İsmail Aras
Administrator
Üyeyi Alkışla 1954
Çevrimdışı
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 46081
|
 |
« : 17 Mayıs 2009 22:07:43 » |
|
ALTINCI BÖLÜM Ehl-i Beyt’in Görüşü
Sekaleyn hadisi gereği Kur’an’ın ayrılmaz eşi olan Ehl-i Beyt İmamları da, kendi sözlerinde sadece yer ve yerden biten şeyler (yenilecek ve giyilecekler dışında) üzerine secde edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
Burada Resulullah (s.a.a)’in Ehl-i Beyt’i kanalıyla gelen hadisleri nakletmeden önce, Şia’nın Ehl-i Beyt’e uymak gerektiği hususundaki açık delillerini nakletmeyi uygun görüyoruz.
Ehl-i Beyt’in Sözünün Hüccet Oluşu ve Onlara Sarılmanın Gerekliliği
Gerek Sünni gerekse Şia muhaddislerin rivayetleri gereği, Resulullah (s.a.a) kendisinden sonra iki değerli şeyi emanet olarak ümmetine bırakmış, bütün Müslümanları onlara sarılmaya davet etmiş ve de insanların hidayetinin ancak bu iki değerli emanete sarılmakla gerçekleşeceğini belirtmiştir. Bu iki değerli emanet Kur’an ve Ehl-i Beyt’tir.
Burada bu konuyu içeren hadislerden örnek olarak bazılarını naklediyoruz.
1- Tirmizi, kendi Sahih’inde Cabir b. Abdullah-i Ensari’den, o da Peygamber’den şöyle naklediyor:
“Ey insanlar, ben aranızda öyle bir şey bırakıyorum ki, eğer ona sarılacak olursanız, asla sapıklığa düşmezsiniz: Allah’ın Kitabı ve Ehl-i Beyt’im olan itretim.”[54]
2- Yine Tirmizi: mezkur kitabında şöyle naklediyor:
Peygamber şöyle buyurdu:
“Ben aranızda öyle bir şey bırakıyorum ki, ona sarıldığınız sürece kesinlikle benden sonra sapıklığa düşmezsiniz. Bunların biri diğerinden daha büyüktür. Bunlar gökten yere sarkıtılmış bir ip gibi olan Allah’ın Kitabı, diğeri de Ehl-i Beyt’im olan itretimdir. Bu ikisi, Kevser havuzunun başında bana varıncaya kadar asla birbirinden ayrılmazlar. O halde, bakın benden sonra bu ikisine nasıl davranacaksınız.”[55]
3- Müslim b. Haccac, kendi Sahih’inde Peygamber (s.a.a)’den şöyle rivayet etmektedir:
“Ey insanlar, bilin ki ben ancak bir beşerim. Allah’ın elçisi (ruhları kabzeden), yakında gelecek ve ben de ona icabet edeceğim. Ben aranızda iki değerli şey bırakıyorum. Bunlardan biri, Allah’ın Kitabı’dır ki, onda nur ve hidayet vardır. O halde, sıkıca Allah’ın Kitabı’na sarılın.”
Sonra Peygamber (s.a.a) halkı Kur’an’a teşvik etti, daha sonra şöyle devam etti:
“Diğeri de Ehl-i Beyt’imdir. Sizlere Ehl-i Beyt’im hakkında Allah’ı hatırlatırım. Sizlere Ehl-i Beyt’im hakkında Allah’ı hatırlatırım. Sizlere Ehl-i Beyt’im hakkında Allah’ı hatırlatırım.”[56]
4- İslam muhaddislerinden bazıları, Peygamber’den şöyle nakletmişlerdir:
“Ben aranızda iki değerli şey bırakıyorum: Allah’ın Kitabı ve Ehl-i Beyt’im. Bu ikisi Kevser havuzunda bana varıncaya kadar asla birbirinden ayrılmazlar.”[57]
Hatırlatmak gerekir ki, bu mevzuda nakledilmiş hadisler buraya sığmayacak kadar çoktur. Büyük bilgin Seyyid Mir Hamid Hüseyin Abakat’ul Envar adlı büyük kitabının 6. cildini sadece bu hadisin senetlerine ayırmıştır.
Zikredilen hadislerin ışığında, Allah'ın Kitabı ve Resulullah’ın sünnetinin yanı sıra Peygamber (s.a.a)’in Ehl-i Beyt’ine sarılmanın da İslam açısından bir zorunluluk olduğu ve onlara muhalefet etmenin de dalalet ve sapıklığa sebep olacağı açıkça anlaşılmaktadır. Şimdi burada şu soruyla karşı karşıya kalıyoruz: Acaba Resulullah (s.a.a)’in emri üzere itaat edilmesi farz olan Ehl-i Beyt kimlerdir? Bu konunun açıklığa kavuşması için, hadislere ve İslami kaynaklara dayanarak Peygamber’in itret ve Ehl-i Beyt’inin kimler olduğunu incelemeye çalışacağız.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Seni ârife sordum; dedi: "İrfân Ali'dir"
Seni mümine sordum; dedi: "İmân Ali'dir"
Aklıma sordum seni; dedi: "Şaşkınım, şaşkın"
Aklı divâne eden, senin aşkındır, aşkın
|