24 Mayıs 2012 19:50:12
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
ŞİA VE SAHABE (7)
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: ŞİA VE SAHABE (7)  (Okunma Sayısı 228 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İsmail Aras
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1954
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 46081



« : 27 Eylül 2009 20:10:49 »

ŞİA VE SAHABE  (7)

  Cevap olarak şunları söylemek mümkündür; İlk etapta ve bakışta, sünneti sahabeden almanın vacipliğine dair elde hiçbir kanıt ve delil mevcut değildir. Çünkü Peygamberden sonra sahabeler kendi aralarında ihtilaf ettiler. Bu ihtilaf edenlerin hangisi haklıydı?
  Burada üç ihtimal bulunmaktadır:
  Birinci ihtimal: Her iki tarafta haklıydı.
  İkinci ihtimal: Her iki tarafta haksızdı.
  Üçüncü ihtimal: Bir taraf haklı ve diğer bir taraf ise haksızdı.
  Bu üç ihtimal içerisinden birincisini kabul etmek doğru değildir. Zira hak hiçbir zaman hakla ihtilaf etmez.
Geriye ikinci ve üçüncü ihtimaller kalıyor; Neticede ister ikinci veya isterse de üçüncü konumda olsunlar, her halükarda sahabe içerisinde haksız simaları, yanlış yaparak ihtilaf yaratanları görmek mümkündür. Bu halde, bunların tamamını adil görmek, ve sünneti onlardan öğrenmek istemek ve bunları hidayet yıldızları olarak kabullenmek doğru mudur?
  Ama Şia inancına, aklın esasına ve Kuran’ın direktifine göre sahabe şundan ibarettir:
1-Allah Resulü ile beraber olmalıdır.
2-Ona iman getirmelidir.
3-Onun sünnetini kabul etmelidir.
4-Yaşantısında O Hazrette tabi olmalıdır.
5-Allah yolunda O Hazretle birlikte malıyla, canıyla mücadele ve girişimler bulunmalıdır.
6-O Hazretin vefatından sonra, onun sünnetinden el çekmemeli ve ona göre amel etmelidir.
7-Onun sünnetini tahrif etmemeli, değiştirmemeli ve sünnetin aksine göre amel etmemelidir.

  Bir sahabeye değer vermek farklı bir konu ve sünneti onlardan almanın vacipliği ise başka bir meseledir. Çünkü, Sahabelere bırakılan vazifelerden birisi, sünneti onlardan almanın gerekliliği değildir. Bu konuda hiçbir akli ve şer’i delil mevcut değildir. Elbette sünnet muallakta bırakılmamıştır. Aksine bu konuda ehliyeti olan ehil sahabeler O Hazretin sünnetini korumalı ve yaymalıdırlar. Nitekim ehil olan seçkin sahabeler de bu vazifeyi en iyi bir şekilde ifa etmişlerdir. Ama bu mesele vazife olarak sadece Ehl-i Beytin ihtiyarına bırakılmıştır. Zira onlar ilimde ve imamette Peygamberin varisleridirler.
  Netice olarak diyoruz ki; Kuran’ı Kerim ve Peygamberin sünnetinden anlaşılan, sahabenin tamamının bir derece ve makamda olmadıklarıdır. Onlardan bazıları Allah Resulüne layık olup ilahi emirleri ifa eden takvalı ve temiz insanlardır. Bazıları Allah Resulü zamanında iki ipte oynayarak münafıklık yapmışlardır. Bu konuda geniş bilgi için Kuran’ın münafikun süresine bakabilirsiniz.
  Bu açıklamalara göre, Şianın sahabe hakkında ki görüşünün Kuran ve Sünnetin görüşü olduğu gayet açık bir şekilde görülmektedir.
Bu satırların okuyuculara ışık tutması ümidiyle...
tebyan
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

Seni ârife sordum; dedi: "İrfân Ali'dir"

Seni mümine sordum; dedi: "İmân Ali'dir"

Aklıma sordum seni; dedi: "Şaşkınım, şaşkın"

Aklı divâne eden, senin aşkındır, aşkın
meşedi enis
Ya ze'l-celali ve'l ikram Ya ze'n-ne'mai ve'l-cud Ya ze'l-menni ve't-tavl Harrim şeybeti alen-nar
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1481
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7418


EL ECEL BEGİYYETULLAH


« Yanıtla #1 : 28 Eylül 2009 18:57:42 »

Allah razı olsun inşallah
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

..ey ahle aalam agham Eli mazloome... 
HUSEYNİ SEVDA!..
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1706
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7218



« Yanıtla #2 : 29 Eylül 2009 15:33:51 »

Allah razı olsun inşallah
teşekkürler.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

HÜSEYNİ SEVDA!..
Ateşlere atılırken, İbrahim gibi “Hasbunallahu we ni’mel wekil” zikriyle, Allah’tan başka kimseden yardım istememenin adıdır,
Hüseyni Sevda.
Karanlık denizlerde Hut’un karnında, Yunus gibi sadece Allah’a el açmanın halidir,
Hüseyni Sevda.
Nefsine aldanıp ilah olduğunu savunan Firavun ve ordusunu, denize batıran Musa’nın elindeki asa’dır,
Hüseyni Sevda.
Peygamberlerin hatemi, kainatın efendisi,Allah ’ın habibi
Hz. Muhammed (s.a.v)’ın “Ümmeti! Ümmeti” derken, Mübarek gözlerinden dökülen gözyaşlarından bir damladır,
Hüseyni Sevda.
Kerbela çölünde yalnız… Kerbela çölünde yardımsız…
Kerbela çölünde bikes bırakılan İmam Hüseyin’in; “Heyhat mine zillet!.. İslam için öleceksem, ey kılıçlar alın canımı! feryadıdır.
Dünya hayatına önem vermeyip, kendini kardeşlerine feda etmenin…
İzzet ve şeref ile şehadete kucak açıp,
''Kulli yevmin Aşura kulli erzin kerbela'' diyebilmenin adıdır
kerbelayi
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 21
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 743


« Yanıtla #3 : 03 Ekim 2009 22:48:14 »

Allah sevabına yazsın.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

ŞİA VE SAHABE (7) Etiketleri
ŞİA VE SAHABE (7)
ŞİA VE SAHABE (7) Resimleri
ŞİA VE SAHABE (7) Videoları
Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: