24 Mayıs 2012 21:34:30
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Toprak Altında Yaşananlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Toprak Altında Yaşananlar  (Okunma Sayısı 545 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ölüm meleği
Süper Moderator
*

Üyeyi Alkışla 8
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 295



« : 11 Haziran 2009 11:34:18 »

Dünyada bunlar olup biterken, toprağın altındaki bedeni ise, hızlı bir parçalanma sürecine girecektir. Toprağa gömülmesinden sonra bakteriler devreye girecek ve cansız bedeni çürüteceklerdir.

Artık ölmeden önceki yaşamın bir saniyesine bile geri dönme imkanı olmayacaktır. Aile ile görüşme, arkadaşlarla buluşup eğlenme, en yüksek mevkiye gelme ihtimali de kalmayacaktır.

Kısacası kendisiyle özdeşleştirdiği, "ben" sandığı beden, oldukça kötü bir sonla yok olup gidecektir. Kişinin ruhu, bu bedeni çoktan terk etmiş olacaktır. Geride kalan beden ise, oldukça çarpıcı bir biçimde yok olacaktır. Peki tüm bunların sebebi nedir?

Allah dileseydi, insan vücudunu öldükten sonra bu hale getirmeyebilirdi. Ancak bunun çok büyük bir hikmeti vardır.

Öncelikle insan, yalnızca bedenden meydana gelmediğini, bedeninin ruhuna giydirilmiş geçici bir kılıf olduğunu, düşünmeli, bedenin ötesinde bir varlığı olduğunu hissetmelidir. Dahası, bedeninin ölümüne bakmalı, bu geçici dünyada adeta sonsuza kadar kalacakmış gibi sahiplendiği ve bütün arzularına boyun eğdiği bedeninin akıbeti hakkında düşünmelidir.

O beden bir gün mutlaka toprak olacaktır ve o gün belki de çok yakındır.

Anlatılan tüm bu gerçeklere rağmen, Kuran ahlakından uzak yaşayan toplumlarda, sevilmeyen, istenmeyen şeyleri düşünmemek, yok kabul etmek gibi bir eğilim vardır. Bu durum özellikle ‘ölüm’ söz konusu olunca iyice belirginleşir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, ölüm ancak bir tanıdık kaybedildiğinde ya da birinin ölüm yıl dönümünde hatırlanır. Hemen hemen herkes ölümü kendisine uzak görür. Oysa yolda yürürken, yatakta yatarken ölen kişilerin diğer insanlardan bir farkı yoktur. Ya da daha “uzun yıllar” yaşayacağını düşünen “genç” birinin... Bilinmelidir ki evinden okula gitmek için yola çıkan, önemli bir toplantıya yetişmeye çalışırken trafik kazası geçiren kişi ya da hiç tahmin etmediği bir zamanda beklemediği bir hastalıkla ölen biri de ölmeden önce aynı düşünceyi taşıyor olabilir. Bir gün önce yaşarlarken, ertesi günün gazetelerinde herkesin onların ölüm haberlerini okuyacaklarını büyük bir olasılıkla akıllarına bile getirmemişlerdir. Oysa bu bir kaçıştır ve Allah bu kaçışın fayda vermeyeceğini bildirmiştir:

"De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile, pek az (bir zaman) dışında metalanıp yararlandırılmazsınız." (Ahzab Suresi, 16)

İnsan bilmelidir ki bu dünyaya "yalın" bir şekilde gelmiştir ve yine "yalın" bir şekilde bu dünyayı terkedecektir.

Fakat pek çok insan doğduktan sonra zamanla ihtiyaçlarını gidermek için kendine sunulan nimetleri bilinçsizce sıkı sıkıya sahiplenir; onları elde tutmayı hayatının en önemli amacı haline getirir. Oysa hiç kimse malını, mülkünü ya da sahip olduğu diğer şeyleri öldükten sonra yanına alamaz. Sonuçta beden, birkaç metrelik beyaz beze sarılıp defnedilir. Kendisiyle birlikte ahirete götürdüğü tek şey, Allah'a olan inancı ya da inançsızlığıdır.

Dünya Hayatının “Ölüm Gerçeğini Unutturan” Süsleri

İnsanların yaşamları boyunca ulaşmak ve sahip olmak için çaba harcadıkları birkaç hedef vardır. Zenginlik, mal, itibar, eş, çocuk gibi maddi ve manevi değerler, Kuran ahlakını yaşamayan her insan için dünya hayatının değişmez süsleridir. Yapılan tüm planlar, gösterilen çabalar, uğraşılar bu değerlere sahip olmak içindir. Tüm bunların hepsinin gelip geçici olduğunu, dünya üstündeki herşeyin değer kaybettiğini, eskidiğini, yok olduğunu bildikleri halde, insanlar kendilerini bunlara şiddetle bağlanmaktan alıkoyamazlar. Malın eskiyeceğini, toprakların hep aynı berekete sahip olamayacağını, çok değer verdikleri eşlerinin bir gün yaşlanıp güzelliğini kaybedeceğini ve en önemlisi de her insanın tüm sahip olduklarını bir gün bırakmak zorunda kalıp dünyadan ayrılacağını bilmelerine rağmen bu bağlılığı sürdürmeye devam ederler.

Böyle yaşayan insanlar öldükten sonra ahirette bütün ömürlerini sadece bir şeyi "elde etme" üzerine harcadıklarını, dünyanın etkileyici ve kendilerini büyüleyen süslerine aldandıklarını, ölümlü olan herşeye hak ettiğinden fazla değer verdiklerini anlayacaklardır. Ayrıca dünyada yapmaları gerekenin ise yalnızca, herşeyin tek sahibi olan Yüce Allah'a kulluk etmek olduğunu göreceklerdir.
İnsanların içlerinde yaşadıkları bu "tutkulu bağlılık" Kuran'da şöyle haber verilmiştir:

"Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır." (Al-i İmran Suresi, 14)

Servet, eşler, oğullar, ticaret gibi dünyaya ait tüm değerler, Allah'ı ve ahireti unutarak sadece bunlar için yaşayan insanları tutkuyla oyalamakta ve ölüm gerçeğinden uzaklaştırmaktadır. Oysa Allah'ın gücü ve büyüklüğü gereği gibi takdir edilirse, dünyaya ait herşeyin birer imtihan aracı olduğu Allah’ın izniyle anlaşılacaktır. Yapılması gerekenin de tüm bu nimetleri onlara veren Rablerine kulluk etmek ve şükretmek olduğu da fark edilecektir. Fakat inkar eden veya kesin bir bilgiyle iman etmeyen insanlar, hırsla dünyaya bağlandıkları için kavrayışları körelir; son derece eksik ve kusurlu olan dünyayı, ona ait her türlü değerle birlikte gözlerinde büyütürler.

Allah ahirette çok daha hayırlısını ve üstününü insanlara vereceğini vaat ettiği ve bu güzelliğe kavuşmak için de sadece Kendisine gereği gibi kulluk edilmesini, yalnızca Kendi rızasının aranmasını emrettiği halde, insanların bundan yüz çevirip dünya hayatına razı olması çok büyük bir gaflettir. Bir insan tamamen dinsiz, inançsız bile olsa, en azından öldükten sonra dirilmenin "ihtimali" bile, onu bu konuda daha akıllı davranmaya zorlamalıdır.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
ölüm meleği
Süper Moderator
*

Üyeyi Alkışla 8
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 295



« Yanıtla #1 : 11 Haziran 2009 12:58:05 »

 ksb  bu iki mesajı yanlış bölüme attım
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
merziye_raziye
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 119
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 952



« Yanıtla #2 : 11 Haziran 2009 15:36:00 »

Allah razı olsun.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

REHBER
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 310
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1825


ELİ DAREM ÇİGEM DAREM


« Yanıtla #3 : 12 Haziran 2009 19:58:02 »

ALLAH SEVABINA YAZSIN İNŞALLAH.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |



ALEM GÜLİSTANDIR,ALİ GÜLÜDÜR
ALİSİZ YAŞAYAN ALEM ÖLÜDÜR,
AŞIK GÖNLÜMÜZE CANAN ALİDİR
RUHUMUZDAN KOPAN TUFAN ALİDİR.
KERBELA@ŞEHİDİ
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 53
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 895



« Yanıtla #4 : 14 Haziran 2009 13:22:53 »

ALLAH RAZI OLSUN İNŞALLAH.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

Ali Kur’an’ladır, Kur’an da Ali iledir;
Havz-u Kevser başında bana kavuşuncaya kadar
bu ikisi birbirinden ayrılmazlar.
       Hz.Muhammed (s.a.v)
MUHAMMEDİN ORDUSU
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 125
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 952



« Yanıtla #5 : 14 Haziran 2009 20:04:24 »

Allah razı olsun inşallah.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

“Kıyamet önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır.”
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

Toprak Altında Yaşananlar Etiketleri
Toprak Altında Yaşananlar
Toprak Altında Yaşananlar Resimleri
Toprak Altında Yaşananlar Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: