ORUç HÜKÜMLERi
ORUç HÜKÜMLERi
Oruç, bütün ilâhî dinlerde yapılması emredilen ibadetlerdendir. Ramazan ayının orucu ise, ruhî ve cismî kötülükleri kendilerinden uzaklaştırmaları, takva ziynetiyle süslenmeleri, açlık ve susuzluğun tadını tadarak fakirlerin çektiği sıkıntı ve mahrumiyeti tüm varlıklarıyla hissedip onların elinden tutmaya teşvik edilmeleri için Allah-u Tealâ'nın Muhammed (s.a.a) ümmetine bahşettiği bir hediyedir. İşte bu nedenle, müminlerin orucu ve mübarek ramazan ayının bereketlerinden yararlanmaları gerekir.
İmam Seccad (a.s) Sahife-i Seccadiye'nin kırk dördüncü duasında buyuruyor ki: “Allah'ım, ramazan ayını sana ibadet etmemizle doldur; vakitlerini sana itaat etmemizle süsle; gündüzlerinde oruç tutmaya, gecelerinde namaz kılıp dua etmeye, alçak gönüllükle sana yalvarıp yakarmaya, huzurunda hor hakir durmaya muvaffak et bizi; gündüzleri gafletimize, geceleri kusurumuza tanık olmasın.”
Oruç; Allah-u Tealâ'nın emrini yerine getirmek için insanın, sabah ezanından akşam ezanına kadar ileride açıklayacağımız orucu bozan şeylerden sakınmasıdır.
NİYET
1617- İnsanın oruç niyetini kalbinden geçirmesi veya örneğin; “Yarın oruç tutacağım” demesi gerekmez; âlemlerin Rabbinin emrine itaat etmek için, sabah ezanından akşam ezanına kadar oruca aykırı olan işlerden kaçınması yeterlidir. Bütün müddet içinde oruçlu olduğundan emin olabilmesi için de, sabah ezanının bir miktar öncesinden akşam ezanının bir miktar sonrasına kadar orucu bozan şeylerden sakınması gerekir.
1618- İnsan, ramazan ayının her gecesinde ertesi günün orucuna niyet edebilir. Bununla birlikte, ramazan ayının ilk gecesinde bütün bir ayın orucuna niyet etmesi de iyidir.
1619- Ramazan ayının gecesinin başlangıcından sabah ezanına kadar herhangi bir vakitte, ertesi günün orucuna niyet ederse, yeterlidir.
1620- Müstehap oruca niyet etme vakti, gecenin başlangıcından başlar, akşam ezanına, oruca niyet edilebilecek miktarda bir zaman kalıncaya kadar devam eder. Dolayısıyla bir kimse, bu zamana kadar orucu bozacak bir iş yapmaz ve müstehap oruca niyet ederse, orucu sahih olur.
1621- Sabah ezanından önce oruca niyet etmeksizin uyuyan kimse, öğleden önce uyanıp oruca niyet ederse, ister farz oruç olsun, ister müstehap, orucu sahihtir. Fakat öğle ezanından sonra uyanırsa, farz oruca niyet edemez.
1622- Ramazan orucundan başka bir oruç tutmak isteyen kimse, bunu niyet ederek belirlemelidir. Örneğin; “Kaza orucu veya adak orucu tutuyorum” şeklinde niyet etmelidir. Fakat ramazan ayında; “Ramazan ayının orucunu tutuyorum” diye niyet etmesi gerekmez. [“Oruç tutuyorum” diye niyet etmesi yeterlidir] Ancak ramazan ayı olduğunu bilmeyen veya unutan birisi, başka bir oruca niyet etmiş olursa, o günü oruç tutmalı, daha sonra da o günün kazasını tutmalıdır.
1623- Bir kimse, ramazan ayı olduğunu bildiği hâlde başka bir oruca niyet ederse, tuttuğu oruç ramazan orucuna sayılmadığı gibi, niyet ettiği oruca da sayılmaz.
1624- Bir kimse, ramazan ayının, meselâ ilk günü niyetiyle oruç tutar, sonradan o günün ramazanın ikinci veya üçüncü günü olduğunu anlarsa, orucu sahihtir.
1625- Sabah ezanından önce niyet ettikten sonra bayılıp, gündüz ayılan kimse, farz ihtiyat gereği, o günün orucunu tamamlamalıdır. Ancak ister o günün orucunu tamamlasın, ister tamamlamasın, her hâlükârda o günün kazasını tutmalıdır.
1626- Sabah ezanından önce niyet ettikten sonra sarhoş olup, gündüz ayılan kimse, farz ihtiyat gereği, o günün orucunu tamamlamasının yanında, kazasını da tutmalıdır.
1627- Sabah ezanından önce niyet ettikten sonra uyuyup, bütün gün boyunca uyur ve akşam ezanından sonra uyanan kimsenin orucu sahihtir.
1628- Ramazan ayı olduğunu bilmeyen veya unutan bir kimse, öğleden önce ramazan ayı olduğunu anlarsa, bakılır: Eğer orucu bozan işlerden birini yapmamışsa, oruca niyet etmelidir ve orucu sahihtir. Fakat eğer orucu bozan işlerden birini yapmış veya öğleden sonra ramazan ayı olduğunu anlamışsa, orucu batıldır; ama akşam ezanına kadar orucu bozan işlerden sakınmalı ve ramazandan sonra o günün orucunu kaza etmelidir.
1629- Ramazan ayında sabah ezanından önce baliğ olan çocuğa, [o günden itibaren] oruç tutmak farz olur. Ama sabah ezanından sonra baliğ olan çocuğa, o günün orucu farz olmaz.
1630- İyiyi ve kötüyü ayırt eden bulûğ çağına ermemiş çocuğun oruç ve diğer ibadetleri sahihtir.
1631- Ölen birinin orucunu tutmak üzere ecir (ücret karşılığı naip) olan kimse, müstehap oruç tutabilir. Fakat kaza orucu olan veya başka farz bir oruçla yükümlü olan kimse, müstehap oruç tutamaz. Böyle bir kimse, unutarak müstehap oruca niyet ederse; eğer öğleden önce üzerinde farz orucun olduğunu hatırlarsa, müstehap orucu bozulur ve niyetini farz oruca çevirebilir; eğer öğleden sonra hatırlarsa, orucu batıldır; eğer akşam ezanından sonra hatırlarsa, şüpheli olmakla beraber orucunun sıhhatine hükmedilir.
1632- Kaza orucu olan kimse, [kazayı tutmak için] vakit geniş olursa, ölen bir kimsenin oruçlarını tutmak için ecir (ücret karşılığı naip) olabilir.
1633- Ramazan orucu dışında, belirli bir gün oruç tutmayı nezreden insan gibi, üzerine vakti muayyen olan başka bir oruç farz olan kimse, eğer sabah ezanına kadar kasten niyet etmezse, orucu batıl olur. Eğer o günün orucunun üzerine farz olduğunu bilmez veya unutur da öğleden önce hatırlarsa, şayet o zamana kadar orucu bozacak bir iş yapmamışsa, niyet eder ve orucu sahihtir; aksi takdirde batıldır.
1634- Kefaret orucu gibi belli bir vakti olmayan farz bir orucun niyetini, kasten öğle [ezanının] öncesine kadar ertelemenin sakıncası yoktur. Hatta niyet etmeden önce, oruç tutmamayı kararlaştıran veya oruç tutup tutmama arasında tereddüt eden kimse de, orucu bozacak bir iş yapmamışsa, öğleden önce oruca niyet edebilir ve orucu sahihtir.
1635- Ramazan ayında öğleden önce Müslüman olan bir kâfir, sabah ezanından o zamana kadar orucu bozan bir iş yapmamış olsa bile, o günü oruç tutamaz ve sonradan kazası yoktur.
1636- Ramazan ayında öğleden sonra iyileşen hasta, sabah ezanından o zamana kadar orucu bozan bir şey yapmamış olsa bile, o günün orucu ona farz değildir. Öğleden önce iyileşirse, yine de o günün orucunun ona farz oluşu belli değildir.
1637- Şaban ayının otuzuncu günü mü, yoksa ramazan ayının ilk günü mü olduğu bilinmeyen günde oruç tutmak farz değildir. O günü oruç tutmak isteyen kimse de, ramazan orucu olarak niyet edemez. Ancak kaza orucu niyetiyle veya benzeri bir niyetle o günü oruç tutar, daha sonra o günün ramazan ayından olduğu ortaya çıkarsa, bu oruç, ramazan orucu yerine geçerli olur.
1638- Şaban ayının otuzuncu günü mü, yoksa ramazan ayının ilk günü mü olduğu bilinmeyen günde, kaza, müstehap veya benzeri bir oruca niyet ettikten sonra gündüz ramazan ayı olduğunu anlayan kimse, niyetini ramazan orucuna çevirmelidir.
1639- Bir kimse, ramazan orucu gibi vakti muayyen olan farz bir orucun niyetinden dönerse, orucu batıl olur. Aynı şekilde, eğer orucu bozan şeylerden birini yapmaya niyet ederse, o işi yapmasa bile, orucu batıl olur.
1640- Müstehap bir oruçta veya kefaret orucu gibi vakti muayyen olmayan farz bir oruçta, orucu bozan bir işi yapmaya karar veren veya yapıp yapmama konusunda tereddüde düşen kimse, o işi yapmaz ve öğleden önce yeniden oruca niyet ederse, orucu sahihtir.
ORUCU BOZAN ŞEYLER
1641- Dokuz şey orucu bozar:
1) Yemek ve içmek.
2) Cima (cinsel ilişkide bulunmak).
3) İstimna (mastürbasyon).
4) Allah'a, Peygamber'e (s.a.a) ve Peygamber'in halifeleri olan On İki Ehl-i Beyt İmamlarına (a.s) ve farz ihtiyat gereği, Hz. Fatıma'ya (s.a) ve diğer peygamberler ile onların vasilerine (a.s) yalan isnat etmek.
5) Boğaza yoğun (katı) toz kaçırmak.
6) Kafanın tamamını suya daldırmak.
7) Sabah ezanına kadar cenabet, hayız ve nifas hâlinde kalmak.

Sıvı şeylerle tenkıye yapmak.
9) Kusmak.
Bunlarla ilgili açıklamalar, ilerdeki hükümlerde izah edilecektir.
1) Yemek ve İçmek
1642- Oruçlu bir kimse, su ve ekmek gibi yenilip içilmesi normal olan yahut toprak ve zamk gibi yenilip içilmesi normal olmayan bir şeyi kasten yer veya içerse, orucu batıl olur. Yenilip içilen şey, ister az olsun, ister çok olsun, hüküm değişmez. Hatta misvak kullanan biri, misvakı ağzına alıp dışarı çıkardıktan sonra tekrar ağzına alarak misvakta bulunan ıslaklığı yutarsa, orucu bozulur. Fakat misvaktaki ıslaklık, eğer ağız dışından ağza alınmış ıslaklık denmeyecek şekilde ağzın suyuna karışarak kaybolursa, bundan ötürü oruç bozulmaz.
1643- İnsan, sahur yemeği yerken sabah olduğunu (fecrin doğduğunu) anlarsa, ağzındaki lokmayı dışarı çıkarmalıdır. Eğer ağzındaki lokmayı dışarı çıkarmaz ve kasten yutarsa, orucu batıl olur ve ileride açıklayacağımız gibi üzerine kefaret de farz olur.
1644- Oruç hâlindeyken yanlışlıkla bir şey yiyip içen kimsenin orucu batıl olmaz.
1645- Farz ihtiyat gereği, oruçlu kimse, ilâç ve gıda yerine geçen iğneleri yaptırmaktan sakınmalıdır. Ama bir uzvu uyuşturan veya çiçek aşısı gibi deri altına yapılan iğnelerin oruç açısından herhangi bir sakıncası yoktur. Dolayısıyla, eğer insanın orucun zararlı olmadığı bir hastalığı olur da ilâç yerine geçen bir iğneye ihtiyaç duyar ve onu gündüz yaptırması gerekirse, iğne yaptırdıktan sonra o günün orucunu tutmalı ve farz ihtiyat gereği, onun kazasını da yerine getirmelidir.
1646- Oruçlu kimse, dişlerinin arasında kalmış olan yemek kırıntısını kasten yutarsa, orucu batıl olur.
1647- Oruç tutmak isteyen kimsenin, sabah ezanından önce dişlerinin arasını [kürdan veya herhangi bir şeyle] temizlemesi gerekmez. Fakat dişlerinin arasında kalan yemek kırıntılarının gündüz boğazına kaçacağını bilen kimse, eğer dişlerini temizlemez ve o kırıntılardan boğazına bir şey kaçırsa, orucu batıl olur. Hatta böyle bir şahsın boğazına bir şey kaçmasa bile, farz ihtiyat gereği, o günün orucunu sonradan kaza etmesi gerekir.
1648- Tükürüğü yutmak, ekşi ve benzeri şeyleri düşünmek suretiyle ağızda toplanmış olsa bile, orucu batıl etmez.
1649- Ağız boşluğuna inmediği sürece göğüs iltihabı ve sümüğü yutmanın sakıncası yoktur. Ama ağız boşluğuna inerse, farz ihtiyat gereği, yutulmamalıdır.
1650- Oruçlu bir kimse, aşırı susuzluktan dolayı öleceğinden korkarsa, ölümden kurtulacak miktarda su içmesi farz olur, orucu da bozulur. Ancak ramazan ayı olursa, günün geride kalan kısmında orucu bozan şeylerden sakınmalıdır. Aynı şekilde, su içmediği takdirde kendisine itina edilir bir zarar dokunacağından korkarsa veya su içmemesi normalde tahammül edilmeyen bir meşakkat doğurursa, zarar ve meşakkati giderecek miktarda su içebilir ve her hâlükârda o günün orucunu kaza etmesi gerekir.
1651- Bebekler ya da kuşlar için yemek çiğnemek veya yemeğin tadına bakmak gibi genelde yemeğin boğaza ulaşmasına yol açmayan işler, tesadüfen yemek boğaza ulaşsa bile, orucu batıl etmez. Ancak eğer önceden yemeğin boğaza ulaşacağı bilinirse, boğaza ulaşması durumunda oruç bozulur ve insanın üzerine kaza ile birlikte kefaret de lâzım gelir.
1652- Hâlsizlik ve dayanamazlık sebebiyle orucu bozmak caiz değildir. Fakat hâlsizlik ve dayanamazlık, genelde tahammül edilemeyecek derecede olursa, orucu bozmanın sakıncası yoktur.
1653- Orucun insana zararı olursa oruç tutmamalıdır; zararlı olduğu hâlde oruç tutarsa, orucu batıl olur ve kazasını tutması gerekir. Aynı şekilde, eğer orucun kendisine zararı olduğuna ihtimal verirse ve ihtimali halkın nazarında, yerinde bir ihtimal olursa, oruç tutmamalıdır; tutarsa, orucu batıl olur ve kazasını tutması gerekir.
2) Cima (Cinsel İlişkide Bulunmak)
1654- Penis yalnızca sünnet mahalli miktarında girse ve meni gelmese bile, cinsel ilişkide bulunmak, orucu bozar.
1655- Penisin sünnet mahalli miktarından daha az bir bölümü girer ve meni de gelmezse, oruç bozulmaz. Ancak, penisinin bir miktarı kesilmiş olan kimsenin, organının sünnet mahalli miktarından daha az bir bölümü de girse, ihtiyat gereği, orucu bozulur.
1656- Penisin sünnet mahalli miktarında girip girmediğinden şüphe eden kimsenin orucu sahihtir. Penisinin bir miktarı kesilmiş olan kimse ise, organının bir kısmının girip girmediğinden şüphe ederse, orucu sahihtir.
1657- Cinsel ilişkide bulunmasa, sünnet mahalli miktarında girmese ve meni de gelmese bile, orucunun batıl olacağını bildiği hâlde cinsel ilişkide bulunmaya karar veren kimsenin orucunun sıhhati şüphelidir; dolayısıyla o günün orucunu tamamlamalı, daha sonra da kazasını yerine getirmelidir.
1658- Ramazan ayında oruçlu olduğunu unutarak veyahut hiçbir ihtiyar ve iradesi kalmayacak şekilde başkasının zorlamasına maruz kalarak cinsel ilişkide bulunan kimsenin orucu bozulmaz; ancak ilişki hâlinde oruçlu olduğunu hatırlar veyahut artık zorlama söz konusu olmazsa, kendisini ilişki hâlinden hemen geri çekmelidir; eğer kendini geri çekmezse, orucu batıl olur.
3) İstimna (Mastürbasyon)
1659- Oruçlu kimse, istimna yaparak kendisinden meni getirirse, orucu batıl olur.
1660- Elinde olmaksızın oruçlu kimseden meni gelirse, orucu bozulmaz. Fakat bir iş yapar ve bu iş sonucunda elinde olmaksızın ondan meni gelirse, orucu batıl olur.
1661- Oruçlu kimse, gündüz uyuduğu takdirde ihtilâm olacağını, yani uykuda kendisinden meni geleceğini bilse bile, uyuyabilir; uyur ve ihtilâm da olursa, orucu sahihtir.
1662- Oruçlu kimse, meninin geldiği sırada uykudan uyanırsa, meninin dışarı çıkmasını önlemesi gerekmez.
1663- Oruçlu kimse, ihtilâm olduktan sonra idrar edip, 244. hükümde açıklandığı gibi istibra yapabilir. İstibra yaptığı takdirde meninin dışarı çıkacağını bilirse, ister gusül etmiş olsun, ister olmasın, istibra yapmamalıdır.
1664- Oruçlu iken ihtilâm olan kimse, mecrada meninin kaldığını ve gusletmeden önce idrar yapmadığı takdirde, gusülden sonra meninin dışarı çıkacağını bilirse, gusülden önce idrar yapması daha iyidir.
1665- Meni getirmek kastıyla bir iş yapan oruçlu, meni getirmenin orucu batıl eden şeylerden olduğunu bilirse, meni gelmese bile, orucu batıl olur.
1666- Oyun ve şakadan sonra meni çıkma alışkanlığı olmayan kimse, oruçlu iken, meni getirmek kastı olmaksızın biriyle oynar ve şakalaşırsa, tesadüfen kendisinden meni gelse de orucu sahihtir. Fakat meninin gelmesi yaklaşıncaya kadar şakalaşmayı sürdürür ve bu işi orada kesmez de meni gelirse, orucu bozulur.
4) Allah'a ve Masum Kişilere (a.s) Yalan İsnat etmek
1667- Oruçlu kimse, sözle, yazıyla, işaretle veya başka herhangi bir şeyle Allah'a, Peygamber'e (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamlarına bilerek yalan isnat ederse, ondan sonra hemen; “Yalan söyledim” dese veya tövbe etse bile, orucu batıl olur. Farz ihtiyat gereği, Hz. Fatımat'üz-Zehra (s.a), diğer peygamberler ve onların vasileri de (a.s) aynı hükümdedirler.
1668- Oruçlu kimse, doğru veya yalan olduğunu bilmediği bir hadisi nakletmek isterse, farz ihtiyat gereği o hadisi duyduğu kimseye veya okuduğu kitaba dayandırarak nakletmelidir. Ancak, kaynağına dayandırmadan da naklederse, orucu batıl olmaz.
1669- Doğruluğuna inandığı bir sözü, Allah'tan veya masum kişilerden (a.s) naklettikten sonra, yalan olduğunu anlayan bir kimsenin orucu bozulmaz.
1670- Allah'a ve masum kişilere (a.s) yalan isnat etmenin orucu bozduğunu bilen bir kimse, yalan olduğuna inandığı bir şeyi onlara isnat ettikten sonra, söylediği şeyin doğru olduğunu anlarsa, farz ihtiyat gereği o gün orucu batıl eden şeylerden kaçınmalı ve daha sonra onun kazasını tutmalıdır.
1671- Başkasının uydurduğu bir yalanı bilerek Allah'a veya masum insanlara (a.s) isnat eden oruçlunun orucu batıl olur. Ancak o yalanı, onu uyduran şahsın dilinden aktarmasının sakıncası yoktur.
1672- Oruçlu kimseye; “Resulullah (s.a.a) böyle bir şey buyurmuş mudur?” diye sorduklarında, “hayır” demesi gereken yerde kasten; “Evet” veya “evet” demesi gereken yerde kasten; “Hayır” derse, orucu batıl olur.
1673- Bir kimse, Allah-u Tealâ'nın veya masum kişilerin (a.s) doğru olan bir sözünü naklettikten sonra; “Yalan söyledim” der veya gece onlara bir yalan isnat edip, oruçlu olduğu ertesi gün; “Dün gece söylediğim doğrudur” derse, orucu batıl olur.
1674- Allah'a ve masum kişilere (a.s) şakayla yalan isnat edilir de hiçbir şekilde onun anlamı kastedilmez, söyleyen ve dinleyen de onun şaka olduğunu bilirse, her ne kadar edepsizlik olsa da, orucu batıl etmez.
5) Boğaza Yoğun Toz Kaçırmak
1675- İster un gibi yenmesi helâl olan bir şeyin tozu olsun, ister toprak gibi yenmesi haram olan bir şeyin tozu olsun, boğaza yoğun toz kaçırmak, orucu batıl eder.
1676- Rüzgâr vasıtasıyla yoğun bir toz yükselir de oruçlu kimse, farkında olduğu hâlde korunmaz ve boğazına yoğun toz kaçarsa, orucu batıl olur.
1677- Oruçlu kimse, farz ihtiyat gereği sigara, tömbeki ve benzeri şeylerin dumanını da boğazına kaçırmamalıdır. Ama yoğun buharın boğaza kaçması ile oruç bozulmaz. Ancak yoğun buhar, ağızda suya dönüşür de oruçlu kimse onu yutarsa, orucu batıl olur.
1678- Nefes darlığı hastalığı nedeniyle doktorun tavsiyesiyle ağız veya burun yoluyla nefes almak için bir araç kullanmak zorunda kalan kimseler, onu kullanmadan oruç tutamazlarsa, o araçtan yararlanmaları sakıncasızdır.
1679- Boğazına kaçmayacağından emin olduğu takdirde, dikkatsizlik sonucu boğazına toz, buhar, duman ve benzeri bir şey kaçan kimsenin orucu sahihtir.
1680- Elinde olmadan veya oruçlu olduğunu unuttuğundan dolayı korunmadığı için boğazına toz-toprak ve benzeri bir şey kaçan kimsenin, orucu batıl olmaz; ancak mümkün olduğu takdirde, onu boğazından dışarı çıkarmalıdır
6) Kafanın Tamamını Suya Daldırmak
1681- Kafasının tamamını bilerek suya sokan oruçlu kimsenin, vücudunun geri kalan kısmı suyun dışında kalsa bile, farz ihtiyat gereği, o günün orucunu kaza etmesi gerekir. Fakat vücudunun tümü suya girmiş olur, ama kafasının bir kısmı dışarıda kalırsa, orucu bozulmaz.
1682- Birinci defada kafasının yarısını, ikinci defada ise diğer yarısını suya daldıran oruçlu kimsenin orucu batıl olmaz.
1683- Kafasının tamamının suya girip girmediğinden şüphe eden kimsenin, orucu sahihtir.
1684- Kafanın tamamı suya daldırılır, ama saçların bir kısmı dışarıda kalırsa, oruç bozulur.
1685- Oruçlu kimse, farz ihtiyat gereği, kafasını gülsuyuna daldırmamalıdır; ancak diğer muzaf sulara ve sıvı şeylere daldırmanın sakıncası yoktur.
1686- Oruçlu kimse, istemeksizin suya düşer ve başının tamamı suya dalarsa veya oruçlu olduğunu unuttuğu hâlde başını suya daldırırsa, orucu batıl olmaz.
1687- Suya atladığı zaman genelde kafasının suya gireceğini bilen kimse, bunun farkında olarak suya atlar ve kafası da tamamen suya dalarsa, orucu bozulur.
1688- Oruçlu olduğunu unutan veya zorla kafası suya sokulan kimse, suyun altında iken oruçlu olduğunu hatırlar veya zorlayan kimse elini çekerse, kafasını hemen dışarı çıkarmalıdır; aksi hâlde, orucu batıl olur.
1689- Oruçlu olduğunu unutarak gusül niyetiyle kafasını suya daldırıp gusleden kimsenin orucu bozulmadığı gibi, guslü de sahihtir.
1690- Oruçlu kimse, oruçlu olduğunu bildiği hâlde, gusletmek amacıyla kafasını suya daldırırsa, bakılır: Eğer tuttuğu oruç, kefaret orucu gibi vakti muayyen olmayan farz bir oruç ise, guslü sahih, orucu batıl olur. Eğer tuttuğu oruç, [ramazan orucu dışında] vakti muayyen olan farz bir oruç ise; bu durumda, eğer kafasını suya daldırdığı anda gusle niyet etmişse, orucu bozulduğu gibi, farz ihtiyat gereği, guslü de batıl olur; ama eğer suyun altında veya sudan çıktığı sırada gusle niyet etmişse, guslü sahih olur. Eğer tuttuğu oruç, ramazan ayının orucu ise, hem orucu, hem de guslü batıl olur. Ancak, eğer suyun altında tövbe eder ve sudan çıktığı sırada gusle niyet ederse, guslü sahih olur [ama orucu bozulur].
1691- Kurtarılması farz olsa bile, boğulmakta olan bir kimseyi kurtarmak için kafasını suya sokan oruçlunun orucu batıl olur.
1692- Kafaya su dökmenin sakıncası yoktur; fakat bir anda kafanın tamamını örten büyük borulardan akan suyun veya şelâlenin altına kafayı sokmak sakıncalıdır.
1693- Oruçlu kadın, kafasını suyun altına sokmaması gerektiği gibi, ihtiyat gereği, suda oturmaktan da sakınmalıdır.
1694- Oruçlu kimse, başını dalgıç elbisesi gibi bir şeyle örterek suya dalarsa, orucu batıl olmaz.
7) Sabah Ezanına Kadar Cenabet, Hayız ve Nifas Hâlinde Kalmak
1695- Cünüp olan kimse, ramazan orucunu veya ramazan orucunun kazasını tutmak isterken sabah ezanına kadar kasten gusletmez veya vazifesi teyemmüm etmek ise kasten teyemmüm etmezse, orucu batıl olur.
1696- Cünüp olan kimse, ramazan ayı orucu gibi belli bir vakti olan başka farz bir oruç tutmak isterken sabah ezanına kadar gusül veya teyemmüm etmezse, orucu sahih olmaz.
1697- Cünüp olan kimse, ramazan orucu gibi vakti muayyen olan başka farz bir oruç tutmak isterken kasten vakit daralıncaya kadar gusletmezse, teyemmüm edip oruç tutabilir ve orucu sahihtir.
1698- Cünüp olan kimse, ramazan ayında gusletmeyi unutur ve bir gün sonra hatırlarsa, o günün orucunu kaza eder. Birkaç gün sonra hatırlar ve cünüp olarak, örneğin üç gün mü, yoksa dört gün mü oruç tuttuğunu bilmezse, cünüp hâlinde tuttuğunu kesin olarak bildiği üç günün orucunu kaza etmesi gerekir.
1699- Ramazan ayı gecesinde gusül veya teyemmümden hiçbiri için vakti olmayan kimse, kendisini cünüp ederse, orucu batıl olduğu gibi, üzerine kaza ve kefaret de farz olur. Teyemmüm edebilecek kadar vakti olan kimse, kendisini cünüp ederse, günah işlemiştir; ancak teyemmüm etmeli ve o günün orucuna ilâveten, ihtiyat gereği, o günün kazasını da tutmalıdır.
1700- Gusletmek için yeterli vakit olduğunu zannederek kendisini cünüp eden kimse, daha sonra vaktin dar olduğunu anlarsa, teyemmüm ederse, orucu sahihtir.
1701- Oruç için teyemmüm etmesi gereken kimse, farz ihtiyat gereği, teyemmümden sonra sabah ezanına kadar uyumamalı ve kendisinden abdesti bozan başka bir durum da baş göstermemelidir.
1702- Ramazan ayı gecesinde cünüp olan kimse, uyuduğu zaman sabah ezanına kadar uyanamayacağını bilirse, uyumamalıdır; eğer uyur ve sabaha kadar da uyanamazsa, orucu batıl olduğu gibi, üzerine hem kaza, hem de kefaret farz olur.
1703- Cünüp olan kimse, ramazan ayı gecesinde uyuduktan sonra uyanır ve tekrar uyuduğunda sabah ezanından önce gusletmek için uyanacağına ihtimal verirse, uyanmak alışkanlığı olduğu takdirde şartıyla, tekrar uyuyabilir.
1704- Ramazan ayı gecesinde cünüp olan ve uyuduğu takdirde sabah ezanından önce uyanacağını bilen veya buna ihtimal veren kimse, uyandıktan sonra gusletmeyi kararlaştırır ve bu kararla uyur, ancak sabah ezanına kadar uyanamazsa, orucu sahihtir.
1705- Ramazan ayı gecesinde cünüp olan ve uyuduğu takdirde sabah ezanından önce uyanacağını bilen veya buna ihtimal veren kimse, uyanınca gusletmesi gerektiğinin farkında olmayarak uyur ve sabah ezanına kadar da uyanmazsa, orucu sahihtir.
1706- Ramazan ayı gecesinde cünüp olan ve uyuduğunda sabah ezanından önce uyanacağını bilen veya buna ihtimal veren kimse, uyandıktan sonra gusletmek istemediği veya gusledip etmeme konusunda tereddütlü olduğu hâlde uyur ve [sabah ezanına kadar da] uyanmazsa, orucu batıl olur.
1707- Ramazan ayı gecesinde cünüp iken uyuyup sonra uyanan kimse, ikinci kez uyuduğunda sabah ezanından önce uyanacağını bilir veya buna ihtimal verirse, eğer uyanma alışkanlığı olur ve uyandıktan sonra gusletmeyi kararlaştırarak tekrar uyur ve sabah ezanına kadar uyanmazsa, o günün orucunu kaza etmelidir. Ama eğer uyanma alışkanlığı olmazsa veya ikinci uykudan uyandıktan sonra tekrar üçüncü kez uyursa, ihtiyat gereği, üzerine kefaret de farz olur.
1708- İnsanın ihtilâm olduğu uyku birinci uyku sayılmaz; ihtilâm olduktan sonra uyanıp tekrar uyursa, bu, birinci uyku sayılır.
1709- Ramazan ayında gündüz ihtilâm olan kimsenin hemen gusletmesi farz değildir.
1710- Ramazan ayında sabah ezanından sonra uyanıp ihtilâm olduğunu gören kimse, ezandan önce ihtilâm olduğunu bilse dahi, orucu sahihtir.
1711- Ramazan orucunun kazasını tutmak isteyen kimse, kasten olmasa bile, sabah ezanına kadar cünüp olarak kalırsa, orucu batıl olur.
1712- Ramazan orucunun kazasını tutmak isteyen kimse, sabah ezanından sonra uyanıp ihtilâm olduğunu görür ve ezandan önce ihtilâm olduğunu bilirse; eğer kaza orucun vakti dar olursa, meselâ ramazan ayından beş gün kazaya kalan orucu olur, öte taraftan gelecek ramazan ayına da beş gün kalmış olursa, ramazandan sonra onun yerine bir gün oruç tutmalıdır. Ama eğer kaza orucun vakti geniş olursa, başka bir günde oruç tutmalıdır. Buna göre, her iki durumda da o günü oruç tutması gerekmez.
1713- İster vakti muayyen olsun, ister olmasın, ramazan orucu ve ramazan orucunun kazası dışında başka farz bir oruç tutan kimse, sabah ezanına kadar cünüp olarak kalırsa, orucu sahihtir.
1714- Sabah ezanından önce hayız veya nifastan temizlenen kadın, ama bilerek gusletmez veya vazifesi teyemmüm etmekse, bilerek teyemmüm etmezse, orucu batıldır.
1715- Sabah ezanından önce hayız veya nifastan temizlenip, gusledecek kadar vakti olmayan kadın, eğer ramazan ayının orucunu veya kazasını tutmak isterse, teyemmüm etmelidir ve orucu sahihtir. Ama eğer müstehap oruç veya kefaret ve nezir orucu gibi başka bir farz oruç tutmak isterse, teyemmüm etmese bile orucu sahih olmakla beraber, müstehap ihtiyat gereği, teyemmüm etmesi daha iyidir.
1716- Sabah ezanına yakın bir zamanda hayız veya nifas kanından temizlenen kadının gusül ve teyemmümden hiçbirisi için vakti olmaz ya da sabah ezanından önce kandan kesildiğini ezandan sonra anlarsa, orucu sahihtir. Ancak tutmak istediği oruç, ramazanın kazası olur ve vakit de geniş olursa, orucunun sahih olacağı şüphelidir.
1717- Sabah ezanından sonra hayız veya nifas kanından temizlenen ya da akşama yakın bir zamanda olsa bile, gündüzün hayız veya nifas kanı gören kadının orucu batıldır.
1718- Hayız veya nifas guslünü unutup, bir veya birkaç gün sonra hatırlayan kadının tuttuğu oruçlar sahihtir.
1719- Hayız veya nifas kanından temizlenen kadının ramazan ayının gecesinde ikinci ve üçüncü uykusu, cünüp kimsenin ikinci ve üçüncü uykusu hükmünde değildir. Hatta uyanma ve gusletme konusunda ihmalkârlık etmemiş olursa, üçüncü uykusu da sakıncasızdır. Dolayısıyla, eğer sabah ezanına kadar uyanmazsa, orucu sahihtir. Ancak eğer [uyanma ve gusletme konusunda] ihmalkârlık etmiş olursa, birinci uykusu da sakıncalıdır. Dolayısıyla, eğer sabah ezanına kadar uyanmazsa, orucu batıldır.
1720- Ramazan ayında sabah ezanından önce hayız veya nifas kanından temizlenen kadın, ihmalkârlık sonucu sabah ezanına kadar guslü terk eder ve vakit daraldıktan sonra da teyemmüm etmezse, orucu batıl olur. Fakat ihmalkârlık etmez de örneğin; hamamın kadınlar için belirlenen saatini veya suyun ısınmasını beklemek zorunda olursa, bu durumda, üç defa uyuyup ezana kadar gusletmese bile, teyemmüm ederse, orucu sahih olur.
1721- İsti******************** kanı gören kadın, ayrıntıları isti******************** hükümlerinde (497. hükümden itibaren) açıklandığı şekilde gusüllerini yaparsa, orucu sahih olur.
1722- Ölüye dokunan kimse, yani bedeninin herhangi bir yerini ölen kimsenin bedeninin herhangi bir yerine dokunduran kimse, ölüye dokunma guslünü yapmadan oruç tutabilir. Oruçlu iken ölüye dokunmak da, orucu batıl etmez.

Tenkıye Yapmak
1723- Sıvı bir madde ile tenkıye yapmak, çaresizlik yüzünden ve tedavi için olsa bile, orucu batıl eder. Ama tedavi için fitil kullanmanın sakıncası yoktur. Farz ihtiyat gereği, afyonlu fitiller gibi keyif verici olan veya kalın bağırsak yoluyla gıdalanmak için kullanılan fitillerden de sakınılmalıdır.
9) Kusmak
1724- Oruçlu kimse, hastalık veya başka bir sebepten dolayı olsa bile, bilerek kusarsa, orucu bozulur. Fakat [oruçlu olduğunun] farkında olmayarak veya elinde olmaksızın kusarsa, sakıncası yoktur.
1725- Ramazan ayı gecesinde belirli bir şeyi yediği takdirde, gündüz elinde olmaksızın kusacağını bilen kimse, farz ihtiyat gereği, o günün orucunu kaza etmelidir.
1726- Oruçlu kimse, kendisine herhangi bir zararı ve meşakkati olmadan kusmasını önleyebilirse, önlemelidir.
1727- Oruçlu kimsenin boğazına sinek kaçarsa, bakılır: Eğer yutulmasına “onu yedi” denmeyecek kadar aşağıya inmişse, dışarı çıkarması gerekmez ve orucu da sahihtir. Fakat eğer bu kadar aşağıya inmemişse, kusarak orucunun bozulmasına sebep olsa bile, onu dışarı çıkarmalıdır. Bu durumda onu yutarsa, orucu batıl olur ve farz ihtiyat gereği, üzerine cem kefareti [yani bir köle azat etmesi, peş peşe iki ay oruç tutması ve altmış fakiri doyurması] lâzım gelir.
1728- Bir kimse [oruçlu olduğunun] farkında olmayarak bir şeyi yutar ve midesine ulaşmadan önce oruçlu olduğunu hatırlarsa, mümkünse onu dışarı çıkarmalıdır ve bu durumda orucu da batıl olmaz; dışarı çıkarılması mümkün değilse ve ulaştığı yerden mideye indirilmesine “onu yedi” denilmezse, dışarı çıkarması gerekmez ve orucu da sahihtir.
1729- Geğirdiği zaman boğazından bir şey geleceğini kesin olarak bilen kimse, kasten geğirmemelidir. Geğirmekle bir şeyin geleceğine ihtimal verse bile, yine de kasten geğirmemelidir.
1730- Geğirme sonucu oruçlu kimsenin elinde olmaksızın boğazına veya ağzına bir şey gelirse, onu dışarı atmalıdır. Ancak, elinde olmaksızın tekrar mideye inerse, orucu sahihtir.
__________________