Istimnaya müptelâ olanlar, genelde iktidarsız olur-lar. Yani, evlenecek olsalar dahi kendilerinde eşlerine yaklaşacak kudreti bulamazlar. Nitekim aldığımız bilgi-ler de bunu açıkça ortaya koymuştur: "Bu kötü ameli âdet edinen bir genç evlenmiş, gerdek gecesinde kan-sına yaklaşamayıp onun gözleri önünde istimna etme-ye başlamış..."
Istimna zaafa ve dolayısıyla hâlsizliğe yol açar. Ba-zen bu zayifhk, afyon ve sigara tiryakilerine oranla daha da aşağı olur. Bunun yam sıra gözün zayıflamasına (görmenin netliğini kaybetmesine), kulakların ağır işitir hâle gelmesine, yol açar.
Göz zayıflığının alâmeti olarak şöyle söylenebilir: Böyle kimseler gözlerinde kendilerini rahatsız edici karıncalanma görürler hatta, gözlerini kapadıkları vakit dahi karıncalanma devam eder. Karıncalanma, sık sık görülür. Göz kararmaları, baş dönmeleri bunun en kötü tarafıdır. Bunlara ilaveten kan azalması, rengin solma-
360
sı, hafızanın zayıflaması, haddi aşan zaaf, tembellik ve iştahsızlık da istimnanin yol açtığı zararlardandır.
istimnanin yol açtığı en önemli zarariardan biri de meni salgı bezlerinin işlerliğini kaybetmesidir. Meni yapıcı yumurtalıklar, boşalan meni keselerini doldur-mak için aşırı derecede yapilan istimnanin etkisiyle git gide, nohut kadar küçülür. Meni üretmek için yeterli olamadiklanndan, bu işe mürtekip olan kimseler artik cinsel lezzetlerden de mahrum kahrlar.
Nitekim aşırı istimna edenler arasmda organlann-dan meni yerine kan gelen kimseler de olmuştur.
Istimna yaptıklarından ötürü akıl hastası olanlar bile vardir. Bu da demek oluyor ki istimna, beyin iizerin-de bile, ters yönde etki etmektedir. Yukanda da değin-diğimiz gibi, "istimna deliliği" diye adlandırılan bu has-talığa yakalanan kimseler, kedi ve köpekten dahi etki-lenip istimna etmeye başlarlar. Bunlardan, kümes hay-vanlanmn yam sira, binek hayvanlanyla da cinsel ya-kmhk kurmak isteyenler bile vardir.
Ama bu zararlar aynı anda, aynı şahısta görülmez. Kişinin iradesine göre küçük alametlerle etkisini göste-rir. En ufak bir zayiflamada bu oran yavaş yavaş büyü-meye başlar.
Turn bunlara rağmen gençlere düşen görev, bunca zararlan olan istimnadan kaçınmaktır. Birkaç saniyelik tatmin, bir ömür boyu ruhi sıkıntıya yol açabilir. Daha da öteye bedensel zararlara göz yummak demektir.
361
Umarız aşağıdaki mektuplar, gençleri bu kötü alışkan-lıktan kurtarmada etkili olur.
ÇARE DİLEYEN MEKTUPLAR1
1. Mektup
...Bana acı veren ve neredeyse yok edecek derece-ye getiren sorunlarım cinsel konulara yönelik... 23 ya-şında, tahsiliyle meşgul bir gencim. Ergenlik çağına gi-rişimden bu yana iyi bir terbiye görmeyişim, dikkatsiz ve tecrübesiz oluşum nedeniyle bir tür cinsel sapıklığa mürtekip oldum. Ne yazık ki bunu yedi yıl sürdürdüm.
Şimdi, yaşantımı âdeta alt-üst eden bu belaya müptelayım. Ne kadar terk etmeye çalıştıysam da bir türlü beceremedim. Zararlarını kitaplardan okuduğum gibi kendimde de hisseder oldum. Gözlerim zayıfladı, sinirlerim gergin, kansızlık bedenimi solgunlaştırdı; gün geçtikçe zayıflıyorum. Kısacası, bu beni zavallı etti.
Tahsilim için yeterli kabiliyete sahiptim ama, şimdi o da azaldı, artık konuları yeterince kavrayamıyorum, anlamada güçlük çekiyorum... Işte bu hâlde tahsilime devam etmekteyim.
Yazma gücüm bile azaldı; elime kalemi aldığım vakit kendimde yazabilecek gücü bulamıyorum. Mec-buren kalemi yere bırakıp dinlendikten bir müddet son-
1- Bu mektuplar, Ayetullah Nasir Mekarim Şirazî'nin "Müşkilat-ı Cinsi-i Cevanan" adlı kitabından alınmıştır.
362
ra yazmaya çalışıyorum. Zayıf bir imamm var... Vicda-mmla el ele verip beni kimyorlar. Çaresiz, bir köşede oturuyor, ağlayabildiğim kadar ağlıyorum, gözlerim kı-zarıyor. Kısacası zavallimn biriyim ben! Imdadima kim yetişir, bilemiyorum.
Belki bilmek istersiniz; acaba bunun zararlanm kendimde de gördüğüm hâlde niçin terk etmiyorum?
...Tahrik olduğumda irademi kaybediyorum, sonra ken-dime geldiğimde tek işim ağlamak... Sabrım taştı. Can boğazıma geldi. Lütfen bana acıyın ve kurtuluş yo-lunu bana gösterin...!
2. Mektup
...Ben, 17 yaşında lise son sınıf öğrencisi bir gen-cim. Öğrenime başladığım ilk yıllarda seçkin, çalışkan bir öğrenciydim. Ama ergenlik çağına girer girmez buh-ranh bunahmlardan sonra içinden çıkılamaz bir tuzağa düştüm. Gerçi sadece ben değil, yaşıtlarımdan da bu tuzağa düşenler oldu.
Ilk olarak liseye başlarken bir çeşit sapıklığa müp-tela oldum. Birkaç yıl zarfında zihni kabiliyetim zayıfla-dı. Bu yüzden, çoğu kez tövbe ettim, ama gün geçtikçe şahsiyetimi yitiriyordum. Şimdi, kalbimden rahatsız ol-duğumu hissediyorum. Sinirlerim ise gergin. Daha da kötüsü irademi yitirdim. Sürekli aşağılık kompleksi içerisindeyim.
363
Çok az konuşuyor, asla spor yapamıyorum. Hatta bu yüzden, misafirliğe bile gitmiyorum.
Parlak bir geleceğimin olmadığını çok iyi biliyorum. İradesizliğim yüzünden bunu terk etmek bile bana zor geliyor.
Tek sebep varsa o da, yaşıtlarımda bulunan çıplak kadın resimleridir. Saptırıcı seks filmlerini izlemek tek işimiz hâline geldi. Fiyatları ucuz olduğundan bol bol seyrediyoruz bunları... Ne olur bana yol gösterin! Boyle-sine öldürücü bir dertten nasıl kurtulabilirim..

3. Mektup
Biz gençlerin durumundan ve sahip olduğumuz dertlerden haberiniz var mıdır acaba? Gençlerin bir ço-ğunun cinsel sapıklığa müptela olduklarını biliyor mu-sunuz?
Geçenlerde hissiz bir bedene ve görmeyen gözlere sahip 25 yaşlarında bir gence rastladım. Kardeşi elin-den tutmuş gezdiriyordu onu... Kardeşini tanıdığımdan yaklaşıp "Bu kimdir?" diye sordum. "Ağabeyimdir" de-di. Çok şaşırdım. "Niçin böyle?" diye sordum. Arkada-şım; "Onun yir-mi yaşına kadar hiçbir özrü yoktu; ancak istimnaya müptelâ olduktan birkaç yıl sonra gözleri görmez oldu..." dedi.
Şimdi sizden rica ediyorum: Lütfen kısa bir zaman-da bu cinayetin zararlarını, tedavi yöntemlerini ve kur-tulma yollarını açıklayıcı bir kitapçık yazınız. Bu gibi
364
sapmalara eğilim göstermemek, bunlara bulaşmamak için negerekiyor, neler yapmalıyız, belirtiniz!...
Doktor Huffman şöyle anlatır: "On beşinden başla-yıp 23 yaşına kadar bu işi sürdüren bir genç gördüm. Bünyesi çok zayıftı, kitap okumak istediğinde gözleri kararıyor, başı ağrıyordu. Sarhoş insanlar gibi sağa-sola kayıp düşüyordu. Göz kapakları normalden fazla açılı-yor, gözlerinin derinliğinde şiddetli bir ağrı hissettiğini söylüyordu..."
Değerli okuyucular! Daha önce de belirttiğimiz gibi, istimna, büyük günahlardan olup, yapılması dinimizce haramdır. Yazılanlardan da anlaşıldığı üzere, tıbbi yon-den de verdiği zararlar ispatlanmıştır. Toplum içerisin-de bir tür sapma olarak bilinen bu çirkin işi yapmak hem dine, hem de bedensel ve ruhsal hastaliklara kar-şı ilgisizlik sayılacağından, yapmayanlar için kararla-nnda sabit kalmalarim, yapanlar için de bunu terk et-melerini öneririz.
İSTİMNADAN KURTULMANIN YOLLARI
Böylesine çirkin bir işi alışkanlık hâline getiren kim-selerin yapmasi gereken ilk şey, kurtulmak için her şeyin kendi ellerinde olduğuna inanmaktır. "Başara-mam" gibisine ümitsizliklere de kapılmamalıdırlar. Ge-nelde doktorlar, bir alışkanlık hâline getirilen bu gibi hastahklardan kurtulmak için ilk işin, irade ve karar ol-duğunu söylerler. Yalnız bu kararm kesin ve ciddi ol-
365
ması gerekir. Çünkü mektuplar kısmında da gördüğü-müz gibi, her türlü kararı almışlarsa da bunda başarılı olamadiklanni söyleyenler çok fazladır.
Karar almmadan once yapilacak ilk iş, istimnamn yol açtığı ve iizerinde de bir hayli durduğumuz beden-sel ve ruhsal hastaliklari göz önüne getirmek olacaktir. Sonra bu işin neden anne, baba, eş, dost vb. gibi ya-şantının birer kolu olan bireylerin gözleri önünde ya-pılmadığını kendi kendine sormahdir. Verilecek cevap kesinlikle "ayip ve çirkin bir iş olduğu için" şeklinde o-lacaktır. Verilecek bu cevap iyiye işarettir. Yani, kabul-lenilen bu çirkin işi birakmada iradeli ve ciddi kararlar alabilir bir şahıs olduğunu kamtlanmıştır. Zira, kişi di-lerse bunu onların gözleri önünde de yapabilirdi. Ama iş, çirkin olduğundan kendi iradesiyle bunu gizlide yapmayı tercih etmiştir.
Istimnadan kurtulmada etkili olabilecek başlıca şeyler şunlardır:
1- Nefsi tahrik eden her türlü seksi unsurlardan uzak durmak. (Zira bol bol seks filmleri seyreden, gazete veya dergilerde çıplak vücut sergilerini takip eden bir genç, istimnadan kurtulmayi unutmahdir).
2- Gençler bütün gün, hatta bir saat bile boş kal-maksızın eğitici, öğretici ve dolayısıyla yararh program-lar hazırlayıp kesinlikle buna uymalıdırlar. Çünkü boş kalinan her an şeytana verilen bir kozdur ve genç boş kaldığı bir anda aniden eskiye dönüş yapabilir.
366
3- Spor yapmak, sporcularm cinsel konulara ilgile-rinin az olduğu çoğu kez kanıtlanmıştır.
4- Başka bir uğraşıyla bu alışkanlığı silmelidir, psi-kiyatri uzmanlan, edinilen kötü alışkanlıklardan kur-tulmak için iyi bir alışkanlığın onu unutturacağını söy-lemektedirler. Örneğin bir pul koleksiyonculuğu, kitap okuma, futbol karşılaşmaları vb. bunda pek etkili ola-caktir.
5- Yalnızlıktan kaçınmak. Bu tür şâhıslar mutlaka yalnızlıktan kaçınmalıdırlar. Evde, sokakta veya işte yalmz olmamalidir. Hatta gece yatarken bile en azm-dan odada bir başka kimsenin bulunmasma dikkat etmeli, yanına arkadaş almalıdır.
6- Moral vermek, karanndan taviz vermemek; bu kimseler yenilgiyi asla kabullenmemelidirler. Bu alış-kanlıktan kurtulmak için kendilerine moral vermeleri gerekir.
7- Aynı kötü alışkanlığa sahip, halk tarafmdan se-vilmeyen ve kötü ahlâka sahip kimselerle arkadaşlık kurmak-tan kaçınmalı, katiyen onlara yaklaşmamalı-dır. Bu arada Imam AM (s.a)'ın; "Dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim." şeklindeki meşhur hadis-leri de unutulmamalıdır.
8- Perhiz yapmalıdır; önüne her geleni özellikle cinsel içgüdüyü artıracak yemekleri yememeli, sofra ba-şındayken daha tam olarak doymadan kalkmalıdır.
367
9- Jman nurundan ve dini akidelerinden yardim al-mahdir; kendilerini lanetlenmiş kimseler olarak gör-memeli, Allah'm gen iş rahmetinden ve sonsuz lütfundan ümidini kesmemelidir. Bu inançla secdeye varmah. Yüce Allah'dan bu çirkin amelden kurtulmak için yardim dilemelidir. Zira Allah, dünyayı dileyen kâfir için sadece dünyayı, ahireti dileyen müminler için de hem dünyayı ve hem de ahireti bağışlamıştır. Darda kalip da yardim dileyen kullarma tek yardim kaynagi da yine O'dur.
jşte bunlar uygulandığı müddetçe gençler için ger-çekten de birçoksorunun kaynağı olan istimnanın, kısa bir zamanda yaşantıdan silineceği kanısındayız.
369
LİVATA (OĞLANCILIK)
Günah iki kısımdır: Büyük günah ve küçük günah. Günahın büyük ve küçük olarak ikiye bölünüşü hem Kur'ân'dan ve hem de Ehlibeyt hadislerin-den anlaşılmaktadır. Işte bu büyük günahlardan birisi de livatadır.
İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Oğlancılığm ha-ramlılığı zinadan büyüktür. Doğrusu Allah bir kavimi (Lut kavmi) oğlancılık amellerinden dolayı helak etti ama herhanği bir topluluğu zinadan dolayı helak etmedi."1
Bir hadis-i şerifte Resul-i Ekrem şöyle buyuruyor: "Bir erkekle livata eden bir kimse cünup olarak kıyamet meydanına ğirer ve dünya suyu dahi onu temizlemez. Allah'ın ğazabı onun üstünde olup ona la-net eder ve cehennemi ona hazırlar ve (orası) ne kötü bir yerdir..."2
1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:17, h:2.
2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:17, h:l.
370
Yine şöyle buyurmuştur: "Kim livat ederse Allah'ın arşı titrer ve Allah ona lanet ve ğazap edip cehenne-mi onun için hazırlar ve melutu (kendisine livata o-lunınuş kimseyi) mahlukât hesaptan kurtuluncaya kadar cehennemin kenannda bekletir, sonra onu ce-henneme atar ve o cehennemin tabakalarında daima azap ğörecektir.n±
Oğlancılık Küfürdür
Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "(Livat) anüse ğirmeyin-ceye dek livat değildir. Amma anüsün içine sokmaya ğelince, eğer onu (anüsün içine sokmayı) helâl bilirse küfürdür. Çünkü dinin hükmünü inkâr etmiştir. Ama eğer içine sokmayı helâl bilmeyip (içine sokarsa) a-zabın şiddeti ve süresi yönünden kâfir ğibidir."2
Huzeyfe b. Mensur şöyle diyor: "İmam Sadık (a.s)'dan büyük günahlardan olan livatayı sorduğumda, Hazret şöyle buyurdu: 'İki kalça budunun aras/d/r."Bir kimsenin cinsel organı bir başka erkeğin anüsünün içi-ne girerse nasıl olur?' diye sordum. İmam; '0 amel kü-fürdür ve Allah'ın Pey-ğamberine indirdiğini inkâr etmek demektir.' buyurdu."3
1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:18, h:l.
2- Furu-u Kâfi, Kitab'un-Nikâh.
3- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:20, h:3.
371
Ölüm Anında İnen Azap Taşı
İmam Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor:
"Lut kavminin amelini helâl ğören bir kimsenin üzerine yüce Allah Lut kavminin üzerine yağan taş-lardan bir taş düşürür. Onun ölümü, o taşı yemesiyle ğerçekleşir. Ama o rezil olmasın diye, yüce Allah o taşı mahlukatın ğözünden ğizlemiştir."1
Efendisini Öldüren Köle
Halife Ömer zamanında bir köle efendisini öldürmüştü. Ömer'in onun hakkında vermiş olduğu ölüm hükmünden sonra, Hz. Ali (a.s) köleden, neden efendisini öldürdüğünü sordu. Köle efendisinin zorla kendisine livata ettiğini ve bu yüzden onu öldürdüğünü söyledi.
Hz. Ali (a.s) öldürülenin dostlanndan, onu gömüp gömmediklerini sordu. Onlar da onun defninden geliyo-ruz dediler. Hz. Ali (a.s) Ömer'e, köleyi üç gün öldür-memesini ve üç gün sonra öldürülenin dostlannı hazır etmesini söyledi.
Üç gün sonra Hz. Emir'ül-Müminin AM (a.s) berabe-rinde Ömer ve öldürülenin sorumlulan ve dostlan oldu-ğu hâlde mezarın başına geldiler. Dostlanndan, bu kabrin o şahısın olup olmadığını sordu. Onlar da, evet onundur, dediler.
1- Tefsir-i Kummi, c.l, s.336, Hud suresi, 82-83.ayetin tefsiri.
372
Sonra, kabri ölünün bulunduğu yere yetişinceye kadar kazmalarını buyurdu. Onlar oraya varıp mezarı açınca cenazeyi orada goremediler. Ali (a.s) tekbir geti-rerek şöyle buyurdu:
"Allah'a yemin olsun ki yalan söylemiyorum. Allah Resulünden işittim ki şöyle buyurdu: Benim iimme-timden kim Lut kavminin ameline miirtekip olup to'v-be etmeden dünyadan ğiderse, kabrinde üç ğünden fazla kalmaz. Yer onu içine çeker ve Lut kavminin he-lâk olup, bulunduklan yere ğötürür, sonra onlarla haşrolunur."1
Haddi Aşmak ve Kötülük
Imam Riza (a.s) şöyle buyuruyor:
"Kork, zina ve livatayi terket. Livata zinadan ko-tüdür ve bu iki günah sahibi dünyada ve ahirette yetmiş iki çeşit belaya duçar olur."2
Kur'ân-ı Kerim'de zina, her ne kadar fahişelik ola-rak tabir edilmişse de, iğrenç bir amel olan oğlancılık da fahişelik ve haddi aşmak olarak tabir edilmiştir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Lut'u da (gönderdik) kavmine dedi ki; siz sizden önce dunyalarda hie kimsenin yapmadığı fuhşu mu
1- Menakıb-ı İbn-i Şehraşub, c.2, s.364. Mustedrek'ul-Vesail, Ki-tab'un-NMh, c.14, h: 16907.
2- Fıkh'ur-Rıza.
373
yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere şehvet-le gidiyorsunuz ha! Doğrusu siz, israfçı (aşırı) bir ka-vimsiniz."1
Kadmm rahminde yer almasi gereken, yeni insan için bir tohum konumunda olan nutfeyi, asil yeri olan kadmm rahmine değil de, başka bir yere dökmekten daha büyük bir israf olabilir mi? Bu insanlık dışı amelin ne kadar çirkin olduğu ve yüce Allah tarafmdan bunu yapanlann ne denli tehdit edildiklerini bilip de bu çirkin işi yapanlan, iyiye ve giizele davet ve kötüden nehyetmek etmek isteyenler A'raf, Hud, Neml, Ankebut, Kamer ve Necm surelerine miiracaat etsinler.
Bu fiilin amele dökülmemesi için başlangıçta bir-kaç şey haram edilmiştir.
ŞEHVETLE ERKEĞE BAKMAK
Daha sakalı çıkmamış birisine şehvet kastı ile bakmak haramdır. Haram bir bakışın doğurmuş olduğu kötü eser ve azabının şiddeti, zina bölümünde zikre-dilmiştir.
Resulullah (s.a) şöyle buyuruyor:
"Güzel ve yakışıklı ğencin fitnesi, bâkire kızın fitnesinden daha çoktur."2
l-Arâf/80-81.
2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:21, h:2.
374
Öyleyse her Müslüman gencin böyle bir günaha düşmemesi için her alanda gözlerine sahip çıkması gerekir.
Ateşli Gemler
Bir genci şehvetle öpmek haramdır. Nitekim, Re-sul-i Ekrem (s.a.a) ve İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor-lar: "Yüce Allah bir ğenci şehvet kastıyla öpen birisi-nin ağzına kıyamet ğünü ateşten bir gem takacak-tır."1
İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor:
"Bir erkek, bir ğenci şehvet kastıyla öptüğü za-man ğök ve yerin rahmet ve azap melekleri ona lanet ederler ve cehennem onun için hazırlanır ve kötü bir yer onun meskeni olur."2
Resul-i Ekrem efendimiz şöyle buyuruyor: "Yiice Allah bir ğenci şehvet kastıyla open birisini cehennem ateşinde bin yıl azaplandırır."3
ERKEK VEYA KIZLARIN BİR YATAKTA UYUMASI
Iki erkeğin veya iki kızın bir yatakta ve bir örtünün altında çıplak olarak beraberce uyumaları haramdır. Bu uyumanın haram oluşu, hem mahrem ve hem de
1-Funı-uKâfî, c.5, s.548.
2- Fıkh'ur-Rıza.
3- Mustedrek'ul-Vesail, Kitab'un-Nikâh, 17. b: s. 57.
375
namahrem olanlar için geçerlidir. (Akraba olanlar, ya-hut olmayanlar için geçerlidir.)
Bazı rivayetlerde bu iş için ceza haddi tayin olun-muştur. Ceza miktari ise zinaya duçar olanlara uygula-nan had kadardir. Yani, zina eden bekâr bir kimseye vurulan yüz kırbaç aynı şekilde, bir yatakta ve bir örtü altinda çıplak olarak yatan kimselere de vurulmahdir.
Bazi alimler bir yatakta ve bir örtü altinda çıplak olarak yatan iki kişiye had belirlendiği için, o büyük günahlardandır diye görüş belirtmişlerdir.
Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor; "Çocuklarını-zın yatağmı on yaşından itibaren ayırınız." Yani, iki erkek veya iki kiz veyahut bir erkek ve bir de kiz kardeş bu yaşlarında bir örtü altinda uyumasinlar.1
Hatta bazi rivayetlerde, altı yaşından itibaren ay-nlmalan gerektiği geçer.2
1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:l, b:128, h:l.
2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:l, b:128, h:l.
376
Zina
Zina, nikâh bağları bulunmayan, birbirlerine ma hire m ya da nâmahrem olan erkek ile kadmin cin-sel ilişkide bulunmalarına denir. Imam Cafer Sa-dık (a.s), İmam Kâzım (a.s), İmam Rıza (a.s) ve imam Cevad (a.s), Furkan sûresinin 68. ayetine binaen zina-nın büyük günahlardan olduğunu söylemişlerdir. Yüce Allah, zina edenler hakkında şöyle buyurmaktadır:
"...(Salih kimseler) Allah'ın haram ettiği bir cana kıyıp kimseyi öldürmezler ve zina etmezler ve kim bunları yaparsa cezaya düşer. Ve kıyamet günündeyse azabı kat kat arttırılır ve hor-hakir bir hâlde ebedi olarak azapta kalır."1
Bu günahı işleyenlere, bilhassa evli olup da böyle-sine çirkin işe girişenlere İslâm dini, hayat hakkı tanı-mamaktadır. Bu yüzden her Müslüman erkek ve kadı-na kendilerini zinadan, zinaya yakınlaştıracak sebep-lerden uzak durmaları, kendilerini korumaları emre-dilmiştir. Yüce Allah bu konu hakkında Kur'ân-ı Kerim'-de şöyle buyurmaktadır:
"Zinaya yaklaşmayın, şüphe yok ki zina, kötülük-tür ve zinada bulunmak, kötü bir yol tutmaktır."2
Zina, bir fitne kıvılcımı olup vesilelerin kesilmesine, yakın akraba ve dostlardan ilişki bağlarının kopması-na, rabıtanın yok olmasına, babaların evlâtları, evlâtla-
l-Furkan/68-69. 2-İsrâ/32.
377
rın da babaları iizerinde olan haklarimn yok olmasma sebep olur. Zina, öyle çirkin ve haysiyet kırıcı bir fiildir ki, buna miirtekip olanlar iki cihanda da yüz karası sa-yılmışlardır. Dolayısıyla zina, nesli bozarak soysuzlaştı-rır, insanları huysuzlaştırır, fertler arasında itimadı sar-sar, cemiyet arasmdaki ahenk ve nizami bozar, ahde vefayi yok eder, çocuk katliamına yol açar, kısacası in-sanı hayvanlaştırır, sefalete sürükler... Bu nedenledir ki, Kur'an'da ve sünnette bundan kaçınılması ve uzak durulmasi emredilmiştir.
Zina, gayri meşru yollarla şehvetin geçici olarak ya-tıştırılmasıdır. Fıtratı henüz ölmemiş insanlar, istimna (mastürbasyon)da olduğu gibi zinada da ruhsal yönden sıkıntı içerisinde olurlar. Bu da zinadan kaçınmanın fıtri bir duygu olduğunu gösterir. Imam Ali (a.s) bu konuda; "Şerefli bir kimse zina etmez."1 şeklinde buyurmuştur. Dolayısıyla bu işe mürtekip olan kimselere "soylu" gö-züyle bakmak doğru olmayacaktır.
"Kur'ân-ı Kerim'de zinadan bahsedilirken kullamlan en güzel tabir "Zinada bulunmak kötü bir yol tutmaktir" cümlesi olabilir. Zira Islâm'ın en esaslı mantığını, zina-ya ve dolayısıyla fesada ve fuhşa karşı çıkmanın, onlar-la savaşmanın gerekliliğini bu cümle gayet iyi anlat-maktadır. Genişçe düşünülürse bu cümleden şunlar kastedilmiştir söylenebilir.
1- Nehc'ül-Belâğa, Kısa Sözler, h:305.
378
Kötü bir amel olan zina, doğal şehveti yatıştırmak için başvurulan tehlikeli bir yoldur. Kendi şehvetini zina yoluyla tatmine çalışan kimseler, bu yolda hedefinden sapmış, uçuruma doğru yuvarlanan kimselere benzer-ler.
Insanda yaratılış icabı meydana gelen şehvet, in-san neslinin pak ve temiz olarak devam etmesi için kadın ve erkekte oluşan bir takım ruhsal dengedir ki bu denge, ailenin oluşmasında, şehvetin sınırlı ve ka-nuni yollarla tatmininde ve bu çerçevede yer alır. Ama zinaya başvurmak, sadece nesli pak ve temiz olması hedefinden uzaklaştırdığı gibi toplumu da ters yönde etkiler. Gayri meşru ilişkiler hastalık kapılması sonucu tedavi altına alınan milyonlarca hastanın ve onların te-davisi için harcanan hesapsız paranın ve yine milyonlarca sahipsiz çocuk, bu cürümün ne denli büyük oldu-ğunu gösteren küçük birer göstergedirler.
Esef verici olaylardan biri de günümüzde devlet ku-ru-luşları tarafından zina ile türeyen hastalıkların ilacı aranırken halkı bundan men etmek yerine, zinayı daha da yaygınlaşır hâle getirmiş olmalarıdır. Bugün dünya, yine zina yoluyla türeyen AİDS hastalığına karşı sefer-ber olmuşken ne yazık ki zinaya teşvik edici tebliğlerle halk âdeta buna sürüklenmiştir. Ancak şu bir gerçektir ki, bu konuda ne yapılırsa yapılsın fesadın önü alınma-dıkça değil aids, ondan da kötü ve vahim hastalıkların türemesi mümkündür.
379
ZİNANIN DÜNYEVÎVE UHREVÎZARARLARI
İmam Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor:
"Zinanın üçü dünyada, üçü de ahirette olmak üze-re altı zararı vardır. Dünyadaki zararlari: Haysiyet ve itibarı yok eder, rızkı azaltır, ölüınü yakınlaştırır (çabuklaştırır). Ahiretteki zararlan ise: (Bunu yapan bir kimse) Yüce Allah'ın azabına duçar olur, hesabı zorlaşır, ateşe atılması kesinleşir."1
Bir başka hadiste de şöyle geçer:
"Müslüman, Yahudi, Nasrani, Mecusi, özgür veya cariye kadınlarla zina eden bir kimse, tövbe etmeyip de bu günahı işlemekte ısrar ederek ölürse, yüce Allah, onun kabrinde üç yüz azap kapısı açar da her kapidan her biri ateş kesilen engerek yılanları, akrep-ler gelir ve kıyamete dek onu yakarlar.
Zinakâr kabirden dışarı çıktığında ondan çıkan leş gibi kokudan halk rahatsiz olur, artık o, bu kokuy-la tanınır. Bu vesileyle (dayanilmaz koku yüzünden) onun zinakâr olduğu anlaşılır. Sonunda ateşe atılına-s/ emredilir..."2
Emir'ül-Müminin Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-'ın emriyle kıyamet gününde dayanilmaz bir koku ya-yılır. (Bu kokudan) mahşer ehlinin tümü rahatsiz olur. Hatta onların teneffüs etmeleri bile güçleşir. Sonra,
1-Funı-uKâfî, c.5, s.541.
2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:9, h:l.
380
bir münadi; 'Bu dayanılmaz kokunun ne kokusu oldu-ğunu biliyor musunuz?' diye seslenir. Manser ehli; 'Doğrusu bizi pek rahatsiz eden bu kokunun ne oldu-gunu bilmiyoruz.' derler. Daha sonra şu nida işitilir: 'Bu koku dünyadayken to'vbe etmeden o'len zinakârların avretlerinin kokusudur. Öyleyse haydin, lânet edin onlara; zira şiındi Allah da onlara lânet et-ti.' (Böylece) Mahşerde onlara beddua etmeyen kim-se kalmaz ve onlar; 'Allah'ım, zinakârlara lânet et' derler."1
Resul-i Ekrem şöyle buyurmuştur:
"Benden sonra zina çoğaldığı vakit, ansızın ölümler de çoğalacaktır."2
"Zina, fakirliğe yol açar ve yeş/7 yerleri viran e-der."3
Evlilerin Zina Etmesi
Zina, evliler arasında olursa, cezası daha da şiddetlidir. Zina eden bekâr bir kimseye normalde yiiz kırbaç ceza varken, zina eden evli birisinin cezasi ise taşlanarak öldürülmektir.
Imam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:10, h:l.
2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:10, h:l.
3- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:3, b:10, h:ll.
381
"Kıyamet ğününde yüce Allah üç ğrupla konuşmaz, onları temizlemez ve onlar için acı bir a-zap vardır. Bu üç ğruptan birisi evli olup da zina eden kadmlardır."1
İNSANI ZİNAYA SEVK EDEN FULLER
Zinaya sevk eden fiillerin en önemlisi karşılıklı ba-kışmalardır. Kadın-erkek ilişkileri genelde bu vesileyle başlar. Nazarın cinsel hayattaki etkisini psikologlar ge-nişçe açıklamışlardır. İnsanlar bazen bu yolla kendile-rini tatmin etmeye çalışırlar. Bazıları için de bu, sadece bir başlangıçtır. Durum böyle olunca da nazar, başlı başına zina sayılır.
Rivayetlere göre zina çok çeşitlidir. Bedenin zinası na-mahrem birisiyle ilişkiye girmek, elin zinası, namah-rem birisine el vermek veya ona dokunmak, gözün zi-nası ise erkeğin namahrem bir kadına, kadının da na-mahrem bir erkeğe bakmasıdır.
Şehveti uyandırarak çoğalmasına, dolayısıyla zinaya yol açan sebeplerden ikincisi de mahrem olmayan kadın ve erkeğin birbirlerine karşı temaslarıdır. Bu da el sıkışmak, el öpmek, dokunmak ve kucaklaşmak ile olur. Bir hadis-i şerifte, Imam Cafer Sadık (a.s); "Elin
1- Furu-u Kâfi, c.5, s.534. 382
zinası, yabancı bir kadmin herhangi bir azasma do-kunmaktır." şeklinde buyurmuştur.1
Namahreme Bakmak
"İnananlara söyle, gözlerini haramlardan sakin-smlar, irzlanm korusunlar. Bu, daha temiz bir hare-kettir size. Şüphe yok ki Allah, ne işlerseniz hepsin-den haberdardir."
Yukarıda zikredilen Nur sûresinin 30. ayetinin tefsi-rinde Imam Bâkır (a.s)'dan şöyle naklolunmustur:
"Kadinlarm, baş örtülerini kulaklarının üzerine at-tıkları, göğüs ve boyunlannin bir kismim açık bıraktık-lan bir dönemde ensardan bir genç, kendi yolu üzerin-de güzel bir kadınla karşılaşmıştı. Kadmin çekiciliği ve güzelliği gencin bakışlarını kendine celbetti. Hayran kaldığı kadın, yanından geçip uzaklaşınca o da arka-dan takip etmeye başladı. Hem yoluna devam ediyor, hem de kadim arkadan iyice süzüyordu. (Yolları farkh olduğundan) Genç, başı arkada yolunu sürdürüyordu. Bir ara dar bir sokağa girdiğinin farkmda olmadi. Gözü yine o kadındaydı. Aniden yüzü duvara çarptı ve orada bulunan sivri bir kemik parçası suratını yaraladı. Kadın görünmez olunca genç, kendine gelip yüzünden akarak elbiselerine bulaşan kanları görünce pek üzüldü. Kendi
1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:l, b:104, h:2.
383
kendine; 'Allah'a yeminler olsun ki, Resul-i Ekrem'in yanma vanp bu meseleyi ona anlatacağım.' dedi."
"Resul-i Ekrem onu bu hâlde görünce ne olduğunu sordu. Genç, bütün olup bitenleri anlattı. 0 vakit Cebrail (a.s) nazil oldu ve; 'Müminlere söyle gözlerini haram-lardan sakındırsınlar...' ayet-i kerimesini getirdi."1
Şehvetle Bakmak
Insan gözü, cinsel lezzetleri kendinde biriktirip tatmin için kalbe gönderen hassas bir organdır. Bu yüzden karşılıklı bakışmalar veyahut da tek tarafh ba-kışlar insanı harama düşürecek kadar tehlike doğurur. Bu, kadınlarda iffetsizliğe, erkeklerde de namussuzlu-ğa yol açar.
Acaba iffetsizlik ve namussuzluk nereden başlar? Hiç şüphesiz bunun kaynağı yine gözdür. Kadın, hoş-landığı birine ilk önce nazar eder. Eğer erkek buna ce-vap verirse yani, aym manada ona bakarsa, ikisi ara-sında küçük bir yakınlaşma meydana gelir.
Karşılıklı bakışmalar, her iki tarafm da kalbinde, tarifi güç bir heyecan oluşturur. Artık onlar birbirlerine karşı cevap aldıklarından bu heyecan, git gide birlikte olma arzusuna dönüşür ve işte bu nedenledir ki Resul-i Ekrem bu konuda şöyle buyurmuştur:
1- Tefsir-i Numune, Vesail'uş-Şia, Tefsir-i Nur'us-Sakaleyn, el-Mizan ve Ruh'ul-Maani tefsirleri, Nur sûresi, 30. ayetin tefsiri.
384
"Namahreme bakmak, şeytanın oklanndan zehirii bir oktur (bakanm kalbine işler). Öyleyse kim yiice Al-lah'tan korkar da namahreme bakmazsa, yiice Allah ona öyle bir iman verir ki kalbinde onun tadini hisse-der."1
Hz. Isa (a.s) da bu konuda şöyle buyurmuştur: "Namahreme bakmaktan sakmin, doğrusu nâmahre-me bakmak insan kalbine şehvet saçar ve bu, sahibi için yeterli bir fitnedir."2
Diğer bir rivayette ise şöyle buyurmuştur: "Nâmahremi ğören bir kimse, o esnada namahreme değil de yere bakarsa, yüce Allah ona ğörmüş olduğu alan kadar cennette yer verir."
Zalim Gözler
Sıcak bir yaz günüydü. Emevî halifelerinden biri, yazlık sarayında, penceresi bol olan özel odasında isti-rahata çekilmişti. Her zaman olduğu gibi, yine dışarıyı seyrediyordu. Yüksekten insanları seyretmeyi pek sevi-yordu çünkü...
0 sıra gözü saraya doğru gelmekte olan bir gence ilişti. Gencin hâlinden gayet üzgün olduğu anlaşılıyor-du. Elbisesi sudan çıkmış insanlar gibi sırılsıklamdı. Emevi halifesi, bu hâle pek meraklandı. Derdi olacağını
1- Bihar'ul-Envar, c.101, s.38, h:34.
2- Bihar'ul-Envar, c.101, s.41.
385
düşünüp üzüldü. Kendi kendine "ne olursa olsun bu gencin ihtiyaçlarını gidermek için onunla konuşaca-ğım" diyordu.
Genç, saray kapısına varmıştı. Hizmetçiler izin verip onun Halife ile görüşmesinde yardımcı oldular. Bir müddet sonra Halifenin bulunduğu odaya girmiş, izniy-le oturmuştu.
— Kimsin, nereden geliyorsun?" diye sordu Halife. Genç, kim olduğunu ve nereden geldiğini açıkladık-
tan sonra, söylemişti derdini:
— Size bir şikâyetim var efendim.
— Söyle bakalım neymiş, kimdenmiş şikâyetin?
— Ben, kendi hâlinde bir tüccar idim. Işlerim iyiydi. Fırsattan yararlanıp amcamın kızıyla evlendim. Güzel ve mutlu bir yaşantımız vardı. Her yönüyle razıydım on-dan. Ne var ki yakın bir zamanda iflas ettim. Serma-yemi dahi kaybetmiştim. Evimi ve diğer varlıklarımı da borçlandığım kimseler elimizden aldı. Bu durumu ya-kından izleyen amcam, her şeyimi kaybettiğimi görün-ce kızını benden alıp kendi evine götürdü. Dahası mah-rumiyet ve yoksulluğum daha da arttı. Çaresizlik içeri-sinde "belki eşime kavuşurum" ümidiyle şehrimizdeki resmi temsilciniz olan hakimin huzuruna varıp, am cam hakkında şikâyette bulundum. Hakim olanları işitince amcamın yaptıklarına pek öfkelendi; onu cezalandıra-cağını söyledi. Güya adaleti sağlamak için eşimin ve
386
amcamın da mahkemeye gelmeleri gerektiğini söylemiş, huzuruna çağırtmıştı.
Sözün kısası, hakim, meseleyi sonuca bağlayana kadar bir yandan bizi muhatap alıyor, diğer bir yandan da karımı göz altı ediyordu. Mahkeme süresince de-vamlı ona bakıyordu. Nihayet meseleyi halletmişti. E-şime ve amcama gitmeleri için izin verdi. Bana kal-mamı emretti. Buna pek bir anlam verememiştim. Ne yazık ki hakim, meseleyi açmıştı... "Sana bir teklifim olacak" diye başladı sözlerine. "Acaba kabul eder mi-sin?" dedi. "Teklifiniz nedir?" diye sordum. "Karını bo-şayacaksın!" dedi. Onunla evlenmek istediğini, bu yüz-den eğer onu bağışlayacak olursam, karşılığında ne is-tersem vereceğini vaat etti.
Bu söz beni o kadar üzdü ki, tarif etmeye gücüm yetmez. Eşimle tekrar birlikte olmanın mutluluğunu yaşayacakken aldığım böylesine çirkin bir teklifle derin bir üzüntü içerisinde dışarı çıktım. Ancak, hakim yaka-lanmamı emretmişti. Daha eve varmadan askerlerce yakalanmış zindana atılmıştım. Zindanda olduğum müddet içerisinde karımı benden boşadılar. Ne var ki asıl üzüntüm zindandan sonra başlayacaktı. Üç ay son-ra beni serbest bırakmışlardı. Işte o vakit, hakimin e-şimle evlendiğini işittim. Çaresizlik içerisinde olanları size şikâyet için Şam'a, sizin yanınıza gelmeyi düşün-düm ve şimdi de sizinleyim..."
387
Halife, zavallı gencin şikâyetini işitince pek öfke-lendi ve şöyle dedi:
— Allah'im! Ben, halkm derdine derman olmalan, zulmün önünü almaları için hakim gönderiyorum, onlar ise kendi vazifelerini unutup, böyle işler yapıyorlar. Ya-zıklar olsun böyle işe ve yazıklar olsun bunu yapanla-ra...
Halife, daha sonra yazılı bir mektupla gencin şehri-ne elçi gönderdi. Mektupta hakime yeni evlendiğin e-şinle "Şam'a gel." emri vardi.
Günler sonra hakim, eşiyle birlikte Şam'a varmıştı. Halife, meselenin verdiği öfkeyle onları huzuruna ça-ğırdı. Genç de oradaydı. Ne var ki Halife de hakimin yaptığı gibi, bir yandan onlarla konuşuyor, diğer bir yandan da kadına bakıyordu. Her bakışında onunla olma isteği daha da artiyordu.
Nihayet onca konuşmadan sonra Halife, acı üstüne acı eklemişti:
— Ey genç! Artık, iş işten geçmiştir. Dilerseniz onu kendi nzamzla boşayın ve sarayimda, benimle kalma-sına müsaade edin. Eğer maddî yönden sıkıntı içerisindeysen, güzel ve huzurlu bir yaşam sürdürmen için sana birkaç güzel cariye ve dilediğin kadar para ve-ririm...
Genç, ağlar gibi oldu. Çaresizliğin verdiği acıyla eli-ni Allah'ın dergâhına uzatıp şöyle dedi:
388
— Ey Allah'ım! Amcamın zulmü üzerine hakime şi-kayette bulundum. Ama, hakim bana hiyanet etti. 0-nun da zulmünden Halifeye sığındım. Derdime çare o-lacağını sandım. Oysa, onca zulüm üzerine bir yenisini daha ekledi. Öyleyse ey Allah'ım, herkesin zulmünden sana sığınıyorum, beni bul...
Halife, gencin bu işi kabullenmediğini görünce ka-dının buna razı olacağını düşünerek dedi ki:
— Öyleyse, seçme hakkını kadına birakahm. Üçü-müz arasından birini o seçsin. Ya hakimin yamnda ha-kimle, ya senin yamnda seninle ya da benim sarayim-da benimle...
Kadın, bu teklifi işitince herkese öğüt olsun diye şöyle seslendi:
— Ben senin sarayim istemem. Heva ve hevesine uyan, onun kölesi olan hakimi de... Ancak ben, eski saadetimi, asil kocami isterim..."
Sözün kısası, kadından bu sözleri beklemeyen Halife, mecburen kabullenmek zorunda kaldi ve Allah'm inayetiyle hakyerini buldu.1
1- Peyvend-i Zenaşui, Kadir Ali Mtimeyyiz, s.52.
389
[YUKARI GIT]