GENÇLER
Ve
EŞ SEÇİMİ
Yazar:
Ali Ekber Mezahiri
İçindekiler
MÜTERCİMİN ÖNSÖZÜ
ÜSTAT CAFER SÜPHANİ’NİN ÖNSÖZÜ
YAZARIN ÖNSÖZÜ
İki Büyük Seçim
Eşlerin Birbirlerinden Etkileşimi
Gençlere Yardımcı Olalım
Bir Kaç Hatırlatma
1. BÖLÜM
EVLİLİĞİN FAZİLETİ
Erkek Ve Kadının Bir Birlerini Tamamlamaları
“Eş” Büyük Bir İlahi Nimettir
Evliliğin Felsefesi
“Eş” Allah’ın Hikmet Nişanesi Ve Sukunetin Kaynağı
“Evlilik” İnsan Amellerine Değer Kazandırır
Allah Katında En Değerli Yuva
İftihar Madalyası
Hatırlatma!
2. BÖLÜM
NE ZAMAN EVLENMELİYİZ?
Ergenlik Çağı
Evlilik Allah’a Ulaşmanın Yolu
Cinsel Ve Akli Ergenlik Dönemi
Bu Konu Hakkında Bir Dost İle Söyleşi
Sonradan Pişman Olunacak Bir İş Yapmak Yanlıştır.
3. BÖLÜM
EVLİLİKTE ACELE ETMENİN FAYDALARI VE EVLİLİĞİ GECİKTİRMENİN ZARARLARI
1- Maneviyat Ve İmanın Korunması, Güçlendirilmesi.
Üzücü Bir Örnek
Güzel Bir Örnek
2- Tatlı Ve Hayat Dolu Gençlik Döneminden Faydalanma
Üzücü Bir Örnek
3- Cinsel Sapıklıktan Korunmak
4- Sinirsel Ve Ruhsal Hastalıklardan Korunmak
4. BÖLÜM
EVLİLİĞİN ZORLUKLARI VE ENGELLERİ
Gerçek Veya Suni Sorun!
Şimdi Ne Yapmamız Gerekir?
1. ENGEL: MADDİ VE EKONOMİK ZORLUK
ÇÖZÜM YOLLARI:
1- İlahi Yardımlar
Allah’ın Vaatleri:
İslam Önderlerinin Müjdeleri:
Şu Güzel Örneğe Dikkat Ediniz:
2- Yeni Ufuklar
3- Kolaylıklar Ve Meslekî Meziyetler
4- Toplumda İtibar Kazanmak
5- Evlilik İçin Özel Kredi-Borç Verilmesi
6- Merasimlerin Azaltılması Ve Gereksiz Harcamalar
Sade Yaşamdan Güzel Bir Örnek
2. ENGEL: TAHSİLİN DEVAMI
ZORLUĞUN ASLI
Zorluğun İncelenmesi:
ÇÖZÜM YOLLARI:
1- “Tahsil ile evlilik birbirine uymaz” düşüncesi
2- Şer’i ve Yasal Nişanlılık
3- Anne ve Babanın Kız Ve Erkeğe Yardımı
4- Çocuk Olmasını Önlemek
5- Kanaat
6- İşlerin Birlikte Yapılması
Anne Ve Baba İle Bu Konu Hakkında Söyleşi
3. ENGEL: SEÇİMİNİN ZORLUĞU
ÇÖZÜM YOLU
4. ENGEL: BÜYÜKLERİN KINAMALARI
Şu Üzücü ve Düşündürücü Örneğe Dikkat Ediniz.
İlginç Ve Garip Bir Örnek!
Üzücü Bir Olay
ŞİMDİ NE YAPMAK GEREKİR?
ÇÖZÜM YOLLARI:
1- Eleştirenlerle Yüz Yüze Sohbet Etmek
2- Aracı Bırakmak
Şu Örneğe Dikkat Ediniz:
Şu Örneğe de Dikkat Ediniz:
İlginç Bir Örnek
((Hayat Defterinden Bir Sayfa))
5. ENGEL: ASKERLİK
KISA VADELİ ÇÖZÜM YOLLARI:
1- Yasal ve meşru nişanlılık
2- Kız veya oğlanın anne-babasının evinde kalmak
3- Anne ve babanın yardımı
6. ENGEL: BÜYÜK KARDEŞ VE ABLA!
Bu Engelin Çözüm Yolu:
7. ENGEL: MESKEN-EV
ÇÖZÜM YOLU:
Uzun vadeli çözüm yolu:
Kısa vadeli çözüm yolları:
1- Geçici Olarak Anne Ve Babanın Evinde Kalmak
2- Kirada Kalmak
8. ENGEL: TABİİ VE DOĞAL ZORLUKLAR
Bu Zorlukların ve Müşküllerin Felsefesi
Büyüklerle Sohbet!
Toplumsal Bir Hastalık
5. BÖLÜM
EŞ SEÇİMİNDEKİ ÖLÇÜLER
Eş Olarak Kimi Seçmeliyiz?
EŞ SEÇİMİNDEKİ KRİTERLER
1-DİNDARLIK
Peygamber Efendimizin (s.a.a.) Kelamından Bir Nur
Soru ve Eleştiri:
Dindar Olmanın Yararları
“Dindar Olmayan” Gençler Ne Yapmalıdırlar?
2- GÜZEL AHLAK
Güzel Ahlakın Eş Seçimi Konusundaki Yeri
İyi ve Kötü Ahlakın Örnekleri
Bir Soruya Cevap
3- AİLEVİ ASALET
Soru ve Cevap
4- AKIL
Üzücü Bir Örnek
Daha Üzücü Bir Örnek
5- BEDEN VE RUH SAĞLIĞI
Lütfen Şu Üzücü Örneğe Dikkat Ediniz:
Soru ve Cevap
6- GÜZELLİK
7- İLİM SAHİBİ VE TAHSİLLİ OLMAK
8- BİRBİRLERİNE DENK OLMALARI
İbret Verici Bir Örnek!
Kız Ve Erkeğin Uyumluluk Ve Denklik Konuları
1- İnanç ve Dini Değerler Açısından Benzerlik
2- Kültür ve Fikir Benzerliği
3- Ahlaki Benzerlik
Lütfen Şu Örneğe Dikkat Ediniz:
4-Tahsil Konusunda Denklik
Ders Aynasından İbret Dolu Bir Örnek!
5-Fiziksel ve Cinsel Denklik
6-Güzellik Konusunda Denklik
7-Yaş Konusunda Denklik
8-Mal Varlığı Konusunda Denklik
9-Ailevi Denklik
10-Siyasal Denklik
11-Toplumsal Denklik
12-Ruhsal Bakımdan Denklik
13-Gelecek Konusunda Denklik
Ortaya ÇıkacakUyumsuzlukları Nasıl Önlemek Gerekir?
1- Tahmin Edilemeyen Değişiklikler
2- Tahmin Edilebilir Değişikler
Evlenmeden Önce, Gelecekte Gerçekleşebilecek Değişiklikleri ve Hedefleri Açıklamak
Önemli Bir Uyarı!
Dikkate Evet, Vesveseciliğe Hayır!
Soru ve Cevap
Gafletten Sakınmak
Aşk, Hayat Ekseni
İki Çeşit Aşk
1-Şehvete Dayalı Aşklar
2-Yüce Aşklar
Sürekli Aşk
Çok Güzel Bir Örnek
İki Taraflı Aşk
Aldatıcı Olta
Önemli Bir Soru ve Cevap!
Evlilik Cüzdanına Dayalı Bir Hayat Sürekli Olmaz!
6. BÖLÜM
SEÇİM
Adım Atma Zamanı
Mükemmel Tanıma
EŞ SEÇME YOLLARI
İLK YOL: DANIŞMA
Bilgili Bir Kılavuz
Danışman Kişinin Özellikleri
Önemli Bir Uyarı!
İKİNCİ YOL: ARACI VE TANITICI
Çeşitli Aracılar
1- İyilik Sever ve Bilgili
2- İyilik Sever, Ancak Bilgili Değil
Üzücü Bir Örnek
3- Şahsi Çıkar Peşinde Koşan Kötü Niyetli Kimseler
ÜÇÜNCÜ YOL: ARAŞTIRMA
Kabul Etmek veya Ret Etmek, Nedene Dayanmalıdır.
Araştırma Yolları Ve Kullanım Şekilleri
1-Aday Olan Kişinin Ailesini Araştırmak
2-Yakınları Yardımıyla Araştırmak
3-Yakın Arkadaşlarının Yardımıyla Araştırmak
4-Öğretmenleri ve Müdürleri Yardımıyla Araştırmak
5-Düşmanlarının Yardımıyla Araştırmak
DÖRDÜNCÜ YOL: ELÇİ GÖNDERMEK…………..228
Elçilerin Özellikleri
BEŞİNCİ YOL: MEKTUP YAZMAK
Dikkat!
ALTINCI YOL: FOTOĞRAF
YEDİNCİ YOL: KARŞILIKLI KONUŞMAK
Görüşmede Konuşulabilecek Genel Konular!
SEKİZİNCİ YOL: BİRBİRİNİ GÖRMEK
Bu Konuya Hadisler Işığında Bir Bakış
Kızın Saygınlığını Korumak
İSTİHARE
İstihare İki Çeşittir
Bu İstihare Türünün Doğru Kullanım Şekli
İstihare’yi Yanlış Anlamayla İlgili Üzücü Bir Örnek
KAYAK PİSTİNDEN GEÇİŞ!
FEDAKÂRCA YAPILAN EVLİLİKLER
Bu Tür Evlilik Çeşitlerinin Tanımı
Bu Tür Evlilik Çeşitlerinin Fazileti
DÜĞÜNDEN ÖNCEKİ PİŞMANLIKLAR
Pişmanlıkların Nedeni
Böyle Bir Noktada Ne Yapmak Gerekir?
Düşündürücü Ve İbret Verici Bir Örnek
Önemli Bir Uyarı!
AKRABA EVLİLİKLERİ
ÇOCUKKEN YAPILAN NİŞANLAR
7. BÖLÜM
NİŞANLILIK DÖNEMİ
NİŞANLILIK DÖNEMİNİN GEREKLİLİĞİ
Nişanlılık Döneminin Faydaları
1- Birbirlerini Daha İyi Tanımaya Çalışmak
2- Düzeltmek ve Eğitmek
3- Sevgi Artışı
4- Gelecek Yaşam İçin Umut Oluşturmak
5- Yaşamın Bağımsızlık Temellerini Atmak
6- Birbirlerinin Duygularına Değer Vermek
7- Hediye Vermek
8- Sevgi Dolu Mektuplar Yazmak
9- Samimi Görüşmeler
10- Kısa Yolculuklar
11- Birlikte Manevi Ortamlara Gitmek
12- Evlilik Yaşamını İdare Etmenin İncelikleri
Bu Konu Hakkında Yazılmış Değerli Bir Makale
Cinsel İstemlerden Yoksun Kalmanın Yansımaları:
NİŞANLILIK DÖNEMİNİN SÜRESİ
NİŞANLILIK DÖNEMİNİN AFETLERİ
1-Bahaneler Üretmek
Dikkat Edilmeye Değer Bir Örnek
2-Yersiz Beklentiler
Dikkat! Kesinlikle Tören Düzenleyiniz
3- Cahiller ve Hasta Ruhluların Vesveseleri
4- Anne ve Babayı Dikkate Almamak
5- Gidiş Gelişlerde Aşırıdan Kaçmak
6- Kötü Anıları Hatırlatmak
7- Önceki Gönüllüler Hakkında Konuşmak!
8- Kızın Anne ve Babasının Yersiz Kıskançlıkları
Gerçek Düğünü Gerdek Gecesi Yapın
MÜTERCİMİN ÖNSÖZÜ
Evlilik her insanın eninde sonunda yaşayacağı hayatının en tatlı en şirin ve en mutlu olaylarından birisidir. Erkek ve kız belli bir yaşa, olgunluğa ulaştıklarında bu ihtiyacı hissederler. Ve arayış içine girerler. Zira bu ihtiyaç Allah’ın insanların fıtratında bıraktığı güzel, değerli ve kıymetli bir armağandır.
Hayatında evlenmeyi hiç düşünmeyen ve evlenmeyen insanların sayısı çok azdır. Biz genel ve tabii durumu göz önünde bulundurarak konuyu incelemek durumundayız.
İnsanın hayatı boyunca yaşadığı mutlu olayların arasında evliliğin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Zira evlilik insanın dünyasını ve ahiretini ilgilendiren ve İslam dininin çok önem verdiği konulardan biridir. Bu yüzden herkesin evlenmeden önce ve evlendikten sonra gerekli bilgilere sahip olması gerekir. Bilgisizce yapılan evliliklerin neticesi insanın şansına kalan bir olaydır. Oysa bu denli mühim bir olayı şansa bırakmak akıllı insanların işi değildir. Bu konunun önemini ve ehemmiyetini kitabın değerli yazarı çok geniş bir şekilde beyan etmiştir. Kitabı mütalaa ettiğinizde bunu kendiniz fark edeceksiniz. Bu yüzden sayın yazarı taktir ederek, daha fazla bu konuya girmek istemiyorum.
Bir gün kitap fuarında bir kitap arıyordum. Tek tek raftaki kitaplara bakıyordum. Birden, raftaki bir kitap dikkatimi çekti. Üzerinde “yirmi dördüncü basım” yazıyordu. Merak ettim, orda duran beye şu kitaba bir bakabilir miyim, dedim. Kitabı elime aldım, üzerinde “Gençler ve Eş Seçimi” yazıyordu. Fihristine şöyle bir göz attıktan sonra, bu kitabın gençler için ne kadar önemli olduğunu anladım. İşlerim ve derslerim çok yoğun olmasına rağmen bu kitabı tercüme etmem gerektiğine inandım. Birkaç gün sonra kitabın yazarını aradım fakat kendisi yoktu. Oğlu ile konuştum, kitabı Türkçe diline tercüme etmek istediğimi söyledim. Yazarın oğlu babasının şu an yolculukta olduğunu birkaç gün sonra döneceğini söyledi. Birkaç gün sonra bir telefon geldi, telefon kitabın yazarından idi. Ona çok güzel bir kitap yazıp, gençlerin sorunlarından ilgilendiğiniz için teşekkür ettim. Türkiye toplumunda da gençlerimizin bu sorunlar ile karşı karşıya olduğunu söyledim. Eğer izin verirseniz kitabınızı tercüme etmek istiyorum, dedim. Mezahiri bey, çok memnun oldu. Bana birkaç kitabının daha olduğunu istediğim zaman tercüme edebileceğimi ve kitaplarının bütün tercüme haklarını bizzat yazılı olarak verebileceğini söyledi. Çok sevindim. Teşekkür ettim.
Kitabı en kısa zamanda tercüme etmem gerekiyordu. Zira çok yoğundum. Bir an önce bu kitabı bitirip kendi işlerime dönmek zorundaydım. Değerli alim arkadaşım Mahmut Acar’a bu kitabın tercümesinde yardımcı olmasını istedim. Beni kırmadı ve önerimi kabul etti. İki koldan kitabı tercüme ettik. Hem kurucular kurulunda hem de yönetim kurulunda olduğum Alulbeyt Yayıncılık’da bu kitabın basımına karar verdik. Kitabın basıma hazırlanmasında yardımcı olan tüm arkadaşlarım için Yüce Allah’tan başarılar dilerim.
Aziz gençler! Şu an Birçok sorununuz olduğunu biliyoruz. Özellikle de evlilik sorunu bunların en önemlisidir. Her taraftan temiz genç kalplere günah ve fesat yağdığı bir ortamda yaşamaktayız. Buda yetmemiş gibi büyüklerimiz sizleri tam olarak anlamamakta, cahil gelenekler, önünüzde büyük kayalar gibi engel olarak durmaktadır. Her gün gazete manşetlerinde gençlerin acı olaylarını üzülerek okumaktayız.
Peki öyleyse, böyle bir ortamda ne yapmalısınız? İsyan mı etmelisiniz? Sorunlardan kaçarak olayı örtmeye mi çalışmalısınız? Büyüklerinize, annenize-babanıza karşı nasıl davranmalısınız? Yoksa Allah korusun yapmamanız gereken şeyleri mi yapmalısınız?... İşte bu kitapta, bu soruların ve buna benzer yüzlerce sorunun cevabını bulacaksınız. Amacımız ve gayemiz sizlere yardım eli uzatmaktır. Sizlerin bu engebeli ve tehlikeli yoldan sağ salim maksada ulaşmanıza yardımcı olmaktır. Çünkü evlilik meselesi insanın kaderini, geleceğini, fiziksel yapısını, ruhsal durumunu, ahiretini, başarısını, başarısızlığını ve yüzlerce konuyu ilgilendiren çok önemli bir gerçektir.
Eğer izin verirseniz size yardım edelim. Gençlerin bu ve diğer sorunlarını ele alan konular hakkında Alulbeyt Yayıncılık’ta bulunan değerli, bilgili ve alim arkadaşlarımla beraber sizlere yardımcı olmaya hazırız.
Sizden İstirhamım!
Bu Kitabı Okumadan Önce Evlenmeyin!
Bu Kitabı Okumadan Önce Boşanmayın!
Bu Kitabı Okumadan Önce Karar Vermeyin!
Saygılarımla
Turgut Atam
03/06/2006
t_atam@hotmail.comHZ. AYETULLAH ÜSTAT CAFER SÜPHANİ’NİN ÖNSÖZÜ
Genç erkek ve kızlar hayat bahçesinin meyveleridirler. İlerleyen hayatlarının devamında, birlikte ve ortak bir yaşam kurmaktan başka çareleri yoktur. Çünkü tek ve yalnız başına yaşam, manasız ve acıdır. Yalnızlık hayatı soldurur ve hayatın güzelliklerini yok eder.
Yaratılışın sahibi, bu iki meyvenin kalbinde bir çeşit cazibe gücünü hediye etmiştir. Böylelikle bu iki meyve hayatlarının belli bir döneminde birbirlerini isteyip arzu ederler. Bu arzudan kaynaklanan ıstırap ve heyecanları ise ancak evlilikle sakinleşir. Yüce Allah, eşin yaratılmasının sırrını şöyle beyan etmektedir: “…ısınırsınız diye eşler yaratmış”[1] Bu ayet-i kerime, yukarıda arz ettiğimiz noktaya işaret etmektedir.
Ortak bir hayat kuran iki insanın (erkek-bayan) yardımlaşması, ancak ruhsal, içgüdüsel ve düşünsel yapılarının aynı olması durumunda meyve verir. Aksi takdirde vahdet ve birliktelik ipi çabucak aşınarak kopuverir. Sonuçta da birliktelikleri ve yardımlaşmaları bozulur.
Hayatımızda acı ve dertlerle dolu birçok olaya şahit olmaktayız. Bu olaylar genç eşleri üzdüğü gibi tarafların ailelerini de üzüntü içinde bırakmaktadır. Ne yazık ki bu acı olaylar; saraylarda ve köşklerde tatlı başlayan ortak hayatın bir süre sonra çökmesinden ibarettir. Tatlı evlilik ağacı, acı meyveler vermekte ve karı koca mahkeme yolunu tutup boşanmaktadırlar. Kimi zaman da zavallı ve günahsız çocuklar ortada sahipsiz kalmakta, taraflardan hiçbiri çocukların sorumluluğunu üstlenmemekte ve her biri yeni bir hayat kurmak için kendilerine münasip bir eş bulma peşine düşmektedir.
Bu acı olayların tabi ki çeşitli sebepleri vardır. Fakat bunlar arasında gözden kaçmayan en önemli faktör, evliliğin başında eş seçimi yaparken yanlış hesapların, doğru araştırma ve bilgilerin yerini alması; ortak yaşamın temellerini bu yanlış ve hesapsız ölçülerin oluşturmasıdır. Eğer eş seçiminde doğru kurallar ve usullere riayet edilirse, bu usuller ayrılık ve boşanma olaylarının birçoğunun oluşmasına ve ortak hayat ağacının kurumasına engel olacaktır.
Şu anda siz değerli okurun elinde bulunan kitapta, bu önemli faktörün üzerinde durulmuş, ilmi ve doğru usullerle sizlere en güzel eş seçimi hakkında yardımcı olmaya çalışılmıştır.
Kitabın bir bölümünü okudum ve bu kitabı gençler için çok faydalı buldum. Kitapta yaşanmış ve insanların tecrübe kazanmasına da yardımcı olacak olayların yer alması çok önemlidir. Özellikle gerçek ve yaşanmış olaylar ve bu olaylardan alınan neticelerin kitapta nakledilmesi, iddia edilen görüşlerin doğruluğuna yardımcı olmaktadır.
Ben, bu kitabı kaleme alan değerli ilim adamı Sayın Ali Ekber Mezahiri beyi kutluyor, yayın evinden bu kitabın titizlikle basılıp dağıtılması ve gençlerimizin eline rahat bir şekilde ulaşması konusunda programlı ve dikkatli bir şekilde çalışmasını rica ediyorum. Böylece bu yolda önemli bir adımın atılması ve neticede boşanmaların azalmasına yardımcı olmasını tüm içtenliğimle ümit ediyorum. Bu konuda Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyuruyor:
“İslam’da kurulan hiçbir bina evlilik kadar Allah nezdinde sevimli değildir.”[2]
Bu kitabın, yukarıda zikredilen hadisin daha çok canlılık ve hayat kazanması yolunda yapılmış bir çalışma olmasını ümit ederim.
Saygılarımla
İmam Sadık (a.s) Müessesi
Cafer Süphani
1 Muharrem 1415
YAZARIN ÖNSÖZÜ
İKİ BÜYÜK SEÇİM
Gençlere bir bakın! Büyük arzular ve isteklerle, kalpleri aşk ve heyecanla dolu yeni hayat yolunun başında durmuşlardır. Kendi ayaklarının üzerinde durmak istemenin getireceği önemli sorumluluklarla dolu bir hayata atılmanın düşüncesi içindeler.
İki önemli karar; iki tehlike, iki dönemeç, iki yüksek zirve ve iki büyük seçim önlerinde onları beklemektedir. Bu iki dönemeçten geçmek ve zirveye ulaşmak zorunda ve bu konu hakkında karar vermelidirler. Bu iki seçimi yapmak zorundadırlar. Ne bu ikisini birlikte bırakabilir ne de herhangi birinden vazgeçebilirler. Önlerinde kılavuz olmaksızın kendi başlarına, her ikisini aşarak sağlıklı bir şekilde hedeflerine ulaşmaya güçleri yetmez. Önlerindeki hayatın saadet dolu ve mutlu veya sıkıntı dolu ve mutsuz olması büyük bir ölçüde bu iki seçime ve karara bağlıdır.
Eğer bu iki dönemeçten ve uçurumdan güzel bir şekilde geçebilirlerse, büyük ölçüde saadete ve mutluluğa yaklaşmışlar demektir. Eğer iki seçimde başarılı olmazlarsa, önlerine birçok zorluk ve sıkıntılar çıkacaktır.
Bunlardan birisi “Meslek Seçimi” ve diğeri ise “Eş Seçimi”dir.
İki karar ve seçimin her ikisi de çok önemli ve hassastır. Fakat ikincisi yani eş seçimi diğerinden, yani iş seçiminden çok daha önemli ve hassastır.
Büyük ariflerden birisi şöyle buyuruyor: “İnsanın ömrünün yarısını iyi bir üstat bulmak için geçirmesinin değeri vardır. Çünkü ömrünün diğer yarısında mesut olacaktır.”
Ben ise şöyle diyorum: “İnsanın ömrünün yarısını iyi ve münasip bir eş bulmak için geçirmesinin değeri vardır. Çünkü ömrünün diğer yarısında mesut olacaktır.”
EŞLERİN BİRBİRLERİNDEN ETKİLEŞİMİ
Acaba şu ana kadar yanında değerli ve iyi bir eşi olmayan başarılı bir erkek gördünüz mü? Acaba şu ana kadar yanında iyi ve değerli bir kocası olmayan saadetli ve mutlu bir bayan gördünüz mü? Genellikle her başarılı erkeğin yanında iyi ve değerli bir kadın olmuştur. Her mutlu ve başarılı bayanın yanında da iyi bir erkek olmuştur. Toplumlara baktığımızda durum genellikle böyledir. Tarihe de baktığımızda durum aynıdır. Örneğin; Hz. İbrahim’in (a.s) yanında Hacer, Hz. Musa’nın (a.s) yanında Sefvera, Hz. İsa’nın (a.s) yanında annesi Hz. Meryem, Hz. Muhammed’in (s.a.a) yanında Hz. Hatice, Hz. Ali’nin (a.s) yanında Hz. Fatıma (a.s), İmam Hasan’ın (a.s), İmam Hüseyin’in (a.s) ve İmam Seccad’ın (a.s) yanında Hz. Zeynep olmuştur… Büyük alimlerin, bilginlerin, mucitlerin, devrimcilerin yanında genellikle değerli kadınlar olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Bunlar anne, hanım, kız kardeşi ve … olabilirler.
Elbette bayanlar genellikle evde bulunup toplum içine az çıktıklarından dolayı, tarihçilerin, yazarların, araştırmacıların daha az ilgisini çekmişlerdir. Sonuçta, daha az kendilerini gösterme fırsatını bulmuşlardır. Fakat erkek ve bayanın başarıya ulaşmada, mutlulukta ve saadette eşit derecede etkili oldukları inkâr edilemez bir gerçektir. Bu anlamda erkek ve bayan arasında hiçbir fark yoktur. Hatta erkeğin başarıya ve saadete ulaşmasında kadının daha etkili rolü olduğunu bile söyleyebiliriz. Çünkü kadın; yaşamın ve ailenin mihveri ve esasıdır. Eğer bu mihver sarsılırsa hayatın ve yaşamın temelleri sarsılmaya ve zayıflamaya başlar. Zayıf ve temelleri sarsılmış bir aile ortamında erkeğin başarıya ulaşması düşünülemez. Kadın, iyi ve liyakatli olursa, erkek kadının vesilesiyle miraca yükselir.[3]
Aynı şekilde kadın ve erkeğin, her ikisinin de iyi olmaları, saadete ulaşmalarında etkilidir. İkisinin de liyakatsiz olması kaderlerini kötü etkiler. Liyakatsiz kadın erkeği zillete sürükler, hayatı karartır. Liyakatsiz erkek; kadını bedbaht eder, yaşamını karartır ve onu ruhsal hastalıklara iter.
Peygamber efendimiz (s.a.a) kötü eş hakkında Allah’a şöyle dua ediyor:
“Allah’ım! İhtiyarlık zamanım gelmeden, beni ihtiyarlatacak kadından sana sığınıyorum.”[4]
Çoğu zaman, iyi bir erkeğin kötü bir kızla evlenmesi veya iyi bir kızın kötü bir erkekle evlenmesi sonucu bataklığa sürüklendiklerini ve her şeylerini elden verdiklerini görmüşüzdür.! Veya her ikisi de iyi olmasına rağmen birbirlerine uyum sağlayamadıklarından, kültürel düzeylerinin son derece farklı olmasından ve kısacası birbirlerine uygun olmadıklarından dolayı birçok zorluklar ile karşılaştıklarına şahit olmuşuzdur. Yani; sadece kötü eşin insanı bedbaht ettiği söylenemez. Eşler iyi fakat uygun olmadıkları durumda da mutsuz olabilirler. Bu çok önemli ve dakik bir konudur.
İleride “denkeşlerin, aynı sosyal, ekonomik ve kültürel yapıya sahip ve birbirlerine bu hususlarda münasip olmaları” konuları hakkında bahsedeceğiz. Fakat şimdilik, mukaddime bölümünde şunu söyleyebiliriz ki; sadece bay ve bayanın iyi olması yeterli değildir. Birbirlerine uygun olmaları günümüz tabiriyle “birbirlerine yakışmaları-anlaşabilmeleri” de gereklidir.
Birçok defa erkek ve bayanın iyi olmalarına rağmen mutlu bir hayatları olmadığını görmekteyiz. Çünkü birbirleri ile anlaşamamaktadırlar. Her biri, diğerinin dünyasından uzak ve ayrı bir dünyada yaşamaktadır. Bu gibi çiftlerin de ortak hayatları kavgaya, anlaşmazlığa doğru gitmekte ve sonuçta boşanma ile bitmektedir. Eğer erkek ve bayanın her biri, kendisine uygun ve anlaşabileceği bir eş ile evlenseler mutlu olacaklardır. İleride bu konu hakkında da açıklama yapıp, yaşanmış olaylardan örnekler sunacağız. İnşallah.
GENÇLERE YARDIMCI OLALIM
Erkek ve kızın, bu tehlikeli ve hassas meydanda (eş seçimi konusunda) bir yardımcı ve yol göstericiye ihtiyaçları vardır. Acaba böylesine hassas ve önemli bir dönemde, kız veya erkeği yalnız, kendi başlarına bırakmak düşünülebilinir mi? Çünkü onların bu konu hakkında tecrübeleri yoktur. Kesinlikle onlara yardımcı olabilecek insanların, kitapların ve merkezlerin olması gerekir. Onları kendi başlarına bırakmak yanlıştır.
Nasıl olur da araba sürmek, ev yapmak ve bunlar gibi normal işler için yol gösterene, öğretmene, üstada ihtiyaç duyulur fakat, bir alın yazısının seçiminde, uzun bir ortak hayat ve büyük bir insani yuva kurmada, yeni bir neslin oluşumunda, öğretmene ve yol göstericiye ihtiyaç duyulmaz.?!!
Genç bir kız ile genç bir erkeğin evlenmesi yeni ve değerli bir neslin oluşumunun başlangıcıdır. Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) Hz. Fatıma (a.s) ile evliliği yeni ve büyük bir neslin kurulmasına neden olmuş ve bu nesil henüz devam etmektedir. İnsanlık tarihi devam ettikçe de bu nesil (Peygamber efendimizin -s.a.a- evlatları) varlığını sürdürecektir. Bizler şu anda böyle mukaddes bir evlilik ağacının tertemiz meyvelerini yemekteyiz. Bunun karşısında Ebu Süfyan’ın Hz. Hamza’nın ciğerini yiyen Hinde ile evlenmesi fesat bir neslin temellerini atmıştır. Ben-i Ümeyye gibi alçak bir neslin ortaya çıkmasına sebep olmuş ve beşeriyet bu bereketsiz ağacın acı meyvelerini halen dahi yemektedir.
İslam, evlilik ve eş seçimi hakkında o kadar çok kanun ve kural bırakmış; hayati konuları açıklamıştır ki insanın şaşkınlık içinde kalmaması mümkün değildir. Değerli üstat Muhammed Taki Caferi (Allah rahmet etsin) şöyle diyor:
“Bertrand Rasel (Avrupalı meşhur filozof) bana şöyle bir mektup yazdı: “İslam niçin evliliğe bu kadar çok önem veriyor ve evlilik hakkında bu kadar çok kanun bırakıyor?”
Ben de cevabında şöyle yazdım: “Mesele, insan meselesidir. İslam, evlilikle insan yaratmak istiyor.”[5]
Bu kitapta işlenen konuların hedefi, genç kız ve erkeklere “Eş Seçimi” konusunda kılavuz olup onlara gerekli yolları göstermektir. Bu vesileyle, onların alın yazısı ve kaderini böylesine yakından ilgilendiren önemli bir konuda başarılı olmalarına katkı verebilmektir. “Meslek Seçimi” gibi önemli öteki konu ise inşallah müstakil bir kitapta ayrıca incelenecektir.
BİR KAÇ HATIRLATMA
1- Kitapta geçen öyküler ve olaylar gerçek hayattan alınmış ve yaşanmış olaylardır. Şahısların isimleri değiştirilmiştir. Tanınmaları istenmemiştir. Fakat bazı yerlerde; olumlu olaylarda şahısların gerçek isimleri zikredilmiştir.
2- Değerli ve aziz; “Cevat Çenari” ve “Mesut Azerbaycanî” kardeşlerimden bu eserin yazılmasında yaptıkları yardımlarından dolayı teşekkür ederim. Aynı şekilde “Hüseyin Fedaî Tahranî” beye ve “İmam Sadık (a.s) Müessesi”ne, kitabın bilgisayara yazımı ve sayfa düzeni konusunda yaptıklarından dolayı teşekkür ederim. Allah’tan onlar için yüce sevaplar vermesini temenni ederim.
3- Bu kitabın “Gençlerin evlilikle ilgili Sorunları”nı çözmek yolunda atılmış bir adım olmasını ümit ederim. Bundan dolayı; diğer adımları atmak yolunda; değerli bilginlerden, yazarlardan, gençlerden, okurlardan, bizlere kitap ve konumuz ile ilgili görüşlerini, önerilerini ve gördükleri yaşanmış, ibretli olayları bildirmelerini önemle rica ediyorum. Bu gibi yardım ve önerilere samimi duygularla yapılması halinde Allah tarafından yüce ve değerli sevaplar verileceği hepimizce malumdur.
Minnet sahibi Allah’tan hidayet ve hoşnutluğunu temenni ederim.
Ali Ekber Mezahirî
1373 Hicri Şemsi yılı
1. BÖLÜM
EVLİLİĞİN FAZİLETİ
–—
EVLİLİĞİN FAZİLETİ
ERKEK VE KADININ BİRBİRLERİNİ TAMAMLAMALARI
Allah insanı öyle bir şekilde yaratmıştır ki, eşi olmadan eksiktir. İnsan ister erkek olsun ister kadın; ilim, iman ve ahlaki faziletler açısından her ne kadar ilerlese de, eşi olmadığı takdirde istenilen kemale ulaşamaz. Hiçbir şey, evliliğin ve aile kurumunun yerini dolduramaz. Erkek ve kadının ruhsal ve fiziksel olarak birbirlerine ihtiyaçları vardır. Her biri kendi başına eksiktir. Birbirlerinin yanında durdukları ve birlikte oldukları zaman birbirlerini tamamlarlar. Bu, bütün varlık âlemine hâkim olan yaratılış düzeninin önemli bir kanunudur.
Kuran-ı Kerim erkeği ve kadını birbirlerinin “Örtüsü” olarak nitelemiştir:
“Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız.”[6]
Yani; birbirinizi tamamlayan, kâmilleştiren, şereflendiren ve birbirinizin sırlarını koruyan bir bütünsünüz. Birbiriniz diğerine muhtaçtır. İnsan örtüsüz ve elbisesiz toplumda, başı dik yaşayamaz. Kendisinde eksiklik hisseder. Yalnız insan da aynı şekilde kendisinde eksiklik hisseder. Örtü ve elbise insanı sıcaktan ve soğuktan korur. İyi bir eş de insanı; perişanlıktan, boşluktan, hedefsizlikten ve yalnızlıktan kurtarır ve korur. Örtü ve elbise insanın ziynetidir. Karı koca da birbirlerinin ziynetidirler.
“EŞ” BÜYÜK BİR İLAHİ NİMETTİR
Allah’ın insanlara en büyük nimetlerinden birisi de “iyieş”tir. Peygamber efendimiz (s.a.a) bu konu hakkında şöyle buyurdu:
“Müslüman bir insan -İslam nimetinden sonra- iyi bir eşten daha hayırlı bir nimetten istifade etmemiştir…”[7]
EVLİLİĞİN FELSEFESİ
Bazıları evliliğin ve ortak bir yaşam kurmanın felsefesini iyi şekilde anlayamamış olabilir ve şöyle diyebilirler: “Bizler şehvet ve cinsel isteklerimizi evlilik dışında başka yollarla giderebiliriz. Bu istek ve eğilimlerimizi başka vesilelerle doyurabiliriz. Evlilik gibi büyük bir sorumluluğun altına girmemizin ne gereği vardır?”
Böyle bir inanç ve sorunun karşısında şöyle söyleyebiliriz: Evlilik sadece cinsel istekleri gidermek, şehvet ve içgüdüsel arzulara cevap vermek demek değildir. Bu sadece evliliğin bir yararıdır. Evlilik, aile kurmanın yoludur. Bunun önem ve ehemmiyeti ise -cinsel istekleri doyurmanın yanında- insanın kemale ulaşması, şahsiyetinin olgunlaşması ve sükûnet bulmasıdır. Evlilik, beraberinde insana bu derece önemli faydaları hediye olarak sunmaktadır. Eş ve aile karşısında sorumluluk kabul etmek, insana şahsiyet ve toplumsal mesuliyeti elde etme hissini kazandırmaktadır. İnsanın içinde saklı olan birçok gizli yetenek ve özellikleri canlandırıp yeşertmektedir.
“Evlilikten sonra insanın şahsiyeti toplumsal şahsiyete dönüşür. İnsan, eşini karşı ailesinin onurunu korumak ve gelecekte olacak çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak, onları himaye etme konusunda kendisini sorumlu hisseder. Bundan dolayı; bütün aklını, kapasitesini ve istidadını bu yolda kullanır.”[8]
Aile ve yuva kurmanın öyle bir güzel eğitmenliği vardır ki, hiçbir şey onun yerini alamaz. Üstat şehit Murtaza Mutahhari (r.a) bu konu hakkında şöyle diyor:
“Öyle ahlaki özellikler vardır ki insan, aile kurma mektebi dışında hiçbir şeyle onu kazanamaz. Aile kurmak; başkalarının kaderi ile bir çeşit ilgilenmek alakalı olmaktır… bu dönemi geçirmeyen sözde ahlakçılar ve perhizcilerde ömürlerinin sonlarına kadar bir çeşit “hamlık” ve “çocukluk” olmuştur. İslam’da evliliğin kutsal sayılması ve bir çeşit ibadet olarak bilinmesinin nedeni… evliliğin tabii benlikten ve bireysellikten çıkmanın ilk basamağı olması ve insan şahsiyetinin genişlemesidir.”[9]
Aynı şekilde evliliğin terbiyedeki rolü hakkında şöyle buyurmuşlardır:
“… Bir çeşit “olgunluk” vardır ki; insan, evlilik ve aile kurmanın dışında -başka hiçbir şeyle- onu elde edemez. Ne medresede okumakla, ne nefisle cihat etmekle, ne gece namazı kılmakla, ne de iyi ve salih insanlara saygı göstermekle elde edemez. Bu (olgunluk) sadece burada, (evlilik ve aile kurmada) kazanılabilir.”[10]
Birçok insanı görmüşüzdür ki; evlenmeden önce hiçbir ahlaki, dini ve toplumsal usul ve değerlere önem vermeyen, başıboş, laubali ve pervasız biri olmasına rağmen, evlendikten sonra hal ve davranışları değişmiştir. Metin ve vakarlı davranışlara sahip olmuştur. Davranışlarında bir çeşit ağırlık ve metanet oluşmuştur.
“EŞ” ALLAH’IN HİKMET NİŞANESİ VE SÜKÛNETİN KAYNAĞIDIR
İnsanları yaratan Allah’tır. Doğal olarak insanın özelliklerini, fıtratını, isteklerini ve içgüdülerini en iyi bilen O’dur. Erkek ve kadının yaratılması, birbirlerine olan ihtiyaçları ve birlikte olmaları Allah’ın hikmet ve nişanelerindendir. Allah evliliği, sevgi, rahmet ve sükûnetin nedeni olarak tanıtmaktadır:
“Yine O'nun ayetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.”[11]
Bu ısınma ve sükûnet, psikologların ve doktorların dedikleri gibi normal bir sükûnet ve ısınma değildir. Onların dediklerinin yanında, vakarlı olmak, fikirsel ve ruhsal sebat, kendi değerini bilmek, şahsiyetli olduğunu hissetmek, haysiyetli olmak… gibi kavramları da kapsamaktadır.
“EVLİLİK” İNSAN AMELLERİNE DEĞER KAZANDIRIR
Evlilik ve sıcak bir yuva kurmak insanın varlığını olumlu yönde etkiler, değerini arttırır ve şahsiyetini olgunlaştırır. Böylece amelleri ve ibadetleri melekler ve Allah nezdinde daha çok değer kazanır. Öyle ki on katı kadar artar. Örnek olarak şu hadise dikkat ediniz:
İmam Sadık(a.s) şöyle buyurdu:
“Evli insanın kılmış olduğu iki rekât namaz, bekâr insanın kılmış olduğu yetmiş rekâtlık namazdan daha faziletlidir.”[12]
ALLAH KATINDA EN DEĞERLİ YUVA
Evlilik ile kurulan ocak ve yuvayı Allah sever, lütufta bulunur. Sevgi ve şefkat ile bakar. Bu gerçeği Allah’ın en son ve en büyük elçisi olan Peygamber efendimiz (s.a.a) bizler için buyurmuştur:
“İslam’da kurulan hiçbir bina evlilik kadar Allah nezdinde sevimli değildir.”[13]
Allah’ın, insanın ocağına ve yuvasına muhabbet göstermesinden ve onları sevmesinden… hem de en yüce bir şekilde sevmesinden, o yuvaya merhamet ve şefkat ile bakmasından daha büyük bir nimet ve saadet olabilir mi .??
İFTİHAR MADALYASI
Emirü’l-Müminin İmam Ali (a.s) evliliğin değerine ilişkin şöyle buyurmuştur:
“Resulullah (s.a.a) sahabesinden evlenen herkese istisnasız “dini kâmil oldu” buyurdu.”
Ne kadar ilginç! Evlilik, Resulullah’a (s.a.a) evlenenlerin göğsüne iftihar madalyası taktıracak kadar önemli imiş. Demek ki konu çok sıradan bir mesele değilmiş…
Peygamber efendimizin (s.a.a) sözünden anlaşıldığı üzere; insan evlenmediği müddetçe dini tehlikededir. Çünkü cinsel istekler, içgüdüler, ruhsal baskılar, yalnızlık hissi, başıboşluk, sığınacak bir yerin ve toplumsal bir mesuliyetin olmaması ve bekârlığın diğer yan etkileri, dinin temellerini sarsar, onlara zarar verir. Ama evlilik ve sıcak bir yuva kurarak iyi bir eşe, sırdaşa, hayat arkadaşına sahip olmak, cinsel istekleri ve içgüdüyü kontrol ettiği gibi, psikolojik açıdan da insanda sükûnet ve huzura neden olur. Aynı zamanda insanın, Allah’a olan tevekkülünü çoğalttığı gibi onu istikrarsızlık ve yalnızlıktan da kurtarır. İnsan kendisini güvende hisseder ve şahsiyetli olduğuna inanır. Gözünü başka yerlerden çeker sadece eşine yönelir… Sonuçta Allah’a daha çok yakınlaşır, ilahi nimetlere kavuşur; imanı kuvvetlenir, kemale ulaşır.
HATIRLATMA!
Elbette şu noktaya dikkat etmemiz gerekir ki; böyle güzel bir sonuca ancak, aileyi kurmak isterken yapılan “eş seçimi” konusundaki doğru ve sahih ölçülere riayet etmek ve evlilik girişiminin düzgün ilerletilmesi ile ulaşılır. Evlilik girişimlerindeki doğru ölçülere ve evliliğin ilk aşamalarının nasıl geçirilmesi gerektiğine ileride değineceğiz.