|
Heyderiyem
|
 |
« : 24 Eylül 2008 19:46:21 » |
|
Onu Mekke ve Mina Tanıyor
Hişam bin Abdulmelik (Abbasi halifelerinin onuncusu) hac merasimine katılıp Allah’ın evini tavaf etmekle meşgul olduğu bir sırada, Hacer’ül- Esved’e elini sürmek istediğinde halkın izdihamından dolayı eli ona yetişmedi.
Daha sonra Hişam için oraya bir minber bıraktılar; o da Şam halkı etrafını sardığı halde minberin üzerinden tavaf edenleri seyretmekle meşgul oldu. Bu sırada Hişam’ın gözü Ali bin Hüseyin (a.s)’a ilişti. İmam (a.s) ihram bağladığı ve alnının nasırı gözüktüğü bir halde gelerek tavafa başladı. Hacer’ül- Esved’e ulaştığında, halk onun heybet ve azametini görerek saygı için ona yol verdiler. İmam (a.s) da kolaylıkla Hacer’ül- Esved’i istilam etti (ona elini sürdü).
Hişam, İmam (a.s)’ın azamet ve halk arasındaki ihtiramını kendi gözleriyle gördüğünden dolayı çok rahatsız oldu. Şamlı birisi Hişam’a dönerek: “Ey Emir’el- Müminin! Bu şahıs kimdir?” diye sordu.
Hişam, Şam halkının İmam Zeyn’ul- Abidin (a.s)’ı tanımamaları ve ona rağbet etmemeleri için, tanıdığı halde tanımıyorum dedi.
Orada bulunan Ferazdak, hiç çekinmeden: “Ben onu çok iyi tanıyorum” dedi.
Onun bu sözü üzerine Şamlı adam ona dönerek: “Ey Eba Faris! O şahıs kimdir?” diye sordu.
Ferazdak tam bir şecaatle İmam (a.s) hakkında güzel bir şiir inşat etti. O şiirin birkaç beytinin manası şöyledir:
Bu öyle bir şahıstır ki, Mekke toprağı onun ayak izini tanıyor.
Ka’be evi, haremin dışı ve içi de onu tanıyor.
Bu, Allah’ın en iyi kullarının oğludur.
Bu, Allah’tan korkan, tertemiz ve Allah’ın yeryüzündeki nişanesidir.
Bu, öyle bir kimsedir ki, seçkin Ahmed (s.a.a) onun babasıdır.
Rabbim sürekli ona salat ve selam etmektedir.
Eğer Rükün (Hacer’ül- Esved), kimin ona el sürdüğünü bilmiş olsaydı,
Mutlaka yere kapanıp onun ayak yerini öperdi.
Bu, Resulullah babası olan Ali (Zeyn’ul- Abidin)’dir;
Ki onun hidayet nuruyla ümmetler hidayet olmaktadır.
Bu, öyle bir kimsedir ki, Cafer-i Tayyar onun amcasıdır.
Diğer amcası ise, sevdiklerinden dolayı kendisine yemin ettikleri şehit olmuş kahraman Hamza’dır.
Bu, kadınların hanım efendisi Fatıma’nın oğludur.
Ve kılıcında kafirler için azap olan vasi (Ali)’nin oğludur.
Bu şahıs kimdir? diye sorman, ona zarar vermez;
Çünkü Arap Acem herkes onu tanımaktadır.[42]
Hişam, Ferazdak’ın bu şiirinden dolayı sinirlenerek onun Beyt’ul- Mal’dan hukukunun kesilmesini emretti. Sonra: “Neden bizim hakkımızda böyle bir şiir söylemedin?” diye itirazda bulundu.
Ferazdak cevaben şöyle dedi: “O’nun ceddi gibi bir ced, O’nun babası gibi bir baba ve O’nun annesi gibi bir anne getir, O’nun hakkında söylediğim gibi senin hakkında da söyleyeyim!”
Hişam, sonra onu Mekke ile Medine arasında olan Osfan’a sürerek orada hapse attırdı.
Bu olay Ali bin Hüseyin (a.s)’a ulaşınca, İmam (a.s) on iki bin dirhem ona göndererek şöyle dedi: “Ey Eba Faris! Bizi mazur gör. Eğer yanımızda bunda fazla olsaydı, daha fazla gönderirdik.”
Farazdak bu parayı geri çevirerek şöyle dedi: “Ey Resulullah’ın oğlu! Ben bu kasideyi, sadece Allah ve resulü için olan gazap ve öfkemden dolayı söyledim.”
İmam (a.s) aynı parayı geri çevirerek şöyle buyurdular: “Benim hakkım için bu parayı kabul et. Şüphesiz Allah Teala senin niyet ve bize olan batini sevginden haberdardır.”
Ferazdak İmam (a.s)’ın bu sözünü duyunca, İmam (a.s)’ın göndermiş olduğu hediyeyi kabul etti. Ferazdak hapiste olduğu halde Hişam’ı hiciv ediyor ve onun aleyhinde şiirler söylüyordu. Hişam bunu duyar duymaz onu serbest bıraktı. Diğer bir rivayete göre ise, onu oradan çıkarıp Basra’ya sürgün etti.[43]
[42] - Bu kaside, kırk beyittir; bunların hepsi Bihar’ul- Envar kitabının, C. 46, S. 125’de nakledilmiştir. Biz sadece birkaç beytini aktardık.
[43] - Bihar, C. 46, S. 125.
|