|
HuseyninDivaneleri
|
 |
« : 03 Haziran 2009 19:39:07 » |
|
İMAM'IN CEMEL, SIFFİN VE NAHREVAN SAVAŞLARINA KATILMASI
imamın nakisin savaşındaki etkili rolü, kendisinin toplum da ki siyasi üstünlüğünü sağlayan en önemli sahnelerden biriydi. Emir-ul Müminin (a.s.), nakisinin hakk hükümete karşı ayaklânması hususunda Küfe halkını aydınlatmak ve Emir-ul Müminin (a.s.)'ın ashabına karşı savunmasına faal bir şekilde atılmaya davet etmek için İmam Hasan'ı kendi temsilcisi arak Kûfe'ye gönderdi11. O hazret önce kan akıtılmasını önlemek bahanesiyle halkın Emir-ül Müminin (a.s.)'ın davetini kabul etmelerine engel olmak isteyen Ebu Musa Aş'ari'yi azledip daha sonra coşturucu, tahrik edici sözleriyle savaşa katılmak için Küfe halkından on bin kişiyi bir araya topladı.
İmam Hasan (a.s.), Sıffîn savaşında da halkı Kasitin'e karşı tahrik etmede göz doldurucu faaliyeti olan askerlerden ! idi. İmam bir defa Küfe askerlerini savaşa ve dayanıklılığa teşvik etmek amacıyla onlara şöyle hitap etti:
"Karşınızda dizilen düşmanlarınızla (Muaviye ve askerleriyle) savaşmada el-ele verin ve asla taviz göstermeyin; çünkü taviz, tembellik kalbin kökünü keser."
imamın Camel ve Sıffîn Osmanlıları karşısındaki bunca çık tutumuna rağmen baba ve oğulu birbirinin karşısına dikmek ve onlardan her birinin tutumunu bahane ederek diğerinin tutumunu ezmek isteyen garezli tarihçi ve yazarlar, bir defa oğulu azimsiz ve "zelil", başka bir defa da babayı "kan döken ve savaşçıl" tanıtmak için İmamın tutumunu babasının konumuyla farklı göstermeye çalışmışlar. O, babasını Osmanın öldürülmesine katılmakla suçladı diyorlar12. Oysa ki, imam Hasan'ın (a.s.), babasının emriyle nasıl Osman'a su 'götürdüğüne, kardeşi Hüseyn (a.s.) ve büyük sahabenin ı; Oğullarından bir kaçıyla birlikte Osman'ın koruyucusu ve hal-fen onun evine saldırmasını engelleyici olarak Osman'ın evinin dışında beklediğine
11) (Nasr b. Müzahim' Vak'at-u Sitfin, s: 15. Bu, halkın Hasan b. (*•*•) Rasulullah'ın evladı olarak duyduğu muhabbetten kaynaklanıyordu,
-ve kendilerinin de yazdığı gibi- halkın izdihamını önleyemeyip neticede Osman öldürülünce babası Ali (a.s.) tarafından nasıl kınandığına bütün tarihi kaynaklar tanıktır.
Bu gibi kimselerin böyle bir sonuca varmak için yararlandıkları -Emevi cahiliyet kültürünün mahsulü olan- bahane, Muaviye ile barış meselesidir. Bu hususda bir takım yalan sözler uydurarak, bir çok hile ve tahrifata el atarak sözü geçen tahlil yorum doğrultusunda onu afet edinmeye çalışmışlar.
Biz bu bahsin devamında bu tahmil edilen barışa ve İmamın mazlumuyitene değineceğiz.
Peygamber (s.a.a.)'den rivayet edilen "Hasan bendendir, Hüseynse Ali'den"13 gibi sözlere dayanarak İmam Hasan'a (a.s.) peygamber (s.a.a.)'in yanında, Yezid'in emevi hükümeti karşısında durup ölümsüz Kerbela vak'asını yaratan Hüseyn (a.s.) a ise -beşeriyet tarihinin büyük cinayetkârı Muaviye ile savaşmış olan- Ali (a.s.)'ın yanında yer vermek suretiyle, Peygamber (s.a.v.) ile Ali (a.s.)'ın siyaset hattının birbiriyle muhalif olduğunu göstermeye çalışıyorlar.
Yîne yazıyorlar: İmam Hüseyn (a.s.) kardeşine "Keşke benim kalbim senin, senin dilin de benim olsaydı"1* dedi. Bu cümle ile de, bir başka boyuttan İmam Hasan (a.s.) hakkında, saptırıcı bir görüş açısı ortaya konmak istendiğine aziz okuyucumuz dikkat etmelidir.
İmamın tamamen babasının yolunda olduğunu; ama babası da, hükümetinin son yılında Muaviye'nin .Hicaz, Irak ve Yemen topraklarına tecavüz etmesini gördüğü halde onun karşısında hiç bir tepki gösterememeye mecbur olduğu nedenlerin aynısı imam Hasan'ın da daha kötü koşullar altında hükümetten el çekmesini ve tek başına Medine'ye gitmesini mecbur ediyordu.
12) Ensab-ul Eşraf (Belazeri) Mahmudinin tahkiki, Beyrut basımı, c:2, s: 12
13) Zehâir-ul Ukba, s: 132.
14) Keşf-ül öummet (İrbili), c: 2, s: 243.
Başka bir taraftan da, Emir-ul Müminin (a.s.)'ın muhaliflerinin yanlış tebliğleri, gürültü ve yaygaraları neticesinde milli bir çehre kazanan Muaviye'nin hakim-i mutlak olarak iş başına geçip çirkin yüzünden maskenin kaldırılması ve korkunç Emevi şahsiyetini göstermesi için ve Müslümanların da, islamı himaye etmek ve devleti yönetmek taşını göğsüne vuran nasıl korkunç bir düşmanla karşı karşıya olduklarını bükmeleri ve Muaviyenin de, İslamın ilerlemesi, İslam devlet ve ümmetinin yapılanması karşısında tehlikeli bir engel olup İslam ve müslümanlar için Bedir ve Uhud gibi üzücü hadiseler ; yaratan Ebu Süfyan gibi biri olduğunun bilinmesi için Muavlye'ye de böyle bir fırsatın verilmesi gerekiyordu.
|