|
huseyinruhullah
|
 |
« : 19 Aralık 2008 00:37:40 » |
|
İMAM HÜSEYİN (A.S)’IN SÖZLERİNDEN KIRK HADİS
Ey Allah’ın Kulları! 1- “Ey Allah’ın kulları! Allah’tan korkun, dünyaya karşı ihtiyatlı davranın; eğer bütün dünya bir kişiye kalacak veya bir kişi orada daimi kalacak olsaydı, peygamberler baki kalmaya daha layık, rızayetleri celbedilmeye daha evla ve böyle bir hükme daha uygun olurlardı. Ama Allah-u Teala dünyayı fani olmak için yaratmıştır; yenileri eskiler, nimetleri zail olur, sevinci ise kararır (gam ve üzüntüye dönüşür). Dünya engebeli bir menzil ve muvakkat bir evdir. Öyleyse ahiretiniz için azık toplayın, en güzel azık ise sakınmaktır; Allah’tan sakının, ta ki kurtuluşa eresiniz.” [98]
Cehennem Köpeklerinin Katığı 2- Yanında başkasının gıybetini eden birisine buyurdular ki:
“Ey adam! Gıybet etmekten sakın; çünkü gıybet, cehennem köpeklerinin katığıdır.” [99]
Allah’ı Bırakıp Da Halkı Razı Etmeye Kalkışan Bir Milletin Durumu 3- “Allah’ı öfkelendirmekle halkın rızasını kazanmak isteyen bir kavim, kurtuluşa erememiştir.” [100]
Dünyada Allah’tan Korkmanın Kıyametteki Neticesi 4- “Kıyamet günü, yalnız dünyada Allah’tan korkan kimse emin olabilir.” [101]
İyiliğe Emredip Kötülükten Sakındırmanın Yararları 5- “Allah-u Teala buyuruyor ki: “Mümin erkek ve kadınlar birbirlerinin velileridir, marufu emreder ve münkerden nehyederler...” Allah-u Teala (müminlerin sıfatını saydığında) emr-i bil maruf ve neyh-i anil münkerle başlayıp ilk olarak onu farz kılıyor. Çünkü biliyor ki, eğer bu farize hakkıyla yerine getirilip uygulanırsa artık bütün farizeler, ister kolay olsun ister zor yerine getirilip uygulanır. Zira marufu emredip münkerden nehy etmek, zulme uğrayanların haklarının alınmasını, zalimlere muhalefeti, beyt-ul malın ve ganimetlerin adaletle dağıtılmasını, zekatın gereken yerlerden alınıp gerektiği şekilde sarf edilmesini sağlamakla İslam’a yapılan (ameli) bir davettir.”[102]
Zalim Bir Yönetici Görüp De Ona Karşı Çıkmamanın Sonucu 6- “Ey insanlar! Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Kim, Allah’ın haramını helal bilen, ahdini bozan, Resulünün sünnetine muhalif olan, kulları arasında günah ve zulüm yapan zalim bir yönetici görür de amel ve sözüyle ona karşı çıkmazsa, Allah-u Teala onu, o zalim yöneticiyi sokacağı yere (cehenneme) sokar.” [103]
Çoğu İnsanların Dinden Yararlandıkları Müddetçe Onu Savunmaları 7- “İnsanlar dünya kullarıdır; din ise onların dillerine bir yalaktır. Dinin sayesinde geçimlerini sağladıkları müddetçe onun etrafını sararlar, ama zorluklarla imtihan edildiklerinde dindarlar azalır.” [104]
Allah’a İsyan Etmekle Bir Şeye Ulaşmak İsteyen Kimse... 8- “Allah’a isyan ederek bir şeye ulaşmak isteyen kimse, umduğundan uzaklaşarak korktuğu şeye yaklaşır.” [105]
Zalimlerle Yaşamanın Zillet Oluşu 9- “Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan da kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda, müminin ölümü arzulaması haktır. Ben ölümü saadet, zalimlerle yaşamayı ise aşağılık biliyorum.” [106]
Hür ve Özgür Olmanın Gerekliliği! 10- “Ey Ebu Süfyan’nın oğullarına uyanlar! Eğer dininiz yok, ahiretten de korkmuyorsanız, en azından hür insanlar olun.” [107]
Alimlerin Uyarılması 11- “Eğer şuurunuz olsaydı, anlardınız ki insanların içerisinde en büyük musibete uğrayan, ulemanın hakiki makamından uzak düşmüş olan sizlersiniz. Çünkü işleri yürütmek ve hükümleri uygulamak, Allah’ın helal ve haramına emin olan ulemanın eliyle olmalıdır. Oysa bu mevki sizin elinizden alınmıştır. Bu mevki. açık deliller geldikten sonra hakta tefrikaya düşmeniz ve sünnette ihtilaf etmeniz yüzünden elinizden çıkmıştır ancak. Eğer eziyetlere sabredip Allah için zorluklara katlanacak olsaydınız, İlahi işler sizden çıkar ve size dönerdi. Ama siz mevkiinizi zalimlere bırakarak İlahi meseleleri onlara teslim ettiniz; onlar da şüphe üzerine hareket edip nefsi arzularına uyuyorlar. Zalimleri bu işlere musallat kılan, siz alimlerin ölümden kaçması ve sizden ayrılacak hayata gönül bağlamanızdır.”[108]
İmam Hüseyin (a.s) Tarafından Gerçekleşen Kıyamın Sebebi 12- “Allah’ım! Sen biliyorsun ki, bizim tarafımızdan gerçekleşen kıyam, saltanat için yarışmak ve değersiz dünya mallarından bir şeye ulaşmak için değildir. Senin dininin (öğretilerini) öğretmek, ıslahat yapmak, mazlum kullarına emniyet ve güvence kazandırmak, İslam’ın farz ve Resulullah’ın sünnet ve hükümleriyle amel olunması içindir.” [109]
Farz ve Sünnet Olan Cihat 13- “Farz olan cihatlardan biri, insanın kendisini günahtan koruması için nefsi ile cihat etmesidir. İşte bu cihat, cihatların en büyüğüdür... Sünnet olan cihat ise, kişinin bir sünneti (genel bir adeti) ayakta tutması, uygulama ve ihya etmesi için çalışmasıdır. Bu yolda çalışmak ve çaba sarf etmek, en üstün amellerdendir. Çünkü bu, (güzel olan) bir sünneti diriltmektir. Nitekim Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Kim güzel bir sünnet (adet ve gelenek) koyarsa, kıyamet gününe kadar, amel edenlerin sevabından bir şey eksilmeksizin o sünnetle amel edenlerin sevabı kadar ona sevap yazılır.” [110]
Daha Değerli ve Daha Güzel Olanlar 14- “Eğer dünya hayatı bazılarının nazarında değerli sayılıyorsa, Allah’ın mükafat evi daha yüce ve daha değerlidir.
Eğer bu bedenler ölüm için yaratılmışsa, insanın Allah yolunda kılıçla öldürülmesi daha üstündür.
Eğer rızklar takdir edilip bölünmüşse, servet elde etmekte insanın hırsının azlığı daha güzeldir.
Eğer dünya malını toplamak ondan bir gün el çekmek içinse, insanın böyle bir servete cimrilik yapmaması gereklidir.” [111]
İbretli Tavsiyeler 15- “Ben size Allah’ın takvasına sarılmayı tavsiye ediyorum; azabından korkutuyor ve nişanelerini gözünüzün önüne koyuyorum. Gelmesi sevilmeyen ve tadı kötü olan korkunç ve dehşetli ölüm gününün gelip çatmasına az kalmıştır. (O ölüm ki,) ruhunuzdan asılıp sizi amel etmekten tamamen koparır. Öyleyse yaşadığınız sürece onun ansızın gelecek belalarına hedefmişsiniz gibi sıhhatinizi ganimet bilin; amel etmeye koşun. O (ölüm), sizi yerin üzerinden alıp içine bırakır; (yerin) üstünden düşürüp aşağısına sokar. Ülfet ve beraberlikten koparıp vahşet ve yalnızlığa atar; rahatlık ve aydınlıktan yerin karanlık ve darlığına götürür. Orası öyle bir yerdir ki, ne dostlar orada ziyaret edilir, ne hastaların yanına gidilir ve ne de yardım dileyenin yardımına koşulur.” [112]
Çeşitli İbadetler 16- “Bazıları Allah’tan bir şey umarak ibadet ederler; bu, tacirlerin ibadetidir. Bazıları da (ateşten) korkarak ibadet ederler, bu da, kölelerin ibadetidir. Bazıları ise (Allah’ın nimetlerine) şükür olarak ibadet ederler, bu da hür insanların ibadetidir; işte en faziletli ibadet budur.” [113]
Halkın Size İhtiyaç Duymalarının Nimet Oluşu 17- “Bilin ki, insanların size olan ihtiyaçları, Allah’ın size verdiği nimetlerdendir. Öyleyse o nimetlerden bıkmayın, yoksa belaya dönüşür.” [114]
Allah’ın Kendi Velilerine Öğüt Vermesi İçin Onları Kınaması 18- “Ey İnsanlar! Allah-u Teala’nın, kendi velilerine öğüt vermek için Yahudi alimleri hakkında yaptığı kınamadan öğüt alın. Allah-u Teala (Yahudi alimlerini kınayarak) şöyle buyuruyor: “Niçin onların din alimleri, onları (Yahudileri) günah olan sözleri söylemekten (ve haram yemekten) men etmediler...” [115] Yine buyurmuştur ki: “İsrail oğullarından kafir olanlara, Davud’un diliyle de lanet edilmiştir... yaptıkları iş ne de kötüdür.” [116]
Allah’ın onları kınaması, Yahudi alimlerinin, aralarında bulunan zalimlerin, yaptıkları kötü işleri görüp onlar vasıtasıyla elde ettikleri dünya mal ve makamına olan bağlılıkları ve maruz kalmaktan korktukları baskı yüzünden onları alıkoymamaları içindir. Halbuki Allah Teala: “İnsanlardan korkmayın, benden korkun” diye buyurmaktadır.[117] Ve yine buyuruyor ki: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar, birbirlerinin (gözetleyen ve koruyan) velileridirler; iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar...” [118]
Ey İnsanlar! 19- “(Ey insanlar!) Allah’tan sakınmayı size vasiyet ediyorum. Zira Allah Teala, takvalı kimseyi hoşlanmadığı durumdan kurtarıp hoşlandığı bir duruma götürmeyi ve ummadığı yerden rızkını vermeyi uhdesine almış ve garanti etmiştir. Öyleyse sakın kulların yaptıkları günahlardan dolayı onlara acıyan ve kendi günahının cezasından emin olan kimselerden olmayın. Zira Allah’ı aldatarak cennet kazanılmaz ve O’nun nimet ve sevabına, O’nun izniyle gerçekleşen itaatten başka bir yolla erişilemez.”[119]
Allah’tan Başka Sığınağı Olmayana Zulüm Yapmaktan Sakınmanın Gerekliliği 20- “Allah’tan başka sığınağı olmayan kimseye zulüm etmekten sakın.” [120]
Sevgi ve Buğzun Nişaneleri 21- “Seni seven, kötü işlerden seni sakındırır; sana buğz eden ise seni bu işlere tahrik eder.” [121]
Aklın Hakka Uymakla Kamil Olması 22- “Akıl, ancak hakka uymakla kamil olur.” [122]
Laubali Kimselerle Oturup Kalkmanın Neticesi 23- “Laubali kişilerle oturup kalkmak, insan hakkında şüphe doğurur.” [123]
Allah Korkusundan Ağlamanın Kurtuluşa Sebep Olması 24- “Allah korkusundan ağlamak, cehennem ateşinden kurtulmaya sebep olur.” [124]
Günah İşlemekten Vazgeçemeyen Birisine Beş Şeyi Yapmasının Önerilmesi 25- Bir kişi, Seyyid-uş Şüheda’nın (İmam Hüseyin’in) huzuruna gelerek: “Ben günahkar bir kimseyim, kendimi günah işlemekten alamıyorum, bana nasihat et” dediğinde İmam (a.s) şöyle buyurdu:
“Beş şeyi yap sonra dilediğin günahı işle:
a) Allah’ın rızkını yeme, istediğin günahı yap.
b) Allah’ın mülkünden ve hakimiyeti altından dışarı çık, istediğini yap.
c) Allah-u Teala’nın seni göremeyeceği bir yer bul, ne yapmak istersen yap.
d) Azrail canını almaya geldiği zaman teslim olma, o zaman gönlünün istediğini yap.
e) Kıyamet günü cennetin maliki seni cehenneme götürmek istediğinde cehenneme gitme, ondan sonra arzuladığın işi yap.”[125]
Özür Dilenilecek Hareketten Sakınmanın Gerekliliği 26- “Özür dilenecek hareketten sakın! Çünkü mümin ne suç işler, ne de özür diler; ama münafık her gün suç işler ve özür diler.” [126]
Alimlerin Kınanılması 27- “Sonra siz ey ilimle meşhur olup hayırla anılan, nasihatle tanınıp Allah’ın vesilesiyle halkın gönüllerinde heybetli görünen alimler topluluğu! (Bilin ki,) şerefli insanlar sizden çekinir, zayıflar size saygı gösterir, kendi düzeyinizde olan ve iyilikte bulunmadığınız kimseler sizi kendilerine tercih ederler. (İnsanların) ihtiyaçları karşılanmadığı zaman sizin arabuluculuğunuzla karşılanır. Yolda giderken padişahların heybeti ve büyüklerin de izzetiyle yürürsünüz. Acaba bunların hepsi sizden beklenilen İlahi vazifenizi yapmanız (hakkı hakim kılmanız) için değil midir? Ama siz vazifenizin çoğunu yapmıyorsunuz, kusur ediyorsunuz. İmamların hakkını küçümsüyor, zayıfların hakkını çiğniyorsunuz. Fakat kendiniz için sandığınız hakka gelince; onu (hemen) talep ediyorsunuz. Siz Allah yolunda ne bir mal harcadınız, ne yarattığı nefsi O’nun için herhangi bir tehlikeye attınız ve ne de O’nun rızası için bir topluluğa düşman oldunuz. (Bununla birlikte) Allah’ın cennetine girmeyi, Peygamberleriyle komşu olmayı ve azabından da kurtulmayı arzu ediyorsunuz!” [127]
Konuşmadan Önce Selam Vermenin Gerekliliği 28- “Bir adam İmam (a.s)’a selam vermeden; “Nasılsınız? Allah afiyet versin” dediğinde İmam (a.s) şöyle buyurdular: “Evvel selam, sonra kelam. Allah da sana afiyet versin.” Daha sonra buyurdular ki: “Selam vermedikçe hiçbir kimseye konuşma müsaadesi vermeyin.” [128]
Kabul Etmenin, Cahilliğin ve Alimin Nişaneleri 29- “Kabul etmenin nişanelerinden biri, akıllılarla birlikte oturmaktır. Küfür (veya fikir) ehlinden gayrisiyle tartışmak, cahillik alametlerindendir. Alimin nişanelerinden biri de kendi sözünü eleştirmesi ve muhtelif görüşlerin hakikatinden haberdar olmasıdır.” [129]
Müminin Sıfatından Bazıları 30- “Mümin, Allah’ı kendisine sığınak, sözünü ise ayna edinir; bazen müminlerin, bazen de gaddarların sıfatına bakar; onların sıfatlarından incelikler elde eder, kendisini iyice tanır, üstün zekasıyla yakin makamına ulaşır ve nefsini temizlemekte de güçlü olur.” [130]
İyiliklerde Yarışmak 31- “İyiliklerde yarışın ve manevi ganimetleri elde etmeye koşun.” [131]
Cömertlik ve Cimriliğin Özellikleri 32- “Cömert davranan, yücelir; cimrilik yapan ise alçalır.” [132]
Dünya ve Ahiret Hayırları 33- Bir kimse İmam Hüseyin (a.s)’dan dünya ve ahiret hayrını kendisi için yazmasını istediğinde İmam (a.s) şöyle yazdılar:
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kim halkın öfkesini kazanarak Allah’ın rızasını elde ederse, Allah, insanların ellerinde olan işlerde ona kifayet eder; kim Allah’ın gazabını kazanarak halkın rızasını elde ederse, Allah, onu insanlara bırakır. Vesselam.” [133]
Bir Kimsenin Gam ve Üzüntüsünü Gidermenin Neticesi 34- “Kim, bir müminin gam ve üzüntüsünü giderirse, Allah-u Teala onun dünya ve ahiret üzüntülerini giderir.” [134]
Halkın Haysiyetiyle Oynayan Kimseden Uzak Durmanın Gerekliliği 35- “Halkın haysiyetine el uzatan (onların haysiyetiyle oynayan) birisini duyduğunda, onun seni tanımamasına çalış.” [135]
Zenginliğin İzahı 36- “Zenginlik nedir? diye sorduklarında: “Arzuların az olması ve yeterli bir rızka razı olmaktır” buyurdular.[136]
İhtiyacın, Üç Kimsenin Dışında Kimseye Söylenilmemesi 37- Ensardan birisi, İmam (a.s)’a ihtiyacını karşılaması için ricada bulunmak istediğinde, İmam (a.s) şöyle buyurdu:
“Ey Ensari kardeş, yüzünün suyunu dökme, istediğini bir kağıda yaz, ben Allah’ın izniyle seni sevindirecek bir şey yaparım...” (Sonra şöyle buyurdu:) “Şu üç kimsenin dışında hiç kimseye ağız açma: Dindar, yiğit ve soylu. Çünkü dindar, kendi dinini koruması için senin ihtiyacını karşılar; yiğit de, (seni ümitsiz etmeyi) kendi yiğitliğine sığdırmaz, utanır; soylu ise, ihtiyacın için yüzünün suyunu dökmeye mecbur kaldığını bildiğinden haysiyetini korumak için seni eli boş geri çevirmez.”[137]
Mükafat ve Ceza Görecek Bir Kimse Gibi Davranmak 38- “İyilik karşısında mükafat, suç karşısında ise ceza göreceğini (kesinlikle) bilen bir kimse gibi amel et.” [138]
Selamın Sevabı 39- “Selamın yetmiş sevabı vardır, altmış dokuzu selam verene, biri ise selamın cevabını alan kimseyedir.”[139]
Müslüman Kardeşin Arkasında Sevilen Şeyi Söylemenin Gerekliliği 40- “Bir Müslüman kardeşin senden ayrıldığında, arkandan söylemesini sevmediğin şeyi sen de onun arkasından söyleme.”[140]
--------------------------------------------------------------------------------
--------------------------------------------------------------------------------
ŞİİRLER
İLAHİ NUR
Vardır sevgin, yatır cana
Sen Peygamber nurundansın
Canlar kurban olsun sana
Sen Zehra’nın nurundansın
Ezanı söyleten sensin
İslam’ı dirilten sensin
Kur’ân’ı okutan sensin
Sen Peygamber nurundansın
Allah hizbini dirilttin
Şeytan hizbini çürüttün
Irkçılığı mahkum ettin
Sen Zehra’nın nurundansın
O günde ki, İmam oldun
Gerçeği halka duyurdun
Hakkı batıldan ayırdın
Sen Ali’nin nurundasın
Dünyayı başından attın
Canını Allah’a sattın
Kerbela’da susuz yattın
Sen Peygamber nurundansın
Ekber’ini şehit verdin
Zeyneb’ini esir verdin
Peygamberler yolun gittin
Sen Zehra’nın nurundansın
Kanınla sen ırmak yaptın
Zalimlerin kökün kazdın
Nebiyle Miraca çıktın
Sen Peygamber nurundansın
Durmadan ağlıyor gözler
Sona ermez bu matemler
Aşkınla inler yürekler
Sen Zehra’nın nurundansın
Gökte melekler ağladı
Şialar kara bağladı
Yezitler kalbin okladı
Sen Peygamber nurundansın
Bu ok Sakife’den çıktı
Vahiy inen kapıyı yaktı
Kerbela’da seni yıktı
Sen Peygamber nurundansın
Bu arada olan oldu
Cemel savaşı vuku buldu
Başın mızrağa vuruldu
Sen Zehra’nın nurundansın
Ali’nin eli bağlandı
Zehra’nın kapısı yandı
Esğer boğazdan oklandı
Sen Zehra’nın nurundansın
O gün Yezit başa geçti
O gün Hasan zehir içti
O gün Zeynep esir düştü
Sen Zehra’nın nurundansın
Hatırlarsın o günleri
Sakife’de geçenleri
Kerbela’da ölenleri
Sen Peygamber nurundansın
Zalimlere karşı durdun
Dini tahriften korudun
Din yolunda şehit oldun
Sen Zehra’nın nurundansın
Canım kurban Kerbela’na
Meydanda yalnız kalana
Kolları kalem olana
Sen Peygamber nurundansın
Makam peşinde olanlar
Dini dünyaya satanlar
Seninle bir olamazlar
Sen Peygamber nurundansın
Müminler seni savunur
İsa canın feda kılır
İslam sende mana bulur
Sen Peygamber nurundansın[141]
FÂTIMA GÜL GONCALARI
Gelin ey ehl-i velâ cûş edelim çağlayalım
Kerbelâ fâciasın yâd ederek ağlayalım
Giyelim kisve-yi mâtem karalar bağlayalım
Matem-i Âl-i Abâ ile ciğer dağlayalım
Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
Bilmek ister misin ey ehl-i velâ n’oldu bugün
Gül-ü bağı Nebevî, ne yazık soldu bugün
O Hüseyinî alıcı, işte şehit oldu bugün
Matem-i Âl-i Abâ ile cihan soldu bugün
Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
Hastalanmış yatıyordu ol Ali-yyi Esğer
İnliyordu bir içim su diyerek o server
Sararıp solmuş idi hayf ki o mâh-i enver
Bir içim suyu diriğ etti o zâlim ebter
Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
Sarılıp boynuna Zeyneb dedi ey Zeyn’el- Âbâ
Edeyim göz yaşım ile seni yavrum işbâ
Ağlıyor şimdi bize ruh-i cenâb-ı Zehrâ
Göğsüme koy başını ağlama ey mehlika
Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
Safder-i Kerbubelâ işte bugün oldu şehit
Gudve-yi ehl-i safâ işte bugün oldu şehit
Ziynet-i arz u semâ işte bugün oldu şehit
Muhibb-i Âl-i Abâ işte bugün oldu şehit
Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri
İçti çün cam-ı şehâdet O Hüseyin-i yektâ
Yere düştükte başı titredi Arş-ı A’lâ
Göklere çıktı aman velvele-yi vâ veylâ
Sen de eflâke çıkar nâleni “Hazmi” şeydâ
Soldu ey vâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali’nin gönlünün eğlenceleri[142]
AŞKIN MÂCERÂSI Hicrî altmışıncı yıl, unutulmuştu İslâm
Her taraf zulüm dolu, her tarafta katliâm
Göz yaşları sel gibi, her yer mazlumun âhı
İnsânî erdemlerin öldürülmüştü ruhu
Çıkarlar olmuştu din, cihâd mal-mülk tezgâhı
Hortlamıştı çöllerin, yağmacılık ilâhı
Susturulmuştu diller, altın veya kılıçla
Kürsülerde sefiller, oynaşırken inançla
Unutmuştu insanlar, hâyatın gayesini
Hak’tan başka her şeye, “Lâ” demek pâyesini
İlâhî niyâbetin, özgürlük mirâcını
Değişerek giymişti, küfrün zillet tâcını
Kararmıştı ufuklar, ümitler tükenmişti
Ali bir çok cephede, vuruşarak gitmişti
Sürgünde “Ebûzerler”, mu’minler yitirilmiş
Medineli sevgili, zehirle kâtledilmiş
Ölüm kol geziyordu, aman yoktu kimseye
Kalmamıştı cesâret, hak sözü söylemeye
Mazlumun feryadına, sağır olmuş kulaklar
Zihinler doldurulmuş, zây edilmişti haklar
Bekliyordu hakikat, yürekli evladını
Anası insanlığın, en mükemmel kadını
Celladın pençesinde, güvercin raks eylemez
Zillet uzaktı ondan, zillete boyun eğmez
Bir er çıktı sahneye, Murtezâ’nın evinden
Yiğitlik suyu içmiş, Fâtıma kevserinden
Peygamber hâtırası, özgürlerin mevlâsı
“En güzel hüner ölüm”, olmuştu Elif-Bâ’sı
Mârufu buyurarak, münkerden nehy etmenin
Mektebinde yetişmiş, en büyük öğretmenin
Rabbânî marifetin, yegâne temsilcisi
Ellerinde ceddinin, “gökten gelen inci”si
Hedefi hidâyetti, kan dökmek asla değil
Hakkı ıslâh etmekti, saltanat, dünya değil
Topraktan vâr edilmiş, bedenler geçicidir
Yâr ile vâdeleşmek, âşıkların işidir
Bir avuç kahramanla, yöneldi Kerbelâ’ya
Muazzam bir imanla, “heyhât” çekti dünyaya
Yırtarken yeni şirkin, gösteriş maskesini
Yeniden yazdı aşkın, diriliş bestesini
Rahmet diyarında can, görünce Leylâ’sını
Geçerek kendisinden, gördü nur deryâsını
Fısıldaştı yavaşça, kılıçların ruhuyla
Kucaklaştılar aşkla, ilk kıvılcım nuruyla
Allah’a tevekkülün, yek numune önderi
Cilvegâhı cânânda, ağlattı âlemleri
Aşkın mâtemi vardır, vuslatın böylesine
Ayak basınca karga, “Ankâ”nın sînesine
Âşıklar vâdîsinde, ağladı aşk hançeri
Tavâf edip öperken, Yâr’in öptüğü yeri
Mecnun idi âlemler, Hüseynî velâyete
Âciz kaldı kalemler, o aşkı rivâyete
Ebedilik yolunda, en muhteşem kâfile
Aşkın şehidi oldu; yürüdü bin nâz ile
Ellerinde mâşukun, ölümsüzlük bâdesi
Olamaz böyle aşkın, sözlerle ifadesi
Âlemi imkanda Yâr, etti sırrı âşikâr
Bu kan Hakkın kanıdır, kıymeti pâhası var
Âl-i Tâ-Hâ güzeli, yaktı can çırâğını
Yüz gösterdi sevgili, açarak duvağını[143]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] - Sünen-i Tirmizi, c. 5, s. 324.
[2] - Bihar’ul-Envar, c. 43, s. 262
[3] - a.g.e. c. 43, s. 266.
[4] - a.g.e. c. 43, s. 298.
[5] - a.g.e. c. 43, s. 307.
[6] - a.g.e. c. 43, s. 310.
[7] - Lühuf ve diğer kitaplar.
[8] - Taberi, c. 7, s. 297. Kamil-i İbn-i Esir, c. 3, s. 280.
[9] - Ensab’ul- Eşraf, c. 3, s. 188.
[10] - Maktel-i Harezmi, c. 2, s. 7-8.
[11] - a.g.e. c. 1, s. 188. Maktel-i Avalim, s. 54.
[12] - Maktel’ul- Huseyn, c. 1, s. 87-88. Zehair’ul- Ukba, s. 119.
[13] - Müstedrek’us- Sahihayn, c. 3, s. 176. Hz. Peygamber’in Ümmü Seleme’nin evinde ağladığını anlatan diğer kaynaklar da şunlardır: Zehair’ul- Ukba, s. 147. Fusul’ul- Muhimme, s. 154. Sırat’us- Seviyy, s. 94. Mecma’uz- Zevaid, c. 9, s. 118-119. Kenz’ul- Ummal, c. 6, s. 223. Müstedrek’us-Sahihayn, c. 4, s. 398.
[14] - Hz. Peygamber’in Aişe’nin evinde bulunduğu zamanlar Hüseyin’e ağladığı şu kaynaklarda da geçmektedir:
Mucem’ul- Kebir; Hz. Hüseyin’in hayatıyla ilgili bölüm. Müsned-i Ahmed, c. 6, s. 294. Haysemi “el-Mecma”, c. 9, s. 187. Sevaik’ul- Muhrika, s. 115. Mecma’uz Zevaid, c. 9, s. 187-188. Suyuti “Hasais”, c. 2, s. 125-126.
[15] - Müsned-i Ahmed bin Hanbel, c. 1, s. 60-61’de.
[16] - Müsned-i Ahmed, c. 2, s. 60-61. Bu hadis az bir farklılıkla şu kaynaklarda da geçmiştir:
El- Musannef, c. 12; Tabakat-ı İbn-i Sa’d; Müsned-i Ebu Ya’li; Mucem’ul- Kebir; Zehair’ul- Ukba, s. 148; Cami’us- Sağir, c. 1, s. 13; Sevaik’ul- Muhrika, s. 115.
[17] - Bihar’ul- Envar, c. 46, s. 108.
[18] - Misbah’ul- Muteheccid, s. 758.
[19] - İrşad-ı Mufid, c. 2, s. 27.
[20] - Keşf’ul- Ğumme, c. 2, s. 216.
[21] - Tarih-i Ehl’ul- Beyt, s. 76.
[22] - Kafi, c. 1, s. 461-462.
[23] - Müruc’uz- Zeheb, c. 3, s. 36 ve 37.
[24] - Tabakat-ı İbn-i Sa’d, c. 10, s. 164.
[25] - Musir’ul- Ahzan, s. 24.
[26] - a.g.e. s. 25.
[27] - Müruc’uz- Zeheb, c. 3, s. 77.
[28] - İrşad, c. 2, s. 34.
[29] - Bihar’ul- Envar, c. 44, s. 329.
[30] - İrşad, c. 2, s. 35.
[31] - a.g.e. c. 2, s. 36.
[32] - Müruc’uz- Zeheb, c. 3, s. 64.
[33] - A.K.
[34] - A.K.
[35] - A.K.
[36] - Tarih-i Taberi, c. 4, s. 258.
[37] - İrşad-ı Mufid, c2, s. 66.
[38] - Tarih-i Yakubi, c1, s. 221.
[39] - Tarih-i Taberi, c. 4, s. 300.
[40] - a.g.e. c. 4, s. 302-308.
[41] - a.g.e. s. 310.
[42] - a.g.e. s. 325.
[43] - a.g.e. s. 311.
[44] - Kafi, c. 4, s. 147.
[45] - Tarih-i Taberi, c. 4, s. 314.
[46] - Emali-yi Saduk, s. 111 ve 374.
[47] - Kamil-i İbn-i Esir, c. 2, s. 560.
[48] - Tarih-i Taberi, c. 4, s. 341.
[49] - a.g.e. s. 245.
[50] - İrşad-ı Mufid, c. 2, s. 135.
[51] - Tarih-i Ehl-i Beyt, s. 102.
[52] - Keşf’ul- Ğumme, c. 2, s. 250.
[53] - Emali-yi Saduk, s. 101.
[54] - El-Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 1, s. 59.
[55] - Kamil’uz- Ziyarat, s. 70.
[56] - a.g.e. s. 52 ve 53.
[57] - Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 73.
[58] - Mişkat’ul- Envar, s. 170.
[59] - Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c. 3, s. 401.
[60] - Vefat-u Zeyneb’ul- Kubra, s. 11.
[61] - Bihar, c. 10, s. 317.
[62] - Usd’ul- Ğabe, c. 2, s. 21.
[63] - Bihar’ul- Envar, c. 82, s. 311.
[64] - Mehasin-i Berkî, c. 1, s. 146.
[65] - Nisa/86.
[66] - Keşf’ul- Ğumme, c. 2, s. 31.
[67] - Mevsuat-u Kelimat’il- Hüseyin -a.s- s. 246; Kafî, c. 6, s. 19.
[68] - Mevsuat-u Kelimat’il- Hüseyin -a.s- s. 624; Bihar’ul- Envar, c. 66, s. 433.
[69] - Menakıb, c. 4, s. 66; Bihar, c. 44, s. 190, H. 3.
[70] - İhticac-ı Tabersi, s. 296.
[71] - Menakıb-i İbn-i Şehraşub
[72] - A’yan’uş- Şia, c. 1, s. 580
[73] - a.g.e.
[74] - Bu konudaki tarih kitaplarına bakabilirsiniz.
[75] - Müstedrek’ul- Vesail, c. 10,s. 318.
[76] - Futuh-u İbn-i A’sem-i Kufî c. 5, s. 14.
[77] - İhticac-ı Tabersi, s. 336.
[78] - Emali-yi Saduk, s. 111.
[79] - İlel’uş- Şerayi, s. 225-227.
[80] - Emali-yi Saduk, s. 112.
[81] - a.g.e. s. 113.
[82] - a.g.e. s. 122.
[83] - Emali-yi Tusi, c. 2, s. 53.
[84] - Emali-yi Saduk, s. 113.
[85] - Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 1, s. 294. Emali-yi Saduk, s. 68.
[86] - Sevab’ul- A’mal, s. 109 ve 110.
[87] - Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 1, s. 299.
[88] - Kamil’uz- Ziyarat, s. 108.
[89] - Emali-yi Saduk, s. 111.
[90] - Kamil’uz- Ziyarat, s. 147.
[91] - a.g.e. s. 141.
[92] - a.g.e. s. 109.
[93] - a.g.e. s. 142.
[94] - a.g.e. s. 287. Men La Yahzuruh’ul- Fakih, c. 2, s. 599.
[95] - Te’vil’ul- Ayat, c. 2, s. 796.
[96] - Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 1, s. 60. Kemal’ud- Din, c. 1, s. 265.
[97] - Muhec’ud- Da’vat, s. 175; Bihar, c. 86, s. 313, H. 65.
[98] - Hicretten Şahadete, s. 206.
[99] - Tuhaf’ul- Ukul, s. 493.
[100] - Maktel-i Harezmi, c. 1, s. 239.
[101] - Bihar’ul- Envar, c. 44, s. 192.
[102] - Tuhaf’ul- Ukul, s. 477.
[103] - Maktel-i Harezmi, c. 1, s. 234.
[104] - Tuhaf’ul- Ukul-s. 493.
[105] - a.g.e. s. 499.
[106] - a.g.e. s. 493.
[107] - Maktel-i Harezmi, c. 2, s. 33.
[108] - Tuhaf’ul- Ukul, s. 479.
[109] - a.g.e. s. 481.
[110] - a.g.e. s. 489.
[111] - Bihar’ul- Envar, c. 44, s. 374.
[112] - Tuhaf’ul- Ukul, s. 483.
[113] - a.g.e. s. 495.
[114] - Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 121.
[115] - Maide/63.
[116] - Maide/78-79.
[117] - Maide/44.
[118] - Tevbe/71; Tuhaf’ul- Ukul, s. 475.
[119] - Tuhaf’ul- Ukul, s. 483.
[120] - Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 118.
[121] - a.g.e. c. 78, s. 128.
[122] - a.g.e. c. 78, s. 127.
[123] - a.g.e. c. 78, s. 122.
[124] - Müstedrek’ul- Vesail, c. 2, s. 294.
[125] - Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 126.
[126] - Tuhaf’ul- Ukul, s. 499.
[127] - Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 122.
[128] - a.g.e. c. 78, s. 117.
[129] - Tuhaf’ul- Ukul, s. 499.
[130] - a.g.e. s. 499.
[131] - Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 121.
[132] - a.g.e. c. 78, s. 121.
[133] - a.g.e. c. 78, s. 126.
[134] - a.g.e. c. 78, s. 122.
[135] - Belağat’ul- Huseyn, Kısa Sözler: 45.
[136] - Meani’l- Ahbar, s. 401.
[137] - Tuhaf’ul- Ukul, s. 497.
[138] - Bihar’ul- Envar, c. 78. s. 127.
[139] - a.g.e. c. 78. s. 120.
[140] - a.g.e. c. 78. s. 127.
[141] - İsa Mehdevi
[142] - Mustafa Tolunay
[143] - Hüseyin Yalçın
|