24 Mayıs 2012 22:52:54
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
EL MURACAT-1
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: EL MURACAT-1  (Okunma Sayısı 3521 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
huseyinruhullah
Kahraman Üye
*****

Üyeyi Alkışla 1027
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 530



« : 17 Aralık 2008 22:43:36 »

MEKTUP 1  -6 Zilkade 1329-

1- Münazaracıdan selam
2- Münazara için izin isteme
3- Yazışma konuları


        1- Büyük alim Abdül Hüseyin Şerefuddin el-Musevi hazretlerine: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.(l)

        Geçmiş günlerimde, ne Ehl-i Beyt Mektebi ile tanışmış, ne de onların ahlakını denemiştim. Zira meclislerinde bulunmamış, onlarla hiç bir konuda fikir tartışması yapmamıştım. Oysa onların görüşlerini, meyillerini çok merak ediyor, yakından tanımayı çok arzuluyordum. Bu arzum ancak, kader beni, okyanusunuzun sahiline sürükleyip şifa dolu kadehinizi sunduğunuz zaman tatmin olmuş, susuzluğum ancak o zaman geçmeğe başlamıştır.

        İnanın ki, hayatımda ne böyle şifalı bir şarap dudağıma değmiş, ne de bu kadar saf ve berrak Kevser'i tatmışımdır.

        Daha önceleri, Caferilerin, Sünni kardeşleriyle bir araya gelmekten kaçındıklarını, onlardan uzak kalmayı tercih ettiklerini, yalnızlığı sevdiklerini duyardım da duyardım... Oysa ben sizi, söyleşide dakik, muaşerette sevimli,. tartışmada güçlü ve onurlu, sohbette hoş bir şahıs olarak gördüm. Meğer ki Caferi mezhebini seçen biri, hoş sohbeti ve onunla oturmak her yazarın ideali imiş.

        2- Şimdi denizinizin sahilinde durmuş, incilerinden mümkün olduğu kadar toplamak amacıyla ummana dalmak için izninizi bekliyorum. İzin verirseniz, uzun zamandan beri kalbimde saklı ve sabitleşmiş bazı meselelerin derinliğine iner ve beraberce tetkik ederiz. Yoksa siz bilirsiniz... Ben bu girişimim-

11



le, ne bir hata aramaya, ne de gizli kalmış bir ayıbı ortaya çıkarma gayreti içindeyim. Ben sadece aradığını bulmaya çalışan, aradığı da "hakikat" olan biriyim. Eğer hak meydana çıkıp, haklı olan belli olursa ala, yoksa ikimiz de şairin aşağıda söylediği gibi kalmaya mahkumuz:

        "Biz, bizdeki ile kaniyiz; siz de, size ait olanlara razısınız; ama fikirlerimiz ayrı ayrıdır..."

        Müsaade ederseniz, size yönelteceğim sorular şu iki konu izerinde olacaktır;

Birincisi: Asıl ve teferruatla mezhep imamlığı...
İkincisi ise: Umumi imamet, yani Peygamber (s.a.a)'den sonra ortaya çıkan 'Hilafet' meselesi... Ayrıca bütün mektupla- rımın sonunda benim imzam yerine ismimin kısaltılmışı (S) olacaktır; sizinki ise (Ş) olsun. Ve yapacağım her hatanın affını, şimdiden sizden rica ederim. Vesselam.

DİPNOT
1- Bismillahirrahmanirrahim
İzin istemekle yetinmeyip, bahsimizin hangi konu etrafında döneceğini de açıklamış. Bu da kemaline ve münazaradaki adabına delalet eder. Ayrıca şu imza konusundaki harfleri gözden kaçmamaktadır. Zira (S) kendi ismi olan Selimm, baş harfi (Ş) ise benim Şerefuddin olan adımın baş harfidir.

12

MEKTUP 2   6 Zilkôde 1329

        1- Selama karşılık vermek
        2- Münazarayı kabul etmek

        1- Efendimiz Şeyh'ul İslam hazretlerine Allah'tan selam, rahmet ve bereket.

        Kıymetli mektubunuzla bana lütfettiğiniz nimet ve minnetin, hak ettiği teşekkürü sunmaktan dilim acizdir.

        Bana karşı göstermiş olduğunuz güvene aslında siz daha layıksınız. Zaten buna inandığım için, Suriye illerinden kalkıp, ümit gemisine binerek, ilminizin meyvelerinden, ihsanınızın rahmetinden faydalanmaya gelmiş bulunuyorum. Sizden ayrılır- ken dipdiri ümitlerle, sapasağlam emellerle döneceğime eminim.

        2- Emir ve yasak size ait olduğu halde benden izin istiyorsunuz. Arzu ettiğiniz her hususta bana sorular yöneltebilirsi- niz. Adaletli hüküm ve hakkı batıldan ayıran söz size aittir. Allah'ın selamı üzerinize olsun. (ş)


13


MEKTUP 3    7 Zilkade 1329

        1- Neden Caferiler Cumhurun Mezheplerine uymaz?
        2- Bu gün birleşmek bir ihtiyaçtır.
        3- Ancak Cumhurun Mezheplerine uyarak birlik sağlanabilir.

        1- Şimdi sizden, Cumhur ve cemaat mezheplerini kabul etmemenizin sebebini soracağım. Din usullerinde Eş'ariyi teferruatta ise dört mezhebi kastediyorum. Halbuki gelip, geçmiş bütün din adamları, asırlar boyunca bu mezhepleri en iyi mezhepler olarak kabul etmiş ve ibadetlerini hep bunların hükümlerine uyarak yapmışlardır. Bu mezheplerin sahiplerini birer müçtehit, emin, abit ve zahit kimseler olarak kabul etmişler; şereflerini, iffetlerini ve temiz mazilerini göz önünde tutarak onlara gönülden inanınışlardır.

        2- Birliğin çok gerekli olduğu şu günlerde, sizin de efkar-ı umumiyeye uyup bu mezheplere tabi olmamıza ne kadar ihtiyacımız var. Din düşmanlarının, bizi daha çok parçalamak için her türlü metodu kullandıklarını biliyoruz. Onlar her zaman uyanık ve planlı bir şekilde çalışırken Müslümanlar, içinde bulundukları gafletten hiç bir zaman kurtulamamışlar. Hatta hizipleri çoğaltarak birbirlerine düşmanca bakarak çoğu zaman onların ekmeğine yağ sürmüşlerdir. Böylece devamlı kurtlara yem olmuş, köpekler dahi bize göz dikmiştir.

        3- Acaba birleşmeyi sağlamak için, şu söylediklerimizden başka, sizin göstereceğiniz yol var mıdır? Söyleyin dinleyelim, emredin itaat edelim. Vesselam. (s)

16

MEKTUP 4    8 Zilkade 1329

        1- Şer'i deliller Ehl-i Beyt Mezhebini farz kılar.
        2- Cumhurun tabi olduğu mezheplerin kabulünü icap ettiren hiç bir delil yoktur.
        3- İlk üç asrın insanları bunları tanımamıştır.
        4- İçtihat, imkan dahilindedir.
        5- Birlik ve beraberlik, Ehl-i Beyt mezhebine saygı duyduktan sonra gerçekleşebilir.


        1- Usulde Eş'ari'nin ve teferruatta dört mezhebin dışında kalan bir mezheple ibadet etmemiz, ne taassup ve hizipçilik- ten dolayıdır, ne de bu mezheplerin sahipleri olan müçtehitlerin, ilim ve ameldeki adalet ve nezahetlerinden şüphe ettiğimiz- dendir.

        Lakin şer'i deliller, evleri vahyin iniş yeri ve meleklerin uğrağı olan İmamların mezhebine tabi olmamızı emretmiştir.

        Bu mezhep bize dinin teferruat ve akidelerini, fıkhın usul ve kaidelerini, Kitap ve Sünnetin ışığı altında ahlak, gidişat ve adap ilimlerini, Peygamberlerin efendisi olan İslam Peygamber'inin (saa) sünnetine uygun olduğunu göstermiştir. İşte bunun için delil ve şahitlerin hükmüne uyarak kesin olarak onlara bağlandık.

        Eğer o deliller bize, Al-i Muhammed'in İmamlarına muhalefet etmeye müsaade etseydi veya başkalarının mezhebiyle ibadet etmenin bizi Allah'a daha çok yaklaştıracağına inansaydık, hiç tereddüt etmeden Cumhur'un gittiği yoldan gider ve böylece birliğin ve kardeşliğin bağlarını sağlamlaştırmaya yardımcı olmaktan geri kalmazdık. Fakat kesin deliller, iman ehlini şahsi heveslerine uymaktan alıkoyarak istedikleri her yolu takip etmeye mani oluyor.

17


        2- Ayrıca Cumhur'un mezheplerini tercihli kılacak herhangi bir delilin varlığından bahsedilemez. Müslümanlara ait bü- tün delilleri itina ile araştırdığımızda, bu mezheplerin tercihine işaret eden herhangi bir delile rastlamadık. Gördüğümüz bir şey varsa da bu, mezhep sahiplerinin (sizin de dediğiniz gibi) müçtehit, emin ve onurlu birer şahsiyet olduğudur. Ancak siz de biliyorsunuz ki, içtihat, emanet ve onur gibi meziyetler sadece onlara ait değildir. Onları, hiç kimsenin cesaret edip de kurtuluş gemisi ve Peygamber'in soyu olan Ehl-i Beyt'e (ne ilim ne de amelde) tercih edebileceğini sanmıyorum. Zira Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Onların ne önlerine geçin, ne de arkalarında kalın; çünkü önlerine geçer veya arkalarında kalırsanız helak olursunuz. Onlara karşı bilgiçlik taslamaya da kalkmayın; çünkü onlar sizden bilgilidirler."Ama siyaset her şeyi yaptırır. İslam'ın henüz başlangıcında ne oyunlar oynandığını siz de çok iyi biliyorsunuz.

        Beni en çok hayrete düşüren; "Selef-i Salih'in (önceki mümtaz şahıslar) tümü, bu mezhepleri en adil, en faziletli mez- hepler olarak kabul etmiş ve her yerde bunların içerdiği hükümlerle ibadet etmeyi ittifakla öngörmüşlerdir" demenizdir. Sanki Peygamber (s.a.a) soyuna tabi olan Caferi ve Alevilerin halef ve Selef-i Salihin'in, (ki bunlar asıl manada Müslümanların yarısıdır) Hz. Ali ve Fatıma'dan başlayarak bugüne dek, hiçbir zaman Hz. Peygamber'in soyu olan İmamların mezhebinden şaşmadıklarını bilmiyorsunuz. Ki o yıllarda Eş'ar'i ve dört mezhep sahibi, hatta onların babaları dahi dünyaya gelmemişti. Bunu herkes bilmektedir.

        3- Bununla birlikte ilk üç asrın insanları, bu mezhepleri hiç tanımamış ve hiç bir şekilde onlara bağlanmamışlardır. Şu halde üç asır boyunca bu mezhepler nerede idi? Ki bu üç asır İslam'ın en parlak asırları sayılır. Eş'ari, H. 270 yılında doğmuş, H. 330 yılında vefat etmiştir. İbn-i Hanbel, 164'te doğmuş, 241'de ölmüştür... Şafii, 150 yılında doğmuş, 204 yılında ölmüştür... Malik, 95 (1) yılında doğmuş, 179 yılında ölmüştür.

18

Ebu Hanife ise 80 yılında doğmuş, 150'de ölmüştür. Ve bütün bu müddet zarfında Ehl-i Beyt taraftarları, Ehl-i Beyt İmamlarının mezhebi mucibince ibadetlerini sürdürmüş ve bu mezhepten asla ayrılmamışlardır. Şunu da kabul etmek gerekir ki, Beytin yani evin sahipleri evin dahilindekini dışarıdakilerden daha iyi bilirler.. . Ehl-i Beyt taraftarlarının dışındakiler ise bu esnada bazı alim, sahabe ve tabiierin mezhebi ile amel etmişlerdir.

        Şu halde üç asırdan sonra tüm Müslümanların daha önce kabul ettikleri mezhepleri terk edip bu mezheplere tabi olmayı kap ettiren sebep nedir? Ayrıca Allah'ın kitabı ve Hz. Peygamber'in soyu olup ümmetin kurtuluş gemisi olarak tanımlanan İmamların peşinden gitmemenin sebebi nedir?..

        4- Aynı zamanda içtihat üç asır boyunca açık tutulduğu halde, daha sonraları Müslümanların yüzüne neden kapansın?.. Ayrıca Cenabı Allah, bu mezhep kurma etkisi sırf bu mezhep sahiplerine tahsis edilsin diye, Peygamberlerin en ulusunu dinlerin en yücesi ile taltif edip gönderdiğini ve kitapların en faziletlisini tenzil ettiğini kim iddia edebilir? Sanki İslam dinini, Kitabı ve Sünnetiyle, kendi açıklamalarıyla, bunların kendilerinin şahsi mülkü ve tekelidir. Sanki dini emirleri depolayıp, başkalarından gelen bütün yolları kapatma yetkisi de kendilerine aittir. Acaba bunlar Peygamberlerin varisleri midir? Yoksa Cenabı Allah, vasi ve İmamları bunlarla mı hatmetti? Yahut ilmin bütün geçmişini ve geleceğini sırf bunlara mı telkin etti?..

        Hayır hiçbiri değil; bunların diğer din alimlerinden bir farkları yoktur... Ayrıca din alimleri ilim kapısını hiç bir zaman kapamazlar.

        Akılları bağlamak, gözleri boyamak, kulakları ve ağızları tıkamak asla onların işi değildir. Bu gibi ithamları onlara yakıştıran elbette ki yalan söylemiş olur. Zaten kendi fetvaları da buna şahittir.

        5- Şimdi de buyurun ittifak ve birleşme yolunda bize yaptığınız davet konusuna gelelim: Bana kalırsa ittifak, ne Ehl- i Beyt ne de Sünnilerin kendi mezheplerinden vazgeçmesine


19


bağlı değildir. Üstelik bu teklifin yalnız Elh-i Beyt mensuplarına yapılması da yersizdir. Çünkü bunun geçerli bir teklif olmadığı gibi yerinde bir tercih sayılmayacağı da daha evvelki yazılarımızdan anlaşılmıştır.

        İttifak, ancak Müslümanların dağınıklığının ortadan kalkması ve Ehl-i Beyt mezhebinin tanınıp hürriyete kavuşmasıyla mümkündür. Ne zaman diğer mezhepler birbirlerine baktıkları gibi ona bakar ve dört mezhep gibi onu da bir mezhep olarak abul ederse, işte o zaman Müslümarılar dağınıklıktan kurtulur ve bir kolye taneleri gibi toplu ve muntazam hale gelirler. Aslında Sünni mezheplerin birbirleri arasındaki ihtilaflar, kendileri ile Ehl-i Beyt mezhebi arasındaki ihtilaftan az değildir. Bu, tarafların usul ve teferruatlar hakkında yazmış oldukları eserlerle sabittir. Şu halde neden alimleriniz, Sünnilere muhalif oldukları için Ehl-i Beyt taraftarlarını tenkit ederler de, Ehl-i Beyt taraftarlarına hatta birbirlerine dahi muhalif olan Sünnileri tenkit etmezler?

        Sonra, neden mezheplerin dört olması. caiz oluyor da beş olması caiz olmuyor? Veya mezheplerin dört mezhep Müslümanların ittifakına bizi davet ederken o dört mezhep ehlini de davet etseydiniz. Acaba neden özel olarak bizi davet ettiniz? Yoksa Ehl-i Beyt mezhebine tabi olmayı, ittifak bağını çözen yegane sebep olarak mı görüyorsunuz? Yada öbür mezheplere uymayı kendi aralarında ihtilaflı da olsalar, gönülleri birleştiren bir yaklaşım mı sayıyorsunuz?

        Böyle düşündüğünüzü hiç tahmin etmiyorum. Zaten sevgi ve doğruluk akseden karakterimizden böyle bir düşünce beklenemez. Vesselam. (ş)

DIPNOT
l-İbn-i Hallikan, (Vefeyat'ül-A'yan) kitabında Malik için: "Malik, anasının kamında üç sene kaldı" diye yazar. İbn-i Kuteybe ise bu söylentiyi, analarının karnında dokuz aydan fazla kaldıklarını sandığı bazı kişilerin isimlerini zikrederek tasdik etmiştir!


20


MEKTUP 5     9 Zilkade 1329

        1- Söylediklerimizin doğru olduğunu itiraf etmek.
        2- Delillerin tafsilatını açıklamamızı arzu ettiğini söylemek.


        1- Lütufkar mektubunuzu aldım; ibaresi açık, bölümleri mükemmel, tahriri güzel, mücadelede metin ve bilhassa usul ve teferruatlarda Cumhurun mezheplerine mutlak surette tabi olmayı icap ettiren hiç bir sebebin mevcut olmadığını, bununla beraber içtihat kapısının daima açık kalmasının lazım geldiğini ispat etmekle her türlü çabayı harcamaktan geri kalmamıştır.

        Mektubunuz, her iki meseleyi kuvvetli şahitlere dayandırmış, doğru deliller ortaya koymuştur. Sizin her iki mesele hak- kında büyük araştırma yapıp, meçhul kalan taraflarını meydana çıkardığınızı inkar edemeyiz. Buna hiç bir itirazımız yok, görüşünüze aynen katılıyoruz.

        2- Fakat biz size, "Cumhurun kabul ettiği bu mezheplere karşı neden yüz çevirdiniz?" diye sorduk. Siz ise "Bunun se- bebi şeri delillerdir" diyorsunuz. Oysa bu şer'i delilleri tafsitatlı olarak açıklamanız icap ederdi. Lütfen bunları kitap ve sünnet yoluyla, tafsilatlı bir şekilde kesin delillere dayandırarak açıklar mısınız? Nitekim siz, kati delillerin iman ehlini, şahsi heveslerine uymalarını engellediğini zikretmiştiniz. Şimdiden teşekkürlerimi takdim ederim. Vesselam. (s)

21


MEKTUP 6      12 Zilkade 1329

        1- Ehl-i Beyt'e tabi olmayı gerektiren delillere işaret etmek,
        2- Mü'minlerin Emiri, Ehl-i Beyt mezhebini tavsiye ediyor,
        3- İmam Zeynelabidin'in (as) bu husustaki sözleri.

        Allah'a çok şükür siz sarahate lüzum kalmadan işaret ve kinaye ile meramı anlayan kimselerdensiniz... Pak olan Peygamber sülalesi hakkında herhangi bir şüpheye düşmeniz veya onların başkalarına karşı daha tercihli sayılmalarına karşı çıkmanız düşünülemez. Zira onlar mümtaz kişiler olarak kılınmış ve onlardan başka hiç bir kimse Enbiya ilimlerine vakıf değildir.

        1- İşte bu sebepten dolayıdır ki Peygamber (s.a.a), onları Kur'an'la bir tutmuş, aklı başında olan kimselere merci ve "kurtuluş gemisi" olarak takdim etmiştir,

        2- Emir-El Müminin (Hz. Ali) hutbesinin birinde şöyle demiştir: "Nereye giderseniz? Ayetler açıkken, işaretler önünüzde dikili iken, kılavuzlar dururken hangi yola saptırılırsınız? Aranızda Peygamber'in Zürriyeti dururken yolunuzu nasıl şaşırırsınız? Ki onlar dinin kılavuzları, doğrunun lisanlarıdır. Onlan Kur'an'ın en güzel yerlerine yakıştırın... Susuzluğunuzu onların pınarlarından içerek giderin...

        Ey insanlar! Bu hükmü Peygamber'in sonuncusundan (s.a.a) alın ve kabul 'edin; buyurmuştur ki: "Bizden ölen ölmüş sayılmaz; bilmediğiniz halde biliyoruz demeyin... Hakikatin çoğu inkar ettiğiniz hususlardadır. Ona karşı hiçbir hüccetiniz olmayan kimseden özür dileyin; O benim işte... Size karşı aranızda en büyük emanet (Kur'an) ile amel etmedim mi? Küçük emaneti (Peygamber'in Ehl-i Beyt'i) sizin aranızda bırakmadım mı?(l)

        Başka bir hutbede ise şöyle buyuruyorlar:

22

        "Peygamber'inizin Ehl-i Beyt'ine bakın, onların yolunu taki edin, izlerinden yürüyün... Onlar sizi hiç bir zaman doğrudan çıkarıp, kötü yola saptırmazlar. Onlar oturunca oturun, klkınca kalkın; önlerinden gitmeyin yolumuzu şaşırırsınız, gerilerinde de kalmayın helak olursunuz,"(2)

        Bir keresinde de kendilerine şu hatırlatmayı yapar:

        "Onların (Ehl-i Beyt'in) sağlığı ilmin sağlığı, cehaletin ölümüdür. Akılları size ilimlerinin derecesini kanıtlar; dış görünüşleri ise iç dııygularını gösterir; ve suskunlukları mantıklarının delilidir. Hakka hiç bir zaman muhalefet etmezler, onun üzerinde ihtilafa düşmezler. Dini bilgilerini, kulaktan dolma değil, akıl ve anlayışla hıfz etmişlerdir. İlim rivayet edenler çok olabilir, fakat onu hıfzedenler azdır."(3)

        Ve başka bir hutbede buyuruyarlar ki:

        Onun (Peygamber'in (s.a.a)) soyu, bütün soyların; ailesi, bütün ailelerin; şeceresi, bütün şecerelerin en hayırlısıdır. O şecere mukaddes bir evde bitmiş, keramet ve yücelik içerisinde büyümüş, dalları uzun, meyveleri ise çoktur."(4)

        Başka bir hutbede ise şöyle buyuruyor:

        "Şiar, ashab, hazne ve (Peygamber'in ilminin) kapılan biziz. Evlere ancak kapılardan girilir; eve kapılardan hariç yerlerden giren kimse, hırsız sayılır. "(5)

        Yine başka bir hutbede şöyle buyuruyar:

        "Bilin ki, yoldan sapanları tanımadan hak yolunu tanıyamazsınız. Kitapla olan ahd-ü misakınıza, ahitlerini bozanları tanımadan gerektiği gibi bağlı kalamazsınız."

        Hutbelerinin birinde de şöyle buyuruyar:

        "Necipler biziz... hizbimiz Cenabı Allah'ın hizbidir... Bize saldıranlar şeytanın hizbindendir.. Bizi düşmanlarımızla bir tutanlar ise bizden değildir."(6)

3- İmam Zeynelabidin Hazretleri, Kur'an'daki "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve saıddıklarla beraber olun." (7) ayeti kerimesini okuduğunda uzun, uzun dua eder ve şöyle derdi:

23



"Bazı kimseler hakkımızı vermekten geri kaldılar; Kur'an'ın imalı ayetlerini tevil ederek, kendi fikir ve görüşlerini benimsediler. Oysa Cenabı Allah "Kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşerek türlü yollara sapanlar gibi olmayın"(Cool diye buyurur. Ehl-i Beyti, Kur'an'da sevgileri farz kılınmış, mübarek ağacın dalları, Cenabı Allah'ın her türlü günah ve kötülüklerden uzak tutarak tertemiz kıldığı kimseler olarak görmüyor musunuz?"

        Evet, bu sözler de İmam Zeynelabidin (a.s)'a aittir. Lütfen üzerinde biraz itina ile durunuz... Bilhassa Emir-ül Müminin Hz.Ali'nin sözlerini iyice tetkik ediniz. İşte o zaman ikisinin, Ehl-i Beyt mezhebini tam olarak nasıl temsil ettiklerini göreceksiniz. Aynı zamanda bu sözleri bütün Ehl-i Beyt imamlarına atfedip örnek olarak kabul edebilirsiniz. Zira hepsinin aynı yolun yolcuları oldukları sahihlerimizde mütevatirdir. Vesselam.(ş)


DİPNOT
Bu sözler Nehc'ül Belağa (c.l s. 152; Hutbe. 83) ten alınmışbr. Bu hutbe diğer kitaplara göre Hutbe. 87dir.
Nehc'ül Belağa, c.l, s.189, hutbe.97
Nehc'ül Belağa, c.2, s. 259, hikmet.239
Nehc'ül Belağa, c.l, s.185, hutbe.94
Nehc'ül Belağa, c.2, s.58, hutbe.l54.
Nehc'ül Belağa, c.2, s.43
Tevbel119.
Al-i lmranll05.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
kerbela şahidi
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 1129
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7232


SELAM OLSUN SANA YA HÜSEYİN


« Yanıtla #1 : 28 Nisan 2009 01:40:43 »

Allah sevabına yazsın.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
HUSEYNİ SEVDA!..
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1706
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7218



« Yanıtla #2 : 09 Mayıs 2009 09:14:36 »

Allah sevabınıza yazsın inş.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

HÜSEYNİ SEVDA!..
Ateşlere atılırken, İbrahim gibi “Hasbunallahu we ni’mel wekil” zikriyle, Allah’tan başka kimseden yardım istememenin adıdır,
Hüseyni Sevda.
Karanlık denizlerde Hut’un karnında, Yunus gibi sadece Allah’a el açmanın halidir,
Hüseyni Sevda.
Nefsine aldanıp ilah olduğunu savunan Firavun ve ordusunu, denize batıran Musa’nın elindeki asa’dır,
Hüseyni Sevda.
Peygamberlerin hatemi, kainatın efendisi,Allah ’ın habibi
Hz. Muhammed (s.a.v)’ın “Ümmeti! Ümmeti” derken, Mübarek gözlerinden dökülen gözyaşlarından bir damladır,
Hüseyni Sevda.
Kerbela çölünde yalnız… Kerbela çölünde yardımsız…
Kerbela çölünde bikes bırakılan İmam Hüseyin’in; “Heyhat mine zillet!.. İslam için öleceksem, ey kılıçlar alın canımı! feryadıdır.
Dünya hayatına önem vermeyip, kendini kardeşlerine feda etmenin…
İzzet ve şeref ile şehadete kucak açıp,
''Kulli yevmin Aşura kulli erzin kerbela'' diyebilmenin adıdır
HuseyninDivaneleri
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 92
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7080


« Yanıtla #3 : 29 Mayıs 2009 19:49:07 »

Allah sevabına yazsın.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
FaTiMe YaVeRi
●●●Çok Şükür●●●
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 1143
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1661


●●●HAMANEİ REHBERİM●●●


« Yanıtla #4 : 04 Mart 2010 14:09:57 »

Herkesin okuması gereken bir kitap olduğuna inanıyorum.

ALLAH RAZI OLSUN.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

Miskinlerin sahibiyem
Sureyi hel eta menem
Çaresizler sığınağı
Yetimlere ata menem

    

     
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

EL MURACAT-1 Etiketleri
EL MURACAT-1
EL MURACAT-1 Resimleri
EL MURACAT-1 Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: