuyarak araçtan daha iyi yararlanma imkânına kavuşur. Biz ve siz ve genelde tüm insanlar da yüce Allah tarafından yaratılan birer gelişmiş makine gibiyiz. Bizler vücudumuz ve ruhumuzda var olan zafiyetler ve karmaşıklıklar yüzünden hakikati ve saadet yolunu tam ve doğru biçimde tanımaktan aciz sayılırız. Öte yandan acaba bizler bir buzdolabı veya bir televizyon cihazı kadar olamaz mıyız ki onları yapan bir kılavuz hazırlamış da, bizi yaratan Allah bizim için bir kılavuz hazırlamamış olsun? Acaba biz insanlar, içinde insanoğlunun cismi ve ruhu hakkında gerekli bilgilerin ifade edildiği ve içindeki imkânlar ve yetenekleri ifade ettiği bir kılavuza ihtiyacımız yok mudur? Ve daha da önemlisi acaba insanların cismini ve ruhunu tehdit eden tehlikelerin ifade edildiği veya insanların helakı veya mutsuzluğuna sebep olan etkenlerin anlatıldığı bir kılavuz gerekmez mi? Acaba bizi rahmet ve sevgi ile yaratan yüce Allah'ın bizi kendi halimize bıraktığı ve bizlere saadet ve mutluluk yolunu göstermediği düşünülebilir mi? Kuran-ı Kerim yüce Allah'ın insanları hidayete erdirmek ve onlara saadet ve mutluluk yolunu göstermek için gönderdiği son semavi kitaptır. Kuran-ı Kerim aile ve toplum içinde sağlıklı ilişki biçimini, hukuki ve ahlaki konuları, cismi ve ruhi ihtiyaçları, bireysel ve sosyal görevleri, doğru ve yanlış gelenekleri, mali ve iktisadi hükümleri ve bir çok konuyu içeren semavi kitaptır. Gerçi Kuran-ı Kerim'de geçmiş kavimlerin öyküleri anlatılır, ancak bu kitap, öykü kitabı değil, yaşamımız için gerekli olan şeyleri öğreten bir kitaptır. Bu yüzden bu kitaba okunacak kitap anlamına gelen Kuran adı verilmiştir. Bu kitap okunmalıdır, ancak bu okumak sadece dille değil, aynı zamanda düşünce ile birlikte olmalıdır ve yüce Allah bunu bizden yine bu kitapta istemiştir. Bu gün ilkine başladığımız dizi söyleşimizde Kuran-ı Kerim ayetlerinden kavramları çeviri ve izahat şeklinde sizlere aktararak yaşamınızı bu kitabın belirlediği yönde programlamanıza yardımcı olmaya çalışacağız. Bilindiği üzere Kuran-ı Kerim'in 114 suresi ve her surenin bir kaç ayeti bulunmaktadır. Şimdi bu sözlerin ardından Kuran-ı Kerim'in ilk suresine başlamak ve bu semavi kitabı açmak istiyoruz. Kuran-ı Kerim bu sure ile başladığından ona Fatihat'ul kitap adı verilmiş ve halk arasında Hamd suresi olarak ün yapmıştır. 7 ayeti bulunan bu surenin önemini anlatacak olursak her gün namaz sırasında onlarca kez bu sureyi okumanın farz olduğunu söylemek ve bu sure olmadan namazımızın batıl olacağını belirtmek yeterlidir her halde. Şimdi Hamd suresinin ilk ayetinin tilavetine kulak veriyoruz. بسم الله الرحمن الرحيم
Yani: Rahman ve Rahim olan yüce Allah'ın adıyla Eskilerde insanlar arasında önemli işlerini kendi aralarından bir büyüğün adıyla başlamak adetmiş ve böylece o işin bereketinin arttığına inanılırmış. Örneğin putperestler putların adından medet umuyormuş ve bu günlerde de projelerin açılışı cumhurbaşkanlarının adı ile yapılır. Ancak her büyüğün en büyüğü yüce Allah'tır ve tüm varlıkların varlığı O'nun varlığına bağlıdır ve sadece doğa kitabı değil, şeriat kitabı olan Kuran-ı Kerim de O'nun adıyla başlamıştır. Bunun dışında İslam dini bizlere tüm amellerimizi ister büyük ister küçük, ister yemek ister içmek, ister yatmak ister kalkmak, her işimizi besmele ile başlamamızı tavsiye eder ve hatta bir hayvanın başını Allah adı zikredilmeden kesildiğinde onun etinden yemememizi emreder. Besmele, sadece İslam dinine özgü bir terim değil, Kuran-ı Kerim ayetlerine göre Nuh gemisi de bu terimle birlikte harekete geçer veya Hz. Süleyman Seba kraliçesi Belkıs'a yazdığı mektubu besmele ile başlar. Bize göre bu terim, tam bir ayet ve Fatiha suresinin bir parçasıdır. Çünkü Hz. Peygamberi'in (sav) Ehli Beyt fertleri bu ayeti namaz sırasında okumayan veya yavaşça okuyanlardan rahatsız olur ve kendileri bizzat bu ayeti tüm namazlarda yüksek sesle okurdu. Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz. 1 - Besmele çekmek ve Allah'ın adını zikretmek işlere bereket kazandırır ve Allah'a tevekkül ettiğimizi gösterir. 2 - Besmele çekmek işlere ilahi bir hava kazandırır ve insan amelini şirk ve riyadan kurtarır. 3 - Besleme çekmek, Rabbim ben seni unutmadım, sen de beni unutma, anlamına gelir.
|