İsmail Aras
Administrator
Üyeyi Alkışla 1950
Çevrimiçi
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 46081
|
 |
« : 18 Mayıs 2010 06:21:04 » |
|
İslam'ın insan hakları ilkeleri uyarınca İnsan hayatının korunması ve izzet ve kerametinin sağlanmasıyla kollanması özel bir önem taşımaktadır. Nitekim Allah Teala Kur'anı Kerimde İsra suresinin 70 ayetinde mealen "Andolsun, Biz Ademoğlunu yücelttik;...." Veye Hucurat suresinin 13. ayetinde "Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır..." diye buyurmaktadır. Bu yüzden insanları hor görmek asla kabul edilemez bir olaydır. İşte imam Hüseyin de Kerbela kıyamında Yezid ordusunun tehditleriyle karşılaştığında buyuruyor ki; "Biliniz ki o zinakar oğlu zinakar beni kılıç veya zilletle aşağılıktan birini seçme tercihiyle yüz yüze bıraktı. Fakat asla ben zillete boyun eğmem "Heyhat minnel zille" yani doğrusu zillet, teslimiyet benden uzaktır. İmam Hüseyin bu şiarıyla aslında sadece kendisi, zulüm ve fesat yönetimine başkaldırmakla kalmayıp, insanlık alemine de örnek olup, insanlığın şeref, haysiyet ve izzetini sağlayıp korudu. İmam Hüseyin sevgili babası İmam Ali as'ın "zalimlerin düşmanı ve mazlumların yardımcısı ve hamisi ol." Emirlerine de uymuş oldu. İmam Hüseyin mücadelesi boyunca halkı uyandırmaya ve insanların asil kerametlerini kendilerine hatırlatmaya, onları zillet ve cahillik bataklığından kurtarıp hakka doğru sevk etmeye çalıştı. Nitekim Aşura günü okuduğu hutbelerinden birinde şöyle buyuruyor;" Allah'a hamdü-sena olsun ki; bizlere ihtiyari olmayan ve ihtiyari olan iki farklı nimet bağışladı. İhtiyari olmayan özelliğimiz, Nübüvvet hanedanına mensup olmamızdır. Allah bizlere kuran öğretti ve dinini talim etti. Ben asla Allah'a şirk koşmayacağım ve putperest olmayacağım...bizim ihtiyari özelliğimiz ise Allah'ın bize verdiğini duyacak kulak ve görecek göz, hak ve hakikati kavrayıp özümseyecek kalp sahibi olmamızdır. Allah'ım bana verdiğin nimetlerin asıl sahibi sensin." İşte imam Hüseyin hayatının son saatlerinde bile Tevhid anlayışını yayıp, insanları kendi kendilerine düşkün olmaktan ve başkalarına köle ve kul olmaktan kurtarmaya çalışıyor. İnsan hür doğar. Nitekim imam Ali buyuruyor ki; "Ey insan Allah seni hür yaratmıştır. Başkalarının kölesi olma." İşte imam Hüseyin as. de bu hürriyet için mücadele etme mesuliyetini üstlendi. Makul ve sorumlu bir hürriyet anlayışı insanın fıtratında saklı bir anlayıştır. Hürriyet kemal arayan insanların kişiliklerinin özündedir. Hürriyet için mücadele eden mücahitler de özgür iradeyle ve hiçbir zorlama ve baskı olmadan kendi yollarını seçmelidirler. İşte imam Hüseyin Tasua akşamı ashabını toplayıp buyurdu ki: Allah'a en iyi senalarımı sunuyorum. Şadlık ve gam için Allah'a hamd ediyorum... bunca belalar ve tehlikeler karşısında bile bizleri şükredenlerden kıl. Ben kendi ashabımdan daha vefalı ve hayırlı bir ashab, kendi ehli beytimden daha hayırlı bir ehlibeyt görmedim. Allah benim için sizleri en üstün mükafatlarla mükafatlandırsın. Biliniz ki; bizler bunlarla zor anlar yaşayacağız. Ben sizin üzerinizden biatimi kaldırdım. Gece karanlığında Kalkın ve gidiniz. Sadece beni öldürmek isteyen bu kavimle beni baş başa bırakınız." Fakat hürriyetçiliğin abideleri olanlar, bu çağrıyı reddedip, imamlarını yalnız bırakmayacaklarını haykırdılar. İlkin pehlivanlar pehlivanı Ali bin Abbas as. başta olmak üzere kardeşleri, evlatları, yeğinleri ve hürriyetle takva abidesi Hz. Zeyneb sa'nın iki genç oğlu, İmam Hüseyin'i asla yalnız ve yaversiz bırakmayacaklarını vurguladılar. Onlar dediler ki; senden sonra bizler yaşayamayız. Allah bizleri yaşatmasın eğere seni yalnız bırakırsak. Hüseyni kıyamcılardan diğer ashab da şöyle haykırdılar; "Ya Hüseyin! Allah'a and olsun, bizler senden ayrılamayız. Bizler canlarımızı sana feda edeceğiz. Boyun ve yüzlerimizi ve ellerimizi sana siper yapacağız. Senin yolundaki cihad uğuruna savaşıp öleceğiz. Bizim onur kaynağımız dini ve insani mesuliyet bilinciyle hareket edip, ilahi ahde vefa etmektir." Aşura kıyamında kadınlarda hazır bulunuyorlardı. Nitekim İmam Seccad as. buyuruyor ki; halam Zeyneb, kardeşi babamın şahadet ihtimalinden dolayı büyük bir endişe ve üzüntü duyuyordu. Az kala canını hakka teslim edecekti. Fakat babam Hüseyin elini halam Zeyneb'in kalbi üzerine koyup buyurdu ki; ey Zeyneb sen Kerbela'nın ikinci kahramanı olarak görevini tamamlamalısın. Sen bu olayı canlandıracaksın. Niçin bunca üzgünsün. Fakat Halam Zeyneb'in göz yaşları sel oldu ve üzüntüsünden bayıldı.
Tasua akşamı yezidiler ordusu ehlibeyti Resulullah sav ve sadık fedailerine karşı saldırıya geçmeye çalıştılar. Fakat imam Hüseyin as. yiğit ve sevgili kardeşi Ebulfazl- Abbas'ı çağırıp buyurdu ki: Ey kardeş git ve niçin saldırdıkların sor. Yezid ordusunun liderleri de o ahbes sözlerini tekrarlayıp dediler ki; biz Yezid ile biat etmenizi istiyoruz. İmam Hüseyin ona şöyle buyurur; ey kardeş onlara söyle bir gece bizlere süre tanısınlar. Bizler bu geceyi Allah'a ibadet yapmakla geçireceğiz." Bunun üzerine Yezid ordusu iç çekişme yaşadı. Bir gurup peygamber sav evladına süre tanınmasını istedi ve bir gurupta bunu reddetti. Fakat süre tanımak isteyen galip geldi. İmam Hüseyin ve yarenleri de Aşura sabahına kadar namaz kıldılar ve şahadete hazırlanıp Fatiha suresini okudular: " Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla Hamd, Alemlerin Rabbinedir. Rahman ve Rahimdir. Din gününün malikidir. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil. irib
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Seni ârife sordum; dedi: "İrfân Ali'dir"
Seni mümine sordum; dedi: "İmân Ali'dir"
Aklıma sordum seni; dedi: "Şaşkınım, şaşkın"
Aklı divâne eden, senin aşkındır, aşkın
|