|
HuseyninDivaneleri
|
 |
« : 19 Mayıs 2010 20:16:46 » |
|
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed -sav-nin sevgili kızının şahadet yıldönümündeyiz. Hz. Fatıma yüceliş ve kemal yolunu kat edip, en değerli manevi mirasları beşeri topluma bıraktı. Şimdi hz. Fatıma'nın şahadet yıldönümünde, bu insanlık abidesinin hayat öyküsünün bir özetini siz muhterem dinleyicilere sunuyoruz. Allah'tan dileğimiz bizleri pak ve nurlu insanların izleyicileri yapmasıdır. Peygamber efendimizin vefatından 3 ay geçmişti. Baba'nın vefatı sevgili kızı Fatma'yı derinde üzmüştü. Hz. Muhammed'in vefatından sonraki siyasi ve toplumsal gelişmelerde Fatıma'yı rahatsız ediyordu. Bu nedenle yapılan haksızlıklardan dolayı hasta yatağına düştü. Fakat peygamber efendimiz her ketsen daha önce ve kısa bir süre sonra kendisine kavuşacağı sözü, Fatıma sa'yı gönül rahatlığına ve huzura ulaştırmıştı. Çünkü peygamber efendimiz şöyle burumuştu; kızım benden sonra, bana kavuşacak ilk kimse sensin. Ali-as- ve dört evladı dünyevi hayatının son anlarını yaşayan Fatıma-sa-'nın başı ucunda oturuyorlardı. Zor anlar yaşanıyordu. Ali ve sevgili eşi Fatıma'nın evine hüzünlü bir hava egemendi. Sanki Ali söylenmeyen bir çok sözü Fatıma'ya söyleyecekti. İmam Ali-as- Fatıma-sa- ile yaşadığı güzel anları düşünüyordu. Fatıma-sa- da bir anda gözlerini açtı ve sevgi dolu bir ses tonuyla buyurdu ki; canım Ali ,bir kaç an sonra sizden ayrılacağım ve elveda diyeceğim. Sen artık benim sesimi duymayacaksın. Benim cenazemi yıkadıktan ve gusül ettikten sonra cenaze namazımı kıl ve geceleyin toprağa ver. Sonra mezarımın baş ucunda otur ve kuran oku ve hakkımda hayır duası oku. Sizleri Allah'a emanet ediyor ve kıyamet kadar evlatlarıma selam gönderiyorum. Ayrılık acısı Ali-as-nin nefesini keser gibiydi. Muttaki, ilim, iman, edep ve sabır ve vefa abidesi Fatıma -sa- gibi bir eşi kaybediyordu. Onun pak çehresine baktığında dünya hayatının bütün zorluklarını, gam ve üzüntülerini unutuyordu. Ali-as- hayatı boyunca sevgili eşi Fatma'yı kaybetmekten dolayı duyduğu üzüntüyü unutmayacaktı. Zira Fatıma gibi bir eşi artık bulamayacaktı. Hz. Fatıma sadece peygamber efendimizin kızı olduğu için seçkin bir şahsiyet değildi. O hz. Bizzat eşsiz İlahi ahlak ve üstün özelliklere sahiydi. Fatıma -as-'nin bu üstün özellikleri peygamber efendimizin de büyük övgülerini kazanıyordu. Hz. Fatıma Resulullah -sav-'in gözdesi bir evlattı. Nitekim peygamber efendimiz buyuruyor ki; Fatıma benim vücudumun bir parçasıdır. O melek yüzlü bir insandır. Her zaman cennetin kokusunu duymak istersem Fatıma'nın vücudunu koklarım. Peygamber efendimiz kızı Fatıma-sa-'ya hitaben ayrıca buyuruyor ki; canım Fatıma Allah seni seçti ve en güzel marifetler ve ilimle seni donattı. Allah seni dünya kadınlarını baş tacı kıldı. Fatıma-sa-nın çocukluğu peygamber efendimizin risaletinin en zor anlarında geçti. Nitekim Müslümanlar ve peygamber efendimiz 3 yıl boyunca Ebu Talib deresinde ablukaya alındılar. Bu abluka döneminde Fatıma-sa- sevgili annesi hz. Hadice'yı kaybetti. Bunun üzerine Fatıma-sa-'nın babası Muhammed Resulullah-sav- yla ilgili sorumluluğu arttı. Çünkü babası Hz. Muhammed-sav- cahili ve zulüm düzenle amansız bir mücadele yapıp halkı aydınlatıyor ve büyük çilelere katlanıyordu. Fatıma ise babası ve peygamberi Resulullah-sav-'yı teskin ediyor ve gönlüne okşuyordu. Nihayet Hz. Fatıma Medine de Ali-as- ile evlendi. Müslümanların müşriklerle savaşı sırasında zor anlar yaşayan Fatıma-sa- bu seferinde Ali-as-nin eşi ve dertlerini paylaşan bir kadın rolünü üstlendi. Fatıma-sa- ev işlerini üstlendiği halde , yüksek ilim ve takvasıyla beşeri tarihin göz nuru olan evlatlar yetiştirdi. Fatıma-sa- sabır ve sevgi üzerine eşi Ali'ye davranıyor ve İslam fidanının büyüyüp dal budak salmasına yardımcı oluyordu. Fatıma-sa- gelişken ve mükemmel bir insan'ın şahsiyetini ve çehresini resmediyor. İşte Böyle bir insan yüksek düşünce güçü ve çevresindeki gelişmeleri yakından izleyip değerlendiren eşsiz kavrayış güçüyle herkese kılavuz olabilir. Fatıma-sa-da sevgi ve yüksek dehası üzerine toplumsal hayatın yeniden yapılandırılmasına ve insanca bir hayat tarzının egemen olmasına çalışıyordu. Peygamber efendimizin vefatından sonra, İslam toplumu bazı ayrılıklara yakalanmıştı ve düşüşe geçmenin eşiğine gelmişti. Fatıma-sa- toplumsal ve siyasi gelişmeleri yakından izliyor ve İslam ümmetinin geleceğini kurtarmaya çalışıyordu. Nitekim hz. Fatıma-sa-peygamber efendimizin vefatından sonra okuduğu tarihi hutbesinde, Müslümanları karşılaşacakları tehlikeler konusunda uyandırıp, bilinçlendirdi ve her kesi ilahi emirler ve İslam dininin öğretilerine bağlı kalmaya çağırdı. Hz. Fatıma bu hutbesinde Muvahhid bir arif gibi Allah'a olan aşk ve sevgisini dillendirdi. Hz. Fatıma'yı Zehra-sa- kuranı kerimi halkı aydınlatan ve İslam ümmetini kurtuluş ve felaha kavuşturan bir temel kılavuz olarak nitelendiriyor. Nitekim Fatıma-sa- buyuruyor ki; Kuran'ı kerim Allah tarafından halka indirilen seçkin bir temsilcidir. Kuranı kerim ilahi bir misaktır. Kuranı kerim Allah ile halk arasında bir irtibat kılavuzu ve ahitnamedir. Eğer halk kuranı kerimin hükümlerini uygularsa dünya ve ahiret saadetine kavuşur. Onu terk edenlerse dünya ve ahiret şekaveti ve zorluklarına yakalanır. Hz. Fatıma ayrıca şöyle buyuyor: kuranı kerimin kıraatini dinlemek bile kurtarıcı olur. Bu güzel kıraat biçimleriyle insan kuranı kerimin derin kelimeleri ve ayetlerini düşünüp onları anlamaya çalışır. Böylece insan salah ve felah yollarını teşhis eder. Kuranı kerimin kıraatini dinlemek ve düşünmek İslam ümmetini kurtuluş sahiline ulaştırır. Hz. Fatıma çok boyutlu bir şahsiyet ve kişiliğe sahipti. Hz. Fatıma yaptıklarıyla bizzat Kadın olsun, erkek olsun her bir insan'ın Allah vergisi yetenekleri ve kabiliyetlerini kullanırsa, kemalin zirvesine ulaşabileceğini ispatladı. Hz Fatıma parlak bir siyasi, toplumsal rol ifa ederek insanlığın hakla tanışıp aydınlanmasına sebep oldu ve de bir kadının yüce manevi makamlara ulaşabileceğini, ilim, ahlak, marifet değerleriyle donatılabileceğini, beşeri topluma kılavuz olabileceğini gözler önüne serdi. Bir gün bir kadın hz. Fatıma'ya gelip on değişik soru sordu. Fatıma-sa- de onun sorularını cevaplandırdı. Kadın utanarak dedi ki; ya Fatıma seni yordum galiba. Artık sizi rahatsız etmeyeceğim. Fakat hz. Fatıma buyurdu ki; sen sorularını sor. Ben yorulmadım. Çünkü her bir soruya verdiğim cevap nedeniyle Allah beni mükafatlandırıyor. İmam Hasan buyuruyor ki; bir gece annem Fatıma'nın namaz kıldığını gördüm. Sabah şafak sökünceye kadar secdeye kapıldı ve namaz kıldı. Sonra mümin kadın ve erkekler hakkında hayır duası yaptı. Fakat kendisi hakkında dua yapmadı. Niçin kendi hakkında dua etmedin diye sordum. Annem de buyurdu ki; oğlum ilkin komşular ve sonra hane halkı hakkında hayır duası yapılır. Hz. Fatıma-sa- Medine'deki yoksulların ümit kaynağıydı. Yoksul halk ondan yardım dilerdi. Nitekim Ashab-ı Kiram "Cabir bin Abdullah Ensari" şöyle diyor: Akşam namazında peygamber efendimizle birlikteydik. Resulullah namaz mihrabında oturmuştu. İhtiyar birisi camiye girdi ve yardım diledi. Peygamber efendimiz ona; hal hatır sordu. İhtiyar adam dedi ki; açım, beni doyurun, elbisem de yırtık, beni giydirin. Peygamber efendimiz de buyurdu ki; seni Allah ve Resulünün çok sevdiği Fatıma'nın-sa- evine gönderiyorum. Git ve ondan yardım iste. Resulullah -sav- daha sonra ihtiyar adamı Bilal ile birlikte sevgili kızı Fatıma'nın evine gönderdi. Hz. Fatıma da boynundaki kolyeyi çıkarıp, ihtiyar adama vererek, Allah sana daha iyisini verir, diye buyurdu. İhtiyar adam da kolyeyi satıp, ihtiyaçlarını giderdi ve Hz. Fatıma hakkında hayır duası yaptı. Hz. Fatıma-as- halka ve hakka hizmeti hoşnutluk kaynağı olarak nitelendiriyordu. Nitekim Peygamber efendimizin sevgili kızı ve insanlık abidesi hz. Fatıma-sa- buyuruyor ki; hakka verdiğim hizmetten dolayı büyük bir neşe ve zevk duyuyorum. Bu yüzden başka bir isteklerden arınıyorum. Allah'ın güzel cemalini temaşa etmekten başka bir dilek ve ihtiyacım yoktur. Hz. Fatıma -sa-nın şahadet yıldönümü münasebetiyle tüm İslam alemine başsağlığı dileyerek, sözü o hazretten bir vecizeyle noktalıyoruz. "Hz. Fatıma-sa- buyuruyor ki; dünya hayatında üç şeye büyük önem veriyorum. Bunlar; Allah yolunda infak yapmak, Resulullah'ın çehresini temaşa etmek, ve Kur'an-ı Kerim tilavet etmektir."
|