24 Mayıs 2012 22:35:32
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali SİSTANİ [NİKÂH (EVLİLİK) HÜKÜMLERİ]
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali SİSTANİ [NİKÂH (EVLİLİK) HÜKÜMLERİ]  (Okunma Sayısı 4139 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
huseyinruhullah
Kahraman Üye
*****

Üyeyi Alkışla 1027
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 530



« : 07 Aralık 2008 22:45:55 »



NİKÂH (EVLİLİK) HÜKÜMLERİ
Evlilik akdinden sonra kadın erkeye ve erkekte kadına helal olur. Evlilik akdi iki şekildir: sürekli evlilik ve geçici evlilik. Sürekli evlilik, müddeti olmayan daimi bir evliliktir. Bu evlilikte akdi okunan kadına daime denir. Daimi olmayan geçici evlilik, evliliğin müddeti belirlenir. Mesela; bir kadını bir saat, bir gün, bir ay veya bir yıl ve daha fazla bir müddet için kendine nikâhlar. Ama müddet karı ve kocanın ömründen fazla olmamalıdır. Fazla olursa nikâh batıldır. Bu ikinci akde mut’a veya sığa denir.



AKİD HÜKÜMLERİ
2323- Daimi ve geçici evlilikte akit okunmalıdır. Kadın ve erkeğin razı olması veya yazmaları vacip ihtiyat gereği yeterli değildir. Evlilik akdini kadın ve erkek kendileri okuyabilir veya onlardan taraf okuması için bir başkasını vekil edebilirler.

2324- Vekilin erkek olması şart değildir. Kadın da evlilik akdini okumak için başkasından taraf vekil olabilir.

2325- Erkek ve kadın vekillerinin akdi okuduklarına emin olmadıkça bir birlerine mahremce bakamazlar. Vekilin akdi okuduğuna ihtimal vermek yeterli değildir. Vekil akdi okudum der, onun sözüne güvenilmezse, vacip ihtiyat gereği onun sözüne güvenip uymamalıdırlar.

2326- Kadın, bir kişiyi onu başka bir erkek için on günlüğüne akdetmesi için vekil eder, on günün başlangıcını tayin etmezse, vekil istediği zaman onu on günlüğüne o erkeye akdedebilir. Ancak kadının belli gün ve saati kastettiği anlaşılırsa, akdi onun kastettiğine göre okumalıdır.

2327- Bir kişi, daimi ve geçici evlilik akdi için iki kişi tarafından vekil olabilir. Aynı şekilde, insan evleneceği kadının vekili olarak onun nikâh akdini kendisi için okuyabilir. Aksi iki kişinin okuması ihtiyaten müstehaptır.



AKDİN OKUNUŞU
2328- Daimi evliliğin akdini kadın ve erkek kendileri okumak isterlerse, mihrin miktarını belirledikten sonra önce kadın şöyle der: “Zevveçtuke nefsi alassedaki’l malum” yani tayin edilen mihir üzerine kendimi sana eş ettim. Fazla ara vermeden erkek de şöyle der: “Kebiltuttezviç” yani evlenmeyi kabul ettim veya yalnız “Kebiltu” derse okunan akit sahihtir.

Akdi okumak için başkasını vekil ederlerse; mesela, erkeğin ismi Ahmet kadının ismi de Fadime olursa, kadının vekili şöyle der: “Zevveçtu müvekkileke Ahmed müvekkileti Fadime alessedaki’l malum.” Fazla ara vermeden ardından erkeğin vekili şöyle derse: “Kebiltuttezvice li müvekkili Ahmede alessedaki’l malum” sahih olur. Müstehap ihtiyat gereği kadının söylediği lafızla erkeğin söylediği lafız aynı olmalıdır. Mesela kadın, “zevveçtu” derse erkekte, “kebiltuttezvice” demelidir. “Kebiltunnikâhe” dememelidir.

2329- Erkek ve kadın, geçici evliliğin akdini kendileri okumak isterlerse, müddet ve mihiri tayin ettikten sonra kadın şöyle der: “Zevvectuke nefsi fil müddeti’l malumeti alel mihri’l malum” fazla ara vermeden erkek, “kebiltu” derse, sahih olur.

Geçici evlilikte akdi okumak için başkasını vekil ederlerse, kadının vekili erkeğin vekiline şöyle der: “zevvectu müvekkileti müvekkileke fil müddeti’l malumeti ale’l mihri’l malum” fazla ara vermeden erkeğin vekili “kebiltuttezvice li müvekkili hakeza” derse, akit sahihtir.



AKDİN ŞARTLARI
2330- Evlilik akdinin birkaç şartı vardır:

1) Vacip ihtiyat gereği -sahih- Arapça okunmalıdır. Erkek ve kadının Arapça okuması mümkün değilse, vekil tutmalarına gerek yok, başka dille okuyabilirler. Ancak “zevvectu” ve “kebiltu” kelimelerinin anlamını ifade eden kelimeler kullanılmalıdır.

2) Akdi okuyan erkek ve kadın veya vekilin, akdi okurken inşa kastiyle okumalıdır. Yani eğer kadın ve erkek kendileri akdi okuyorlarsa, kadın “zevvectuke nefsi” demesiyle maksadı kendisini ona eş etmek olmalıdır. Erkeğin “kebiltuttezvice” demesiyle o kadının kendisine eş olduğunu kabul etme kastıyla söylemelidir. Akdi erkek ve kadının vekilleri okuyorsa, “zevvectu” ve “kebiltu” demekle onları vekil eden erkek ve kadının karı koca olduklarını, kastetmelidirler.

3) Akdi okuyanın akli dengesi yerinde olmalıdır. Akdi kendisi için okuyorsa, mükellef olmalıdır. Vacip ihtiyata göre mükellef olmayan mümeyyiz çocuğun başkası için okuduğu akit yeterli değildir. Eğer okursa, talâk verilmeli veya tekrar okunmalıdır.

4) Karı-kocanın vekil veya velileri, akdi okurlarsa, akdi okurken karı ve kocayı tayin etmelidirler. Mesela; onların ismini söyler veya onlara işaret edebilirler. Bir kişinin birkaç kızı olur, bir erkeye şöyle der, “zevvectuke ihda benati” yani kızlarımdan birisini sana eş ettim. Oda, “kebiltu” yani kabul ettim derse, akit okunurken kız belli edilmediği için, okunan akit batıldır.

5) Evlenen kız ve erkek, evliliğe razı olmalıdırlar. Zahirde sıkıntılı kalpte evliliğe razı oldukları anlaşılırsa, okunan akit sahihtir.

2331- Evlilik akdinde bir harf veya daha fazla, yanlış okunur ama manayı değiştirmezse, okunan akit sahihtir.

2332- Evlilik akdini okuyan – her ne kadar azda olsa – anlamını bilir ve kelimeleri o anlamda kullanırsa, okunan akit sahihtir. Akdin tüm manasını teferruatlı bilmesine gerek yoktur. Mesela, Arap dilinde fiil failin ne olduğunu bilirse, yeterlidir.

2333- Bir kadın ve erkeyi kendilerinden izinsiz birbirlerine akdedilir daha sonra haberleri olduğunda o akde izin verirlerse, okunan akit sahihtir. İzin için razı olduklarına dair bir söz söylerler veya razılığı gösteren bir iş yaparlarsa, yeterlidir.

2334- Kadın veya erkeğin veya onlardan birisini evlenmeye mecbur ederlerse, bir önceki meselede zikredildiği gibi akit okunduktan sonra izin verirlerse, okunan akit sahihtir. Akdi yenilemek daha iyidir.

2335- Baba ve büyük baba, mükellef olmayan erkek veya kız çocuğu veya deli haliyle mükellef olan bir çocuğunu bir başkasıyla evlendirebilirler. Çocuk, ergenlik çağına ulaştığında ve deli iyileştiğinde onun için yapılan evliliği, ona zararı dokunmuşsa, o evliliği isterse kabul isterse reddedebilir. Ama zararı olmamışsa, ergen olmayan erkek veya kız çocuğu evliliği bozmak isterlerse, vacip ihtiyat gereği talâk verilmeli veya yeniden akit okunmalıdır.

2336- Ergenlik çağına ulaşmış ve maslahatını teşhis edebilecek duruma gelmiş bekâr bir kız, kendi hayatı kendi nezaretinde olmaz, evlenmek isterse babası veya büyük babasından izin almalıdır. Vacip ihtiyat gereği kendi hayatı kendi nezaretinde olsa da, izin almalıdır. Anne ve kardeşlerin izni şart değildir.

2337- Kız, bakire olmaz veya bakire olur şer’i ve örf açısından dengi olan birisiyle evlenmesine babası veya büyük babası izin vermez veya kızın evlilik konusuna asla girmek istemezler veya delilik gibi izin verme yetkisine sahip değillerse, şu durumlarda baba ve büyük babanın izinleri şart değildir. Aynı şekilde kayıp oldukları ve benzeri sebeplerden dolayı onlardan izin alma mümkün olmaz, kızın da o an evlenmeye ihtiyacı olursa, baba ve büyük babanın izinleri şart değildir.

2338- Baba veya büyük baba, ergen olmayan erkek çocukları için kız alırsa, çocuk ergenlikten sonra o kızın nafakasını vermelidir. Ergenlikten önce, kadından zevklenme çağına ulaşmış, kadın da erkeğin zevk alamayacağı kadar küçük olmazsa, kadının nafakası çocuğun üzerine sabittir. Aksi halde, nafaka vacip değildir.

2339- Baba veya büyük baba, ergenlik çağına ulaşmamış çocuğunu evlendirirse, akit okunduğunda çocuğun mihri ödeyecek malı yoksa, baba ve büyük baba mihiri ödemelidir. Aynı şekilde çocuğun malı olur, mihri baba veya büyük baba üstlenirse, onlar ödemelidir. Bu iki durumun dışında mihir, mihrü’l-misil’den fazla olmaz veya maslahat gereği mehrü’l-misil’den fazla olursa, baba veya büyük baba mihiri çocuğun malından verebilirler. Ve eğer fazla olması maslahat olmazsa, çocuğun malından mihrü’l-misli’den fazlasını ödeyemezler. Ergenliye ulaştığında fazlalığı kabul ederse, sakıncası yoktur.



AKDİ BOZMA HAKKI VEREN KUSURLAR
2340- Erkek, akitten sonra kadında, aşağıdaki altı kusurdan birisinin olduğunu anlarsa, akdi bozabilir.

1) Delilik. (devamlı olmasa bile)

2) Cüzam hastalığı.

3) Beres hastalığı(bir çeşit deri hastalığıdır)

4) Körlük.

5) Hissedilir şekilde felç olması.

6) Cima ve hamileliğe engel olmasa dahi, rahminde et veya kemik olması.

Erkek, nikâhtan sonra kadının ifza olduğunu, yani idrarla hayız yolunun veya haizle gaita yolunun veya her üçünün bir olduğunu anlarsa, akdi bozması sakıncalıdır. Eğer akdi bozmak isterse, vacip ihtiyat gereği talâk da vermelidir.

2341- Kadın, nikâhtan sonra kocasının erkeklik aleti olmadığını anlar veya nikâhtan sonra ilişkiden önce veya sonra kocasının aleti kesilir veya hastalıktan dolayı ilişkide bulunamıyorsa, bu hastalık nikâhtan sonra, ilişkiden önce veya sonra oluşursa, tüm bu durumlarda talâksız nikâhı bozabilir.

Kadın nikâhtan sonra kocasının nikâhtan önce deli olduğunu anlar veya nikâhtan sonra -ister ilişkiden önce ister sonra- kocası deli olursa, veya nikâh okunduğunda yumurtalarının çekildiği veya ezildiği anlaşılırsa, tüm bu durumlarda vacip ihtiyat gereği kadın nikâhı bozmamalıdır. Eğer bozar daha

Sonra evliliği sürdürmek isterlerse, vacip ihtiyat gereği yeniden nikâh okunmalıdır. Ayrılmak isterlerse, talâk verilmelidir.

Kocası ilişkide bulunamadığı için, kadın nikâhı bozmak isterse, önce şer’i hâkime veya vekiline müracaat etmeli, şer’i hâkim de kocaya bir yıl zaman tanımalı erkek, o kadın veya başka bir kadınla ilişkiye giremezse, ondan sonra kadın nikâhı bozabilir.

2342- Erkek, ilişkiye giremediği için kadın nikâhı bozmak isterse, erkek mihrin yarısını kadına ödemelidir. Bunun dışında diğer kusurlardan dolayı erkek veya kadın nikâhı bozarsa, erkek kadınla ilişkide bulunmamışsa, bir şey vermesine gerek yoktur. İlişkiye girmişse, mihrin tamamını ödemelidir.

2343- Erkek veya kadın, onunla evlenmesi için olduğundan daha fazla abartılarak başkasına tanıtılır – akdin içinde olsun veya nikâhtan önce, o anlatmayı esas alarak nikâh okunursa- nikâhtan sonra abartıldığı anlaşılırsa, karşı taraf o nikâhı bozabilir. Daha geniş açıklama için Minhacussalihin ilmihaline müracaat edilebilir.



EVLENİLMESİ HARAM OLAN KADINLAR
2344- Anne, kız kardeş, kendi kızı, hala, teyze, kardeşin kızı, kız kardeşin kızı ve kayın velide gibi insana mahrem olan kadınlarla evlenmek haramdır.

2345- İnsan, bir kadını kendisine nikâhlar, onunla ilişkiye girmese dahi o kadının annesi, anneannesi, babaannesi her ne kadar yukarıya giderse o kişiye mahrem olurlar.

2346- İnsan, bir kadını kedisine nikâhlar ve onunla ilişkide bulunursa, o kadının kızları, kız torunları, erkek torunları her ne kadar aşağıya doğru giderse ister nikâh anında olur isterse nikâhtan sonra dünyaya gelirse, o kişiye mahrem olur.

2347- İnsan, kendisi için nikâh ettiği kadınla ilişkide bulunmazsa, o kadın onun nikâhında olduğu müddetçe – vacip ihtiyat gereği- onun kızıyla evlenmemelidir.

2348- İnsanın hala ve teyzesi, babasının hala ve teyzesi, büyük babasının hala ve teyzesi, babaannesinin hala ve teyzesi ne kadar yukarı giderse, insana mahremdirler.

2349- Kadının kayın babası ve büyük kayın babası her ne kadar yukarı giderse, oğlu, kız ve oğlundan olan torunları her ne kadar aşağıya doğru giderse, nikâh döneminde dünyaya gelmiş olsun veya ondan sonra, hepsi kadına mahremdir.

2350- İnsan, bir kadını daimi veya geçici olarak kendisine nikâh ederse, nikâhlısı olduğu müddetçe onun kız kardeşiyle evlenemez.

2351- Talâk bölümünde açıklanacağı gibi, bir insan eşine ric’i talâk verirse, idesi dolmadıkça onun kız kardeşini kendisine nikâh edemez. Ama bain talâkı iddetinde onun kız kardeşiyle evlenebilir. Mut’a nikâhı iddetinde vacip ihtiyat gereği onun kız kardeşiyle evlenmemelidir.

2352- İnsan, eşinden izinsiz eşinin kardeş veya kız kardeşinin kızıyla evlenemez. Eşinden izinsiz onlardan birisini kendine nikâhlar daha sonra eşi izin verirse, sakıncası yoktur.

2353- Erkek, hanımının kardeşinin veya kız kardeşinin kızını, hanımına söylemeden kendisine nikâhlar, daha sonra hanımının haberi olur ve kocasının bu evliliğine razı olursa, yapılan nikâh sahihtir. Razı olmazsa, yapılan nikâh batıldır.

2354- İnsan, kızını nikâh etmeden hala veya teyzesiyle zina ederse, vacip ihtiyata göre onların kızlarıyla evlenemez.

2355- İnsan, hala veya teyzesi kızıyla evlenir, onunla ilişkide bulunur veya ilişkide bulunmadan kayın validesiyle zina yaparsa, bu onların ayrılmalarını gerektirmez.

2356- Hala ve teyze dışında bir kadınla zina ederse, müstehap ihtiyat gereği zina ettiği kadının kızıyla evlenmemelidir.

2357- Müslüman bir kadın kâfir bir erkekle ister daimi isterse geçici evlenemez. Kâfir kitap ehli olsun veya olmasın fark etmez. Müslüman bir erkek de kitap ehli olmayan bir kadınla evlenemez. Yahudi ve Hıristiyan kadınlarına mut’a nikâhı yapmanın sakıncası yoktur. Vacip ihtiyat gereği ehli kitap kadınlarla daimi evlilik yapılmamalıdır. Mecusi bir kadınla vacip ihtiyat gereği mut’a nikâhı yapılmamalıdır. Nasibiler gibi bazı fırkalar, kendilerini Müslüman olarak bilseler de, kâfir hükmündedirler. Aynı şekilde mürtet biri ile, Müslüman kadın ve erkek daimi veya geçici evlilik yapamazlar.

2358- Rici talâk idesinde olan bir kadınla zina yapılırsa -vacip ihtiyata göre- kadın o erkeğe haram olur. Eğer mut’a veya bain talâkın idesinde veya vefat ve vetyi şüphe idesinde olursa, ideden sonra onu kendisine nikâhlayabilir.

Ric’i talâk, bain talâk, mut’a, vefat ve vetyi şüphe idesinin anlam ve açıklamaları talâk hükümlerinde açıklanacaktır.

2359- Kocası olmayan bir kadınla, idesi dışında zina yapılırsa, vacip ihtiyat gereği tövbe etmedikçe onunla evlenemez. Tövbe etmeden bir başka erkek onunla evlenebilir.

Bir kadın zinayla meşhur olursa tövbe etmedikçe, vacip ihtiyat gereği onunla evlenmek caiz değildir. Aynı şekilde zinayla meşhur olan erkek tövbe etmedikçe vacip ihtiyat gereği onunla evlenmek caiz değildir.

İnsan zina yapan bir bayanla evlenmek isterse, müstehap ihtiyat gereği o kadın adet görüp temizleninceye kadar sabretmelidir. İster kendisi o kadınla zina yapmış olsun isterse bir başkası.

2360- Başkasının iddetinde olan bir kadını, insan kendisine nikâh eder, erkek ve kadın veya onlardan birisi iddenin bitmediğini ve kadının iddet halinde nikâh edilmesinin haram olduğunu bilirse, nikâhtan sonra ilişkide bulunulmasa bile, kadın o erkeğe ebedi haram olur. İddenin varlığını bilmez ve iddeliyken evlenmenin haram olduğunu bilmezlerse, yapılan nikâh batıldır. İlişkide bulunmuşlarsa ebedi haram olur ilişkide bulunulmamışsa ebedi haram olmaz iddet bittikten sonra yeniden nikâh yapabilirler.

2361- İnsan, kocası olduğunu bildiği bir kadınla evlenirse, ondan derhal ayrılmalıdır ve daha sonra onu kendine nikâh yapmamalıdır. Aynı şekilde insan kadının kocasının olduğunu bilmez onu nikâh eder ve nikâhtan sonra ilişkide bulunur ve daha sonra kocasının olduğu anlaşılırsa vacip ihtiyat gereği ondan ayrılmalı ve bir daha onunla evlenmemelidir.

2362- Kocası olan bir kadın bir başkasıyla zina yaparsa – vacip ihtiyata göre- zina ettiği erkeye ebedi haram olur. Kocasına haram olmaz. Tövbe etmez aynı işe devam ederse, kocası mihrini vererek onu boşaması daha iyidir.

2363- Talâk verilen, mut’a olup müddeti kocası tarafından bağışlanan veya müddeti dolan, bir kadın, bir müddet sonra evlenir, evlendiğinde birici kocasından idesi dolup dolmadığında şüphe ederse, şüphesine itina etmemelidir.

2364- Livata yaptıran erkeğin, her ne kadar çok az bir kısmı dâhil olsa da, -ergenlik çağında olursa- annesi, kız kardeşi ve kızı livat yapana haram olur. Aynı şekilde vacip ihtiyat gereği livata veren erkek olur veya livata eden mükellef olmazsa, yine anne, kız ve kız kardeşi ona haram olur. Ama girdiğini zanneder, veya girip girmediğinde şüphe ederse, bu durumda haram olmaz.

Livata edenin annesi, kızı ve kız kardeşi livata verene haram olmaz.

2365- İnsan, bir kadınla evlenir, evlendikten sonra o kadının babası, kardeşi veya oğluyla livata ederse, vacip ihtiyata göre evlendiği kadın ona haram olur.

2366- Haccın vaciplerinden biri olan ihram halinde, bir erkek evlenirse, her ne kadar kadın ihramda olmasa dahi, böyle bir nikâh batıldır. İhramlı iken evlenmenin haram olduğunu biliyorduysa, o kadını bir daha asla kendine nikâh edemez.

2367- Kadın, ihramlı iken bir erkekle evlenir, her ne kadar erkek ihramlı olmasa da, yapılan nikâh batıldır. Kadın, ihramlı iken evlenmenin haram olduğunu biliyorsa, vacip ihtiyat gereği o kadın bir daha asla o erkekle evlenmemelidir.

2368- Kadın veya erkek hac ve müfrede umrenin vacip bir ameli olan nisa tavafını yapmazsa, onu yapıncaya kadar cima yapmaları haramdır. Ancak halk veya taksir yapıp ihramdan çıktıktan sonra evlenirlerse, nisa tavafını yapmasalar da, evlilikleri sahihtir.

2369- İnsan, mükellef olmayan bir kız çocuğunu kendisine nikâhlarsa, dokuz yaşını tamamlamadan onunla ilişkide bulunması haramdır. Ama ilişkide bulunur, kız ifza olsa bile ( ifzanın anlamı 2340. meselede açıklandı) mükellef olduktan sonra onunla ilişkide bulunabilir. İfza yapmışsa onun diyetini -bir adam öldürme diyetiyle aynıdır- vermelidir. Talâk verse bile, vacip ihtiyat gereği bir başkasıyla evlense bile hayatı boyunca onun nafakasını vermelidir.

2370- Üç defa talâk verilen kadın, -aralarda iki defa rücu veya nikâh okunursa- kocasına haram olur. Talâk hükümlerinde açıklanacağı gibi, başka birisiyle evlenir o kocası ölür veya talâk verirse, idesi dolduktan sonra ilk kocası onu kendisine yeniden nikâh yapabilir.



DAİMİ AKDİN HÜKÜMLERİ
2371- Daimi evli olan kadın, kocanın haklarına aykırı olmasa da, kocasından izinsiz dışarı çıkması haramdır. Ancak zaruret icap eder, evde kalması onun için sıkıntı doğurur veya meskende kalmak onun için müsait olmazsa, kocasından izinsiz dışarı çıkabilir.

Kocanın hakkı olan cinsi zevkler için kadın kendisini devamlı kocasına teslim etmelidir. Şer’i özrü olmadıkça onun ilişkide bulunmasını engellememelidir.

Kadının, yiyecek, içecek, elbise, ev ve bütün ihtiyaçlarını karşılamak kocasına vaciptir. Gücü olsa veya olmasa da kadının ihtiyaçlarını gidermezse, kadına borçludur. Kadının haklarından bir diğeri de, kocası ona zahmet ve sıkıntı vermemelidir. Şer’i açıdan izni olmadıkça ona kötü davranıp şiddet uygulamamalıdır.

2372- Kadın, kocasına karşı hiçbir görevini yapmazsa, birlikte kalsalar bile, ondan yemek, içmek, elbise ve ev gibi ihtiyaçlarını talep etme hakkı yoktur. Ama kocasının meşru cinsel isteklerinden bazen kaçarsa, vacip ihtiyat gereği nafakası kocasının sorumluluğundan düşmez. Cinsi istekleri karşılamadığı taktirde, mihri kocasının üzerinden asla düşmez.

2373- Erkek, hanımını ev işlerini yapmaya zorlayamaz.

2374- Kadının masrafı yolculukta iken evinden fazla olur, kocasının izniyle yolculuğa çıkmışsa, masrafları kocasına aittir. Yol parası ve benzeri harcamalar kendisine aittir. Erkek hanımını kendisiyle yolculuğa götürmek isterse, tüm masrafları kocasına aittir. Aynı şekilde tedavi gibi zaruri bir yolculuk olursa, masraflar kocaya aittir.

2375- Masrafları kocasına ait olan bir kadın, masraflarını kocası ödemediği taktirde, kocasından izinsiz onun malından alabilir. Alması mümkün olmaz, şer’i hâkime müracaat’ı da mümkün olmaz çaresiz harcamalarını kazanmak için çalışmak zorunda kalırsa, çalıştığı müddet içerisinde kocasına itaat etmesi vacip değildir.

2376- Erkeğin, iki tane daimi nikâhlı eşi olur, birisinin yanında bir gece kalırsa, diğerinin yanında da dört gecede bir gece kalmalıdır. Aksi halde kadının yanında kalması vacip değildir. Ama onu tamamen terk etmemelidir. İhtiyat ve evla olan erkeğin dört gecede bir gece daimi nikâhlı eşinin yanında kalmasıdır.

2377- Erkek, genç hanımıyla dört aydan fazla, cima yapmaktan uzak kalmamalıdır. İlişkide bulunmak onun için zararlı veya çok zor olur veya kadın kendi isteğiyle terk edilmesine razı olursa veya terk etmeyi nikâhta şart bırakırsa, terk etmenin sakıncası yoktur. Bu hükümde –vacip ihtiyat gereği- kocanın hazır veya yolculukta bulunmasında bir fark yoktur. Buna göre, lüzumu olmayan yolculuğu mazeretsiz ve eşin rızası olmadan dört aydan fazla uzatması vacip ihtiyat gereği caiz değildir.

2378- Daimi nikâhta mihir tayin edilmezse, nikâh sahihtir. Erkek kadınla ilişkide bulunursa mihrü’l misl ( yani onun dengindeki kadınların mihri neyse onu) ödemelidir. Mut’a nikâhında, her ne kadar cahillik, gaflet ve unutkanlıktan olsa bile, mihir belirlenmezse nikâh batıl olur.

2379- Daimi nikâh okunurken mihrin ödenmesi için müddet tayin edilmezse, erkeğin mihri ödeme gücü olsa da olmasa da, kadın, mihri ödenmedikçe ilişkiden kaçınabilir. Mihri almadan ilişkiye razı olur, kocası onunla ilişkide bulunursa, şer’i mazereti olmadıkça kocasını ilişkide bulunmaktan engelleyemez.



MUT’A NİKÂHI
2380- Lezzet için olmasa da mut’a nikâhı sahihtir. Ancak kadın, erkeğin hiçbir zevkte bulunmamasını şart koşamaz.

2381- Vacip ihtiyat gereği erkek, mut’a nikâhlı genç eşiyle dört aydan fazla cima yapmayı terk etmemelidir.

2382- Mut’a nikâhlı olan bir kadın, nikâhta erkeğin ilişkide bulunmamasını şart koşarsa, şart ve nikâh sahihtir. Erkek, ilişki dışında diğer zevkler alabilir. Daha sonra kadın cima yapmaya razı olursa, erkek onunla cima yapabilir. Daimi nikâhta aynıdır.

2383- Mut’a olan kadın hamile kalsa bile nafaka hakkı yoktur.

2384- Mut’a olan kadının birlikte yatma hakkı yoktur. Kocası ondan oda kocasından irs alamazlar. Ancak irs almayı tek taraflı veya her iki taraf şart koşarsa, bu şartın doğruluğu sakıncalıdır. İhtiyat terk edilmemelidir.

2385- Mut’a olan kadın, kocasının üzerinde nafaka ve birlikte yatma hakkı olmadığını bilmezse, yapılan nikâh sahihtir. Bilmediği için kocasının üzerinde hiçbir hakkı yoktur.

2386- Mut’a olan kadın, eşinden izinsiz evden dışarı çıkabilir. Dışarı çıkması kocasının hakkının kaybolmasına sebep olursa, izinsiz dışarı çıkması haram olur. Müstehap ihtiyat gereği kocasının hakkı kaybolmasa da, kocasından izinsiz dışarı çıkmamalıdır.

2387- Kadın, belli bir mal karşılığında belli bir müddet için kendisine mut’a yapması için bir kişiyi vekil eder, oda o kadını kendisine daimi nikâh eder veya tayin edilen mal ve müddetin dışında kedisine mut’a nikâhı yapar, kadın duyduğunda ona izin verirse yapılan nikâh sahih ve eğer izin vermezse batıl olur.

2388- Mahrem olmak için, mesela baba veya büyük baba henüz mükellef olmayan kız veya erkek çocuğu kısa bir müddet için bir başkasına nikâhlar ve çocuk için hiçbir zararı olmazsa, yapılan nikâh sahihtir. Ancak evlilik boyunca erkek çocuğun zevk almaya kabiliyeti olmaz veya kız çocuğunun zevk vermeye kabiliyeti olmazsa, okunan nikâhın doğruluğu sakıncalıdır.

2389- Baba veya büyük baba, başka yerde olan yaşayıp yaşamadığını bilmediği bir çocuğu mahrem olmak için birisine nikâhlar, nikâhlanan kişiden zevk almak için müddet yeterli olursa, zahiren mahremlik oluşur. Daha sonra nikâh esnasında kız çocuğunun hayatta olmadığı anlaşılırsa, yapılan nikâh batıldır. Nikâhla birbirine zahiren mahrem gözükenler, namahrem olurlar.

2390- Erkek, evlilik müddetini kadına bağışlar, onunla ilişkide bulunmuşsa, kararlaştırılan mihrin tamamını o kadına ödemelidir. Eğer ilişkide bulunmamışsa mihrinin yarısını ödemelidir.

2391- Erkek, mut’a yaptığı kadını idesi dolmadan kendisine daimi veya tekrar mut’a yapabilir. Mutanın müddeti dolmadan ve müddet bağışlanmadan daimi nikâh yapılırsa, yapılan nikâh batıldır.



BAKMA HÜKÜMLERİ
2392- Erkeğin, namahrem kadınların vücuduna ve saçlarına şehvetli veya şehvetsiz, harama düşme korkusu olsa da olmasa da, bakması haramdır. Kadınların suratına ve bileklere kadar ellerine şehvet ve harama düşme korkusuyla bakmak haramdır. Müstehap ihtiyat gereği şehvetle olmaz, günaha düşme korkusu da olmadan kadınların surat ve bileklere kadar ellerine de bakılmamalıdır.

Kadının, namahrem erkeğin vücuduna şehvetle ve harama düşme korkusuyla bakması haramdır. Vacip ihtiyat gereği şehvet ve harama düşme korkusu olmasa da bakılmamalıdır. Ancak normalde erkeklerin bedeninden gözüken el, kol, baş ve ayak baldırları gibi kısımlara şehvetsiz ve günaha düşme korkusu olmadan kadınların bakmasının sakıncası yoktur.

2393- Açık saçık gezen kadınların – eğer onlara örtünmeleri söylense dinlemeyeceklerse-bedenlerine, şehvetsiz ve günaha düşme korkusu olmadan bakmanın sakıncası yoktur. Bu hükümde kâfir ve kâfir olmayan kadınlar arasında fark yoktur. Aynı şekilde el, yüz ve normalinde bedenlerinin kapatılmayan diğer bölümleri arasında fark yoktur.

2394- Kadın, -surat ve elleri dışında- saç ve bedenini namahrem erkeklere göstermemelidir. Vacip ihtiyat gereği henüz mükellef olmayan iyi ve kötüyü ayırt eden mümeyyiz çocuk, kadının bedenini görmesi şehvetinin tahrik olmasına sebep olacak ihtimali verilirse, ona da göstermemelidir. Kadın, harama düşmekten korkmaz ve erkeğin harama düşmesine sebep olmayacağı taktirde, surat ve ellerini bileklere kadar namahrem erkeklerden kapatmasına gerek yoktur. Harama düşme ve Erkeğin şehvetini tahrik ederek onu harama düşürme korkusu olursa, surat ve ellerini örtmesi vacip olur.

2395- Mükellef bir Müslüman’ın avret mahalline ayna, şişe, saf su ve benzeri şeyden dahi olsa, bakmak haramdır. Aynı şekilde vacip ihtiyat gereği kâfir ve mümeyyiz çocuğun avret mahalline bakmak haramdır. Karı ve koca birbirlerinin tüm bedenlerine bakabilirler.

2369- Birbirlerine mahrem olan kadın ve erkek, şehvet ve harama düşme korkusu olmadıkça avret mahalli dışında birbirlerinin tüm bedenlerine bakabilirler.

2397- Erkek, zevk kastıyla bir başka erkeğin bedenine bakmamalıdır. Kadın da zevk amacıyla bir başka kadının bedenine bakması haramdır. Her iki durumda da harama düşme korkusu olursa, bakmak haramdır.

2398- Erkek, rezil ve kepaze olmayan tanıdığı namahrem bir kadının fotoğrafına bakmamalıdır. Şehvet ve harama düşme korkusu olmadıkça surat ve ellerine bakmanın sakıncası yoktur.

2399- Kadın, bir başka kadına veya kocasından başka bir erkeğe şırınga takmak veya avret mahallini yıkamak zorunda kalırsa, eli avret mahalline ulaşmaması için eldiven ve benzeri bir şey giymelidir. Erkek, başka bir erkeğin veya karısından başka bir kadının avret mahallini yıkamak zorunda kalırsa, eline eldiven giymelidir.

2400- Kadın, daha iyi tedavi olmak için bir erkeğe müracaat edebilir. Erkek, tedavi için kadının bedenine bakmak ve dokunmak zorunda kalırsa, bakıp ve dokunmasının sakıncası yoktur. Dokunmadan bakarak tedavi edebiliyorsa, dokunmadan tedavi yapmalıdır. Bakmadan dokunarak tedavi yapması mümkünse, bakmadan tedavi yapmalıdır.

2401- İnsan birisini tedavi etmek için onun avret mahalline bakmak zorunda kalırsa,- vacip ihtiyat gereği- aynayı önüne bırakıp aynayla bakmalıdır. Direk avrete bakmaktan başka bir çare yoksa, bakmasının sakıncası yoktur. Avrete direk bakmak aynadan bakmaktan daha kısa bir süre olacaksa, avrete direk bakmalıdır.



EVLİLİKLE İLGİLİ DİĞER HÜKÜMLER
2402- Evli olmadığı için günaha düşen bir kişinin, evlenmesi vaciptir.

2403- Erkek, akitte kadının bakire olmasını şart koşar, akitten sonra bakire olmadığı anlaşılırsa, akdi bozabilir. Bozmaz ve akitte bakire olmasını da şart koşmaz, ancak bakire diye evlenirse, bakire çıkmadığı durumda mihir farkını kesebilir. Eğer vermişse o farkı geri alabilir. Mesela mihri yüz olarak bırakılır, unun gibi bakire birisinin mihri seksen, bakire olmayanın ise altmış olursa dört de bir farkı olur o farkı onun mihrinden kesebilir.

2404- Namahrem bir kadınla bir erkeğin başkasının bulunmadığı ve fesat ihtimali olan ıssız bir yerde bulunmaları, başkalarının girebileceği bir yer olsa dahi, haramdır. Fesat ihtimali olmazsa sakıncası yoktur.

2405- Erkek, akit de kadının mihrini tayin eder, ancak maksadı onu ödememek olursa, okunan akit sahihtir. Ancak mihri vermelidir.

2406- İslam dininden çıkıp kâfirliği seçen bir Müslüman’a mürtet denir, mürtet iki kısımdır: fıtri mürtet ve milli mürtet. Fıtri mürtet, o dünyaya geldiğinde anne ve babası veya onlardan birisi Müslüman olur, onun kendisi de iyi ve kötüyü anladığında Müslüman olur ve daha sonra kâfir olursa, ona fıtri mürtet denir. Milli mürtet bunun tam aksi.

2407- Kadın, evlendikten sonra mürtet olursa, -ister milli isterse fıtri- onun akdi batıl olur. Kocası onunla ilişkide bulunmamışsa idesi yoktur. Aynı şekilde ilişkide bulunduktan sonra mürtet olur ve yeise veya çocuk olursa idesi yoktur. Ancak kadın hayız gören kadınlardan olursa, talâk hükümlerinde anlatılacağı gibi iddet beklemelidir. İdde esnasında tekrar Müslüman olursa onun akdi geçerlidir. Her ne kadar birlikte kalmak isterlerse yeniden nikâh okumaları ve ayrılmak isterlerse talâk okumaları daha iyidir. Meselede zikredilen yeise kadın, elli yaşında olup hayız adeti görmekten kesilmiş ve bir daha görebileceğinden ümit kesen kadındır.

2408- Erkek, akit den sonra fıtri mürtet olursa, eşi ona haram olur. Eğer ilişkide bulunan yeise ve çocuk değilse, talâk hükümlerinde açıklanacağı gibi vefat idesi beklemelidir. Eğer ilişkide bulunmamış veya yeise ve çocuk olursa yinede vacip ihtiyat gereği vefat iddeti beklemelidir. İdde esnasında erkek tövbe eder ve birlikte yaşamak isterlerse, yeniden nikâh okumalıdırlar, ayrılmak isterlerse talâk okumalıdırlar.

2409- Erkek, nikâhtan sonra milli mürtet olursa, karısıyla ilişkide bulunmamış veya kadın yeise veya çocuk olursa, onların akdi batıl olur. İddeti de yoktur. İlişkiden sonra mürtet olur ve kadın da hayız gören kadınlar hükmünde olursa, talâk hükmünde açıklanacağı gibi talâk iddeti beklemelidir. İdde esnasında kocası Müslüman olursa onun akdi bakidir.

2410- Kadın nikâhta, kendisini o şehirden çıkarmaması için kocasına şart bırakır ve o da kabul ederse, kadını razı etmeden o şehirden dışarı çıkarmamalıdır.

2411- Kadının bir önceki kocasından bir kız çocuğu olursa ikinci kocası o kızı başka karısından olan erkek çocuğuyla evlendirebilir. Aynı şekilde oğluna aldığı kızın annesini kendisine alabilir.

2412- Zinadan olsa bile ana rahmindeki çocuğu düşürmek caiz değildir. Ama çocuğun kalmasının anneye tahammül edilmeyecek zararı olur veya çok meşakkati olursa, çocuk canlanmadan onu düşürmek (aldırmak) caizdir. Ancak diyeti vardır, ama çocuk canlandıktan sonra alınması asla caiz değildir.

2413- Bir insan evli olmayan aynı zamanda iddetsiz bir bayanla zina eder, daha sonra o kadını kendisine nikâhlar ve onlardan bir çocuk dünyaya gelirse, onun helal veya haramdan dünyaya geldiğini bilmezlerse, o çocuk helalzadedir.

2414- Erkek, kadının idde de olduğunu bilmez ve onunla evlenir, kadında bilmez, onlardan bir çocuk dünyaya gelirse, helalzadedir şer’i açıdan her ikisinin de çocuğudur. Eğer kadın idde de olduğunu bilir ve idde de evlenmenin şer’i açıdan caiz olmadığını biliyorduysa, çocuk babaya aittir. Her halükarda onların akdi batıldır, birbirlerine de ebedi haram olurlar.

2415- Kadın ben yeisiyim derse, sözünü kabul etmemek gerekir, ama kocam yok derse, sözüne güvenilirse, kabul edilmelidir, güvenilmezse vacip ihtiyat gereği araştırılmalıdır.

2416- Kocam yok diyen kadınla evlenilir, evlendikten sonra birisi o kadının kocası olduğunu iddia ederse, onun iddiası şer’i açıdan ispatlanmadıkça, onun sözünü dikkate almamak gerekir.

2417- Baba, iki yaşını doldurmayan kız veya erkek çocuğunu annesinden, ayıramaz. Zira çocuğu saklamakta anne ve baba müşterektirler. İhtiyat ve evla olan çocuğu yedi yaşına kadar anneden ayırmamak gerekir.

2418- Kız isteyen dindar ve ahlaklı olursa, reddedilmemelidir. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurur: Ahlaklı ve dindar birisi sizin kızınızı istediğinde, kızınızı onunla evlendirin. Böyle yapmazsanız yeryüzünde büyük fitne ve fesat çıkar.

2419- Kadın, başka biriyle evlenmemesi için mihrini kocasıyla sulh ederse, erkeğin başka bir kadınla evlenmekten kaçınması vacip olur. Kadın da mihrini alamaz.

2420- Zina yoluyla dünyaya gelen evlenirse, ondan dünyaya gelen çocuk helalzadedir.

2421- Erkek, ramazan ayının orucunda oruçlu iken veya hayızlı iken kadınla cima yaparsa, günah işlemiştir, onunla bir çocuk dünyaya gelirse helalzadedir.

2422- Kocasının yolculukta öldüğünü yakin eden kadın, talâk hükümlerinde miktarı açıklanacağı gibi vefat idesinden sonra bir başkasıyla evlenir daha sonra birinci kocası dönüp gelirse, ikinci kocasından ayrılmalı ve birinci kocasına helaldir. İkinci kocası onunla cimada bulunmuşsa, kadın talâk iddeti olan vetyi şüphe iddeti beklemelidir. İdde bitmedikçe birinci kocası onunla cima yapmamalıdır. Ancak diğer zevkler alabilir, onun nafakası da birinci kocaya aittir. İkinci kocası onun mihrü’l mislini ödemelidir.



SÜT VERME HÜKÜMLERİ
2423- Kadın, 2433. meselede açıklanacak şartlara uygun bir çocuğa süt verirse, o çocuk erkek veya kız olursa aşağıdaki kişilere mahrem olur:

1) Kadının kendisine. Ona süt anne denilir.

2) Sütün ondan olduğu, kadının kocası. Ona da süt babası denir.

3) O kadının baba ve annesi ne kadar yukarı giderse, hatta kadının sütanne ve babası.

4) O kadından dünyaya gelen ve daha sonra gelecek çocuklar.

5) O kadının nesebi evlatlarının evlatları ne kadar aşağıya doğru giderse, hatta süt çocuklarının çocukları.

6) Kadının kız ve erkek kardeşleri, hatta süt kardeşleri.

7) Kadının amca ve halası, her ne kadar süt amca ve dayısı olsalar da.

Cool Kadının, dayı ve teyzesi, her ne kadar süt dayı ve teyzesi olsa da.

9) Kadının sütü ondan olan kocasının evlatları, her ne kadar aşağıya doğru inerse, hatta süt evlatları.

10) Kadının kocasının baba ve annesi her ne kadar yukarı giderse.

11) Erkeğin erkek ve kız kardeşleri, süt kardeşleri dahi.

12) Erkeğin amca, halası ve dayı ve teyzesi sütten dolayı olsalar da, her ne kadar yukarı gitse de.

Daha sonra açıklanacak diğer bir kısım insanlarda, süt vermekle mahrem olurlar.

2424- Kadın, 2433. meselede anlatılacak şartlar doğrultusunda bir çocuğa süt verirse, süt emen çocuğun babası o kadından dünyaya gelen kız çocuklarıyla evlenemez. Onun kızlarından birisi hali hazırda onun eşi ise, onun akdi batıl olur. Ancak o kadının kızlarının sütkardeşi olan kızlarla evlenebilir, her ne kadar evlenmemesi ihtiyaten müstehaptır. Aynı şekilde, vacip ihtiyat gereği sütün ona ait olduğu erkeğin kızlarından her ne kadar süt kızları olsa da, evlenmemelidir. O kızlardan birisi halı hazırda onun eşi ise, vacip ihtiyata göre onun akdi batıl olur.

2425- Kadın, 2433. meselede anlatılacağı şartlarla bir çocuğa süt verirse, sütün ona bağlı olduğu kişiye o çocuğun kız kardeşleri mahrem olmaz. Aynı şekilde erkeğin yakınları da o çocuğun erkek ve kız kardeşlerine mahrem olmazlar.

2426- Kadın, bir çocuğa süt verirse, o çocuğun kardeşlerine mahrem olmaz. Aynı şekilde kadının yakınları süt verdiği çocuğun kız ve erkek kardeşlerine mahrem olmazlar.

2427- İnsan, bir çocuğa tam süt veren bir bayanla evlenir ve onunla cima ederse, süt emen kızı kendisine nikâh edemez.

2428- İnsan, bir kızla evlenirse, o kıza tam süt veren kadınla evlenemez.

2429- İnsan, annesi veya büyük annesinin tam süt verdiği bir kızla evlenemez. Üvey anne babaya ait sütten süt verdiği kızla insan evlenemez. Süt emen kız çocuğunu insan kendisine akdeder ve daha sonra anne, büyük anne veya üvey annesi o kıza süt verirse, okunan akit batıl olur.

2430- İnsanın kız kardeşi veya kardeşinin hanımı, kardeşine ait sütle bir kıza tam süt verirse, onunla evlenilmez. Aynı şekilde insanın kız kardeşinin kızı veya erkek kardeşinin kızı veya onların torunları, bir kız çocuğunu tam olarak emzirmişlerse, onunla evlenilmez.

2431- Kadın, kızının çocuğunu tam olarak emzirirse, o kızı kocasına haram olur. Aynı şekilde, kızının kocasının başka hanımından olan çocuğuna kayın validesi tam süt verirse, kızı kocasına haram olur. Ama kadın oğlunun çocuğuna tam süt verirse, oğlunun eşi ona haram olmaz.

2432- Bir kızın üvey annesi o kızın kocasının çocuğunu kızın babasına ait olan sütle tam olarak emzirirse, 2424. meselede olduğu gibi ihtiyata göre o kızı kocasına haram olur. Çocuk ister o kızdan olsun isterse bir başkasından fark etmez.



MAHREM OLMAYA SEBEP OLAN SÜT VERMENİN ŞARTLARI
2433- Mahrem olmaya sebep olan süt vermenin sekiz şartı vardır:

1) Çocuk, canlı bir kadının sütünü emmelidir. Ölmüş bir kadının memesinden gereken miktarda süt emerse, onun faydası yoktur.

2) Kadının sütü helal doğumla -her ne kadar vetyi şüpheyle de olsa- gelmelidir. Faraza süt, doğum yapmadan gelir veya zinadan dünyaya gelen bir çocuğun sütüyle başka bir çocuğa verilirse, o sütle çocuk kimseye mahrem olmaz.

3) Çocuk sütü memeden emmelidir. Sütü sağarak onun ağzına dökerlerse, hiçbir eseri olmaz.

4) Süt saf olmalıdır, bir şeyle karıştırılmamalıdır.

5) Mahrem olmayı gerektiren sütün hepsi bir kocaya ait olmalıdır. Süt veren kadın boşanır, daha sonra bir başkasıyla evlenir ve ondan hamile kalır, doğurana kadar bir önceki kocasından olan süt devam eder, mesela, çocuğu doğurmadan sekiz defa önceki sütüyle emzirir, daha sonra doğurur ve doğurduktan sonra yedi defa da ikinci sütüyle emzirirse, o çocuk kimseye mahrem olmaz.

6) Çocuk, emdiği sütü kusmamalıdır, eğer kusarsa hiçbir eseri olmaz.

7) Çocuğa verilen süt vasıtasıyla çocuğun kemikleri sertleşip bedeninde et oluşmalıdır. Bu hadde ulaşıp ulaşmadığı bilinmezse, bir sonraki meselede açıklanacağı gibi bir gece gündüz (24 saat) veya on beş defa çocuk sütle doyurulursa, mahrem olmağa yeterlidir. Verilen sütün çocuğun kemiğinin gelişmesinde ve etinin artmasında eseri olmadığı anlaşılır, çocuk bir gece gündüz veya on beş defa süt emmişse, burada vacip ihtiyat terk edilmemelidir. Zikredilen durumlarda evlenilmemeli, mahremce de bakılmamalıdır.

Cool Süt emen çocuk iki yaşını doldurmamalıdır. İki yaşı doldurduktan sonra ona süt verilirse, kimseye mahrem olmaz. İki yaşı doldurmadan sekiz defa doldurduktan sonra yedi defa süt emerse, kimseye mahrem olmaz. Ancak süt veren kadının doğurmasından iki yıl geçer onun sütü kalır ve o sütle bir çocuğu emzirirse, o çocuk yukarıda adı geçenlere mahrem olur.

2434- Bir önceki meseleden anlaşıldığı gibi mahrem olmayı gerektiren süt vermenin üç ölçüsü vardır:

1) Görünürde kemiğin gelişmesi ve etin fazlalaşmasına sebep olmalıdır. Onun şartı da kemiğin gelişmesi ve etin artması yalnız sütle olmalıdır sütle beraber diğer yiyecek olmamalıdır, ama eseri olmayan çok az yiyeceğin zararı yoktur. İki kadından süt emer, her ikisinin sütüyle kemikleri gelişir ve eti artarsa, her ikisi de onun sütanneleridir. Ama ayrı, ayrı değil ikisinin sütü birlikte çocuğun gelişmesine sebep olmuşsa, hiç birine mahremlik getirmez.

2) Süt verme müddeti: Müddetin şartı, çocuğun bir gece ve gündüz içerisinde başkasının sütünü veya başka yiyecek yememelidir. Ama su içmesi ilaç kullanması ve yemek yedi denilmeyecek kadar az yemek yemesinin sakıncası yoktur. Bir gece ve gündüz boyunca ihtiyacı olduğunda devamlı süt emmeli süt emmesine engel olunmamalıdır. Vacip ihtiyat gereği günün başlangıcını çocuğun acıktığı andan bitişi ise onun doyduğu an olmalıdır.

3) Süt verme sayısı: on beş defa bir kadından süt emmeli onun arasında başkasının sütünü emmemelidir. Her emmenin arasında yemek yemenin ve her emmenin arasında fazla aralık vermenin sakıncası yoktur. Her defasında doyana kadar süt emmelidir, yani acıktığında ara vermeden doyana kadar emmelidir. Emme esnasında nefes almak için veya dinlenmek için bir defa emdi denilecek kadar ara vermesinin sakıncası yoktur.

2435- Kadın, kocasına ait sütle bir çocuğu emzirir, daha sonra başka biriyle evlenir ikinci kocasına ait sütle bir başka çocuğu emzirirse, o iki çocuk birbirlerine mahrem olmazlar.

2436- Kadın, bir kocaya ait sütle birkaç çocuğu emzirirse, onların hepsi birbirine, süt veren kadına ve onun kocasına mahrem olurlar.

2437- İnsanın birden fazla hanımı olur, onlardan her biri söylenen şartlarda bir çocuğu emzirirse, o çocukların hepsi birbirlerine, o erkeye ve o kadınların hepsine mahrem olurlar.

2438- İnsanın iki süt veren eşi olur, onlardan birisi bir çocuğu sekiz defa emzirir ve diğer eşi yedi defa emzirirse, o çocuk kimseye mahrem olmaz.

2439- Kadın, bir kocaya ait sütle bir kız çocuğunu ve birde erkek çocuğunu tam olarak emzirirse, o kız çocuğunun kardeş ve kız kardeşleri erkek çocuğun kardeş ve kız kardeşlerine mahrem olmazlar.

2440- İnsan, eşinden izinsiz, eşinin sütkardeşlerinin çocuklarıyla evlenemez. İnsan, mükellef olmayan erkek çocukla livata ederse, o çocuğun süt kız kardeşi, annesi ve büyük annesiyle evlenemez. Bu hüküm vacip ihtiyata göre livata eden baliğ olmaz, livata veren baliğ olursa da geçerlidir.

2441- İnsanın kardeşine süt veren kadın, ona mahrem olmaz.

2442- İnsan, sütkardeşi olsalar da, iki kardeşle evlenemez. İki kadınla evlenir daha sonra kardeş oldukları anlaşılırsa, onların akdi aynı anda olursa, her ikisi de batıldır. Aynı anda olmazsa, birincisi sahih diğeri batıldır.

2443- Kadın kendi kocasına ait sütle aşağıdaki kişileri emzirirse, kocası ona haram olmaz:

1) Kendi kardeş ve kız kardeşine.
2) Amca ve hala, dayı ve teyze ve onların çocuklarına.
3) Kendi torunlarına. Her ne kadar kız torununa verirse kızı kocasına haram olsa da.
4) Kendi kardeş veya kız kardeşi çocuklarına.
5) Kocasının kardeş veya kız kardeşine.
6) Kocasının kardeş veya kız kardeşinin çocuklarına.
7) Kocasının, amca ve halasına, dayı ve teyzesine.
Cool Kocasının başka kadından olan torununa.

2444- İnsan, birisinin halasının veya teyzesinin kızını emzirirse, ona mahrem olmazlar.

2445- İki eşi olan bir erkek, eşlerinden birisi diğer eşinin amcasının çocuğunu emzirirse, amcasının çocuğu emzirilen kadın, kocasına haram olmaz.





EMZİRME (SÜT VERME) ADABI
2446- Çocuğu emzirmek, öncelikle annesinin hakkıdır. Anne ücret ister, baba ücretsiz veya daha ucuz sütannesi bulursa çocuğu emzirmek için başkasına verebilir, şu durumda anne engel olmak isterse, emzirmek için ücret talep edemez.

2447- Çocuk için tutulan sütannesinin, Müslüman, akıllı, fiziksel ve ahlaki olarak güzel sıfatlara sahip olması müstehaptır. Kâfir, geri zekâlı, yaşlı ve çirkin bir sütanne tutulması uygun değildir. Zina zade veya zina zade bir çocuğun annesi olan birisini sütannesi olarak tutulması mekruhtur.



SÜT VERMEKLE İLGİLİ DİĞER HÜKÜMLER
2448- Kadının önüne gelen her çocuğa süt vermemesi daha iyidir. Daha sonra unutularak iki mahrem kişinin evlenmesine sebep olabilir.

2449- Çocuğa tam yirmi bir ay süt verilmesi müstehaptır. İki yıldan fazla çocuğa süt vermek doğru değildir.

2450- Kocanın hakkı zayi olursa, kocasından izinsiz kadının başkasının çocuğuna süt vermesi caiz değildir.

2451- Bir kadının kocası, süt emer bir kız çocuğunu kendisine akdeder, kadın da o çocuğu emzirirse, vacip ihtiyat gereği o kadın kocasına ebedi haram olur. İhtiyaten ona talâk vermeli ve onunla bir daha evlenmemelidir. Eğer kadının sütü o erkeye ait ise, o kız çocuğu da ona ebedi haram olur. Ama süt kadının başka kocasından olursa, ihtiyata göre yalnız akdi batıl olur.

2452- Kardeşinin hanımının kendisine mahrem olmasını isteyen hakkında, bazıları şöyle demişler: süt emen bir kız çocuğunu iki günlüğüne kendine mut’a eder o iki gün içerisinde 2433. meselede anlatılan şartlara göre, kardeşinin hanımı o çocuğu emzirirse, kaynının kayın validesi olur. Ancak bu hüküm, kardeşin hanımı kardeşe ait sütle o çocuğu emzirirse, sakıncalıdır.

2453- Erkek, evlenmeden önce evleneceği kadın süt emmeden dolayı ona haram olduğunu söylerse, mesela, annesinin sütünü emdiğini söylerse ve sözünün doğru olması mümkünse, o kadınla evlenemez. Nikâhtan sonra söyler ve kadında onu tasdik ederse, okunan nikâh batıldır. Erkek o kadınla cimada bulunmaz veya bulunur, cima ederken kadın o erkeye haram olduğunu bilirse, mihri yoktur. Ancak cimadan sonra o erkeğe haram olduğunu anlarsa, erkek, ona mehrü’l mislini (onun dengindeki kadınların mihri ne ise) ödemelidir.

2454- Kadın, nikâhtan önce süt emmekten dolayı bir erkeye haram olduğunu söyler, onun sözünün doğru olması mümkün olabilecekse, o erkekle evlenemez. Nikâhtan sonra söylerse, erkeğin nikâhtan sonra kadının ona haram olduğunu söylediği gibidir. Hükmü bir önceki meselede zikredildi.

2455- Mahrem olunmasına sebep olan süt vermek iki yolla sabit olur:

1) Bir veya daha fazla sözüne güvenilen ve kanaat getirilen insanın haber vermesi.

2) İki adil kişinin şahitliği. Ancak süt vermenin şartlarını da söylemelidirler. Mesela şöyle derler, biz o çocuğun o kadından yirmi dört saat arada bir şey yemeden süt emdiğini 2433. meselede geçen tüm şartlarıyla, gördük. Süt verilmesini bir adil erkeğin ve iki adil kadının veya dört adil kadının şahitliğiyle ispat edilmesi sakıncalıdır, ihtiyat edilmelidir.

2456- Çocuğun mahrem olunacak kadar süt emip emmediğinde şüphe edilir veya emdiği zannedilirse, çocuk kimseye mahrem olmaz, ancak ihtiyat etmek daha iyidir.



TALÂK HÜKÜMLERİ
2457- Hanımından boşamak isteyen erkeğin, baliğ ve akıllı olması gerekir. On yaşında bir çocuk hanımını boşarsa, onunla ilgili ihtiyata uyulmalıdır. Aynı şekilde erkek, kendi isteğiyle hanımını boşamalıdır. Hanımını boşaması için onu mecbur ederlerse, verilen talâk batıldır. Aynı şekilde talâk verme kastı da olmalıdır. Buna göre talâk akdini şakayla veya sarhoşken okursa, sahih değildir.

2458- Kadın talâk esnasında hayız ve nifas (doğum) kanından pak olmalı, o paklıkta kocası onunla ilişkide bulunmamalıdır. Bu iki şartın daha geniş açıklaması ilerdeki meselelerde yapılacaktır.

2459- Kadına hayız ve nifaslı iken üç durumda talâk verilebilir.

1) Evlendikten sonra kocası onunla ilişkide bulunmazsa.

2) Hamile olduğu anlaşılırsa. Hamile olduğu anlaşılmaz kocası hayızlıyken talâk verir daha sonra hamile olduğu anlaşılırsa, verilen talâk batıldır. Talâkı yenileyerek ihtiyata uymak daha iyidir.

3) Erkek, kayıp olma veya herhangi bir sebepten her ne kadar kadının gizlenmesi olsa da, kadının hayız ve nifas kanından temiz olup olmadığını bilmezse talâk verebilir. Ancak bu durumda vacip ihtiyat gereği erkek kadından ayrıldığından en az bir ay geçmesi için sabretmeli daha sonra talâk vermelidir.

2460- Kadının pak olduğunu sanarak talâk verir, daha sonra pak olmadığı anlaşılırsa, yapılan talâk batıldır. Zikredilen durum bu hükmün dışındadır. Hayızlı olduğunu sanıp talâk verir daha sonra pak olduğu anlaşılırsa, yapılan talâk sahihtir.

2461- Hanımının hayız veya nifaslı olduğunu bilir ve ondan ayrılırsa mesela, yolculuğa çıkar ve ona talâk vermek isterse, eşinin hayız ve nifastan temizlendiğini kesin kanaat getirir veya itminan elde edene kadar sabretmelidir. Daha sonra onun temiz olduğunu anlarsa, talâk verebilir. Aynı şekilde şüphelenirse 2459. meselede açıklandığı gibi ihtiyata uymalıdır.

2462- Hanımından ayrılan erkek, hanımına talâk vermek isterse, onun hayız veya nifaslı olup olmadığını öğrenmelidir. Her ne kadar hanımının adet günlerinden veya şeriatta belirlenen diğer yollardan, (öğrenmeden) hanımına talâk verir, daha sonra temiz olmadığı anlaşılırsa, verilen talâk sahih değildir.

2463- İnsan, ister temiz olsun isterse hayızlı, hanımıyla ilişkide bulunur ve daha sonra talâk vermek isterse, bir daha hayız görüp temizleninceye kadar sabretmelidir. Ama kadın henüz dokuz yaşını doldurmamış veya hamile olduğu belliyse, ilişkiden sonra talâk verilebilir. Aynı şekilde kadın yeise olursa hüküm aynıdır.

2464- Hayız ve nifas kanından temiz olan bir kadınla ilişkide bulunulur ve talâk verilir, daha sonra talâk verilirken hamile olduğu anlaşılırsa, o talâk batıldır. Talâk tekrarlanmalı olsa da, ihtiyat terk edilmemelidir.

2465- Hayız ve nifas kanından pak olan hanımıyla ilişkide bulunur daha sonra ondan ayrılırsa, mesela, yolculuğa çıkar, yolculukta iken talâk vermek ister durumunu öğrenemezse, kadının kan görüp temizlenmesine kadar sabretmelidir. Vacip ihtiyat gereği o müddet bir aydan az olmamalıdır. Zikredilen kurallara uygun olarak talâk verir daha sonra talâkın ilk temizlikte olduğu anlaşılırsa, verilen talâk sahihtir.

2466- İnsan, herhangi bir sebepten dolayı hayız kanı görme yaşında olduğu halde hayız görmeyen karısını talâk vermek isterse, onunla ilişkide bulunduğu dönemden, onunla ilişkide bulunmamak şartıyla üç ay geciktikten sonra, talâk vermelidir.

2467- Talâk sahih Arapça ve talik kelimesiyle okunmalı ve iki erkek adil şahit onu duymalıdır.

Erkeğin kendisi talâkı okumak ister, eşinin ismi mesela, Fatma olursa, şöyle demelidir; (زَوْجَتِى فَاطِمَةُ هي طَالِقٌ ) “zevceti Fatıme hiye talik” yani eşim Fatıma serbesttir. Başka birisini vekil ederse, vekil şöyle demelidir;

( زَوْجَةُ مُوكَّلِى‌ فَاطِمَةُ طَالِقٌ ) “zevcetu müvekkili Fatime talik.” Kadın belli olursa isminin söylenmesi gerekmez. Hazırda bulunursa ona işaret ederek, “hazihi talik” veya ona hitap ederek “enti talik” diyebilir.

Erkek kendisi talâk akdini Arapça okuyamaz, okumak için vekil de tutamazsa, talik kelimesinin karşılığı olan her dildeki bir kelimeyle okuyabilir.

2468- Geçici evliliğin talâkı olmaz. Kadının serbest olması, müddetin bitmesi veya erkek tarafından bağışlanmasıyla olur. Mesela şöyle der, müddeti sana bağışladım, yeterlidir. Şahit tutmasına ve kadının temiz olmasına da gerek yoktur.



TALÂK İDDETİ
2469- Dokuz yaşını doldurmayan ve yeise kadının iddeti yoktur. Yani kocası onunla ilişkide bulunsa dahi, boşandığında hiç beklemeden bir başkasıyla evlenebilir.

2470- Dokuz yaşını doldurmuş ve yeise olmayan, kocasının onunla ilişkide bulunduğu bir kadın, talâk verildiğinde talâktan sonra iddet beklemelidir. İki adetinin arası üç aydan az olan bir kadının iddeti temizken kocası talâk verdikten sonra ikinci adeti görüp temizlenip üçüncü adeti gördüğünde iddeti dolar, ondan sonra bir başkasıyla evlenebilir. Onunla ilişkide bulunmadan talâk verirse, iddeti yoktur. Yani talâktan sonra beklemeden bir başkasıyla evlenebilir. Ancak kocasının menisi fercine dahil olan bir kadın, iddet beklemelidir.

2471- Hayız görmeyen, ama hayız gören kadınların yaşında olan, veya iki hayız görmesi arasında üç ay veya daha fazla müddet olan bir kadın, ilişkide bulunduktan sonra kocası tarafından talâk verilirse, kameri aylarından üç ay iddet beklemelidir.

2472- İddeti üç ay olan kadın, kamerî ayının başında talâk verilirse tam üç ay iddet beklemelidir. Ayın ortasında talâk verilmişse, talâk verildiği ayı, ondan sonra iki tam ay ve dördüncü aydan üç ay tamamlanması için kalan küsuratı iddet beklemelidir. Mesela, ayın yirmisinin akşamında talâk verir, o ay otuzdan çıkarsa, onun iddetinin sonu dördüncü ayın yirmisinin akşamıdır. Ama ilk ay yirmi dokuzdan çıkarsa, vacip ihtiyat gereği dördüncü aydan 21 gün iddet beklemeli ve ilk aydan beklediği günlerden otuz günü doldurmalıdır.

2473- Hamile bir kadına talâk verilirse, iddeti çocuğu doğurana veya düşürene kadardır. Talâktan bir saat sonra doğurursa, iddeti dolmuş olur. Çocuk helalzade olduğu durumda hüküm budur. Kadın zinayla hamile kalır kocası ona talâk verir ve o çocuğu doğurursa, iddeti dolmaz.

2474- Dokuz yaşını dolduran ve yeise olmayan bir kadın, geçici evlilik yapar ve kocası onunla ilişkide bulunur, evlilik süresi biter veya kocası müddeti ona bağışlarsa, iddet beklemelidir. Adet görüyorsa, iki adet görene kadar iddet beklemelidir. Başkasıyla evlenmemelidir. Vacip ihtiyat gereği bir adet görmesi yeterli değildir. Ama adet görmüyorsa, 45 gün iddet beklemeli ve başkasıyla evlenmemelidir. Eğer hamile olursa, iddeti, çocuğu doğuruncaya veya düşürene kadardır. 45 gün veya çocuğu doğurmak hangisi fazla ise onu iddet olarak beklemesi ihtiyaten müstehaptır.

2475- Talâk iddetinin başlangıcı talâk akdi okunup bittiği andan itibarendir. Kadın talâk verildiğini bilse de bilmese de, iddet bittikten sonra öğrenirse, yeniden iddet beklemesine gerek yoktur.



KOCASI ÖLEN KADININ İDDETİ
2476- Kocası ölen kadın, hamile değilse kameri aylarından dört ay on gün iddet beklemelidir. Yani başkasıyla evlenmemelidir. Her ne kadar kadın çocuk, yeise, mut’a nikâhlı olsa da, kâfir veya ric’i talâk iddeti döneminde kocası onunla ilişkide bulunmasa da, kocası çocuk veya deli olsa da, dört ay on gün ölüm iddeti beklemelidir. Hamile olursa çocuğu doğurana kadar, çocuk dört ay on günden önce dünyaya gelirse, dört ay on günü dolduruncaya kadar sabretmelidir. Buna vefat iddeti denir.

2477- Vefat iddetinde olan kadının, süslü elbise giyip sürme çekmesi haramdır. Aynı şekilde her türlü süslenmek ona haramdır. Evden dışarı çıkması haram değildir.

2478- Kocasının ölümüne kesin inanarak iddet bekleyip iddeti dolduktan sonra bir başkasıyla evlenen bir kadın, daha sonra birinci kocasının hayatta olduğunu veya iddeti içerisinde öldüğünü anlarsa, ikinci kocasından ayrılmalıdır. İhtiyat gereği iki iddet beklemelidir. İkinci kocasından hamile olursa, doğurana kadar ikinci kocasından vetyi şüphe iddeti beklemeli daha sonra birinci kocası için vefat iddeti beklemeli veya eski iddeti tamamlamalıdır. Hamile olmaz, ikinci kocası birinci kocasının ölümünden sonra kadınla ilişkide bulunmuşsa, önce vefat iddetini beklemeli daha sonra vetyi şüphe iddetini beklemelidir. Ama ilişki birinci kocanın ölümünden önce olmuşsa, vetyi şüphenin iddeti önceliklidir.

2479- Kadının kocasının kayıp veya kayıp hükmünde olması durumunda vefat iddeti, kadının kocasının ölümünü öğrendiği zamandan başlar, onun ölüm gününden değil. Bu hükmün buluğ haddine ulaşmayan ve deli kadın için uygulanması sakıncalıdır. İhtiyata riayet etmek farzdır.

2480- Kadın, iddetinin dolduğunu söylerse, kabul edilmelidir. Ancak iftiraya uğrama olasılığı varsa, farz ihtiyat gereği onun sözü kabul edilmemelidir. Mesela, bir ayda üç defa adet gördüğünü iddia eder, fakat yakınları sözünü doğrulamazlarsa, onun sözü kabul edilmemelidir.



RİC’İ VE BAİN TALÂK HÜKÜMLERİ
2481- Bain talâk, talâktan sonra erkeğin hanımına dönme hakkı olmayan talâktır. Yani yeniden nikâh okuyup evliliği başlatmadıkça, eski evliliğe dönemez. Talâkı bain altı kısımdır:

1) Dokuz yaşını doldurmayan kız çocuğunun talâkı.
2) Yeise kadının talâkı.
3) Nikâhtan sonra kocasının ilişkide bulunmadığı kadının talâkı.
4) Üçüncü talâk. Açıklaması 2486. meselede zikredilecek.
5) Hul’i ve mübarat talâkları. Hükümleri ileride açıklanacaktır.
6) Nafakasını ödemeyen ve aynı zamanda talâk da vermeyen erkeğin, şer’i hâkim tarafından talâkı verilen karısı.

Bunların dışındaki talâk ric’i talâktır. Yani kadının iddeti dolmadıkça erkek istediği zaman hanımına rücu edebilir.

2482- Hanımına ric’i talâk verenin, talâk verdiğinde kadının bulunduğu evden çıkarması haramdır. Bazı durumlarda, mesela, kadın zina yaptığı durumunda, onu o evden çıkarmanın sakıncası yoktur. İddette iken kadının kocasından izinsiz gereksiz yere o evden dışarı çıkması haramdır. İddet dolana kadar kadının ihtiyaçlarını erkeğin gidermesi vaciptir.



RÜCU ETME HÜKÜMLERİ
2483- Ric-i talâkta erkek iki şekilde hanımına geri dönebilir:

1) Tekrar onunla evli olduğunu ifade eden bir söz söylediğinde.

2) Rücu kastıyla bir iş yaparsa, her ne kadar rücu kastı olmasa da, ilişkide bulunmakla rücu gerçekleşir. Şehvetle dokunmak ve öpmenin rücu sayılması sakıncalıdır. Rücu etmezse öpüp ve şehvetle dokunduktan sonra vacip ihtiyat gereği yeniden talâk vermelidir.

2484- Rücu için erkeğin şahit tutup eşine haber vermesi gerekmez. Kimse bilmeden rücu ederse, sahihtir. İddet dolduktan sonra erkek, iddet döneminde rücu ettiğini söyler kadın da doğrulamazsa, erkek iddiasını ispat etmelidir.

2485- Hanımına ric’i talâk veren erkek, hanımından bir şey alır, karşılığında rücu etmemesi kararlaştırılırsa, anlaşma sahih olmakla birlikte, erkeğin rücu etmemesi gerekir, ancak rücu (geri dönme) hakkı ölmez. Rücu etmesi durumunda evlilikleri yeniden gerçekleşmiş olur.

2486- İnsan hanımına iki defa talâk verir ve rücu eder, veya iki defa talâk verir iddeti dolduktan sonra tekrar akdeder veya bir talâktan sonra rücu eder ikinci talâkta ise iddeti dolduktan sonra yeniden akdederse, üçüncü talâktan sonra bir başkasıyla evlenirse beş şartla ilk kocasına helal olur, yani onu yeniden kendine nikâh edebilir:

1) İkinci evliliği daimi olmalıdır. Geçici evlilik olursa müddet bittikten sonra ilk kocası onu kendisine nikâh edemez.
2) İkinci kocası onunla ilişkide bulunmalıdır. Vacip ihtiyat gereği fercinden (önden) ilişkide bulunmalıdır arkadan değil.
3) İkinci kocası ölür veya talâk verirse, birinci kocası ile evlenebilir.
4) İkinci kocasından vefat veya talâk iddeti bitmiş olmalıdır.
5) Vacip ihtiyat gereği ilişkide bulunduğunda ikinci kocası buluğ haddinde olmalıdır.



HUL-İ TALÂK
2487- Kocasını istemeyen kadının mihri veya başka bir şey karşılığında kocasının onu boşamasına, hul’i talâk denir. Hul’i talâkta muteber olan, kadının kocasını istememesi, kocasının haklarını gözetmeyecek derecede soğuk olmasıdır.

2488- Erkek, kendisi hul’i talâkı okumak isterse, mesela hanımının ismi Fatma olursa, mihir veya bir malı bağışladıktan sonra şöyle demelidir:

زَوْجَتِى فَاطِمَةُ خَالَعْتُهَا عَلَى مَا بَذَلَتْ

“zevcetu fatimetu haletuha ela ma bezelet.” (Karım Fatıma'yı bağışladığı şey karşılığında hul' talâkı ile boşadım.) Müstehap ihtiyat gereği, هِىَ طَالِقٌ “fehiye talik” (o boştur) da demelidir. Eğer kadın belli olursa ismini zikretmeye gerek yoktur. Mübarat talâkında da aynıdır.

2489- Kadın, mihrini kocasına bağışlaması için bir kişiyi vekil eder, kocası da talâk vermesi için aynı kişiyi vekil ederse, erkeğin ismi mesela Muhammed ve kadının ismi de Fatıma olursa, vekil
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
UKAB
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 1522
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7575


Site
« Yanıtla #1 : 08 Aralık 2008 09:17:04 »

Allah razı olsun
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

Menem Huseyn'in Divanesi
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1204
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1441


Allahumme Eccilli Veliyyikel Ferec


Site
« Yanıtla #2 : 13 Aralık 2008 20:23:16 »

allah razı olsun
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

MENEM HUSEYN'İN DİVANESİ
MENEM O ŞEMİN PERVANESİ
İLAHİ AŞKIMIN KABESİ
kerbela şahidi
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 1129
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7232


SELAM OLSUN SANA YA HÜSEYİN


« Yanıtla #3 : 14 Nisan 2009 18:38:20 »

Allah razı olsun
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
meşedi enis
Ya ze'l-celali ve'l ikram Ya ze'n-ne'mai ve'l-cud Ya ze'l-menni ve't-tavl Harrim şeybeti alen-nar
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1481
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7418


EL ECEL BEGİYYETULLAH


« Yanıtla #4 : 25 Nisan 2009 23:18:32 »

Allah razı olsun
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

..ey ahle aalam agham Eli mazloome... 
bize divane derler
Uzman Üye
****

Üyeyi Alkışla 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 317



« Yanıtla #5 : 21 Ağustos 2009 22:42:54 »

Allah razı olsun
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali SİSTANİ [NİKÂH (EVLİLİK) HÜKÜMLERİ] Etiketleri
Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali SİSTANİ [NİKÂH (EVLİLİK) HÜKÜMLERİ]
Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali SİSTANİ [NİKÂH (EVLİLİK) HÜKÜMLERİ] Resimleri
Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali SİSTANİ [NİKÂH (EVLİLİK) HÜKÜMLERİ] Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: