|
huseyinruhullah
|
 |
« : 08 Mayıs 2009 20:02:28 » |
|
İLMİN FAZİLETİ
KİTABI
1) İLMİN FARZ, İLİM ÖĞRENMENİN VE İLMİ ÖĞRENMEYE TEŞVİK ETMENİN ZORUNLULUĞU BABI
l-(35) ...Abdurrahman b. Zeyd, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet etmiş:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) şöyle buyurdu:
«İlim öğrenmek her Müslüman’a farzdır. Haberiniz olsun ki, Allah, ilim öğrencilerini sever.»
2-(36) ...İsa b. Abdullah el-Amerî Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
«İlim öğrenmek farzdır.»
3-(37) ...Yunus b. Abdurrahman, ashabının bazısından rivayet eder ki:
Ebu'l-Hasan (aleyhisselâm)'a soruldu: "İhtiyaç duyulan bir şeyle ilgili soru sormaktan vazgeçilebilir mi?" Buyurdu ki: «Hayır...»
4-(38) ...Ebu İshak es-Sebiî, kendisine anlatan birinden şöyle rivayet eder:
Emir'ül-Mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)'ın şöyle dediğini duydum: «Ey insanlar! Biliniz ki, dinin kemâle ermesi, olgunlaşması ilim öğrenmek ve ilmin gereğince hareket etmekle mümkündür. Haberiniz olsun! İlim öğrenmek, sizin için mal kazanmaktan daha gereklidir. Mal, Allah tarafından aranızda paylaştırılmış ve garanti altına alınmıştır. Malı, adalet sahibi Rabbiniz, aranızda bölüştürmüş ve vereceğini garanti etmiştir. Payınızı eksiksiz olarak size verecektir. İlim ise âlimlerin yanında saklıdır. Onu ehlinden edinmeniz emredildi. O halde ilmi, ehlinden öğrenin.»
5-(39) ... Ebu Abdullah, ashabımızdan birinden merfu olarak Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) şöyle buyurmuştur: «İlim öğrenmek farzdır.» Bir diğer hadiste Ebu Abdullah şöyle der: «Resûlullah buyurdu ki: «İlim öğrenmek her Müslüman’a farzdır. Haberiniz olsun! Allah, ilim öğrencilerini sever.»
6-(40) ...Ali b. Ebu Hamza şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)'ın şöyle dediğini duydum: «Dinde derin anlayışı kazanın; çünkü dinde derin kavrayış sahibi olmayan bir kimse bedevidir.[1] Çünkü Allah, kitabında şöyle buyuruyor: "Dinde derin ve sağlam bilgi tahsil etseler ve döndükleri zaman kavimlerini inzâr eyleseler (uyarsalar), olur ki sakınırlar." (Tevbe, 122)»
7-(41) ...Mufaddal b. Ömer şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)'ın şöyle dediğini duydum: «Size Allah'ın dininde derin kavrayış kazanmayı ve bedeviler gibi olmamayı tavsiye ederim; çünkü bir kimse Allah'ın dininde derin kavrayışa sahip olmamışsa kıyamet günü Allah, onun yüzüne bakmaz, amellerini kötülüklerden arındırmaz.»
8-(42) ...Eban b. Tağlib, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)'ın şöyle dediğini rivayet eder:
«Ashabımın dinde derin kavrayışa ulaşıncaya kadar başlarına kırbaçlarla vurulmasını isterdim.»
9- (43) ...Muhammed b. İsa, kendisine rivayet eden birinden, o da Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’ dan rivayet eder ki:
Adamın biri İmam'a sordu:
"Sana kurban olayım, bir adam var; imamet meselesini biliyor ve evine kapanmış, arkadaşlarımızdan hiç biriyle tanışmıyor, buna ne dersiniz?"
Buyurdu ki: «Peki, bu adam, dininde derin kavrayışa nasıl sahip olacak?»
2) İLMİN SIFATI, ÜSTÜNLÜĞÜ, ÂLİMLERİN FAZİLETİ BABI
1-(44) ...İbrahim b. Abdulhamid, Ebu'l-Hasan Musa (Musa b. Cafer aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
«Resûlullah bir gün mescide girdiğinde, insanların bir adamın etrafında kümelendiklerini gördü. «Nedir bu?» diye sorduğunda:
-"O bir allâmedir." dediler. Buyurdu ki: «Nedir âllame?»
Dediler ki: Arapların soylarını, Arap tarihinde yaşanan olayları, cahiliye döneminin önemli gelişmelerini ve Arap şiirini en iyi bilen adamdır.
Bunun üzerine Nebi (sallallahu aleyhi ve âlihi) şöyle buyurdu: «Böyle bir ilmi bilmemek insana zarar vermediği gibi bilmek de fayda vermez.»
Ardından şöyle buyurdu: «Asıl ilim üç kısma ayrılır: Kur'ân'dan muhkem bir ayet. Yerine getirilen bir farz... Pratikte yaşanan bir sünnet... Gerisi fazlalıktır...»[2]
2-(45) ...Ebu'l-Behterî, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder: «Alimler peygamberlerin vârisleridir; çünkü peygamberler mîras olarak dirhem ve dinar bırakmazlar. Bilâkis, hadislerinden bir hadis miras bırakırlar.[3] Kim bundan bir şey alırsa büyük bir kazanç elde etmiş olur.
O halde sahip olduğunuz ilmi kimden aldığınıza bakın. Çünkü biz Ehl-i Beyt'ten her halefin döneminde âdil birileri çıkar, aşırıların tahriflerini, bâtıl ehlinin işlerine gelen kısmını alıp geri kalanını değiştirme amaçlı girişimlerini ve cahillerin yorumlarını dinden ayıklarlar.»
3-(46) ...Hammad b. Osman, Ebu Abdullah (aleyhisselâm.)’dan şöyle rivayet eder:
«Allah, bir kuluna hayır dilediği zaman onu dinde derin kavrayış sahibi kılar.»
4-(47) ...Rebî b. Abdullah, bir adamdan, o da Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
«En büyük olgunluk ve kemâl derecesi; dinde derin kavrayış sahibi bir âlim olmak, felaketler karşısında sabretmek ve israftan uzak dengeli bir geçim düzenine sahip olmaktır.»
5-(48) ..İsmail b. Cabir, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
«Âlimler güvenilirdirler. Muttakiler kaleler ve vasiler önderdirler.»
Diğer bir rivayette ise: «Âlimler meşalelerdir. Muttakiler kaleler ve vasiler önderdirler.»
6-(49) ...Beşir ed-Dehan, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
«Ey Beşir! Bizim arkadaşlardan dinde derin kavrayış sahibi olmayan kimselerde hayır yoktur. Bizden bir kimse dinde derin kavrayışa sahip olmayınca onlara (Ehl-i Beyt karşıtlarına) muhtaç olur. Onlara muhtaç olunca da; o, farkına varmadan kendi sapıklık kapılarından içeri sokarlar onu.»
7-(50) ...es-Sekunî, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan o da atalarından rivayet eder ki:
«Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) şöyle buyurdu:
«Sadece şu iki adamın yaşamasında hayır vardır:
İtaat edilen âlim ve duyduğunu anlayan, kavrayan dinleyici.»
8-(51) ...Ebu Hamza, Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
«İlminden yararlanılan bir âlim, yetmiş bin âbidden daha üstündür.»
9-(52) ...Muaviye b. Ammar şöyle rivayet eder:
İmam Ebu Abdullah (aleyhisselâm)'a dedim ki: "Bir adam var, sizin hadislerinizi rivayet ediyor, insanlar arasında yayılmasını sağlıyor, onların sizin taraftarlarınızın ve diğer insanların kalplerindeki yerlerini pekiştirmeye çalışıyor.
Bir adam da var ki, sizin Şia’nızdır ve sadece ibadetle meşguldür; ancak sizin hadislerinizi rivayet etmemektedir." Bunlardan hangisi daha üstündür?
Buyurdu ki: «Bizim hadislerimizi rivayet eden, onların, Şiâmızın kalplerinde pekişmesi için çabalayan kimse, bin âbidden daha üstündür.»
3) İNSAN GRUPLARI BABI
1-(53) ...Ebu îshak es-Sebiî, kendisine anlatan güvenilir birinden rivayet eder ki:
Emir'ül-Mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum:
«Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi)’den sonra insanlar üç gruba ayrılarak her bir grup ayrı bir tarafa yöneldi.
Bir grup, "Allah tarafından kendisine hidayet bahşedilmiş, Allah'ın bahşettiği ilimler sayesinde başkalarının bilgisine muhtaç olmayan" bir âlime yöneldi.
Diğer bir grup, "ilim sahibi olmadığı halde yanında bulunan şeylere aldanarak kendini beğenen, dünya tarafından aldatılmış, kendisi de başkalarını aldatan" bir cahile yöneldi.
Bir grup da, Allah tarafından hidayet üzere bulunan ve kurtuluşa eren bir âlimden, "ilim öğrenen biri"ne yöneldi.
Sonra ilim sahibi olmak iddiasında bulunan kimse helak oldu, yalan uyduran kimse hüsrana uğradı.»
2-(54) ...Ebu Hatice Salim b.Mukram, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)'dan şöyle rivayet eder:
«İnsanlar üç gruba ayrılır: Âlimler, öğrenciler, sel sularının üzerine biriken çör çöpler...»
3-(55) ...Ebu Hamza es-Sumalî şöyle rivayet eder: Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm) bana dedi ki:
«Ya âlim ol, ya öğrenci ol ya da ilim ehlini seven ol. Sakın dördüncü olma. Yoksa âlim ve öğrenci düşmanı olmandan dolayı helak olursun.»
4-(56)...Cemil şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: «İnsanlar üç gruba ayrılırlar: Âlimler, öğrenciler ve sel sularının üzerine biriken çör çöpler... Biz Ehl-i Beyt İmamları âlimleriz. Şiâmız öğrencilerdir. Geri kalanlar da çör çöptür.»
4) ÂLİMİN VE ÖĞRENCİNİN SEVABI BABI
l-(57) ...el-Kaddah, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)'ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:
«Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) buyurdu ki:
«Bir kimse, ilim öğrenmek amacıyla bir yolu izlerse Allah, onu cennete giden bir yola yöneltir. Melekler, hoşnutluklarının bir göstergesi olarak kanatlarını onun için yayarlar. Denizdeki balığa kadar göklerde ve yerde bulunan bütün canlılar, ilim öğrencisi için bağışlanma dilerler. Âlimin âbidden üstünlüğü, ayın on dördünde geceleyin ayın diğer yıldızlardan daha üstün olmasına benzer.
Âlimler, peygamberlerin vârisleridirler. Çünkü peygamberler, miras olarak dinar veya dirhem bırakmazlar; ancak ilim bırakırlar. Kim onlardan ilim alırsa büyük bir pay elde etmiş olur.»
2-(58) ...Muhammed b. Müslim, Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
«İçinizden ilim öğreten kimse, ilim öğrenen kadar sevap alır. Ayrıca fazladan da ödüllendirilir. O halde ilim sahiplerinden ilim öğrenin ve âlimlerin size öğrettiği gibi öğrendiklerinizi kardeşlerinize öğretin.»
3-(59) ...Ebu Basir şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)'ın şöyle dediğini duydum: «Birine bir hayrı öğreten kimse, o hayırla amel eden kimse kadar sevap alır.» Dedim ki: Eğer öğrettiği kişi de bir başkasına öğretirse ilk kişiye öğreten, bundan da sevap alır mı?
Buyurdu ki:«Bu hayrı bütün insanlara öğretse yine de ilk öğreten kişi ecir alır» Dedim ki: Ölse de mi? Buyurdu ki: «Ölse de.»
4-(60) ...Ebu Ubeyde el-Hazzai, Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)'dan şöyle rivayet etmiştir:
«Kim hidayet kapısını birine öğretirse, onun için bununla amel edenin aldığı sevap kadar sevap vardır; bununla beraber amel edenlerin sevaplarından bir şey de eksilmez. Kim de sapıklık kapısını birine öğretirse, onun için bu sapıklıkla amel eden kimselerin aldıkları vebal kadar vebal vardır ve bu onların veballerinden bir şey de eksiltmez.»
5-(61)...Ebu Hamza, Ali b. Hüseyin (aleyhisselâm)' dan şöyle rivayet eder:
«Eğer insanlar, ilim öğrenmenin ne gibi yararlarının olduğunu gerçek anlamda bilselerdi yüreklerinden kan akması ve azgın girdaplara dalmak pahasına onu öğrenirlerdi. Allah Tebareke ve Teâlâ, Danyal (aleyhisselâm)’a şöyle vahyetti:
"En nefret ettiğim kulum, âlimlerin değerini hafifseyen, onlara uymaktan vazgeçen cahildir."
En sevdiğim kulum ise büyük sevabı isteyen, âlimlerle beraber olan, ağırbaşlı, yumuşak, insanlara uyan ve hikmet sahibi insanlardan erdemli söz ve davranışlar algılamaya yatkın muttaki insandır.»
6-(62) ...Hafs b. Giyas şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm) şöyle buyurdu:
«İlim öğrenen, gereğince hareket eden ve onu Allah için başkalarına öğreten kimse, göklerin melekûtunda büyük biri olarak çağırılır ve denilir ki:
"Bu adam Allah için ilim öğrendi. Allah için ilminin gerektirdiği biçimde amel etti. Ve Allah için onu başkalarına öğretti."»
5)- ÂLİMLERİN SIFATLARI (nitelikleri) BABI
l-(63) ...Muaviye b. Vehb şöyle rivayet eder: Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum:
«İlim öğrenin, onu yumuşak huylulukla ve ağır başlılıkla süsleyin. İlim öğrettiğiniz kimselere karşı mütevazı olun. İlim öğrenmek istediğiniz kimseler karşısında da mütevazı olun. Sakın zorba âlimlerden olmayın; aksi takdirde bâtıl özellikleriniz, hak özelliklerinizi yok eder.»
2-(64)...Haris b. Muğire en-Nasrî rivayet eder ki:
Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm) "Allah 'tan ancak âlim kulları korkar." (Fatır, 28) ayetiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
«Bu ayette geçen âlimler niteliğiyle fiilleri, sözlerini doğrulayan kimse kastediliyor. Yoksa fiilleri sözlerini doğrulamayan kimse, âlim olamaz.»
3-(65) ...Ebu Said el-Kammat, el-Halebî'den, o Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
Emir'ül-Mü'minin (Ali aleyhisselâm) şöyle buyurdu:
«Size gerçek fakihin kim olduğunu haber vereyim mi?
-İnsanların ümitlerini Allah'ın rahmetinden kesmeyen.
-Allah'ın azabından emin olmamalarını sağlayan.
-Allah'a isyan anlamına gelen fiilleri işlemelerine ruhsat vermeyen.
-Kur'ân'ın bir kenara bırakılıp başka kitaplara yönelmelerine neden olmayan kimsedir.
Haberiniz olsun! Anlaşılmayan ilimde hayır yoktur. Haberiniz olsun! Düşünülmeyen okumada hayır yoktur. Haberiniz olsun! Tefekkürden yoksun ibadette hayır yoktur.» Diğer bir rivayette ise şu ifadeler yer alır:
«Haberiniz olsun! Anlaşılmayan ilimde hayır yoktur. Haberiniz olsun! Düşünülmeyen okumada hayır yoktur. Haberiniz olsun! Fıkıhsız ibadette hayır yoktur. Haberiniz olsun! Takvası olmayan kullukta hayır yoktur.»
4-(66) ...Safvan b. Yahya, Ebu’l-Hasan er-Rıza (Ali b. Musa aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
«Dinde "derin kavrayış sahibi" olmanın belirtisi, yumuşaklık ve sessizliktir.»
5-(67) ...Ahmed b. Muhammed el-Berkî, ashabının bazısından merfu olarak Emir'ül-Mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:
«Eğlenceye düşkünlük ve aldatıcılık, âlimin kalbinde yer edinemezler.»
6-(68) ...Muhammed b. Sinan, merfu olarak İmam'dan rivayet etmiştir ki:
Meryem oğlu İsa şöyle demiştir: «Ey Havariler topluluğu! Sizden bir isteğim var.»
Dediler ki: İsteğin yerine getirilecektir, ey Ruhullah!
İsa (aleyhisselâm) yerinden kalktı ve onların ayaklarını yıkadı.
Dediler ki: Bunu bizim yapmamız daha yerinde olurdu ey Ruhullah!
İsa (aleyhisselâm) şöyle dedi: «İnsanlar içinde hizmet etmeye en çok hakkı olanlar âlimlerdir. Bu şekilde tevazu gösterdim ki, siz de benden sonra insanlar arasında bu şekilde tevazu gösteresiniz.»
Sonra İsa (aleyhisselâm) şöyle dedi: «Hikmet binası tevazu ile kurulur, kibirle değil. Nitekim ekinler de düz arazilerde yeşerirler, sarp dağlarda değil.»
7-(69) ...Muaviye b. Vehb, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan rivayet eder ki:
Emir'ül-Mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm) şöyle derdi:
«Ey ilim öğrenen kişi! Âlimin, üç alâmeti vardır: Bilgi, ağırbaşlılık ve ulu orta konuşmamak.
Âlimlik taslayan kimsenin de üç alâmeti vardır: Kendisinden yukarı olanlarla günahla kavga eder. Kendisinden aşağı olanlara galip gelip zulmeder. Zalimlere destek verir.»
6) ÂLİMİN HAKKI BABI
1-(70) ...Süleyman b. Cafer el-Caferî, kendisine anlatan birinden, o da Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
Emir'ül-Mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm) şöyle derdi:
«Âlimin senin üzerindeki hakları arasında ona fazla soru sormaman, elbisesinden tutup çekiştirmemen, bir meclise girdiğinde onun yanında başkaları da varsa önce herkese selâm verip ardından özel olarak ona selâm vermen yer alır.
Onun karşısında otur, arkasında oturma. Onunla konuşurken kaş göz işareti yapma. Ellerinle işaret etme. Sık sık: "Falan adam, falanca kişi senin görüşünden farklı şeyler söylüyor." diyerek canını sıkma. Birlikteliğinizin uzun sürmesinden bıkma. Çünkü âlim insan, hurma ağacına benzer. Dibinde beklersin, ta ondan bir şey üzerine düşünceye kadar. Âlimin alacağı sevap, gündüz oruçlu, gece namazlı, Allah yolunda cihad eden gazinin alacağı sevaptan daha büyüktür.»
7) ÂLİMLERİN ÖLÜMÜ BABI
1-(71) ...Süleyman b.Halid, Ebu Abdullah (aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
«Mü'minlerden hiç kimsenin ölümü, bir fakihin ölümü kadar İblis'i sevindirmez.»
2-(72) ...İbn Ebu Umeyr, ashabının bazısından onlar da Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmişlerdir:
«Fakih bir mü'min öldüğü zaman, İslâm'da artık kapatılamayacak bir gedik açılır.»
3-(73) ...Ali b. Ebu Hamza şöyle rivayet eder:
Ebu'l-Hasan Musab. Cafer (aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: «Mü'min öldüğü zaman melekler, yeryüzünün üzerinde Allah'a ibadet edilen mıntıkası ve amellerinin yükseldiği göğün kapıları onun için ağlarlar. İslâm'da hiçbir şeyle kapatılamayacak bir gedik açılır. Çünkü fakih mü'minler, çevresindeki surların bir kenti korudukları gibi İslâm'ın kaleleridirler.»
4-(74) ...Süleyman b. Halid, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
«Mü'minlerin içinden hiç kimsenin ölümü bir fakihin ölümü kadar İblis'i sevindirmez.»
5-(75) ...Davud b. Ferkad, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
«Babam şöyle derdi: Allah Azze ve Celle, ilmi yeryüzüne indirdikten sonra onu tekrar yukarı çekmez. Ancak âlim ölürse ilmi de ortadan kalkar. Onun yerini kaba saba insanlar alır ve bunlar da hem kendilerini hem de başkalarını saptırırlar. Temeli olmayan bir şeyde hayır olmaz.»
6-(76) ...Cabir Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)'dan şöyle rivayet eder:
«Ali b. Hüseyin (Zeyn 'ül-Âbidin aleyhisselâm) şöyle derdi:
"Bizim, yeryüzüne gelip onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi?" (Ra'd, 41) ayetinden biz Ehl-i Beyt'in erken ölümlerine veya öldürülmelerine ilişkin bir mesaj algılıyorum ve bundan şevk duyuyorum, benim nefsime bir bağış gibi geliyor.[4] Ki bu ayetten kasıt âlimlerin ortadan kalkmalarıdır.»
ÂLİMLERLE OTURUP KALKMA VE SOHBET ETME BABI
1-(77) ...Muhammed b. İsa, Yunus'tan, o da merfu olarak rivayet eder ki:
Lokman (aleyhisselâm), oğluna şöyle dedi:
«Ey Oğulcuğum! Arkadaşlarım basiret gözünle seç. Eğer bir topluluğun Allah Celle ve Azze'yi andıklarını görürsen, onlarla birlikte otur. Eğer âlimsen ilmin sana yararlı olur, şayet cahilsen onlar sana ilim öğretirler. Umulur ki Allah, onları rahmetinin gölgesine alır ve seni de onlarla birlikte rahmetinin kapsamına sokar.
Şayet Allah'ı anmayan bir topluluk görürsen, onlarla birlikte oturma. Eğer âlimsen onlarla birlikte oturmandan dolayı ilmin sana fayda vermez. Şayet cahilsen cehaletini artırırlar. Bakarsın Allah azabıyla onları gölgeler de bu azap, seni de kapsamına alır.»
2-(78)...İbrahim b. Abdulhamid, Ebu'l-Hasan Musa b. Cafer (aleyhisselâm)'dan şöyle rivayet eder:
«Bir âlimle çöplükte konuşmak, bir cahille koltuklar üzerinde oturarak konuşmaktan daha iyidir.»
3-(79) ...Fadl b. Ebu Kurra, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)'dan şöyle rivayet eder:
«Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) buyurdu ki:
Havariler, İsa (aleyhisselâm)’a: "Kiminle oturup kalkalım?" diye sordular.
- «Gördüğünüzde size Allah'ı hatırlatan, konuştuğunda size bilgi öğreten ve amelleriyle sizi ahirete teşvik eden kimseyle oturup kalkın.»
4-(80) ...Mansur b. Hazım, Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
«Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) buyurdu ki: «Din ehliyle oturmak dünya ve ahiret şerefidir.»
5-(81) ...Mis'ar b. Kidam şöyle rivayet eder:
Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: «Güvendiğim biriyle oturmak, benim için bir senelik amelden daha güven vericidir.»
|