HUSEYNİ SEVDA!..
Administrator
Üyeyi Alkışla 1706
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 7218
|
 |
« : 01 Ekim 2008 10:48:41 » |
|
O cİsİm değİldİr ve asla görülmez Biz inanıyoruz ki: Allah Teâla hiçbir zaman gözle görülemez, zira birşeyin gözle görülebilmesi demek onun cisim, mekan, yer, renk, şekil ve yönü olması demektir ki bütün bunlar yaratıklara mahsus olgulardır. Allah Teâla ise, yaratıklara mahsus sıfatlara sahip olmaktan uzak ve münezzehtir.
Binaenaleyh Allah Teâla'nın gözle görülebileceğine inanmak bir nevi şirktir, ayette de buyrulduğu üzere: "Gözler O'nu göremez, ama O, bütün gözleri görür; O Lâtif (lütuf sahibi) ve her şeyden haberdardır."[12]
Yine bu nedenledir ki İsrailoğullarının bahanecileri Hz. Musa'dan (a.s) Allah'ı kendilerine göstermesini isteyip de "...Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayız."[13] dediklerinde Hz. Musa (a.s) onları Tur dağına götürmekte ve kavminin isteğini Rabbi'ne bildirdiğinde şu cevabı almaktadır: "...Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde durabilirse sen de beni görebilirsin. Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne yücesin (Rabbim!) Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi."[14]
Böylece Allah Teâla'nın asla görülemeyeceği gerçeği de anlaşılmış oldu!
Biz inanıyoruz ki: Bazı ayet ve İslamî rivayetlerde Allah Teâla'nın görülmesinden (likaullah) sözedilmesinin nedeni, gözle değil can gözü ve bâtınla görebilmektir, zira Kur'an ayetleri daima yekdiğirinin müfessiridirler: "Kur'an'ın bir kısmı, bir kısmını tefsir eder."[15]
Hz. Ali (a.s) kendisine "Ey müminlerin emiri, sen Rabbini gördün mü?" diye soran bir adama "Görmediğim bir tanrıya tapar mıyım ben?" diye cevap verir ve ardından şöyle ekler: "Gözler asla O'nu göremez, ama gönüller iman gücüyle görür O'nu."[16]
Biz inanıyoruz ki: Allah Teâla için mekan, zaman, yön cismiyet, görülme vb. gibi yaratığa mahsus sıfatları kâil olmak, insanı Allah'ı tanımaktan uzaklaştırıp, şirke bulaşmasına neden olur. Hak Teâla hazretleri mümkünatın tamamından yüce ve onlara ait bütün sıfatlardan münezzehtir, zira "O'nun eşi ve benzeri yoktur." [12]- En'am / 103.
[13]- Bakara 55.
[14]- A'raf / 143.
[15]- Bu rivayet pek meşhurdur ve İbni Abbas'tan ulaşmıştır, ancak, Nehc'ul Belagâ'da da aynı anlam da ibare vardır: "Şüphesiz Kur'an'ın bir kısmı, bir kısmını doğrular..." (Nehc-ul Belga, 18. hutbe) Yine 103. hutbede de Kur'an'ı şöyle tanıtmıştır: "Kur'an'ın bir kısmı, bir kısmıyla konuşur; bir kısmı diğer bir kısmına tanıklık eder."
[16]- Nehc-ul Belaga, 179. hutbe
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
HÜSEYNİ SEVDA!.. Ateşlere atılırken, İbrahim gibi “Hasbunallahu we ni’mel wekil” zikriyle, Allah’tan başka kimseden yardım istememenin adıdır, Hüseyni Sevda. Karanlık denizlerde Hut’un karnında, Yunus gibi sadece Allah’a el açmanın halidir, Hüseyni Sevda. Nefsine aldanıp ilah olduğunu savunan Firavun ve ordusunu, denize batıran Musa’nın elindeki asa’dır, Hüseyni Sevda. Peygamberlerin hatemi, kainatın efendisi,Allah ’ın habibi Hz. Muhammed (s.a.v)’ın “Ümmeti! Ümmeti” derken, Mübarek gözlerinden dökülen gözyaşlarından bir damladır, Hüseyni Sevda. Kerbela çölünde yalnız… Kerbela çölünde yardımsız… Kerbela çölünde bikes bırakılan İmam Hüseyin’in; “Heyhat mine zillet!.. İslam için öleceksem, ey kılıçlar alın canımı! feryadıdır. Dünya hayatına önem vermeyip, kendini kardeşlerine feda etmenin… İzzet ve şeref ile şehadete kucak açıp, ''Kulli yevmin Aşura kulli erzin kerbela'' diyebilmenin adıdır
|