24 Mayıs 2012 23:24:41
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
İMAMIN İSLAMİ FIRKALAR ARASINDA OLAN FIKHÎ İHTİLAFLARLA MÜCADELESİ
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: İMAMIN İSLAMİ FIRKALAR ARASINDA OLAN FIKHÎ İHTİLAFLARLA MÜCADELESİ  (Okunma Sayısı 3023 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HuseyninDivaneleri
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 92
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7080


« : 31 Mayıs 2009 09:58:36 »



 

İMAMIN İSLAMİ FIRKALAR ARASINDA OLAN FIKHΠ  İHTİLAFLARLA  MÜCADELESİ

 

         94-114 arası hicri yılları fıkhî mekteplerin ortaya çıkışının. Başlangıcı ve tefsir hakkında rivayet etmenin tam doruğuna vardığı dönemdir Bu dönemde ehl-i sünnet alimlerinden Züh-ri. Mekhul. Kutade, Hişam b. Ürve vb. hadis nakletmek ve fetva vermek hususunda faaliyet ediyorlardı. Zühri. ibrahim Nahai, Ebu-z Zenad ve Reca' b. Hayat gibi alimlerin tümü­nün Emevi hakimiyet düzenine az-çok bağlı olmaları peygam­berin gerçek sünnetini, halifelerin ve onlara bağlı olan alimle­rin bile-bile tahrif etmeleri lekesinden uzaklaştıracak bir şekilde ihya etmek

 

 

29)   Kafi. c: 8. s  120'Bıhar-ul Envar. c: 46. s 355.

30)   Nur-ul Ebsar (Şablenci). s: 143/Siyer-u Alam-un Nubela c 4. s 405.

31)   Tabakat-ul Kubra (İbn-i Sac», c 5. s: 324.

32)   es-Sigat (İbn-i Habban) Muhammed b. Ali el-Bâkır (a s ) isminin altında.

 

 

zaruretini icad ediyordu. İmam Bakır (a.s.) Sa'd'ul Hayr'a bir mektup yazarak kötü alimlerden büyük bir derecede şikayet edip şöyle buyuruyor:

 

      "Allah'ın kitabının üstünü örtüp onu tahrif etmelerine rağmen işlerinden bir kazanç elde edemeyen ve hidayete kavuşamayan yahud alimlerinin ve ruhbanların benzerlerini gör tanı.'33

 

      Bu dönemde geniş çapta nakledilen hadisleri ve o za­manın muhaddisleri arasında fıkıh ilminin meşhur olmasını görmekle esasen ehl-i sünnetin fıkıh ilminin bu dönemden iti­baren derlenme, tedvin edilme aşamasına girdiği söylenebilir. Kerbela vakıasından ve İbn-i Zübeyr'in yenilerek aradan çık­tıktan ve saltanat Beni Ümeyye'ye münhasır olduktan sonra siyasi fikirlerin yatışması çoğu alimleri siyaset sahnesinden uzaklaştırmaya, din dersleri ve hadisle meşgul olmaya, ha­disler arasında bulunan ihtilafı bir nevi çözüp halka fıkhı fetva vermeye zorladı.

 

      İlk olarak hicri 100 yılında Ömer b. Abdülaziz Ebu Bekir b   Hazm e hadisleri tedvin etme emrini verdi34. Ve bunun kendisi  de  ehli  sünnetin  kültürel- araştırmaya  ikinci  asrın başlangıcında   İmam   Bakır   (a.s.)'ın   imamet   döneminde başladığına en iyi bir delildir  Bu yüzden de çeşitli sebep­lerden dolayı ehli sünnet hadislerine sızmış olan saptırmalar karşısında İmam. ehl-i beytin fıkhî görüşlerini izhar etmek ve yaymakla tutumunu belirtmeliydi. O zamana kadar şia fıkhı­nın görüşleri mahdut bir alanda: ezan, takiyye. ölü namazı vb. yerlerde aydınlatılmıştı ama İmam Bakır (a.s.)'ın zuhuruyla bu doğrultuda önemli bir adım atıldı ve takdire şayan bir kültürel canlanma şia arasında meydana geldi. İşte bu asır­da şia kendi kültürünü -fıkıh, tefsir ve ahlak alanında- tedvin etmeye başladı.

 

Bundan önce İslam toplumunda fıkıh ve fıkhî hadislere geniş bir çapta ve tamamen itinasızlık ediliyordu. Hükümetin

 

 

33)   (Kuleyni) er-Ravze. s: 77. Islamiyy» basımı.

34)  el-Musannef (Abdurrazzak). c: 9. *: 338/Sun«n-i Oarimi. c: 1. s: 126/Takyîd-ul Hm (Bağdadi), s: 105-106.

 

 

duçar olduğu siyasi didişmeler ve şiddetli bir şekilde mad­diyatçı düşünce tarzı halkın dinden ve bilhassa fıkıhdan gaf­let etmesine neden olmuştu. En azından yüzde sekseni pey­gamberden rivayet edilen hadislere dayanan fıkhın münzevi edilmesinin asıl nedenlerinden biri, birinci ve ikinci halifelerin hadis tedvinini yasaklamalarıydı. Zahebi Ebu Bekir'den şöyle naklediyor:

 

     Rasulullah (s.a.a.)'tan bir şey nakletmeyin ve bir mesele­nin hükmünü sizden soran kimselerin cevabında "Allah'ın ki­tabı (Kur'an) bizim ve sizin aranızda mevcuttur, onun helalini helal ve haramını da haram bilin ve anlatın'35

 

       Bu hususda Ömer'den de şöyle nakledilmiş:

 

     "Rasulullah (s.a.a.)'tan hadis rivayet etmeyi azaltın ve ben de bu işte size katılacağım."36

 

       Muaviye'nin de şöyle dediği nakledilmiştir:

 

      'Ömer'in döneminde Rasulullah (s.a.a.)'tan rivayet edilen hadislerle yetinin, çünkü Ömer peygamberden hadis naklet­mek hususunda halkı sakındırıyordu '37

 

      İslam zaferleri, fütuhatı başlayınca halkın gaflet ve ceha­leti tam doruğuna varmıştı. Hem sultanlar ve hem de halk devleti genişletmeye, savaş hususuna, malî konulara vb. ökonulara meşgul olmuşlardı ki. ilmî ve dinî eğitim faaliyeti asla göze. İbn-i Abbas Ramazan ayının sonunda fütuhatın asıl merkezlerinden biri olan Basra'da minbere çıkıp 'oruç sadakanızı ayırın" dediğinde halk bu sözün anlamını idrak edemiyorlardı. Bu nedenle İbn-i Abbas, Medine halkından is­tekli olanların kalkıp oruç sadakasının ne olduğunu onlara izah etmesini istedi ve şöyle dedi:

 

        "Bunlar farz olan fitre zekatı hakkında hiç bir şey bil­miyorlar38 ve daha sonra halkın din hakkındaki bilgisizliği

 

 

35)   Tezkiret-ül Huffaz (Zahebi). c: 1. s: 2.

36)   Tezkiret-ul Huffaz (zahebi). c. 1. s: 7.

37)   Tezkıret-ul Huffaz (Zahebi). c. 1. s: 7.

38)  el-ahkam fi UsûMI Ahkam (ibo-i Hazm). c: 2. s: 131.

 

 

Benî Ümeyye döneminde daha da arttı. Dr. Ali Hasan bu hususda şöyle yazıyor:

 

      "Dini öğretilere önem verilmediği Benî Ümeyye döne­minde, halkın fıkıh ve dini konular hakkında bilgisi yok ki ve ondan bir şey anlamıyorlardı. Sadece bu gibi konuları an­layanlar Medine halkı idi."39       

                   .

     Başka kaynaklarda da hicri birinci yüzyılın ikinci yarısın­da halkın, nasıl namaz kılacağı ve hacc farizesini yerine geti­receği hususunda bile bilgisi olmadığı yazılmıştır40..

 

Enes b. Malik kendi dönemini göz önünde bulundurup şöyle diyordu:

 

      'Rasulullah (s.â.a.)'ın zamanında olan şeyler şimdi göze çarpmıyor. "Ya namaz?" dediler. "Namaz hakkında bile yap­madığınız tahrifler mi kaldı?" dedi."41

 

       Bunların tümü fıkhın halk arasında unutulduğunu göste­riyor imam Bakır (a.s.) ve İmam Sadık (a.s.)'ın fıkha ehem­miyet vermelerinin en önemli delillerinden biri de halk arasın­da fıkhı diriltmek ve fıkhı tedvin ederken kesinlikle yapılacak olan tahrifi önlemek idi.

 

       İmam Bakır (a.s.) Ehl-i Beyt (as) mektebinin temsilcisi ve şia mektebi açısından fıkıh ve tefsire çeki düzen veren ilk şah­siyetlerden biri idi. Bu mektep açısından ancak ve ancak Ra­sulullah (s.a.a.)'ın ilim kapısı olan ehl-i beyt yoluyla asil islami ilimler elde edilebilir. İşte bu yüzden İmam Salemet İbn-i Küheyl ve Hakem b. Üyeyne'ye şöyle buyuruyordu:

 

         "İster dünyanın doğusuna gidin, ister batısına. Bizim il­mimizden başka doğru bir ilim bulamazsınız."42

         Yine buyuruyordu:

 

 

39)   Nazret-ul Ammet fi Tarih-il Fıkh-il Islami s: 110

40)   Kesf-ul Kına fi Huccıyet-il tema . s: 56

41)   Zuha-l İslam, c: t. s: 386. Buharı ve Tırmizıden natden/Camı-u Beyan-il Hm. c: 2. s: 244/Oirasat-un ve Buhûs-un fıt-Tarih-i vel-lslam. c: 1. s. 56-57

42)   Keşşi s: 209-210/el-Kafi. c  1. s: 399/Basair-ud Derecat (Saffar). s: 9.

 

 

       "Hasan Basri ister güneye, ister kuzeye, nereye giderse gitsin ant olsun Allah'a burdan başka bir yerde ilim bulun­maz."43

 

       Ayrıca yine şöyle buyuruyordu:

 

       "Halk istediği yere gitsin, and olsun Allah'a ilim meselesi burdan -kendi evine işaret ederek- başka bir yerde düzel­mez."44

 

     Bu yüzden imam bu mektebin temsilcisi olarak tartıştığı zaman ehl-i beytin fıkhî görüşlerini yaymaya ve aynı zaman­da ehli sünnetin inhiraf hususlarını belirleyerek halka göster­meye çalışıyordu. İmam kendi zamanının en büyük alimleri­nin gözünde bile doğru ile yanlışı tamamen birbirinden ayırteden bir ölçüt olarak tanınıyordu. Bundan dolayı da çoğu zaman kendi inançlarını o hazretin huzurunda sunup doğru ve yanlışlıklarına vakıf oluyorlardı Ebu Zühre Ebu Ha-nife ile imam arasında olan münazara toplantılarından birini naklettikten sonra şöyle yazıyor:

 

       'Bu haberden İmam Bakır (a.s.)'ın imameti, alimler için aydınlanır. Onlar o hazretin huzuruna varıp inanç ve görüşle­rini sunuyor ve o hazret de onları eleştiriyordu. Adeta o haz­ret kendi eli altında olanlara hüküm süren ve onları hidayet caddesine ulaştıran bir reis idi. O asrın alimleri de onun em­rine uyup itaat ediyorlardı.45

 

       Bir defa Abdullah b Muammer (Ümeyr) el-LeysUmam Bakır (a.s)'in huzuruna gelip sordu: Mut'anın helal olduğuna dair fetva vermiş olduğunuz yaygındır; acaba doğru mudur? İmam şöyle buyurdu:

 

         'Allah onu kendi kitabında helal kılmış ve peygamberin sünnetinde yer almış ve ashabı da onunla amel etmişlerdir.

 

Abdullah "fakat Ömer onu yasaklamıştır' dedi. İmam şöyle cevap verdi:

 

 

43)   Kati. c: ı s: 5i/Vesail-uş Şia. c: 18. s: 42. 

44)   Kafi. c: 1. s: 399/Basaır-ud Derecat (Saffar). s 12

45)   el-lmam-us Sadık (a.s.)(Ebu zuhre) s 24

 

 

     "Sen kendi dostunun fetvasına uy ve ben de Rasulullah (s.a.a.)'ın hükmüne."46

 

     Gördüğümüz gibi imam kitap ve sünnet gereğince istidlal ediyor ve onlardan başkasına itinat ve .istidlal eden kimselere karşt koyuyordu. Aşağıdaki rivayet. İmamın bu tutumunu göstermektedir:

 

     Mahhul b. İbrahim Kays b. Rabi'den şöyle rivayet ediyor: Ebu İshak'tan ayakkabı üzerinden mesh etmek hak­kında sorunca şöyle cevap verdi: .Halkın ayakkabı üzerinden meshettiklerini görüyordum ama bir gün Haşimoğullarından olan Muhammed b. Ali b. Hüseyn (a.s.)'i görüp ondan ayak­kabı üzerinden meshetmek hakkında sordum. Şöyle buyurdu:   

                     

      "Emir-ul Müminin Ali (a.s.) ayakkabı üzerinden meshet-mez ve (şöyle buyururdu) Allah'ın kitabı da onu caiz görme-miştir."47     

                                                                             

     Daha sonra Ebu İshak sözlerine şöyle devam ediyor: İmam beni nehyettikten itibaren artık ayakkabı üzerinden meshetmedim. Kayş b. Rabi ben de bu meseleyi Ebu İs­hak tan duyduğum andan itibaren artık ayakkabı üzerinden meshetmedim diyor.

 

      İmamın kitab ve sünnet doğrultusunda istidlal etmesinin metaneti sadece Ebu İshak'ı değil. Kays b. Rabi'i de onun sözüne boyun eğmeğe mecbur etti.

 

      Başka bir yerde de Ömer'in azad ettiği kölesi Nafi bir hükme istidlal etmek amacıyla bir hadisi tahrif edip yanlış bir şekilde naklettiğinde imam tahrifi aşikar edip hadisi olduğu gi­bi doğru bir şekilde rivayet etti48'.

 

 

46)   Keşf-ul Gumme. c. 2. s: 362/Bihar-ul Envar. c 46. s 356/Bakı-nız: el-Mizan, c: 3. s: 389.

47)    (Eset Haydar) el-lmam-us Sadık (as.) vel-Muzahıb-ul Erbea. c 2. s 452.                  .

4fl|   Deaim-ul islam, c 2. s: 260'Mustedrek-ûl Vesail. c: 15. s: 285-286-300.

 

 

       İmam Bakır (as.)'ın ashaptan da Ebu HanHe'nin fıkhî konular hakkındaki yersiz istidlalları karşısında dikilip fıkhî açıdan onu mahkum ediyorlardı'.

 

      İmam Bakır (a.s.) kıyas eden kimselerin istidlallarını şid­detle reddediyordu50 ve o hazretten sonra da oğlu İmam Sa­dık (a.s.) ciddi bir şekilde onlarla muhalefet etti. İmam (a.s.) saptırılan diğer islami fırkalar karşısında da sert bir tutum alıyor ve bu tavırıyla muhtelif konularda ehlibeytin sahih itika­dı sınırını diğer fırkalarda ayırmaya, belirlemeye çalışıyordu. İmamın "Mürcie" fırkası karşısındaki tutumu çok sert ve has­sas idi. Mürcie fırkası "İman sadece içsel, batını bir inanç olup bizim iyi ve kötü işlerimiz onu hiç değiştirmiyor ve böy­lece toplumdaki salih amelin, iyi işin değerini kendi kendine ortadan kaldırıyorlardı. İmam başka bir yerde bu fırkaya işaret ederek şöyle buyurdu:

 

    Allah im! Mürcie'yi kendi rahmetinden uzak tut çünkü onlar hem dünyada hem de ahirette bizim düşmanlarımız­dır.'51

 

       İmam.   kendi  zamanında   bile  meşhur  olan  Hariciler karşısında da mevzi alıyordu. Onlar imamın görüşünce bilgi siz abid. kendilerini mukaddes gösteren ve inançlarında ise mutaassıp ve dar görüşlü bir topluluk idiler. Onların hakkında imam şöyle buyuruyordu:

 

        "Hariciler bilgisizliklerinden dolayı meydanı kendilerine daralttılar: din ise onların tuttukları yordamdan daha geniş, daha uygundur."57

 

Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
merziye_raziye
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 119
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 952



« Yanıtla #1 : 03 Haziran 2009 16:08:07 »

Allah sevabınıza yazsın inşallah
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

kerbela şahidi
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 1129
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7232


SELAM OLSUN SANA YA HÜSEYİN


« Yanıtla #2 : 30 Haziran 2009 14:21:08 »

ALLAH RAZI OLSUN İNŞALLAH.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
fatımanın gül balası
Huseyn Divanesi
******

Üyeyi Alkışla 105
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 842



« Yanıtla #3 : 11 Temmuz 2009 10:41:28 »

ALLAH SEVABINA YAZSIN
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

Ey Fatima! Beni peygamberlige seçen Allah’a and olsun ki,

Ben cennete girmedikçe diger kimselerin cennete girmesi haramdir
 
Sen benden sonra cennete girecek olan ilk sahissin...

               HZ.PEYGAMBER(S.A.V)
 
HUSEYNİ SEVDA!..
Administrator
*

Üyeyi Alkışla 1706
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7218



« Yanıtla #4 : 11 Temmuz 2009 13:30:25 »

ALLAH RAZI OLSUN İNŞALLAH.
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |

HÜSEYNİ SEVDA!..
Ateşlere atılırken, İbrahim gibi “Hasbunallahu we ni’mel wekil” zikriyle, Allah’tan başka kimseden yardım istememenin adıdır,
Hüseyni Sevda.
Karanlık denizlerde Hut’un karnında, Yunus gibi sadece Allah’a el açmanın halidir,
Hüseyni Sevda.
Nefsine aldanıp ilah olduğunu savunan Firavun ve ordusunu, denize batıran Musa’nın elindeki asa’dır,
Hüseyni Sevda.
Peygamberlerin hatemi, kainatın efendisi,Allah ’ın habibi
Hz. Muhammed (s.a.v)’ın “Ümmeti! Ümmeti” derken, Mübarek gözlerinden dökülen gözyaşlarından bir damladır,
Hüseyni Sevda.
Kerbela çölünde yalnız… Kerbela çölünde yardımsız…
Kerbela çölünde bikes bırakılan İmam Hüseyin’in; “Heyhat mine zillet!.. İslam için öleceksem, ey kılıçlar alın canımı! feryadıdır.
Dünya hayatına önem vermeyip, kendini kardeşlerine feda etmenin…
İzzet ve şeref ile şehadete kucak açıp,
''Kulli yevmin Aşura kulli erzin kerbela'' diyebilmenin adıdır
YESRİB
Yönetici
*******

Üyeyi Alkışla 225
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2127



« Yanıtla #5 : 16 Ocak 2010 21:50:27 »

Allah sevabına yazsın
Kayıtlı
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

İMAMIN İSLAMİ FIRKALAR ARASINDA OLAN FIKHÎ İHTİLAFLARLA MÜCADELESİ Etiketleri
İMAMIN İSLAMİ FIRKALAR ARASINDA OLAN FIKHÎ İHTİLAFLARLA MÜCADELESİ
İMAMIN İSLAMİ FIRKALAR ARASINDA OLAN FIKHÎ İHTİLAFLARLA MÜCADELESİ Resimleri
İMAMIN İSLAMİ FIRKALAR ARASINDA OLAN FIKHÎ İHTİLAFLARLA MÜCADELESİ Videoları
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  
Konu Linki:
BB Kodu :
HTML Kodu: