|
HuseyninDivaneleri
|
 |
« : 02 Haziran 2009 20:38:48 » |
|
KERBELA VAKIASINA KARŞI KUFELiLERİN TUTUMU
Tarih kitaplarında ve de halk arasında bir atasözü olarak Kûfelilerin hilekâr ve hâin olduktan, aralarında ahde vefa etmenin çok az görüldüğü yaygın olup biz de, Kûfelilerin ruhsal karakterleri hakkında onların aceleci olduklarına ve karar vermede bu acele etmelerinin daima kendilerine ve hükümdarlarına zararlı olduğuna önceden değinmiştik. Çabuk incinmeleri ve bunun yânında çabuk ikna olmaları aynı şekilde çabuk teslim olmaları, çabuk başkaldırmaları, isyan etmeleri bu halkın ruhlarına islemiş, hakim olmuştu. Burada Kûfelilerin Ker-befa vakıası karşısındaki tutumu hakkında bir takım konulan sergilemeye çalışacağız:
62) Tabakat-ul Kubra (ibn-i Sa'd), c: 5,s:148, Beyrut.
63)Tarihi Dimeşk (imam Huseyn’in Hayatı) İbn-i Asakir s193
64) islam Tarihi, Cambridge Universitesi c- ı s.81 ingilizce metni/el-ithaf bi-hubb-il Eşraf (eş-Şebravi)İmam Huseyn Hayatı.
Küfe halkı, muhtelif hakimler döneminde teşekkülleri ' değişime uğrayan çeşitli kabilelerden oluşan bir mecmua idi. Kabilelerin teşekkülünün değişmesi daima hakimlerin çıkarlarını içeren bir takım maslahatlara uygun olarak gerçekleştiriliyordu. Aynı zamanda hakimler, kabile büyüklerinin, ileri gelenlerinin durumunu mülahaza ediyorlardı. Çünkü çoğu yerlerde onların şehrin valilerinden daha güçlü olduklarını kendileri de biliyordu.
Şialar bu halkın bir kısmını teşkil ediyordu. Bazı kabileler şii olmakla meşhur idiyseler de hiç bir kabilenin yüzde yüz şii olduğu düşünülemezdi. Böylece şiiler kabileler arasında dağınık olduklarından bir bütünlüğe sahip değildiler ve kabileliğe özgü özelliklerin yanısıra, Küfelik karakterleri de onlara hakim olmuş idi.
O dönemdeki Şiilerin sayısı pek de fazla değildi. Hücr b. Adiy Küfe mescidinde Ziyad ile muhalefet ettiğinde mescitte-kilerin yarısının veya üç de birinin onu destekledikleri söylenmiş. Ama onların çoğu sadece siyasi konularda Ali (a.s.)'ın evlatlarıyla eşlik ediyorlardı. Bu gibi kimselere siyasi şiilik, akidevi Şiilikten daha çok yakışıyordu. Bu yüzden Emir-ül Müminin (a.s.)'ın Kûfe'deki gerçek şiileri, sayı ve savaş aletleri bakımından pek de. güçlü sayılmazlardı.
Küte halkının imam Hüseyn (a.s.)'ı davet edip fakat kendisine yardım etmedikleri bir yana, hatta onu öldürmek için doğrudan doğruya yardımlaşmada bulunduklarında, şüphe yoktur. Aynı zamanda bunların kim olduğunu, kimlerin mektup yazdıklarını ve neden yardım etmediklerini araştırmamız yerinde olur.
Önce, şii düşünce tarzının sonraları Kûfe'de göz alıcı bir ilerlemesi olduğunu, hatta Beni Abbas'ın Ali (a.s.) evlatlarının hilafet hakkını gasbetmeleri karşısında onlarla muhalefet ettiklerini ve bu yüzden Emevi sarayına bağlı tarihçilerin ve hadiscilerin Küfe halkından nefret ettiklerinin yanısıra, Beni Abbas sarayı alimlerinin de Kûfelilere karşı böyle bir kin beslediklerini hatırlatmamız gereklidir. Şiaya yapılan zulüm sadece siyasi zulüm değildi ve hatta düşünce ve inanç açısından da daima satılmış düşünürler tarafından küfür ve islamdan çıkmak ile suçlanıyorlardı. Buna göre mütalaa ederken ve tarihî olayları naklederken, onların tarihçilerinin şiiliğe karşı düşmanlık edercesine ve onlardan nefret ederek tarihi olayları değerlendirdiklerine tamamen dikkat etmek gerek. Bu noktaya dikkat ederek böyle tarih yazarlarının daima şiayı vefasız göstermeğe ve Kûfe'nin Hüseyn b. Ali (a,s.)'den himaye etmemesinin günahını şia'ya yüklemeye çalıştıkları kolayca anlaşılabilir. Oysa ki aşağıdaki açıklamalar, Kûfelilerin uygun ve iyi karakterlere sahip olmadıklarından dolayı Hüseyin (a.s.)'ı destekleyemediklerine biraz da olsa açıklık getirecek. Fakat Kûfelilerin işar edecek derecede fedakârlık etme amaçları olsaydı durumu bir yere kadar değiştirebilirlerdi. Bu hu-susdaki görüşümüzün hulasası bundan ibarettir; şimdi bu görüşümüzü şahitlerle, delillerle isbatlamaya çalışacağız:
O koşullar altında bulunan Kûfe'den şöyle bir tablo sergilenebilir: Şam halkı Yezid'i kolaylıkla kabullenebiliyorlardıy-sa da, bu iş Küfe halkı için zor idi. Bu nedenle Yezid başa geçtiğinde Küfe şifleri muhalefete başladılar ve Küfe halkının ekseriyeti de Yezid'in yerine oturabilecek uygun birine sahip olmadıklarından Hüseyn b. Ali (a.s.)'ın tarafına çekildiler. Bu doğrultuda şifler tarafından davet başlatıldığı zaman halkın avam kitlesine -genelde her milletin avam kitlesine- özgü olan sefa ve içtenlikle kendi himaye ve desteklerini bildirmekle kalmayıp kendi mevki ve makamlarını tehlikede gören veya halk kitlesinin ruhsal karakterinin tesiri altında kalan büyükler ve ileri gelenler dahi kendilerini kıyamın gerçek taraftarları olarak gösterdiler. Neticede İmam Hüseyn (a.s.)'ı destekleme doğrultusunda Kûfe'de yalancı bir ortam meydana geldi; bilhâssa yumuşak huylu ve müdaracı Nü'man b. Beşİr gibi birinin Kûfe'nin valisi oluşu böyle bir fezanın yaratılmasında ve yayılmasında katkılı oldu. Bu ortam ibn i Ziyad Kûfe'nin hükümetini ele alıncaya kadar yayılmakta ve daha da kapsamlı olmakta idi.
İmam Hüseyn (a.s.)'ın şu sözünü nazara aldığımızda "bana mektup yazmalarından asıl amaçlan beni aldatmak ve yezid'e yakınlaşmak idi."89 Küfe büyüklerinin o hazret! davet etmeleri hususunda onların İmamı Irak'a çekip orada feci bir şekilde olduğu gibi, şehit etmeleri için böyle bir ortamı bilerek yarattıkları ihtimali de ortaya çıkıyor.
Bunlara rağmen bu ortamın büyük bir bölümü müsbet ! idi. öyle ki Müslim bile Kûfe'nin durumunu görünce böyle Yorumlamış ve buna dayanarak İmam Hüseyn (a.s.)'ı Kû-
feye davet etmişti.
|