24 Mayıs 2012 23:11:52
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
İLAHİ AZAPTAN KORKMAK
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: İLAHİ AZAPTAN KORKMAK  (Okunma Sayısı 3515 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HuseyninDivaneleri
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 92
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7080


« : 26 Nisan 2009 19:43:51 »

İLAHİ AZAPTAN KORKMAK

"Onlar ki, Rablerinin azabından korkuyorlar. Şüp­hesiz Rablerinin azabından emin olunamaz."

Onlarda Allah korkusu var! Niçin*? Çünkü Allah'ın azabından emin olunamaz. Hiç kimse, "Ben Allah'ın aza­bına karşı güvencedeyim" diye iddiada bulunamaz. Bu söz çok cazib bir sözdür. Bu söz aynen, "imanın şartla­rından birisinin de, mü'minin hiç bir zaman ve hiç bir şartta Allah'ın rahmetinden ümidini yitirmemesi gerekir" konusu gibidir. Mü'min o kimsedir ki, şayet tüm ins ve cinnin (sakeleynin) günahları kadar günaha sahip olsa bile, "artık benden iş geçti" diye bir fikir taşımamalıdır. "Geçti" diye bir şey yoktur. Yani (rahmet) kapısı açık­tır. Kapının açıklığı da, "gerçekten tövbe ederse bağış­lanır" anlamındadır. İlahi rahmet sonsuzdur. Fakat insan rahmet kapısını üzerine kapatır ise, artık rahmet gelmez. (İlahi rahmet kapısı) Aynen ağzı kapatılıp denize atılan bir şi şe misali gibidir. Kapağı açılırsa faydasız kalmaz. Tövbe kapıyı açmaktır. Rahmet kapısını kendi üzerine açmaktır. Kapıyı açtın mı o gelir. Buna göre her bir kim­se hangi şartla olursa olsun, şayet tövbeden ümidini keser ise ve "artık tövbeden bir şey çıkmaz" diye düşünürse, günahların en büyüğünü işlemiş olur. (Çünkü ümidi kesmek büyük günahlardandır -çev).

Bir gün bir şahıs Hz. Peygamberimizin (s.a.a.) huzu­runa geldi ve şöyle dedi:

-    Ya Resulullah, şu sırtın arkasında bir genç var, hep ağlıyor, susmak bilmiyor. Ona ne söylüyorsak, hep, "ben günahkârım" diye cevap veriyor...

Hz. Peygamber (s.a.a.): "Onu bana getirin" diye bu­yurdu. Genci getirdiklerinde, hıçkırıkları konuşmasına müsaade vermiyordu.

Hz. Peygamber (s.a.a.): "Ne oluyor sana?" diye sordu.

Genç: "Ey Allah'ın Resulü, günahkârım" dedi.

Hz. Peygamber (s.a.a.):

-   Günahın nedir? Genç.

 

-    Ey Allah'ın Resulü! Söylenecek bir günah değil ve Allah beni affetmeyecek.

Hz. Peygamber (s.a.a.):

-  Senin günahın mı büyük, yoksa denizler mi? Genç:

- Benim günahım daha büyüktür!

- Senin günahın mı daha büyük yoksa çöllerin kumları mı?

- Benim günahım!

- Senin günahın mı daha büyük, yoksa yağmurun damlaları mı?

- Benim günahım.

- Senin günahın mı daha büyük, yoksa Hakkın Rah­meti mi? Genç:

- Elbette ki Hakkın rahmeti

O zaman buyurdu; "Günahını söyle bakalım"

Öyle çok büyük günah işlemişti ki, Peygamber onu huzurundan kovdu. (Elbette kovuş nedeni, tövbe ateşini biraz daha yükseltmesi içindi).

Günahkâr genç bir dağa gitti. Orada gece gündüz aralıksız ağlıyordu. "Ey Allah'ım! Peygamber de beni huzurundan kovdu, yalnız ve yalnız senin dergâhından başka sığınacak bir yerim yoktur" diye söyleniyordu. Bir süre sonra tövbesinin kabulüne dair ayet nazil oldu.

Azab yönünden de mü'minin durumu şöyledir, eğer tüm ins ve cinnin ibadetini etmiş olsa bile, "benim ken­dime (nefsime) hiç itimadım yoktur" diye düşünmelidir. Böyle düşünmesi gerektiğinin de iki nedeni vardır:

1-     İnsani ve nefsanî yönü

2-     İlahi yönü.

Hadisenin insani yönü şöyledir, "Allah'ın azabından korkmak, Allah'ın kendinden korkmak değildir. Allah'ın adaletinden korkmaktır. Hakikatte Allah'ın adaletinden korkmak da, kendinden (nefsinden) korkmaktır. Yani harama düşmekten korkmaktır, öyleyse; "Kim kendi nefsine itimat edebilir." Kim; "benim nefsin öyle bir ye­re yetişmiştir ki, artık hiç günah işlemez" diyebilir? Ben günah işlemediğim müddetçe, nedensiz yere Allah'ın azap edecek kadar zalim olduğunu düşünmek doğru de­ğildir. Allah, adaleti ile insana azab eder. Günah işleme­diğim müddetçe azab görmem. Demek ki, "ben yüzde yüz kendime güveniyorum" demek hatadır. Masumların da itimatları Allah’ın lutfuyladır, kendi ne üsleriyle değildir. ümmü Seleme'nin anlattığı şu hikâyeyi defalarca anlatmıştık, şöyle ki, Ümmü Seleme şöyle anlatıyor; "Bir gece baktım Peygamber yatağında yoktur. Nerede olduğunu bilmek için yatağımdan kalktığımda, odanın bir köşesinde oturup ibadet ve münacâat ettiğini gör­düm. Peygamberin neler söylediğine kulak verdiğimde, şöyle cümleleri söylediğini duydum, "ilahi la tüşmid fi aduvvi" (Ya Rabbi! Beni düşmanların şenlik yapacakları bir duruma düşürme! Bana verdiğin nimetleri benden ge­ri alma. Beni kurtarmış olduğun bu kötülüklere tekrar düşürme! Ya rabbi! Ebedi olarak, göz açıp kapayıncaya kadar dahi beni kendime bırakma! Buraya gelince Ümmü Seleme (r.a.) kendinden geçti, ağlamasının hıçkırık sesi yükseldi... Peygamberimizin namazı tamam oldu ve Üm­mü Selemeye şöyle buyurdu: "Ümmü Seleme niçin ağlı­yorsun?" Ümmü Seleme şöyle dedi. "Ey Allah'ın Resulü, siz, "Ya Rabbim, beni biran bile kendime bırakma" derseniz, bizim durumumuz nice olur?"

Konu şöyledir; Allah (c.c.) Yunus Peygamberi bir an kendine bırakmıştı da başına gelenler gelmişti. De­mek ki, kim kendine güvenirse, yani itimadını Allah'tan çekerse ve "Allah'ın artık benden bir talebi yoktur" diye söylerse, o zaman böyle düşünmelidir ki, Allah, âdil ve hâkim'dir. Adil ve hâkim ne eder? Adil, Hâkim, za­limlere ve mütecavizlere azap eder. "Bana azap etmek. Ne söylüyorsun? Karşısında duruyorum işte, Ya Rabbi karşında durdum!" Anlamıyor ki, ayakta durması baş­kasına bağlıdır. Başka bir kimse onu ayakta tutmuştur. Ayakta durması da, onu ayakta tutanın lutfu ve inayetidir. Mü'minin kendisine itimad etmeyişinin delili işte şudur. Onun itimadı her zaman Allah'a dır. Her zaman Allah'a karşı bir hata işlemekten çekinmiştir. Hadisenin insani yönü işte budur.

Şimdi hadisenin ilahi yönünü araştıralım... Başka bir deyişle; hadisenin nefsani dilimini araştırdık. Şimdi de Rabbani dilimini araştırmaya koyulalım. Konunun Rabbani dilimi şöyledir, Allah'tan insana gelen her şeyin, Allah'ın fazlı olduğunu düşünecek kadar insanın irfan sahibi olması gerek. Allah, hiçbir zaman, hiçbir kimseye adaleti ile muamele etmez, fazlı ile hareket etmesi gerek­lidir. Eğer adaleti ile muamele etmek istese talep kar hiç-kimse kalmaz. Demek ki ne varsa onun fazlıdır. Bazı za­manlar adalet söz konusu oluyor ve deniliyor ki; "Allah, adaletinin zıddına hareket etmez. Buna göre ben onun adaletine yapışırım." Bunun cevabı şöyledir; "Eğer ada­leti ile hareket etse, herkesin miğferi mevzinin gerisinde kalır." Demek ki, yine O'nun fazlı söz konusudur. Fazl-ı da Allah'a mutlak noktalama olmaz. Buna göre mü'mi­nin sıfatıdır ki, nasıl Hakkın rahmetine karşı reca ve ümidini elden vermiyorsa, Allah'tan korkma duygusunu da yitirmiyor. Mü'minlerin en mü'mini dahi, diğer in­sanların tümünden daha çok Hakkın rahmetine ümit bes­liyor ve yine Allah'ın azabından da yine herkesten daha çok korkuyor. Ali (a.s.)'ın kendisi gibi.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Kadir
Kahraman Üye
*****

Üyeyi Alkışla 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 461


« Yanıtla #1 : 26 Nisan 2009 22:10:20 »

Allah bizlere o günde rahmetiyle muamele etsin inş.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
kerbela şahidi
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 1129
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7232


SELAM OLSUN SANA YA HÜSEYİN


« Yanıtla #2 : 04 Mayıs 2009 04:18:17 »

Allah razı olsun inş.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
kerbelayi
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 21
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 743


« Yanıtla #3 : 17 Temmuz 2009 18:22:51 »

Allah Razı Olsun İnşallah
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
kerbelayi
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 21
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 743


« Yanıtla #4 : 17 Temmuz 2009 18:33:43 »

Allah Razı Olsun İnşallah
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
muhtar1
Yeni Üye
*

Üyeyi Alkışla 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #5 : 07 Kasım 2009 11:55:38 »

 Embarrassed
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
YESRİB
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 225
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2127



« Yanıtla #6 : 07 Kasım 2009 21:11:23 »

allah razı olsun
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

İLAHİ AZAPTAN KORKMAK Etiketleri
İLAHİ AZAPTAN KORKMAK
İLAHİ AZAPTAN KORKMAK Resimleri
İLAHİ AZAPTAN KORKMAK Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: